Tag Archives: Seval Aksu Demir

Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum 🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti 🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu 🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına 🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar 🙂

İştahsız Çocuk mu? Uykusuz Çocuk mu?

Standard

logo

“Bir çoğunuzun en zorlandığı konuların başında geliyor değil mi, uyku ve yemek. Sevgili Gülşah güzel bir konuya değinmiş, teşekkür ederim kendisine. Keyifli okumalar”

Yaklaşık bir 2 yıldır kendime bunu soruyorum. Yesin mi? Uyusun mu? Dip not: İkisi de olsa keşke.

Bu kafa karışıklığımın nedeni 2.çocuğum Ela’nın hala az olan gece uykuları! Her yolu denedim ama bir türlü Ela nın gerektiği kadar uyumasını sağlayamadım.

Oğlum 10 yaşında uykuyu çok sever 6 aylıktan itibaren gece deliksiz uyumaya başlayan bir çocuk ama iştah sıfır. Tüm gün yemek verme ASLA açıktım demez. Ben küçükken babam tarafından sebze yemekleri yemem konusunda çok büyük baskı ve ısrarla büyütüldüm. Bugün 32 yaşındayım ve küçükken yemem için yapılan baskılardan kaynaklı ağzıma yeşillik sürmeyen bir insanım. Gördüğüm anda midem bulanıyor. Bu yüzden yemek konusun da Yağız a asla baskı uygulamıyorum. Ama bir taraftan da gücü kuvveti düşecek hasta olacak diye korkuyorum. Çok şükür bağışıklığı çok iyi. Demek ki yediği kadarı yetiyor.

Ela ise tam tersi. Sofradan herkesden sonra kalkar. Daha sofra toplanmadan “ne yesem ki” der meyveden bir başlar kuru ekmeğe kadar tüm gün boyunca yer. Buna rağmen kg yaşıtlarına göre çok geri. Sebebi yetersiz uyku uyuması! Çocuklar kg nun bir kısmını uyuyarak bir kısmını da besinlerden alıyormuş. (Tüm testler yapıldı çok şükür gelişim sorunu yok.)

İki örnekte elimde mevcut iken, ikisinden de dert yanıyor iken elbet  tercih yapmam mümkün değil.

Şöyle genel profile bakınca evet Yağız iştahsız ama deliksiz uyumayı seven bir çocuk ve bağışıklığı çok iyi kolay kolay hasta da olmaz. Diğer taraftan Ela çok güzel yemeğini yer ayırmaz evet oda kolay kolay hasta olmaz (maşallah diyeyim) ama öğlen uykusu yok,  gece uykusu çok çok az.

Gece 9 dan sonra yani Ela yı uyutma vakti yaklaştığın da nabız atışlarım artıyor kalp krizi geçirecek gibi oluyorum. Korku filmi sahnelerini yaşıyoruz evde.  Saatlerce bitmeyen ağlama krizlerine şahit oluyoruz. Uyku eğitimi kitapları okudum uyguladım da ama yok maalesef her yöntem her çocuğa sökmüyormuş gayet net öğrendik.  Denediğim yöntem detayları nı bloğum dan okuyabilirsiniz de http://www.gulsahonen.com/2015/05/uyku-egitimi-verememek.html
Şaka değil valla gece 2 de yanımıza gelip sabaha kadar aramızda rahatsız olup uyuyamayan evlat rahat etsin diye odasına götürdüğümüz de delirmiş gibi ağlıyor 2 gecedir artık yanımıza almamak için mücadele ediyoruz. Ve sonuç olarak 2 saat ben yatağının başında sandalye tepesinde oturuyorum 2 saat babası oturuyor. Uyudu sanıp parmak ucunda odadan çıkarken her şey en başa dönüyor. Ağlamasını istemediğim içinde bırakıp gitmiyorum azimle sabah erken işe gidecek olmama rağmen tepesinde uykuya dalmasını bekliyorum.

Sabah olunca da biz karı koca üzerimizden tır geçmiş gibi kalkarken küçük hanım bütün gece deliksiz uyumuş gibi daha saat 7 olmadan kalkıyor ve “bak ben yatağımda uyudum” diyor. Ağlanacak halimize gülüyoruz. O yüzden sadece birkaç saat değil sabaha kadar yatağında uyumaya alışması şart.

Tüm bu sebeplerden dolayı iştahsız çocukmu? uykusuz çocukmu? diye sorulsaydı ben kesinlikle iştahsızı seçerdim çünkü azimli anneler oyunla da olsa çocuğun ağzına bir iki lokma sokabiliyor ve açlıktan ölen olmuyor ama uykusuz çocuğa oyunla ya da kandırarak uyutmak mümkün olmuyor ve uykusuzluktan cinnet geçiren ebeveynler olabiliyor  🙂

Anneliğimin ilk zamanlarında uyuyan oğlum varken dert yanan uykusuz annelere bilmiş bilmiş “sorun çocuk da değil sizde, iyi bir uyku eğitimi vermelisiniz” derken uykudan nefret eden bir kızım olacağını hiççç düşünememişim.  Uykusuzluktan dert yanan annelere akıl vermek yerine biraz da olsa anlayamayı tercih etmek sanırım en güzeli. Çünkü her şey karşıdan hesaplandığı gibi gitmiyor maalesef.

Sevgiler,

Gülşah ÖNEN

http://www.gulsahonen.com/

Öniz’in Gebelik Günlüğü 38. Hafta -Son Gün-

Standard

12111999_1010091035710482_2749504052421097599_n

Daha dün gibi aklımda hamilelik haberini aldığım gün. Tebrikle birlikte teklifle gittim ona “gebelik günlüğü yazarım olur musun” dedim. Kabul etti. Her anına, her duygusuna tam 38 hafta şahit oldum, şahit olduk. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi gebelik günlüğümüzün de sonuna geldik artık. Üzüntü ve sevinç hepsi bir arada. Benim güzeller güzeli Öniz’im yarın bebeğini kucağına alacak inşallah. Hepinizden dua istiyoruz. Hayırlı haberler alalım hep birlikte. Ayrıca ister misiniz doğumdan sonra yazmaya devem etsin mi? Ne dersiniz?

HER SON BİR BAŞLANGIÇTIR (38.HAFTA 3 GÜN)SON GÜN

Tekrar bir bebek fikri kafamızda canlanıp şekillenip hamile olduğumu hissettiğim an hamileliğim…

Uzun,zorlu,heyecanlı,hastalıklarla bir dokuz ay…

Kimi zaman domuz gribi olduğumda panik anlarım,ilk tekmesini hissettiğimde ki heyecanım,cinsiyet muamması…

Hepsini sizlerle paylaştım.Hep dürüst oldum.Ne yaşadıysam yazdım.Kimi zaman isyanımı,kimi zaman sevincimi,kızımla anlarımı,hastalığımı,tatilimi..

Amacımda buydu zaten yazmak.Sesimi duyurmak,içimi dökmek,benim gibi başka kimse varmı bilmek…

Şimdi doğuma son bir gün kaldı.

Evde tek başıma geç bir saatte bunları yazıyorum sizlere.Her anımı yazdığım gibi.

Heyecanlıyım.Şükür işlerim bitti.Hiç bitmeyecek sanıyordunuz değil mi?Bebeğimizin her şeyi hazır.

Korkuyorum aslında.Neden derseniz o yeşil kıyafeti giydirip ailenizle vedalaşma anından kızımı nasıl bırakacağımdan ben doğumda iken onun ne yapacağından.O soğuk ameliyathaneye girdiğimde anestezi uzmanının sakin olun deyip iğneyi batırdığında ki titrememden…Her şey yoluna gidecek mi?bebeğim sağlıklı olacak mı?….

Bu Listem uzayıp gidiyor.Zaman geçsin diye bekliyorum endişe heyecan ve korkuyla sanırım doğumdan çıkıp eve geldiğimizde her şey huzurla buluşacak benim için.

İşte benim maceram yeni dönemim iki çocuklu bir aile olduğumuzda.Yeni düzen,kurallar,heyecanlar olacak. Biliyorum.Biliyorum çok yorulacağım.yorulacağım. İlkimnaz şimdiden isyan bayrağını çektiyse doğduktan sonra neler olacak bilmiyorum.Eşimin geçen gün söylediği gibi bebeğe kalıcı hasar vermesin yeter 🙂 Çünkü neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.Bende çok bilmiyorum evet okudum binlerce sayfa yorum ama hepsi bir yerde önemini yitiriyor gerçeklerle yüz yüze kaldığımda anlayacağım.Hepimiz birlikte yeniden şekilleneceğiz beklide.

Bu son yazım…

Doğuma gitmeden ve doğumdan sonra resim paylaşacak canım Seval’cim beni merak edenler için.

Sonrası mı bilmiyorum önce birkaç bölüm loğusa günlüğü belki iki çocuklu yeni hayatımı paylaşırım sizlerle yazmaya devam ederim. Ne dersiniz?

Öniz İşbilen

Mustela Maternite Lansman Daveti

Standard

1444229018704

Dün blogger anneler olarak Mama Shelter ev sahipliğinde, taze anne ve oyuncu Aslı Tandoğan’ın katılımıyla Mustela Maternıte yeni ürün lansman davetine katıldık. Blogger anneler ile keyifli geçen kahvaltının ardından Memorial Hastanesi Dermotoloji Uzmanı Makbule Dündar’ın hamilelik döneminde vücutta oluşan değişimleri ve doğumdan sonra bu değişimleri nasıl onarmamız gerektiği hakkında bilgiler aldık. Konuşma sırası Makbule Hanım’ın ardından oyuncu ve Atlas’ın annesi Aslı Tandoğan’a geçti. Hamilelik sürecini bizlere anlatan Aslı Tandoğan İkinci kez anne olmak istediğini belirtti. Lansman sonrası blogger anneler ile fotoğraf çekimi gerçekleştirdik.

Ürünlerle ilgili görüşlerimi kullandıktan sonra yazacağım.

Bu daveti ve hediyeleri için öncelikle Mehmet Ustaoğlu’na ve tüm Mustela ekibine çok teşekkür ederim.

Yeniden görüşmek dileğiyle…

Lansmandan fotoğraflar aşağıdadır.

12079260_1650796471838129_6784340076500787917_n 12088139_1650796991838077_5486944293824225428_n 12108031_1650797301838046_9054664378819920811_n (1) 12115537_1650797355171374_6488755084117328126_n 12115932_1650796861838090_5254835658382700219_n 12141494_1650796745171435_4055189721730786254_n

FB_IMG_1444246794037

Aras Okullu Oldu!

Standard

IMG-20150722-WA0001

Aras doğduktan sonra onun tüm bakımını kendim üstlenmek istediğim için, en azından biraz kendini bilene kadar iş hayatını hiç düşünmemiştim.

18 Eylül 2014’te gittiğimiz pedagog bize “2,5 yaşına gelince uygun bir kreşe verebilirsiniz” demişti. Ben o günden sonra “Aras 30 aylık olunca işe başlayacağım” diye içimden geçiriyordum. Nitekim de öyle oldu.

30 aylık olmasına rağmen hala cümle kuramayan, konuşamadığı için oldukça sinirli olan bir çocuk Aras. Hem işe başlamak isteğimin olması, hemde daha sonra ilk nedenin Aras’ın daha sosyal bir çocuk olmasını istememiz nedeniyle kreşe vermeye karar verdik. Yaşıtlarıyla birlikte daha iyi vakit geçireceğini, bir şeyler öğreneceğini biliyorduk. Kreşin Aras için yararlı olacağını biliyorduk.

Alışma süresi mi!

Ben iş bulmuştum, ardından içimize sinen bir okul da bulduğumuza göre geriye sadece yeni hayatımıza alışma süreci kalmıştı. Hiç ayrılmamış anne-oğul olarak bunu çok zor olacağının farkındaydım ama her şeyin benim elimde olacağının da bilincindeydim (ama olamadım) ah o annelik duygusu yok mu?

IMG-20150504-WA0002

Ben bazı işlerim yüzünden işe Salı günü başlayacaktım fakat Aras’ın Pazartesi günü okulda ilk günüydü. Sabah hazırlanıp çıktık, okula vardığımızda benden hiç ayrılmak istemedi, 1 saat kadar yanında bekledim, oyun oynarken gözü sürekli üstümdeydi. Kahvaltı zamanı geldiğinde bırakın kahvaltı yapmayı masada bile oturmadı. Tekrar oyuna daldığında ise hemen kaçmıştım 🙂

Gün içinde sık sık arayıp bilgi alıyordum zaman zaman ağladığını, kapıyı gösterdiğini, sürekli camdan baktığını, yemek yemediğini söylüyorlardı. Akşam almaya gittiğimde beni görür görmez bastı feryadı, kucağıma geldi ama hiç yüzüme bakmıyordu, küsmüştü benimle 😦 eve geldikten 2 saat sonra normale döndü ve kucağımda uyudu. O gece boyunca onu bırakacağım korkusuyla benden hiç ayrılmak istemedi hatta gece birlikte uyuduk.

Ertesi sabah hem ilk iş günüm nedeniyle hem de Aras’ın dünkü halinden sonra onu tekrar bırakacağım için inanılmaz bir stres ve sinir içindeydim. Çalışma hayatımda 3 senelik bir boşluk, yeni insanlar, yeni ortam ve tam gün oğlumdan ayrı kalmak kulağa hiç hoş bir durummuş gibi gelmiyordu. Arabaya bindik, ben dokunsalar ağlayacak gibiyim, konuşmak bile geçmiyor içimden. Yol yaklaştıkça daha da artıyordu bu duygularım ve sonunda tutamadım kendimi başladım ağlamaya 😦 Belki de Aras alışmıştı, ağlamayacaktı ama ben işleri yokuşa sürüyordum. Engel olamıyordum bu duyguma. Oğlumu okula bırakmak bana ceza gibi geliyordu. Ağlaya ağlaya vardık okul kapısına. Aras zaten okulun sokağına girince anlayıp basıyordu çığlığı. Bırakırken ki o öpüşleri, kucağıma yatışları içime işliyordu.Bildiğim tek bir şey vardı her şey onun içindi, geleceği için! Gün boyu devam etti hüzünlü halim akşamı iple çekiyordum. Almaya gittiğimizde beni görünce yine ağlamaya başladı kızar gibi.

2.günü de bu şekilde atlatmıştık.

Sıra 3.güne gelmişti. Bırakırken ağlaması devam ediyordu fakat gün içinde öğretmenleriyle görüştüğümde ilk güne göre daha az ağladığını ve yemeğini yediği bilgisini alıyordum. Yemeğini yemesi bile büyük bir şeydi benim için.

IMG-20150611-WA0011

Günler geçtikçe ben işime, Aras okuluna alışmıştı. Artık sabahları daha az ağlıyor, gün içinde uyumsuzluk yapmıyor, yemeklerini düzenli yiyor. Hatta evde peynir ve taze fasulye yemeyen Aras okulda bir güzel beyaz peynir ve taze fasulye yiyor 🙂 (aman maşallah diyelim) 🙂

Kreşin Aras’a faydalarına gelirsek; okulda ki düzene alışmış olacak ki artık mama sandalyesi yerine bizim gibi sandalyeye oturmak istiyor, kendi yemeğini kendi yiyor- yemeye çalışıyor da diyebiliriz. “baba” kelimesini hiç duymamıştık ağzından 1 haftadır çok anlaşılır bir şekilde “baba” diyor ve eşim (murat) inanılmaz mutlu 🙂

Yavaş yavaş kreşin faydalarını görmeye başladık diyebiliriz kısacası.

IMG-20150504-WA0008

İşe başladıktan sonra alışma sürecini ve Aras’tan ayrı kalma sürecini saymazsak kendime geldiğimi ve sosyalleştiği mi hissediyorum. Hem ev hem iş yorulsam da ve ev taşıma nedeniyle henüz bir sisteme ayak uyduramasam da, bu döneminde geçeceğini, her şeyin çok daha güzel olacağını biliyorum.

IMG-20150601-WA0003

Eğer çocuğunuzun yaşı uygunsa ve uygun okulu bulduğunuza inanıyorsanız çocukların erken yaşta okula başlamaları temelden eğitim almaları, ilkokula başlamalarında büyük kolaylık sağlıyor. Kreşe veya anaokuluna gitmemiş bir çocuk ilkokula başladığında hemen adapte olamazken, temelden eğitim alan ve kreş yada anaokulu eğitimi almış çocuğun ilkokula adapte olması çok daha kolay oluyor.

Bu hayatta ne yaparsak yapalım her şey çocuklarımız için…

Mutlu anneler, mutlu çocuklar…

Seval Aksu Demir

Anne Ansiklopedisi

Öniz’in Gebelik Günlüğü 24. Hafta

Standard

BİRKEN İKİ OLACAKSA (24.HAFTA)

11745600_963856250333961_1984016638535929927_n (1)

İlk defa bebeğinizle yalnız kaldığınız da  zamanı hatırlayın.Ne kadar da zorlu yollardı.Her biri birbirinden güzel özel anlar ayrıca.

Genç bir kızken sevdiğiniz insanla yuva kurdunuz.Beraber bir yaşam inşa ettiniz ilmek ilmek her gün emekle.Güldünüz,bağırdınız,ağladınız…

Neler yaşamadınız ki birlikte.Sonra bir bebek katıldı aranıza. Hayatınız yeniden başladı.Düzenler,planlar,hayaller,umutlar yeniden şekillendi onunla her şey yeni düzenini aldı.Ona göre  gezmeler,planlar,yemekler…

Şimdide yeni bir bebek katılacak ailemize mevcut düzenimize yeni bir düzen dört kişilik aile olacağız biz. İki buçuk yaşında kardeşiyle birlikte büyüyecek oğlum. Kızımda onunla büyüyecek neler öğrenecek neler paylaşacak…

Şimdi en eğlenceli rahat bölümü aslında doğmadan odası,kıyafetleri,oyuncakları hazırlamak.Ama en önemlisi doğduktan sonra başlıyor macera. Macera diyorum çünkü dinlediğim ve duyduğum hikayeler var.

Herkes için ayrı macera.Kızım için o sokakta bebek dediği sevdiği bebeklerden biri evde olacak annesini babasını hayatını paylaşacak bakalım o kadarda sevimli olabilecek mi? Benim için en zoru belkide. Açıkçası korkmuyor değilim biraz. Nasıl olacak nasıl davranacağım nasıl düzen kuracağım İlkimnaz’ı ya eksik bırakırsam ya yetemezsem….

Bu binlerce sorunun içindeyim aslında beynimde. Oğluma bakarken kızımı da arkada bırakmak istemiyorum. Onunda hayatına bir ablalık yükleyip ezilsin istemiyorum. En zoru da bu olsa gerek.

11241939_961704043882515_8689462386911040503_n

Daha doğmadan ayrım yapmamaya çalışıyorum. Kızımın ilk kıyafetlerini İnternetten almıştım. Duyduğum bir marka o zaman cinsiyetini öğrenmemiştik maviler,pembeler aldım. Oğlum içinde alıyorum yine internetten ama hep aklımda o marka var kızıma ilk onları aldım ya…

Şanslıyım ki aynı markayı buldum oğlum içinde aldım.İçimden derin bir ohh çektim. Ayrımcılık yapmamıştım işte.İlk sınavı vermiştim kendimce.

Kızıma almadığım yapmadığım hiçbir şeyi ona yapmamaya çalışıyorum.Şanslı bir bebek ki her şeyi var kızımdan çevremden sağ olsunlar çok masrafım olmadı büyük şeylerden İlkim’de kendi dolabından yatağından etmedik. Kızımla daha çok vakit geçirmeye çalışıyorum bu ara. Sık sık kucağıma alıyorum. Kardeşiyle sorun olmasın diye biberonu bırakmıştık iki ay önce şimdi sıra BENİM EN BÜYÜK KORKUMDA tuvalet eğitimi babamızın da yıllık izini dolayısıyla deneyeceğiz kardeşi gelmeden.

Bazıları bendekinin deli cesareti olduğunu söylüyor. Doğru azıcık çatlağım. Evet beni zor bir kış bekliyor biliyorum ama bunun sonrasında bir ömür kardeşiyle nice mutlu anları olacak ve ben onlara büyüdükçe küçükken yaptıklarını anlatıp beraber güleceğiz. İşte bunu düşününce rahatlıyorum. Anneler süpermenlerdir unutmayalım.

Öniz’in Gebelik Günlüğü 23. Hafta

Standard

BU NEYİN KAFASI? (23.HAFTA)

Günlerden bir gün her zamanki saatlerde uyanırsın.Bir gariplik hissedersin sanki.Kalkıp aynaya baktığında üst dudağını sen uyurken botoks yapmışlar sanki. 4 yerinden uçuklamış,dudağın şişmiş,senden bağımsızlığını ilan etmiştir. Baticon, uçuk kremi derken toparlandığı kadar toplarsın. Sonra giyinmeye başlarsın oda ne daha geçen ay aldığın kıyafetler bile dar gelmeye başlamıştır. Uzar da uzar giyinme senfonisi. Uzadıkça sende başlarsın ağlamaya. Uçuğum var kıyafetlerim olmuyor, ittirseler yuvarlanacaksın adete. Sabah günaydın diye arayan vefakar kocanı bile haşlarsın yok yere sonra onu arayıp başlarsın ağlayarak özür dilemeye işte  bunlar hep hormonlardan hamilelikten O ZAMAN NE DERSİN HOŞ GELDİN HAMİLE KAFASI.

Haftaya böyle başlamış olsan da bitmez üstüne ilavelerle devam eder. Kızın uyanır ama senin yataktan kalkmaya halin olmaz uyudukça uyuyasın gelir, bu seferde başlarsın uykum var diye ağlamaya. Havalarda bir darbe vurur sana sıcaklık gittikçe artar o arttıkça senin terlemelerin, sıcak basmaların daha da çoğalır günde üç dört kez duş yetersiz kalır.

Ne kadar darlandınız değil mi? hiç mi iyi şeyler olmaz, olur tabii hafta sonu olur kuzenler, dayılar, anneler denize gidersiniz, kızınız denizde sizi umursamadan saatlerce yeni arkadaşlıklar kurup oynar denize girip serinlersiniz.

11707602_959735797412673_706007793935524710_n

Her gün baktığınız sitede beğendiğiniz kıyafetleri alıp ilk alışverişinizi yaparsınız. Listeler oluşmaya başlar. Hangi marka hangisi seçenekleri değerlendirirsiniz. Bunlarda iyi tarafları değil mi? Her gününüz bir olmaz sonuçta.

11202651_957142664338653_8805291015203397511_n

Bu hafta oğlum artık çok hareketli. 24.ve 28.haftalar arasında yeri varken keyifte. Öğlenleri kızımı uykuya yatırdığımda dağınık yatar ve çok hareketlidir sanki oda ona nispet gibi başlıyor tekmelere bense biri içeriden biri dışarıdan tekmelere maruz kalarak uyumadan kalkarım yataktan.

Ayın  23’de şeker yüklemesi, rutin kontrol ve 4 boyutlu ultrasonu muz var bizim. Sonrasında hem fikir hemde biraz alış veriş için çarşıya çıkacağız.

Önümüzde bayram ve babamızın yıllık izni var. Gitmemiz gereken yerler var ancak hem havanın sıcaklığı hem hamile ve çocuklu olarak gitme fikri bizi baya düşündürüyor açıkçası.

1233995_956475987738654_5523742000201555911_n (1)

Her gün yeni ürünler yeni teknolojiler çıkıyor bende geri kalmamak için  araştırdıkça araştırıyorum.Hastane çantası,ilk aylar kullanılacaklar emzik biberon markası gibi….

Tabii ki kızımdan tecrübelerim ve yeni yorumlarla birçok ürün marka var. Bu hafta ilk olarak hastane çıkışı ve ilk birkaç gün giyeceklerini aldım internetten. Çarsıya çıktığımda da detaylı olarak neler aldım markaları önemli unsurları ve fiyatlarını paylaşacağım sizlerle şimdilik bu kadar hoş çakalın.

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 19. Hafta

Standard

11391170_940273626025557_3756354155972094014_n

MERHABA ANNE BEN BURADAYIM İLK TEKME HEYECANIM (19.HAFTA)

Pazartesi akşamı surviour’ı izlerken koltuğa yayılmış  İlkimnaz’ın uyku saatini dört gözle beklerken birden bir şey hissettim.İlk an anlayamadım hareketini hissetmiştim miniğimin sanki. Sakince derin bir nefes aldım beklemeye başladım. Ve evet bir kere daha hareket etmişti. Derin bir nefes aldım. Sanki “anne merak etme ben buradayım yoruldun biraz dinlen” der gibiydi. İşte o an kocaman bir gülümseme olmuştu yüzümde bütün yorgunluğum gitmişti bir anda.

Aslında bebeğinizin hareketlerini hissetmeye başladığınızdan sonra hamilelik daha heyecanlı geçer. Merak duygunuz o hareket ettikçe azalır. İyidir hareket ediyordur sizinle etkileşim halindedir. Artık sizde onunla konuşur hareketlerini takip eder uyku saatini takip edersiniz.

İlkimnaz da çok geç hissetmiştim hareketlerini 23 haftayı bulmuştu. Belki de hissetmiştim ama ben anlayamamıştım ilk hamilelik tecrübesizliğiyle. Şimdi ise minigim 19. haftaya girdiği gün hareketini hissetmiştim.

İkinci hamileliğim olduğu için bazen düşünüyorum kızımda ki gibi panik halinde değilim. Bu bazen iyi bazen kötü anlamda. Artık neyin ne olduğunu bildiğim için gereksiz panikler korkular yaşamıyorum ama bazen de vicdanım sızlıyor acaba diyorum günün koşuşturması kızım gün geçip gidiyor ve unutuyorum onu. Hızlı çekimdeyiz bu ara taşınma telaşımız demeyeceğim benim telaşım malum eşimin hep olduğu gibi nöbetleri takviyeleri görevleri yük benim omuzlarımda birazcık daha fazla.Tabi ki oda her zaman olduğu gibi tam destek gece ağır kaldıracak taşınacak işleri yapıyor ben bazen buna soyununca da fırçayı basıyor. Yerleşme sonrası önümüzde daha sonra iki bebeğimin de aynı odada olacakları için oda tasarımı eşyaları düzeni malum daha miniğim için bir zıbın bile almadım. Onunla ilgili her şey yeni evimizde bizleri bekliyor. Tabi bu sayede zamanda geçiyor. Bir bakmışım sayılı günler kalmış. Odasında oturmuş hayaller kuruyorum onunla.

Taşınmadan sonra doktor randevumuz var 4 boyutlu ultrasonu muzda var aynı zamanda bu sayede bebeğimizi net görebileceğiz. Bu sayede bütün organları parmakları kemikleri gibi pek çok ince ve önemli ayrıntıları da öğreneceğiz. Bakalım kime benziyor. Ve tabi ki cinsiyeti de ben hala öğrenmemekte kararlıyım ama bakalım o an neler olacak

İşte böyle bir yazının daha sonuna geldim. Haftaya taşınma hikayesi bitip yerleşme hikayelerine geçeceğim.

Şimdilik hoş çakalın…

Öniz İşbilen

Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’den Helikopter Ebeveyn Nedir?

Standard

nocanvas_anne-babalarin-okul-oncesi-cocuklarla-ilgili-yaptigi-8-hata

Helikopter Anne-Babalar; çocuğun başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, çocuğun her şeyine yetişmeye çalışan, çocuğun hayatına ve kişiliğine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalardır. Bu anne babalar, eğitimli orta sınıf ailelerden gelir ve çocuktan akademik beklentileri çok yüksektir.

Son yıllarda bu terimden çokça söz edilmekte ve bir psikolojik, sosyolojik sorun olarak ele alınmaktadır. Helikopter Anne-Babalar Türkiye’de çok yaygındır.

Helikopter anne babalar, çocuklarının başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, her şeylerine yetişmeye çalışan, hayatlarına ve kişiliklerine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalar olarak tanımlanmaktadır.

Günümüzde “helikopter aileler”, çocuklarının eğitim, sosyal ve özel hayatlarını çok yakından takip eden, çocuklarının üstlenmesi gereken sorumlulukları büyük bir hevesle üstlenen, her sorununu onlar adına çözmekten mutluluk duyan aileler olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Helikopter anne babalar”, çocuklarının ödevlerini, projelerini yapıyor, yetiştiremedikleri zaman telaşlanıyor, çocukları düşük notlar aldıklarında bu konuyu öğretmenleri ile konuşabiliyorlar. Helikopter aileler, iyi niyetle yardımcı olmaya çalışsa da aslında çocuklarının yetersiz olduğu, kendi sorumluluklarını yerine getiremedikleri mesajını veriyorlar ve tüm bu nedenlerle de çocuklarına yardım ediyorlar.

Helikopter anne babalar çocuklarının bireyselliğinin gelişmesini kendilerine tehdit görürler ve onlara bağımlı olması için elinden geleni yaparlar. Çocuklarının bağımsız kendi kendine yeten bir birey olmasını tehdit için gördükleri için çocukların değişim, gelişim çabalarına engel oluyor ve kendilerine bağımlı olmaya zorluyorlar. Tabi buda çocuğun kendine yetemeyen, değersiz, güvenilmez biri olmasına neden olduğu gibi kimlik gelişimlerini de olumsuz etkiliyor

Aşırıcı korumacı çevrede büyüyen, her sorunu anne babası tarafından çözülen, kendi kararlarını kendi alamayan yani helikopter anne baba ile büyüyen çocuklarda bazı tipik özellikler görülmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz

  • Şişirilmiş bir egoya sahip
  • Düşük öz saygı ve yeterlilik duygusu
  • Bastırılmış kişilik
  • Sağduyudan yoksun
  • Karar vermekte zorlanan
  • Problem çözme becerisi gelişmemiş
  • Daha iyiyi yapma ve çabalama isteği düşük
  • Çok güçlü aile bağına sahip ve aileye bağımlı

Bunlar bu çocukların sadece en belirgin özellikleri bu liste daha artırılabilinir. Çünkü aşırı koruyucu anne baba olmak, çocuğun normal gelişimine müdahale eden bir yaklaşımdır. Dolayısıyla çocukta normal olmayacaktır. Birçok becerileri eksik, psikolojik problemler yaşamaya yatkın, iş ve özel hayatında problemler ve başarısızlıklar yaşayan bir yetişkin olacaktır.

Helikopter anne babalar şunu unutmamalıdır. Sonsuza dek çocuklarının yanında olamazlar. Çocuklarının kendilerine bağlı ve bağımlı yaşaması aslında çocuklarına yaptıkları çok büyük bir kötülüktür. Bu şekilde büyüyen çocuk hiçbir zaman bağımsızlaşamaz, kendi sorunlarını çözemez, karşılaştığı sorunlarda hep başkalarını suçlar ve kolay çıkış yolları arar.

Şimdinin çocuklarının geleceğin yetişkinleri olduğunu düşündüğümüzde aslında gelecek adına da çok büyük bir hatadır çocukları bu şekilde büyütmek. Helikopter anne baba ile büyüyen çocuklar hep çocuk kalmayacaklar, ergenlik, yetişkinlik, iş yaşamı, evlilik gibi pek çok süreç onları bekliyor.

Çocukları bağımsız bırakmak ve sorun çözme becerilerin gelişmesine katkı sağlamak onların gelişimi için atılacak önemli bir adımdır…

Emine Ergün
Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

https://twitter.com/annebabadanisma

Uyku Eğitimi’nden Sonra

Standard

image

Sizlere daha önce Aras’a verdiğim uyku eğitimi ve memeden kesme sürecimizi paylaşmıştım. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

En çok zorlanacağım konuların başında memeden kesme ve uyku eğitimi geliyordu. Ama uygun zamanı kollayıp kararlılıkla bir yerden başlayınca korkumun çok yersiz olduğunu anladım.

Aras uyku eğitiminden önce gece 00:30 civarı ayakta sallanarak uyuyor, hala meme emdiği için geceleri en az üç kere uyanıyor ve sabahları da (öğlende diyebiliriz) 11:00’da uyanıyordu. Biz bu durumdan oldukça rahatsızdık fakat cesaret edip eğitim vermeyi hep erteliyorduk. Aslında evliliğimiz ve sosyalleşmemiz için bunun çok gerekli olduğunu unutmuşuz.

Uyku eğitiminden sonra artık Aras gece 21.00 en geç 22.00’da uyumuş oluyor. Deliksiz uyuyor ve sabah 08:00’da uyanıyor.

Aras’ın erken uyumasıyla eşimle daha kaliteli zaman geçirebiliyoruz. Film izleyip sohbet etme fırsatımız oluyor. Memeyide bırakınca gönül rahatlığıyla anneannesine bırakıp biz sosyal yaşama ayak uydurabiliyoruz.

Çocuklarımız bizim herşeyimiz bu asla değişmez kural, fakat anne-babaların da özgür ve sosyal olmaya ihtiyaçları var. Hem kendi psikolojimiz için hemde çocuğumuzla daha güzel vakit geçirebilmek için annelerin kendine zaman ayırması gerektiğini düşünüyorum.

Öncesi ve sonrası diye karşılaştırma yaptığımda bunca zaman bu eğitimi vermemiş olduğum için kızıyorum kendime. Şuan oda bende sabahları daha zinde ve mutlu uyanıyoruz, birlikte kahvaltı yapıp hava güzelse dışarı çıkıyoruz, değilse evde çeşitli aktiviteler yapıp çok güzel zamanlar geçiriyoruz. Geceleri erkenden uyuyunca kendime ve eşime ayıracak bolca vaktim oluyor.

Dilerim bu deneyimim birçok anneye ışık olur…

Mutlu anneler mutlu bebekler 🙂

Sevgiler