Category Archives: Röportajlar

Mehmet Teber İle Annelik Hakkında

Standard

Baby-With-Mother-Wallpaper0

“Annelik hakkında benim ve annelerin aklına takılan 5 soruyu Uzman Pedagog Mehmet Teber’e sordum, beni kırmayıp sorularımı yanıtsız bırakmadığı için çok teşekkür ederim.”

 

1.     İyi anne deyince ne anlamalıyız?

“İyi anne” “Kötü annenin” zıddıdır. Toplum sizin anneliğinizi genel olarak beğeniyorsa, çevrenizdeki insanlar bir anneyi “Kötü anne” olarak nitelendirmiyorsa bu anne iyi annedir. 

Yani toplumdaki bir çok anne iyi annedir. Zor olan kötü anne olmaktır. Bunca yıllık meslek hayatımda “kötü anne” görmedim. Ancak iyi bir anne bazen çocuklarına kötü şekilde davranabilir. 

Hepimiz insanız ve yanlış yaparız. İyi bir insanın bazen yanlışlar yapması onu kötü insan yapmaz. Aynı şekilde iyi bir annenin bazı kötü davranışları da onu kötü anne yapmaz. İnsanların çoğu da annelerini iyi anne olarak bilir. Evet bizim annelerimiz geçmişte bize yanlışlar yapmış olabilirler ama hiçbirimiz annemizi kötü anne olarak görmeyiz. Dolayısı ile bizim çocuklarımız da bizleri kötü anne-baba olarak görmeyecekler. 

2.     İyi anne kriteri ne olmalıdır?

Çocuğunu seven, onun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan, onu önemseyen ve onu zararlardan koruyan anne yeterince iyi bir annedir bence. Yani pedagoji ve çocuk eğitimi kitaplarındaki bir çok konuyu yerine getirmiyor olabiliriz. Ama bu bizi kötü anne yapmaz. Pedagojik eksiliklerimiz de bizi kötü yapmaz. Günümüzde uzmanların yazdığı kitaplar “iyi anne” olmayı gittikçe zorlaştırıyor. Anneler zannediyor ki, iyi anne olabilmek için çocuğuma hiç kızmamalıyım, onunla hep oyun oynamalıyım, onunla hep güzel dille konuşmalıyım, güzel hikayeler anlatmalıyım.. Böyle bir şey yok. Aksi halde bir annenin iyi olması için pedagog olması gerekirdi. Özetlemek gerekirse çocuğunu seven, koruyan, temel ihtiyaçlarını karşılayan anne iyi annedir. 

3.     Çocuk eğitiminde ideal anne-baba nasıl olmalıdır?

İdeal anne-babalık sonu olmayan bir yolculuktur. Hiç bir zaman kimse ben ideal anne-babayım diyemez. Sadece  o yolda ilerliyorum diyebilir. İlk şart yeterince iyi anne olmaktır. Bu şartı sağladıktan sonra  – ki çoğu anne sağlar – insan kitaplar okuyarak, uzmanlara kulak vererek ideal anne-baba yolunda yürüyebilir. Bu yol sukunetle, tevekkülle gidilecek bir yol. Bazen aşırı ideal olma çabası çocuğa kötü etki edebilir. Bu nedenle sabırla, kendimize hata yapma payı vererek bu yolda ilerlemek gerekir. 

4.     Çalışan anne olmak çocuğu nasıl etkiler?

Çalışan anne olmak çocuğu nasıl etkiler demeden önce anneyi nasıl etkiler diye bakmak lazım. Çünkü önce anne kendine bakmalı. Annenin Ruh Halleri kitabım bu inanışın bir ürünü. Çalışan anne olmak çok zor. hem iş dünyasının beklentirlerini karşılamak gerekiyor, hem de çalışmayan bir annenin evde yaptığı tüm işleri yapmak gerekiyor. Üstelik bu işleri akşam 3-4 saat gibi kısa bir sürede yapmak gerekiyor. Böyle olunca çalışan anne bir çok şeye yetemiyor. Evinin, eşinin, çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamadığı için yetersizlik ve suçluluk yaşayabiliyor. Yeteri kadar dinlemediği için agresif olabiliyor. Kendine yeteri kadar vakit ayıramadığı için ruhsal anlamda mutsuz olabiliyor. Dolayısı ile çalışan anneler daha fazla sosyal destek istiyorlar. Bu destek yoksa kendi hissettikleri yalnızlık, yetersizlik, değersizlik, öfke çocuğa yansıyabilir. Eğer çalışan anne işe hemen döndüyse, yeteri kadar çocuğu ile bağ kuramadıysa, anne sonrasıda bakım veren çok fazla değişti ise bu da çocukta olumsuz duygular oluşturulabilir. 

5.     Bir çocuk evine-annesine nasıl bağlanır?

Bir çocuk için bağlanmanın temel yolu ihtiyaçlarının karşılanması ve keyifli vakit geçirmektir. Eğer bir evde çocuk ihmal ediliyorsa çocuk o evi güvenli yer olarak görmez, bağını yitirir. Ya da evde çok fazla stres, tartışma ve gerginlik ortamı varsa orası çocuk için uzaklaşılması gereken bir yer olarak algılanabilir. Ya da anne-baba yoğun işi nedeni ile evde pek kalamıyor, çocukları ile evde güzel vakit geçiremiyorsa evle oluşması gereken bağ kurulamayabilir. Ev nefes alan, huzurlu bir yerse, çocuk orada anne-babası ile mutluysa o zaman eve karşı ve ona bakım verenlere karşı bağlanmış olur.

 

——————————–
COCUK2
Mehmet Teber
Klinik Psikolog & Pedagog
Pedagoji Derneği Başkanı
0 212 4884205
Reklamlar

Şebnem Özinal İle Doğum Fotoğrafçılığı Hakkında

Standard

Ünlü oyuncu Şebnem Özinal ile doğum fotoğrafçılığı hakkında röportaj gerçekleştirdik. Röportaj için kendisine teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim…”

IMG_1213

1- Doğum fotoğrafçılığı yapmaya nasıl kararverdiniz?

Doğum fotoğrafçılığı yapmaya şöyle başladım; eşimin bir baskı işi vardı. Foto-kitap çalışmasını ilk Türkiye’ye getiren  makineyi aldı ve baskı işi yapmaya başladı. Bir süre sonra Foto-kitap neredeyse her mecrada çok yaygınlaştı. Düğünler, doğum günleri, tatiller gibi insanların hayatlarındaki önemli anların ve özel günlerin fotoğraflarını saklamak, aile fotoğraflarını  saklamak gibi. Bir anlamda tekrar o albüm alışkanlığını geri getirmişti bu foto-kitap. Yapıştırma olarak değil de, daha güzel bir baskıyla kalıcı olarak son derece renkleri ve içeriği kaliteli  bir baskıyı ailelere sunuyorduk. Daha sonra doğum fotoğrafçılığına başlama kısmını eşimle birlikte keşfettik, dedik ki; “madem böyle bir baskı işimiz ve kalitemiz var, doğum fotoğrafçılığı konusunda bir ekip kuralım ve ailelere kaliteli, ucuz ve de çabuk yollu bir albüm yollayalım” dedim. Bende yeni doğum yapmıştım. Ayşe’yle ilgili doğum, bebek ve hamilelik konusunda son derece hassastım.  Televizyonda sağlık programları ve anne-bebek  programı yapıyordum. Daha sonra da vakit kaybetmeden ekibi kurduk. Mimar Sinan mezunu üç doğum fotoğrafçımız, üç grafikerimiz, baskı ekibi olarakta yedi kişi ile sayfayı düzenleyen, hazırlayan ve renk ayrımı yapan,  bütün teknik branşlardan sorumlu kişilerden bir ekip oluşturduk. Yoğun bir tempoyla çalışan, çalışkan, yetenekli ve işini çok seven bir ekip olduk. Böylelikle doğum fotoğrafçılığı hikayemiz başlamış oldu. Doğumlara bende gidiyorum ancak doğumhane’ye girmiyorum.  Aile ile bir takım yakınlaşmalar ve paylaşımlarımız oluyor. Onlarla o heyecanı paylaşmanın keyfini yaşıyoruz. Bazen röportajlar yapıyorum web sitemiz için ve aynı zamanda e-bebek’ten bebek dergisinde köşe yazdığım için orada da çoğu doğumları mızı doğum hikayeleri başlığı altında paylaşıyoruz.

kanalturk foto 2

2- Ne zamandan bu yana fotoğrafçılık ile ilgileniyorsunuz?

Fotoğrafla uzun zamandır içli dışlıyım. Yaklaşık on beşli yaşlarımdan beri fotoğraf çekerim. Tabi profesyonel olarak, gelir elde ettiğim bir meslek dalı olmamıştı. Oyunlardan ve televizyondan dolayı çok fazla fırsat bulamıyorum doğumlara girmeye ancak ekibimle birlikte her zaman gerek fotoğrafların ve albümün hazırlanması aşamasında gerekse baskı aşamasında her işi tek tek gözden geçiriyorum. Fırsat buldukça da çekimlere bende katılıyorum. İnanılmaz keyif duyduğum ve benim için çok özel anlar olduğunu düşündüğüm çekimler beni çok mutlu ediyor. Ayşe’nin doğumu ile fotoğrafa daha da bir düşkün oldum. Onun her anını kaçırmamak adına ailecek bir fotoğraf çekme yarışı başlıyor. Bu güzel anların kalıcı olması çok güzel tabi. Aynı zamanda bu işle de uğraşıyor olmam işimi çok kolaylaştırdı tabi.  

IMG_1101

3- Bebeletto.com’un doğuş hikayesinden bahseder misiniz?

Doğuş hikayesi baskı işine girmemiz ile oldu bir İnternet sitesi kuralım dedik ve bebeletto.com’u kurduk. Aileler bu İnternet sitesinden bizlere ulaşıyorlar. Şuan da sadece fotoğrafçılık ve albüm tasarımı konularında hizmet veriyor ama ileride ben mutlaka bir anne-bebek ürünleri, hamilelikle ilgili ürünleri barındıran satış yapabileceğimiz bir platforma dönüştürmek istiyorum. O konuda da bir hazırlığımız var şuan.

4- Kaç kişilik bir ekip var arkanızda?

On üç kişilik bir ekibiz. Doğumların artmasıyla dışarıdan fotoğrafçı desteği aldığımız oluyor fakat temel olarak üç fotoğrafçımız var. Bu ekip böyle bir iş için yeterli oluyor. Son derece hızlı bir şekilde albümlerimizi yetiştirebiliyoruz.

5- Bebeletto.com ekibi olarak insanlara sunduğunuz çalışmalar nelerdir?

Bebeletto.com olarak şu anda sadece doğum fotoğrafları, yeni doğan fotoğrafları, doğum günü partisi fotoğrafları ve albümleri, babyshower fotoğrafları çekimi, evde kutlamalar, dışarıda doğum günü kutlamaları gibi çekimler yapıyoruz ve albümlerini oluşturup ailelere teslim ediyoruz. Çeşitli yöntemlerimiz var örneğin; doğum fotoğraflarını bizde çektirenler  %50 indirimli ev çekimi yaptırabiliyorlar. 3 yıl önce ilk fotoğraflarını çektiğimiz bebeklerin doğum günlerini  biz çekiyoruz ve 3 yılda inanılmaz bir aile olduk. Tüm bebeklerin doğumlarına, doğum günlerine şahit oluyoruz. Çok güzel bir arşiv oluştu dolayısıyla.

IMG_1150

6- Hem anne hemde çalışan biri olarak zorlandığınız durumlar nelerdir?

Hem anne hem çalışan biri olarak zorlandığım kısımlar Ayşe bebekken daha fazlaydı. Şimdi  iki yıldır okula gidiyor, okula gittiği dönemlerde kendime çok daha fazla zaman ayırabiliyorum. Bana göre annelik tamamen tecrübe gerektiriyor. İlk yıllar, ilk günler daha doğrusu bocaladığımız zamanlar artık daha pratiklik kazanıyor zaman içinde o yüzden şimdi işlerimi daha kolaylıkla hallediyorum hatta yatılı kadın almak durumunda bile kalmıyorum çünkü, çocuğumla daha fazla zaman geçirmek istediğim için gündüz yardımcı bir hanım geliyor, gece ben Ayşe ile olup daha fazla vakit geçirme fırsatı buluyorum.  Yani planlı  ve zamanı iyi kullanırsanız yapılamayacak hiçbir şey yok. Çok zorlandığım bir durum sadece bebekken emzirdiğim dönemlerde olmuştu. Sürekli  yan yana olmak zorundasınız çünkü, orada da yine bir takım formüller bulunuyor siz yeter ki çalışmak isteyin. Aynı zamanda bebeğinize de rahatlıkla bakabiliyorsunuz mutlaka.

HAK_7677_resize

7- İnsanların en özel anları olan doğuma tanıklık etmek nasıl bir duygu?

O ana şahitlik etmek gerçekten inanılmaz bir duygu. Anne baba başta olmak üzere herkesin en doğal, en içten ve en samimi hislerini yüzlerinde görüyorsunuz. Vücutlarında ve hareketlerinde görüyorsunuz. Dünyada başka hiçbir şeyde o anda ki tepkiler gibi doğal bir tepki çok zor izlenir. Her duygu bir arada yaşanıyor. Şaşkınlık, merak, sevinçten ağlama, inanılmaz bir mutluluk, çok güzel ifadeler çıkıyor. Her çekimde çok farklı örneğin; üçüncü yada dördüncü çocuklarını dünyaya getiren ailelerle de karşılaşıyoruz her defasında aynı tepkiler gibi görünen ama ayrı içtenlikle sanki ilk kez bir çocuk sahibi oluyor heyecanıyla gelen ifadeler oluyor. Kendimi çok güzel ve çok özel hissediyorum. Zaten bu işi yapmamın, bu işi tercih etmemin bir nedeni de bu çok özel anlara şahitlik edebilmek.

8- Tanıklık ettiğiniz doğumlarda ilginç olaylar yaşadığınız oldu mu?

Epidural sezaryenler de o kadar çok ağrı oluyor ki bazen epidurali tutmayan hastalarda bebeği çok gözü görmüyor annenin ve kendi canının derdine düşmüş oluyor, ve baba fırsattan istifade kucağına alıyor bebeği. Anneyi tekrar bayıltıyorlar ve ameliyatı tamamlıyorlar. Normal doğumlarda bebek çıkar çıkmaz sancı kesildiği için çok güzel kareler çıkıyor, annenin o huzuruyla birlikte.

9- Annelik ve iş hayatını birlikte yürütebilmeleri için çalışan annelere tavsiyeleriniz nelerdir?

Eğer çalışma istekleri varsa annelerin ve tabii ki çoğu annede mecbur çalışmaya belli bir aydan sonra ilerine dönmek zorundalar. Çok vicdani bir durum söz konusu oluyor bebekten ayrılırken. “bebeğimi bıraktım, uzaktayım, ne yapsam ne etsem de işe konsantre olamıyorum” gibi duygular yaşanıyor. Bu duyguyu yaşayan annelere çok hak veriyorum  fakat ileride bebeğin bebeklikten çıkıp çocuk yaşlarına geçtiğinde bu duygular azalıyor. Bebekler aciz ve anneye muhtaç oldukları bir dönemde oldukları için böyle tedirginlikler olabiliyor. Fakat yeni annelere şunu tavsiye edebilirim; her anne bebeğini çok fazla düşünebiliyor ve görevini yeterince yerine getiriyor zaten. Eve geldiklerinde bebekleriyle yeterince ilgilenirlerse bebeğe yetecektir. Kendilerini suçlayıp, kendilerinde hata bulmamalarını tavsiye edebilirim. Çünkü bu durumda ayrı bir suçluluk duygusu getiriyor ve bebeğe ayrı bir huzursuzluk getiriyor. Anne mutluysa bebekte mutlu oluyor o yüzden kendilerini çalışarak ta bebeklerine katkıda bulunacaklarını bilmelerini ve o vicdani hesaplaşmaya girmemelerini tavsiye edebilirim. Mutlaka aile ve eş  yardımı almaları anne için çok faydalı olacaktır. Göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor zaten o dönemler. Tüm bunların yanı sıra annenin kendisine çok iyi bakması gerektiğini, sağlığına ve vücuduna çok iyi bakması gerektiğini söyleyebilirim. Çünkü anne iyi olamalı ki bebeğine de bakabilsin.

2Q2A1815

10- Günümüzde doğum fotoğrafçılığı pek bir revaçta bu işi yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Doğum fotoğrafçılığı son yıllarda çok revaçta, haklıda bir ilgi gördüğüne inanıyorum. Çünkü o anların saklanması çok önemli. Örneğin; kızım Ayşe şuan 6 yaşında ve ultrason görüntülerine bile bakıyor. Aile içinde çok önemli. Bir çocuk bir kez dünyaya geliyor çünkü. Bizim bebeletto.com’da ki amacımız da buna sahip olmayan aile kalmasın mantığıydı. Doğum çok masraflı bir durum, ailelerin öncelikleri bebeğin ve annenin ihtiyaçlarını tamamladıktan sonra doğum fotoğrafçısını en son aşamada düşünebiliyorlar ve ona göre bütçe ayırabiliyorlar. Bizim amacımız bu tip bir iş değilde, daha fabrikasyon, daha insanlara ucuz ve kaliteli iş sunabilmekti. Bu işe girmek isteyenlere tavsiyem şu olabilir; kendileri fotoğrafçılık yapıyorsa mutlaka doğum fotoğrafçılığının tüm ayrıntılarını çok iyi incelemeleri. Doğum fotoğrafçılığı çok ayrı bir iş. Herhangi biri ben nasılsa fotoğraf çekiyorum deyip doğum fotoğrafçılığına soyunursa, o çok özel dediğimiz anlar çok sıradan anlara dönüşebilir. Gerçekten o anların hakkını verip doğum fotoğrafçılığını yapmak gerekiyor. O fotoğrafları o şekilde çekmek gerekiyor çünkü, ışık olarak, ortam olarak doğum anında dezavantajlı bir ortamdasınız. Onu en iyi şekilde değerlendirip ona göre tekniğinizi geliştirmeniz gerekiyor. Yada eğer kendileri çekmeyeceklerse bu işi çok iyi bilen fotoğrafçılardan oluşan bir ekip kurmaları ve tabii bu işe girmeden önce de bir ön çalışma ve ön araştırmanın sıkıca yapılması gerekiyor. Piyasa gerçekten rekabete açık bir piyasa, en iyi olabilmeniz için avantajlarınız olması gerekiyor. İş alabilmeniz için ailelerin sizi tercih edebilmeleri  için farklı bir yönünüz ve bir vizyonunuz, bir gelişmiş tarafınızın olması gerekiyor. Mutlaka son gelişmeleri de fotoğrafçılık ve doğum fotoğrafçılığı konusunda her an, her dakika dünyada neler olup bitiyor her iş dalında olduğu gibi bunları inceleyip araştırıp kendi işinize yansıtmak en verimli taraf olacaktır.

2Q2A1820

Şebnem Özinal

Oyuncu-Fotoğrafçı

Web sitesi: www.bebeletto.com

instagram: https://instagram.com/bebeletto/

twitter:  https://www.twitter.com/bebeletto

facebook:  https://www.facebook.com/Bebeletto

pinterest:  https://www.pinterest.com/bebeletto/

Danışman ve Hamile Danışmanı Esra Ertuğrul (Bebeimgeliyor) İle Röportaj

Standard

“Anne ve anne adaylarının en çok sorduğu ve ilgilendiği emzirmek ve ek gıda ile ilgili soruları uzmanı olan Esra Ertuğrul’a sordum. Cevaplar için teşekkür ederim…”

10006915_10152646863590267_4382705954813937338_n

1- Bebek emzirirken nelere dikkat etmeliyiz?

Anneler emzirirken en başta hem kendinize hem de bebeğinize güvenmeniz gerekir. Bol bol emzirmek, uyku ve sağlıklı beslenmek çok önemlidir. Özellikle ilk 10-12 gün boyunca anne sütü olgunlaşma sürecinde olduğu için olabildiğince bol bol emzirmek, sağ veya sol göğüse kafayı takmamalı anneler. 10-12 gün sonra bir göğüsteki süt bittikten sonra diğer göğüse geçmelidir. Ortalama bir seansın 15-20 dk olması çok önemlidir.

2- “Emzirirken bir şey yeyip içmek sakıncalıdır” dendi, bu ne kadar doğru?

Yok bu tamamen hurafe… Emzirirken aksine ılık su içmek faydalıdır.

3- Doğru emzirme pozisyonu nasıl olmalıdır?

  • Emzirme sırasında rahat bir pozisyonda olmalısınız. Özellikle ilk haftalar saatlerce bu pozisyonda oturacağınız için rahat bir koltuk, ayağınız altına destek, kolunuzun altına yastık, rahatınız için ne gerekiyorsa yapın ve bebeğinizle paylaştığınız bu özel zamanın tadını çıkarın.
  • Bebeğinizi sadece başı değil tüm vücudu size dönük olacak şekilde, göbek göbeğe temas ederek yatırın. Uygun pozisyon başarılı emzirmenin sırrıdır.
  • Göğsünüzü alttan dört parmağınızla, başparmağınız üstte kalacak şekilde destekleyin. Parmaklarınız areola kısmına (kahverengi kısım )değmemelidir.
  • Bebeğinizin ağzını açarak aranmasını sağlamak için üst dudağına ve ağız kenarına dokunun. Ağzını iyice açana kadar dudağına göğüs ucunuzla dokunmaya devam edin.

4- Emzirme esnasında anne ve bebek arasında nasıl bir bağ oluşur?

Emzirme sırası da anne ve bebek arasında muhteşem bir bağ oluşur. Özellikle doğumdan hemen ilk yarım saat-1 saat içinde anne ile bebeğin karşılaşması ve ilk emzirme çok çok önemlidir. Buna mutlaka dikkat edilmelidir.

5- Yeni doğan bebeklerin memeyi çabuk kavraması için neler yapılabilir?

Bol bol emzirme denemeleri yapmak, doğru pozisyonda emzirmek çok önemlidir. Bebekler arama, emme ve yutma refleksleriyle doğarlar. Ve biz bunlardan yararlanırız. Emzirmeden hemen önce biraz sağıp, göğüs ucumuzu silelim. Göğüs ucunu bebeğin dudaklarına dokundurduğunuz da bebek ağzını kocaman açacaktır. İşte o zaman göğsümüzün kahverengi alanını olabildiğince bebeğin kavramasına dikkat etmeliyiz. ilk birkaç gün meme ucu acısa da kısa süre sonra acıma geçecektir.

6- Emziren bir annenin günlük tüketmesi gereken yiyecek ve içecekler nelerdir?

Emzirme döneminde anne sağlıklı beslenmeli, protein ağırlıklı beslenmesi önemlidir. Mümkün oldukça hayvansal proteinden yararlanmalıdır. Rezene çayından yararlanmalıdır. 2-2,5 lt su içmelidir. Gaz  yapan yiyeceklerden de uzak durmalıdır. Sigara ve alkol ise emzirme döneminde kullanılmamalıdır.

7- Süt arttırıcı besinler nelerdir?

Anne sütünü arttırmak için hayvansal proteinden faydalanılmalıdır. Yumurtanın beyazı çok fazla protein içerir. Kahvaltı da mutlaka olmalıdır. Bunun yanı sıra koyu yeşil yapraklı sebzeler çok faydalıdır. Tüm baklagiller. Fakat çok da gaz yapar. Bu konu nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Kimyon, dereotu, ısırgan, üzüm, dut, hurma, boza gibi besinler çok işe yarar. Malt içecekleri ve tabletler çok faydalıdır.

8- 2 yaşında ki bir çocuğu memeden kesmek uygun mudur?

Bence 2 yaşında bebeği artık emzirmeden kesmek önemlidir. Artık bebeğiniz hemen hemen her şey yiyebilir. 2 yaş sonrası emzirme ile ilgili psikologlar ileri yaşlar da sıkıntı olma ihtimalinden bahsetmektedir.

9- Yeni doğan bir bebeğin anne sütü alımı yerinde ise hazır mama vermek hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Eğer anne sütü yetersiz veya yoksa formül sütler çok faydalıdır. Artık bebeklere anne sütü yetersiz de olsa 6. aya kadar formül süt vermenin, 6. aydan sonra ek besinlere geçilmesi gerektiği söyleniyor. Ek gıdaya geçmek için anneler acele etmemeliler. Anne sütü varsa olabildiğince anne sütü almalıdır bebek. Eskiden formül sütlere ulaşım şimdiki gibi kolay değildi. İnek sütü sulandırılıp bebeklere veriliyordu. Şimdi formül sütlere kolayca ulaşıp, en azında ayına özel formül süt alması bebekler için çok önemli.
10- Ek gıdaya ilk nelerle başlanmalıdır?

İlk ek gıda için çocuk doktorunun tavsiyesi dikkate alınmalıdır. İlk ek gıda bazen sebze bazen de meyve olacaktır. Burada önemli olan tattırmadır. Anneler acele etmeden, yavaş yavaş denemelere başlamalıdır. Mevsiminde sebze ve meyveler kullanılmalıdır.
11- Ek gıdaya başlarken nelere dikkat etmeliyiz?

En başta çocuk doktorunun rehberliğinde olmalıdır. Anneler kafalarına göre başlamamalıdır. Sebzeler için blender kullanılmamalıdır. Meyveler için de cam rendeyi tavsiye ederim. 3 gün kuralı denilen her 3 güne bir yeni gıda ile bebek tanıştırılmalı ve alerji yönünden takip edilmelidir. Mevsimin de meyve ve sebze kullanılmalıdır. Konserve, tuz, şeker, bal  ilk yıl kullanılmamalıdır. İlk başlandığında 1-2 tatlı kaşığı denetilmeli, 1 hafta sonunda bebek artık 1 çay bardağı ek gıda almalıdır.

12- Ek gıdaya başlamak için neden 6.ay beklenir?

Anne sütü demir yönünden artık yetmemeye başlıyor. Ayrıca bebeklerde 6.ayda öğürme refleksi yok olmaya başlar. Bu döneme artık sıvı beslenmeden katıya geçiş olmalıdır. Blender mümkün olduğunca kullanılmamalıdır.

13- Hamilelikte emzirmeye hazırlanmak için neler yapılmalıdır?

32.haftadan sonra göğüs ucu kremi kullanabilirler. Masaj yapmadan sabah akşam krem sürebilirler. Başka bir hazırlığa gerek yoktur.

14- Yeni anneler ve anne adayları için tavsiyeleriniz nelerdir?

Yeni anne ve anne adaylarının içgüdülerine güvenmelerini, acele etmemelerini,bebeklerinin rehberliğinde her anın keyfini çıkarmalarını tavsiye ederim. Bebeklerini kucaklarına aldıktan sonra ki ilk 40 gün bebeğin anneye, annenin de bebeğe alıştığı bir süreç. Bu dönemde bebekle birlikte hareket etmek, bebek uyuyunca uyumak, uyandığında uyanmaları önemlidir. Ve lütfen kendilerini unutmamalılar.

10425008_10152646863110267_4769804277858170749_n

Esra Ertuğrul’a ulaşmak ve seminerleri hakkında bilgi almak için web sitesine bakabilirsiniz.

http://www.bebeimgeliyor.com/

Mehmet Teber İle 2 Yaş Sendromu Hakkında

Standard

” Aras’ın 2 yaşına girmesiyle 2 yaş sendromu hakkında kafamda bir sürü soru işareti belirmeye  başladı. Her ne kadar araştırıp okusam da, işi uzmanına sormakta fayda var  diye düşünerek Pedagog ve Pedagoji Derneği Başkanı Sevgili Mehmet Teber’e 6 soruda 2 yaş sendromunu sordum. Cevaplar için kendisine teşekkür ederim…

24268938-1

  1. 2 Yaş Sendromu Nedir?

2 yaşında çocuklar önemli bir gelişim dönemine girer. Bu dönemde anneden ayrışıp kendi kimliğini ve kişiliğini oluşturmaya başlar. Artık bu yaşla birlikte çocuk beslenmede, hareket etmede ve konuşmada anneden bağımsızlaşır. Daha önce yürümek, konuşmak, beslenmek için anneye sıkı sıkıya bağlı olan çocuk bu yaşla birlikte “Ben kendim yapabilirim sana ihtiyacım yok” demeye başlar. Bunun dedikçe de bir birey olarak var olur. Birey olma sürecini tamamlamak için her şeye “Hayır” der, inat eder. Hayır dedikçe kendi benliği gelişir, kendisinin ayrı bir birey olduğunu fark eder. Bu dönem yanlış olarak sendrom olarak nitelendirilir. Bir sendrom değil, bir gelişim aşamasıdır.

  1. 2 Yaş Sendromu Neden Olur?

Doğal gelişimin sonucu olarak çocuğun birey olması, kendisinin anneden ayrı bir birey olduğunun farkına varması için gerekli bir dönemdir. Yani bir sorun değildir. Sadece ebeveynleri zorlayan bir dönemdir.

  1. 2 Yaş Sendromu Boyunca Ailelerin Yaptığı Yanlışlar Nelerdir?

Çocuk bağımsızlaşmak ister. Kendi bireyliğini ilk olarak fark eder. Anne bu dönemde çocuğuna hala yemek yedirip, giydirirse çocuğu anneye bağımlı ve çekingen bir çocuk olur. Bu dönemde çocuğun bağımsızlık çabası teşvik edilmelidir. Yemeğini kendi yemeli, kendi yatağında uyumalı ve birçok işi kendi başına yapmasına fırsat verilmelidir. Aile bu dönemde çocuğun kısmi kopuşuna izin vermezse, bağımsız, pısırık ve içine kapanık bir çocuk yetişebilir.

  1. 2 Yaşındaki Çocuğa Nasıl Davranmak Gerekir?

Kendi yapmak istediği işleri gerekli güvenlik önlemlerini alarak kendisinin yapmasına fırsat vermek gerekir. Onunla inatlaşmamak, inatlaşma durumunda dikkatini dağıtmak gerekebilir. “Hayır” dediğimiz bir işi inadına yaparsa, ona ve eşyaya zarar vermediği sürece tolere etmek gerekir. Bu dönemdeki çocukla birlikte gereksiz inatlaşmalar çocukta kalıcı bir inada sebep olabilir.

  1. 2 Yaş Sendromu Ne Kadar Sürer?

4-5 yaşla birlikte çocuk bu dönemden çıkar.

  1. Anne ve Babalara Tavsiyeleriniz Nelerdir?

Bu dönemi sorunlu bir dönem değil bir gelişim dönemi olarak görmelerini beklerim. Çocuğun bağımsızlık çabasını anlamak, onun birey olmasına fırsat tanımak güzel olabilir. Ancak bu dönemde tamamen de kontrolü çocuğun eline vermek yanlış olur.

pedagog-mehmet-teber

Mehmet Teber Kimdir?

Uzman Pedagog Mehmet Teber 1980 yılında Kocaeli’nde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 1998 yılında girdiği Boğaziçi Üniversitesi’nden 2003 yılında Onur Derecesi ile mezun oldu. İlk yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi’nde “Eğitim Bilimleri” alanında yaptı. İkinci yüksek lisansına ise Klinik Psikoloji alanında devam etmektedir.

Mehmet Teber, üniversite sonrasında özel okul, dershane, rehabilatasyon merkezi ve danışmanlık merkezi gibi birçok kurumda görev aldı. Yerli ve yabancı birçok uzmandan eğitim alan Teber eğitim felsefesi, etkili öğrenme ve öğretme, çocuk psikoloji ve etkili iletişim konuları üzerine odaklandı. Bu alanda çeşitli dergilerde makaleler yayınladı, radyo programları yaptı ve TV programlarına katıldı. Birçok ilde seminerler ve eğitimler düzenledi. Yayınlanmış üç kitabı olan Teber, evli ve iki çocuk babasıdır.

Teber, halen Ahenk Psikoloji’de çocuklar üzerine bireysel görüşmeler almakta, çocuklarda görülen ruhsal sorunlar için terapiler yapmaktadır. Çocuklarla olan çalışmalarında Oyun Terapisini kullanmaktadır. Çünkü çocuğun dünyasına en iyi oyun ile girileceğine inanmaktadır. Mehmet Teber Ağustos 2013 itibariyle Türkiye’de Uluslararası Oyun Terapileri Derneği’ne kayıtlı 5 oyun terapistinden biridir.

Teber aynı zamanda iletişim, eğitici eğitimleri ve çocuk psikolojisi ve eğitimi üzerine Türkiye’nin çeşitli illerinde eğitim ve atölye çalışmaları yürütmektedir. Çocuklar için yürütülen birçok projeye de (kitap, dergi, çizgi film, bilgisayar oyunu vb.) danışmanlık yapmaktadır. 

Pedagog- Pedagoji Derneği Başkanı

Mehmet Teber

Ofis
Ahenk Psikoloji
Başakşehir Mh. İstiklal Cd. Artemis Apt. 31/A Daire:11 34306 Başakşehir/İstanbul

Randevu ve Bilgi*
0 212 488 42 05
0 507 767 28 10
* Şirketimiz Pazartesi günleri kapalıdır.

Sosyal Medya
www.facebook.com/mhmt.teber
http://twitter.com/mteber
http://www.youtube.com/user/tebermehmet