Tag Archives: çocuk gelişimi

Çocuklar ve Oyun

Standard

image

“Oyun hayattır!” Çocuklar oyun yoluyla, hem dünyayı ve kendilerini ifade etme yolunu keşfederler hem de hayatları boyunca ihtiyaç duyacakları yeteneklerini ve becerilerini geliştirirler. Oyun bir çocuğa hareket koordinasyonundan duyu gelişimine, iletişimden eğlenceye kadar pek çok fayda sağlar.

Doğruyu söylemek gerekirse Aras’la birlikte çeşitli aktivite yapmıyoruz fakat birlikte oyunlar oynuyoruz. Örneğin, birgün oynadığı tüm oyuncakları kaldırıyoruz ve 1 saat sadece lego ve piramitle oynuyoruz. Hem renkleri öğreniyor, hemde birşeyler üretiyor. Yaptığı şekillere oda seviniyor ve kendini alkışlayıp bizede alkışlatıyor. Yaptığı her şekile mutlaka isim takıp, onun muhteşem birşey olduğunu anlatıyoruz. Çocuğu yaptıklarıyla yüreklendirmek onları özgüven sahibi ve mutlu bir birey yapar. Çocuklar için “oyun hayattır!” dedik. Onları başınızdan kovmak yerine, birlikte resimler yapıp o resme hikaye yazabilirsiniz. Oyun çocukların sosyalleşmesine de katkı sağlar. İleride iletişimi güçlü, hareket koordinasyonu yüksek bir birey olabilmesi için onların hayatında oyunun ve doğru oyuncak seçiminin büyük katkısı vardır.

 

Çocuk-Gelişimi-Ve-Oyun

 

Oyun ne kazandırır?
• Oyun çocuğun olumlu kişilik geliştirmesini sağlar.
• Oyun yoluyla çocuk hayal ve gerçek arasında ayrım yapmayı öğrenir.
• Oyun çocuğa topluluk karşısında sıkılmadan konuşma becerisi kazandırır.
• Düzgün ve etkileyici konuşma becerisini geliştirir. Kelime dağarcığını geliştirir.
• Oyun çocuğunuzun vücudunda denge unsurunu geliştirir.
• Oynanan oyunlar çocuğun problem çözme becerisini arttırır, tahmin edebilme becerisini ve yaratıcılığını geliştirir.

Sevgiler
Anne Ansiklopedisi

Mehmet Teber İle 2 Yaş Sendromu Hakkında

Standard

” Aras’ın 2 yaşına girmesiyle 2 yaş sendromu hakkında kafamda bir sürü soru işareti belirmeye  başladı. Her ne kadar araştırıp okusam da, işi uzmanına sormakta fayda var  diye düşünerek Pedagog ve Pedagoji Derneği Başkanı Sevgili Mehmet Teber’e 6 soruda 2 yaş sendromunu sordum. Cevaplar için kendisine teşekkür ederim…

24268938-1

  1. 2 Yaş Sendromu Nedir?

2 yaşında çocuklar önemli bir gelişim dönemine girer. Bu dönemde anneden ayrışıp kendi kimliğini ve kişiliğini oluşturmaya başlar. Artık bu yaşla birlikte çocuk beslenmede, hareket etmede ve konuşmada anneden bağımsızlaşır. Daha önce yürümek, konuşmak, beslenmek için anneye sıkı sıkıya bağlı olan çocuk bu yaşla birlikte “Ben kendim yapabilirim sana ihtiyacım yok” demeye başlar. Bunun dedikçe de bir birey olarak var olur. Birey olma sürecini tamamlamak için her şeye “Hayır” der, inat eder. Hayır dedikçe kendi benliği gelişir, kendisinin ayrı bir birey olduğunu fark eder. Bu dönem yanlış olarak sendrom olarak nitelendirilir. Bir sendrom değil, bir gelişim aşamasıdır.

  1. 2 Yaş Sendromu Neden Olur?

Doğal gelişimin sonucu olarak çocuğun birey olması, kendisinin anneden ayrı bir birey olduğunun farkına varması için gerekli bir dönemdir. Yani bir sorun değildir. Sadece ebeveynleri zorlayan bir dönemdir.

  1. 2 Yaş Sendromu Boyunca Ailelerin Yaptığı Yanlışlar Nelerdir?

Çocuk bağımsızlaşmak ister. Kendi bireyliğini ilk olarak fark eder. Anne bu dönemde çocuğuna hala yemek yedirip, giydirirse çocuğu anneye bağımlı ve çekingen bir çocuk olur. Bu dönemde çocuğun bağımsızlık çabası teşvik edilmelidir. Yemeğini kendi yemeli, kendi yatağında uyumalı ve birçok işi kendi başına yapmasına fırsat verilmelidir. Aile bu dönemde çocuğun kısmi kopuşuna izin vermezse, bağımsız, pısırık ve içine kapanık bir çocuk yetişebilir.

  1. 2 Yaşındaki Çocuğa Nasıl Davranmak Gerekir?

Kendi yapmak istediği işleri gerekli güvenlik önlemlerini alarak kendisinin yapmasına fırsat vermek gerekir. Onunla inatlaşmamak, inatlaşma durumunda dikkatini dağıtmak gerekebilir. “Hayır” dediğimiz bir işi inadına yaparsa, ona ve eşyaya zarar vermediği sürece tolere etmek gerekir. Bu dönemdeki çocukla birlikte gereksiz inatlaşmalar çocukta kalıcı bir inada sebep olabilir.

  1. 2 Yaş Sendromu Ne Kadar Sürer?

4-5 yaşla birlikte çocuk bu dönemden çıkar.

  1. Anne ve Babalara Tavsiyeleriniz Nelerdir?

Bu dönemi sorunlu bir dönem değil bir gelişim dönemi olarak görmelerini beklerim. Çocuğun bağımsızlık çabasını anlamak, onun birey olmasına fırsat tanımak güzel olabilir. Ancak bu dönemde tamamen de kontrolü çocuğun eline vermek yanlış olur.

pedagog-mehmet-teber

Mehmet Teber Kimdir?

Uzman Pedagog Mehmet Teber 1980 yılında Kocaeli’nde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 1998 yılında girdiği Boğaziçi Üniversitesi’nden 2003 yılında Onur Derecesi ile mezun oldu. İlk yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi’nde “Eğitim Bilimleri” alanında yaptı. İkinci yüksek lisansına ise Klinik Psikoloji alanında devam etmektedir.

Mehmet Teber, üniversite sonrasında özel okul, dershane, rehabilatasyon merkezi ve danışmanlık merkezi gibi birçok kurumda görev aldı. Yerli ve yabancı birçok uzmandan eğitim alan Teber eğitim felsefesi, etkili öğrenme ve öğretme, çocuk psikoloji ve etkili iletişim konuları üzerine odaklandı. Bu alanda çeşitli dergilerde makaleler yayınladı, radyo programları yaptı ve TV programlarına katıldı. Birçok ilde seminerler ve eğitimler düzenledi. Yayınlanmış üç kitabı olan Teber, evli ve iki çocuk babasıdır.

Teber, halen Ahenk Psikoloji’de çocuklar üzerine bireysel görüşmeler almakta, çocuklarda görülen ruhsal sorunlar için terapiler yapmaktadır. Çocuklarla olan çalışmalarında Oyun Terapisini kullanmaktadır. Çünkü çocuğun dünyasına en iyi oyun ile girileceğine inanmaktadır. Mehmet Teber Ağustos 2013 itibariyle Türkiye’de Uluslararası Oyun Terapileri Derneği’ne kayıtlı 5 oyun terapistinden biridir.

Teber aynı zamanda iletişim, eğitici eğitimleri ve çocuk psikolojisi ve eğitimi üzerine Türkiye’nin çeşitli illerinde eğitim ve atölye çalışmaları yürütmektedir. Çocuklar için yürütülen birçok projeye de (kitap, dergi, çizgi film, bilgisayar oyunu vb.) danışmanlık yapmaktadır. 

Pedagog- Pedagoji Derneği Başkanı

Mehmet Teber

Ofis
Ahenk Psikoloji
Başakşehir Mh. İstiklal Cd. Artemis Apt. 31/A Daire:11 34306 Başakşehir/İstanbul

Randevu ve Bilgi*
0 212 488 42 05
0 507 767 28 10
* Şirketimiz Pazartesi günleri kapalıdır.

Sosyal Medya
www.facebook.com/mhmt.teber
http://twitter.com/mteber
http://www.youtube.com/user/tebermehmet

Çocuklarda Kusma

Standard
Çocuklarda Kusma

Çocuğu 9 ay kusmuş bir annenin en zor dönemlerini okuyacaksınız şimdi…

Henüz daha 40’ı çıkmamıştı Aras kusmaya başladığında. İlk kez anne olduğum için etrafımda ki tecrübeli annelerin ve büyüklerin teşhis koymaları gecikmedi…

“Reflü bu çocuk,göğsünü üşütüyorsun soğuk alıyor”… vs hayır efendim öyle değil… Bir anne ne kadar tecrübesiz olursa olsun, çocuğunu en iyi tanıyan ve bilen odur. Lütfen büyükler taze annelere bu kadar karışıp müdahale etmeyin. Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz? Kaldı ki, internet elimizin altında ve bir dünya hastane ve doktorlar var.

Defalarca farklı doktorlara götürdük. Hiç bir hastalığı çıkmadı. Tek sebep sütümün çok yağlı olması ve Aras’ın onu hazmedememesi! Aras günlük alması gereken anne sütü miktarını fazlasıyla geçtiği için,doyduğu kadarını sindirip fazlasını kusuyordu.

Sağlıkla ilgili kısmı hallettik fakat bir de madalyonun diğer yüzü var. Oda bir annenin çaresizliği! Kustuğu için temiz ve yeni kıyafetler giydiremiyordum. Dışarı çıkmak istemiyor, misafirliğe gitmek istemiyordum.
Kendim özenip giyinip onuda giydirip bir yere gidecek olurduk yarım saati geçmezdi, temiz kalmak.

Size bir de anımızı anlatmak isterim, kış günü 4.ay kontrolü için aile hekimine gidecektik. Hazırlandık. Aras’ı kucağıma aldım ve asansöre bindik. Oluk gibi kustu! Geri çıkmak yerine öyle kusmuklu bir şekilde gitmek zorunda kaldım.

Hergün çamaşır yıkanır, günde en az 3 kere kıyafet değiştirirdim. Bu böyle 9 ay sürdü ve 9.ayın başlarında kendiliğinden kesildi. Eski kıyafetlere bakınca hala lekeleri duruyor anı olsun artık 🙂

Kusan çocuklar için tavsiyelerim şunlar; kesinlikle yastık kullanın,yan yatırın ve mutlaka gazını çıkartın. Eğer bir rahatsızlığı yoksa bu tavsiyelerim sorunu kökten çözmüyor ama en aza indiriyor.

Sevgiler

ÇOCUKLAR İÇİN KURAL-SINIR VE ÖDÜL-CEZA YÖNTEMLERİ

Standard

ceza3

Her anne babanın hedefi kurallara uyan, toplum içinde uygun davranışlar sergileyen çocuk yetiştirmektir. Bu nedenle çocuğa uyması için birçok kural konur; ama bu kuralların neden konduğu, kurallara ne şekilde uyulacağı, uyulmazsa karşılaşacağı yaptırımlar çoğunlukla açıkça belirtilmez. Buna rağmen kurala uymayan çocuk cezalandırılır. Çocuk neden dolayı ceza aldığını anlamazsa, ya da bu durum ona açıklanmazsa da cezaya karşı gelir ve davranış problemleri sergilemeye başlar.
İşte tüm bu yanlış anlamaları ortadan kaldırmak adına, çocuğa kural koyarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır.
Uygulanacak kural aile bireyleri tarafından ortak belirlenmelidir.

Anne, baba ve diğer aile bireyleri kural koyma ve uygulama konusunda tutarlı olmalıdır.
Belirlenen kurala öncelikle kuralı koyan kişi uymalıdır. Örneğin çocuğa yatmadan önce dişlerini fırçalamasını söyleyen bir anne, bunu kendisi yapmıyorsa, çocuğun bu davranışı sergilemesi beklenemez. Çünkü çocuklar çoğunlukla model alarak öğrenirler.

Kurallara uyma düzenine göre verilecek ödüller titizlikle belirlenmelidir. Yapılan her olumlu davranıştan sonra ödül vermek, verilen ödülün değerini azaltır. Alkışlama, aferin deme, saçını okşama gibi sosyal ödüllerin sıkça verilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak; yemeğe götürme, oyuncak alma gibi maddi ödüller sık sık verilmemeli, çocuğun bu ödülleri alması için zaman konulmalıdır. Örneğin bir hafta boyunca akşam yemeğinde sofraya oturup yemek yiyen bir çocuğu, hafta sonu yemeğe götürerek ödüllendirmek doğrudur; ama her akşam yemekten sonra ona çikolata vermek doğru değildir.

ceza

Ödül gibi cezalar da çok önemlidir. Uygun bir ödüllendirme modeli geliştirmiş bir aile, aslında cezaya pek ihtiyaç duymaz. Zaten mümkün olduğunca ceza kullanılmamalıdır. Yanlış yöntemlerle kullanılan cezanın olumsuz etkileri çocuktan uzun süre silinmez.

İlla ceza kullanılacaksa, cezanın sınırları iyi belirlenmelidir. Bir yasaklar tablosu oluşturulmalı, bu yasaklara uyulmadığı taktirde verilecek cezalar açıkça belirtilmeli ve uygulanmalıdır. Anne kendi verdiği cezayı affetmemeli, ya da annenin verdiği ceza baba tarafında kaldırılmamalıdır.

Çocuğa verilen cezalarda adaletli olmak da çok önemlidir. Çocuk yaptığı hatalı davranışın çok çok üstünde bir ceza ile karşılaşırsa hem adalet duygusu sarsılır hem de anne babasına karşı öfkesi artar.

Çocuğun davranışlarını sebepsizce sınırlamak da doğru değildir. Bu, özellikle küçük çocuklarda gözlenen bir durumdur. 1-3 yaş arasındaki çocuklar çevreyi keşfetme çabası içinde oldukları için, her şeye bakmak, her yere gitmek isterler. Genelde anne babalarda onların her yaptıklarına hayır yapma, alma, gitme gibi tepkiler verip, onları durdurmaya çalışırlar. Ama çoğu zaman bu çabaları işe yaramaz.

Hem anne baba hem de çocuk için yıpratıcı olan bu süreci yaşamak yerine, yaşı ne olursa olsun çocuğa yapmaması gereken davranışın nedenleri ve sonuçları açıklanmalıdır. Örneğin; ısrarla ocakta kaynayan tencereye bakmak isteyen çocuğu nedensiz olarak ocaktan uzaklaştırmak yerine, anne çocuğu kucağına alıp pişen yemeği göstermeli, böylece merakını gidermelidir. Ayrıca bunu kendi başına yapmaması gerektiğini özellikle vurgulamalı, her merak ettiğinde kendisinin ona yardımcı olacağını söyleyerek ona güven vermelidir.

Anne babalar çocuklarına özellikle sosyal davranışlar ile ilgili kural koyarlar. Birinden bir şey aldıklarında teşekkür etmeleri, yemekten sonra eline sağlık demeleri sıkı sıkı tembihlenir. Ama bazen anne babalar sıkıca tembihledikleri bu kurallara kendileri uymazlar. Çocuklar çok iyi gözlemcidir. Kendisine konulan kurala anne babasının uymadığını gören çocuk, hem bu kurala hem de bundan sonra konulacak diğer kurallara uymayacaktır. Kurallar sadece çocuklar için değil, anne babalar için de geçerli olmalıdır.

Kuralların sayısı ve içeriği de doğru belirlenmelidir. Kurallı aile olmak adına çocuk çok sıkılmamalıdır. Kuralsızlık kadar fazla kural koymak da doğru değildir.

Çocuğa konulan kurallar konusunda diğer aile bireyleri de bilgilendirilmelidir. Bu konuda özellikle büyük anne ve büyük babalar ile çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmaları en aza indirmek adına aile büyüklerine kurallar, ödül ve cezalar ile ilgili bilgi verilmeli; anne babalar ile tutarlı davranmaları konusunda uyarılmalıdır. Aksi halde çocuklar her bireye göre faklı davranış geliştirecek, onların tutum ve davranışlarını kendi lehlerine kullanacaklardır.

Bu durum ilerde çocuğun okul yaşantısını da olumsuz etkileyebilir. Evde farklı, okulda farklı davranışlar sergileyebilir, okul kurallarına uymakta zorlandığı için uyum ve davranış problemleri oluşabilir.

Şunun altını önemle çizmek gerekir. Kurallar sadece çocuklar için geçerli değildir. Aile içinde kural belirlemek ve uygulamak demokratik bir süreç olmalı, herkes için eşit ölçülerde uygulanmalıdır.
Sınırları doğru belirlendiği taktirde, çocukların da kural koymasına ve koyduğu kuralları denetlemesine fırsat verilmelidir. Bu, çocuğun sosyal gelişimi, kişilik ve öz güven gelişimi için oldukça önemlidir.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’den 2 Yaş Sendromu ve Özellikleri

Standard

anne_ve_babalar_bu_sendroma_dikkat13920230310_h1125998

2 YAŞ SENDROMU VE ÖZELLİKLERİ

Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren anne baba bakımına muhtaçtırlar. Temel ihtiyaçları anne babaları ya da bakıcıları tarafından karşılanır. Genel gelişim özellikleri gereği bağımsız iş yapabilme ve kendini ifade edebilme becerisi kazanana kadar devam eden bu süreçte ciddi sorunlar yaşanmaz.

Ancak 2 yaş dönemi bu anlamda bir dönüm noktası niteliğindedir. Çünkü 2 yaşına gelmiş olan çocuk artık pek çok alanda kendini özgür hissediyor ve bu özgürlüğünü de sonuna kadar kullanmak istiyordur. İşte bu noktada çocuğu bu talebi ile anne babaların tepkileri çakışır ve “2 yaş sendromu” denilen dönem ortaya çıkar.

Aslında her çocuk 2 yaş sendromu yaşar diye bir kural yoktur. Her çocuk bu gelişimsel dönemden geçer fakat kimi çocuk bunu hafif şiddetli atlatır, kimi çocuk da sendrom niteliğinde atlatır. Bunun en büyük sebebi de anne baba tutumlarıdır.

Anne babaların bu dönemde çocuklarla girdikleri güç mücadelesi ve inatlaşma çocukların bu dönemi şiddetli geçirmesinin en önemli etkenlerinden biridir.

2 yaş sendromunda çocukta şu özellikler vardır:

  • Çocuk her şeyi ister ama aslında hiçbirşeyi de istemez
  • Genellikle anne babasının tersi düşünceyi savunur
  • Ağlama krizleri vardır
  • İsteklerini ağlayarak ifade eder
  • Her şeyi kendisi yapmak ister, yardım kabul etmez
  • Yaşıtlarıyla da pek anlaşamaz
  • Evde ve ev dışı ortamlarda uyumsuz davranışlar sergiler
  • Vurma, ısırma gibi davranışlar sergileyebilir
  • Kural ve sınır tanımaz
  • inatçıdırlar

Anne babalara öneriler:

  • Bu davranışların gelişimsel bir dönemden kaynaklandığını bilerek sakin ve sabırlı olmaya çalışın
  • Davranışlarınızda tutarlı olun, bugün izin verdiğiniz şeye yarın izin vermemeniz çocuğunuzu öfkelendirecek ve olumsuz davranışları artacaktır.
  • Anne baba olarak da birbiriniz ile tutarlı olun
  • Çocuğunuzdan beklentileriniz üst düzey olmasın, o daha bir çocuk
  • Uymasını istediğiniz kuralların sınırlarını ona siz çizin, kendiliğinden sizin istediğiniz gibi davranmasını beklemeyin, ona model olun
  • Çocuğunuzun inadını inat ile çözmezsiniz. Bu sadece işleri çıkmaza sürükler ve aranızdaki iletişim ve ilişki zarar görür
  • Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın
  • Ona davranışları için yaptırım uygularken adaletli olun. Yaptığı davranıştan daha büyük bir ceza vermeyin
  • Vurma, ısırma gibi davranışlarına karşılık olarak gülmeyin ya da siz de ona vurmayın. Bu, davranışın pekişmesine sebep olur.
  • Çocuğunuzla konuşun. Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren bizi duyar ve anlarlar. Ondan ne beklediğinizi, ne istediğinizi, olumsuz davranışlarını neden onaylamadığınız, doğruyu yanlışı anlatın.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Ebru’nun Doğum Hikayesi

Standard

SONY DSC

Sosyal Medyada kurulan dostluklara inanmaz kimisi, daha önceden bende inanmazdım ta ki bu işe girene kadar! Ebru çok kısa sürede benim dostum gibi oldu. O doğuma girerken bende onunla birlikte korktum, heyecanlandım. Dört gözle Eymen’ imizi  bekledik ve oda çok sağlıklı bir şekilde dünyaya ”Merhaba” dedi… Allah’ımdan tek temennim annesine babasına, vatanına milletine hayırlı evlat olması. Ailesiyle birlikte sağlıklı uzun yıllar dilerim… 

 

 

 

Hamilelik hikayem biraz sürpriz dolu başladı benim için . Evliliğimizin 1 yılında eşimle bebek yapmaya karar verdik ve ben korunmayı bıraktım. Bildiğim kadarı ile korunmayı bıraktıktan sonra yaklaşık 3 ile 5 ay arasında hamile kalınabilirdi. Öyle ki genelde duyumlarım o yöndeydi . Ta  ki bir sonraki ay adetim gecikene kadar ! Ben kendimde bir hastalık olduğu şüphesine kapılmıştım aklımda hamilelik yoktu ! Test yaptım arkadaşımın zoruyla ve … Çığlık atıp ağlayarak eşime haberi verdim , garibim arabanın altında kalıyormuş hamile olduğumu duyduğunda 🙂 Ve bu şekilde kıymetlim le yolculuğumuz başladı . Rutin hamilelik problemleri dışında pek sorun yaşamadım Allah’a şükür . Gayet eğlenceli hareketli bir hamilelik geçirdim başlarda hatta mide bulantısı vs sorunlarım bile öyle çok uzun sürmedi . 4.ayımızda cinsiyetimizi öğrendik tabi ki en başından beri içime doğduğu gibi bir oğluşumuz olacaktı 🙂 Bir gece rüyamda sabaha kadar oğlumu Eymen diye sevdim ve ismini Eymen koymaya karar verdik böylece. 7.aylarımda yavaş yavaş ağırlaşmaya başladım doktorum fazla kilo almamdan şikayetçiydi . Ama elimde olan bir şey değildi çok zayıf (47 kilo ) hamile kaldığım için istemsiz bir şekilde kilo alıyordum . Doktorum laf söylese de benim umurumda değildi aldığım kilolar toplamda 19 kilo aldım 🙂 Her muayene kavga dövüş geçiyordu doktorumla ama Eymen büyüdükçe kilo aldıkça ben kendimi hiç umursamıyordum yeter ki Eymen büyüsün kilo alsın sağlıklı olsun diye.. Tabi bir anda alınan bu kilolar beni zorlamaya başladı ve son 2 ayımı evde geçirmek zorunda kaldım yalancı sancılar baş gösterdi 8 ayda .. Acillik olmaya başladım kasılma ve sancılar yüzünden ve tam anlamıyla eve kapandım son 1,5 ayım yatarak geçti denebilir.. Sancılarım ve kasılmalarım yüzünden gece uykularım haram oldu üstüne birde çatlakların acıları eklenince resmen hamileliğin hiç bitmeyeceğini düşünmeye başlamıştım.. Hamilelik alerji siymiş sonradan öğrendim , Son 3 haftam uyuz gibi kaşınmakla geçti her yanım yara oldu artık bu kaşıntılar yüzünden hiç evden çıkamıyordum çünkü karnımda ki çatlaklar kaşıntıdan kanamaya başlamıştı .. Artık sürekli ağlıyor ve dua ediyordum bitsin bu dönem diye.. Doktor randevularımız sıklaşmaya başladı her gidişim ayrı heyecandı.. Yakındı artık ona kavuşmaya .. Ama bir sorun vardı ! Annecik doğumdan korkuyordu ! Herkes normal diye tutturmuş ama kimse benim fikrimi sormamıştı ! Herkese göre normal doğuracaktım ! Peki ya ben ne istiyordum ? Normale hazır mıydım yada sezeryana ? Pardon bu çocuğu ben doğuracağım size ne nasıl doğuracağımdan diyordum içimden 🙂 çok biliyorsanız siz doğurun ile devam ediyordum 😀 derken zaman geçti doktor Nisan ilk haftası en geç geliyor paşamız dedi . Elim ayağım titriyordu ve resmen doğurmak istemiyordum artık ! Son  randevum da doktorumla uzun uzun konuştuk ve ben panik atak olduğum için ( genel ) sezeryana karar verdik ! İyi güzel de muayeneden çıktığımda kendimi aptal gibi etrafa bakarken bulmuştum çünkü 2 gün sonraya randevu almıştım 🙂 28 Mart’ta biriciğim gelecekti ! Oh sonunda diyordum ama bu kadar erkene hazır değildim ! Koşarak eve geldim ailemi aradım yanıma çağırdım (ailem İzmir’de yaşadıkları için) ! Hazırlıklar tamam mıydı? Hastane çantası süsler şekerler ev en önemlisi BEN ! O 2 gün bana ölüm gibiydi özellikle son gece sürekli ağladım gizli gizli .. Artık içimdeki son saatleriydi oğlumun.. Ertesi gün kucağımda olacaktı , peki ya koruyabilecek miydim? onu doğduğunda ? Bakabilecek miydim ? Ya bakamazsam ? Ya doyuramaz sam onu ? Bütün gece yarı sırıtık yarı ağlamaklı bir yüz ifadesi ile donuk bir şekilde oturdum evde ! Gece geç saat oldu ve benim yine sancı saatim başladı Eymen’in saati vardı her gece 12 ile 3 arası sancı yüzünden ağlatırdı beni .. Yine geldi o saatler , ama o gece çok farklıydı bu kez ağlamadım acıdan.. O sancı soktukça gülümsedim .. Ve öyle uyuyakaldım .. Sabaha karşı 5 gibi uyandım heyecandan uyuyamıyordum çünkü 07:30 da hastanede olmam gerekiyordu ! O saate kadar evin içinde gezindim durdum ! Hastane çantalarını kontrol ettim 10 kez karnımı sevdim sürekli ve ağladım .. Saat 06:30 oldu herkesi uyandırdım ben hazırdım .. Saçımı düzleştirdim makyajımı yaptım giyindim .. Oturdum herkesin koşturmasını izledim evin içinde.. Saat 07:00 oldu gitmeliydik artık 
Arabaya bindik hastaneye gittik yatışım yapıldı falan odamda bir heyecan koşturma panik.. Ben oturmuş kocama bakıyorum saf saf 😀 Bakışmamız yarım kaldı zaten hemşire NST’ ye bağladı beni ve doğumhaneye gitme zamanı geldi.. Beni hazırladılar yatırdılar tam , ben ne olduğunu anlamadım arkama baktığımda annem ablam ağlıyordu .. Eyvah gidiyorum ! Dedim içimden .. Hasta bakıcım eşi gelsin dedi .. Asansöre giderken eşimin koştuğunu gördüm , ağlıyordum ben .. Elimden tuttu sakinleştirmeye çalışıyordu beni ..  Ama ne mümkün ! Hıçkırarak ağlıyordum hasta bakıcılar benimle dalga geçti :)) eşim öylede böylede doğacak bu çocuk Ebru neden ağlıyorsun içinde mi kalacak çocuk dediğinde herkes kahkaha attı ben daha çok ağladım 😀 derken ameliyathanenin kapısında fotoğrafçımız bir kaç poz verdirdi fotoğraflarımızı çekti ( sanki çok poz verecek haldeyim ya ben ! ) eşim elimi bıraktığı an büyük bir boşluğa düşmüş gibi hissettim kendimi .. O anı bir daha asla yaşamak istemem ! İçeriye girdiğimde buz gibiydi içerisi beni yatırdılar doktorum içeride birileriyle muhabbet ediyordu . İçimden doktora kızıyordum adamdaki rahatlığa bak diye 🙂 sanırım çatacak yer arıyordum o an 😀 etrafımda kimse kalmayınca ben yine başladım ağlamaya o an doktorum gördü ağladığımı koşarak geldi ve kucakladı kaldırdı beni fotoğrafçıya bizi Çek diye bağırdı ve o halde bir sürü fotoğrafımız var maalesef ki :)) ve o an geldi .. Serumum takıldı yapılması gereken her şey yapıldı ve Hocam hazırız … O an elim ayağım titredi korkudan sağ tarafa baktığımda narkozu enjekte ettiklerini gördüm ve … 
Uyandığımda sorduğum ilk şey EYMEN’İm nerede … Ebru … 3.740 gram doğdu Ebru .. Ebru kolay ayıldı ama …  Duyduklarım bunlardı .. O arada fotoğrafçı fotoğraflarımızı çekmiş odama çıkmışım uyandığımda biriciğim yanımdaydı .. O mis kokusu ile gül yüzü ile artık kollarım daydı .. O an çektiğim onca acı saydığım günler hepsi için değdi be dedim .. İşte bu her şeye değer .. Bu arada Eymen bize sürpriz yapmış biz 3400 beklerken 3740 gram doğmuştu 🙂 işte şimdi o sancıların nedenini anlıyordum :)) O gece biraz zordu benim için yabancıydım çünkü emzirmek bebek hepsi bir garipti emzirirken şekilden şekle giriyordum :)) derken 2 gün sonra taburca olduk artık evimizdeydik .. Her şey daha güzeldi artık hayat renkliydi … Şimdi 15 günlük olduk bile .. Kocaman bir ağabey oldu oğlum .. 
Allah’ım tüm bekleyenlere yaşatsın bu duyguyu korkmak anlamsızmış bunu anladım ben hamilelik döneminizi yaşaya bildiğiniz kadar keyifli eğlenceli hale getirin korkuları bir kenara bırakın doya doya alışveriş yapın bebeğinize ve onunla sürekli konuşun ayrıca bol bol fotoğraf çekin ileride sürekli eski koca göbekli halinize bakarken yakalayacaksınız kendinizi çünkü 🙂 hepinize güzel doğumlar olsun inşallah …

 

 

Ebru Eryorulmaz

 

IMG-20140411-WA0003

SONY DSC

 

 

SONY DSC