Category Archives: Aile Yaşamı

Pazar Günü Manifestosu

Standard

1376174118587.cached

 

Pazar günü deyince aklınıza ne geliyor?

Sabah geç saatte uyanmak, ocakta kaynayan taze çay kokusu, fırından taze çıkmış ekmek kokusu, aile ortamı, huzur ve mutluluk dolu kahvaltı sofraları, kahkahalar, doğa yürüyüşleri, alışveriş yapmak için gidilen yerler… Daha bir sürü şey yazılabilir pazar günü ile ilgili. Hepsi kulağa nasıl da hoş geliyor öyle değil mi?

Aileden anne yada baba pazar günü çalışınca maalesef o hayalini kurduğunuz “pazar kahvaltılarını” yapamıyorsunuz, yapanlara ise imrenerek bakıyorsunuz.

Yaklaşık 10 aydır pazar günleri çalışan bir anne olarak yazıyorum bu yazıyı;

Kahvaltı yapmak, pazar gezmelerinin yanı sıra çocuğumla evde zaman geçirememek beni daha çok üzüyor. Daha sonra o tadını özlediğim pazar kahvaltıları, pazar miskinliği ve ailecek gezilen pazar gezmeleri geliyor.

Bazı zamanlar pazar günleri eşimde çalışıyor, işte o zaman ki telaşımız ise “Aras ne olacak” oluyor. İyi ki anneanne, babaanne ve halalarımız var da işi onlar kurtarıyor, ama içimde ki burukluğu, çocuğumla vakit geçirememiş olmanın verdiği vicdan azabı da işin cabası.

Bu sabah işe gitmek için hazırlanırken Aras uyandı ve “Anne!” diye ağlamaya başladı. O an işten istifa edesim geldi, Allah’tan kısa sürdü ve yeniden uyudu.

Şimdi düşünüyorum da, çalışmayıp evde olduğum günlerde ki söylemlerimi, “pazar günleri sıkılıyorum evde” gibi kurduğum cümleleri zorlukla yutkunuyorum. Aslında ne güzelmiş pazar günü evimizde geçirdiğimiz günler. O zamanlar başının etini yediğim için özür dilerim sevgili kocacığım! Şimdi evde pineklesem de olur yeter ki pazar günü evimde, çocuğumla olayım diyorum.

İşimi çok seviyorum, severek yapıyorum fakat bu pazar günü çalışma mevzusu günden güne zorlaşmaya başladı. Yine de iyi düşünmeye çalışıyorum. Ne yapalım sağlık olsun…

Son olarak ise, buradan sevgili belediye başkanımıza, genel müdürümüze ve müdürümüze bolca sevgi ve selamlarımı iletiyorum. 🙂

 

Sevgiler

Seval Aksu Demir

 

Reklamlar

Kreşe Başlayacaklara Tavsiyeler

Standard

image-31-1433400444

Çocuğun kreş’e başlaması tüm aile için zor bir dönemdir.
İşe önce hazır olmakla başlanır. Daha sonra güvenebileceğiniz okul arayışları gelir.
Çocuğun gelişimi ve güvenliği için ailelerin en zorlandığı konu okul seçimidir.

Okul seçilip karar verilip kayıt yaptırdıktan sonra en zor ikinci süreç başlar. Oda annenin çocuğundan tam gün ayrı kalmasıdır.

8 aydır çocuğu kreşe giden bir anne olarak sizlere şunları tavsiye edebilirim;

• Hiç ayrı kalmamış anne/baba-çocuk kreşin ilk günü birden ayrılmamalı,
• Eğitmenlerin de dediği gibi tamamı 1 hafta azalta azalta çocuğun yanında durulmalıdır. İlk gün çocuğu ağlarken birden bırakıp gitmek onu korkutabilir ve alışma sürecini yavaşlatabilir,
• Servisle kreşe giden çocuğun yanında en az 3 gün gidilmelidir. İlk günler servise tek binmesine müsade etmek yine onu korkutabilir ve okuldan soğutabilir,
• Kendi deneyimimi göz önünde bulunduracak olursam aşırı ağlamaları 3 gün kadar sürdü. Benim içinde bulunduğum durum nedeniyle, ben Aras’ın yanında fazla duramadım. Okula başladığı ilk gün sadece 1 saat kalabildim ve çıkmam gerekti. Akşam almaya gittiğimde ki o ağlayışı ve yüzüme dahi bakmayışı ölsem zihnimden silinmez. Bu konu da ki en önemli tavsiyem eğer vaktiniz varsa çocuğun yanında en az 3 saat kalın ve git gide bu saati azaltarak artık gitmeyi kesin.

Her konuda olduğu gibi kreş’e alışma süreci de çocuktan çocuğa değişkenlik gösterebilir. Kimi çocuk ilk hafta adapte olurken, kimisi aylarca kreşe uyum sağlayamayabilir. Bu nokta da umutsuzluğa kapılmak yerine sabırla ve kararlılıkla onun okula, arkadaşlarına ve öğretmenlerine alışmasında yardımcı olabilirsiniz.

Aras’ın ağlamaları 1 haftada kesildi. 1 ayda okula tamamen alıştı ve şuan 8.ay ve çantasını sırtına takıp beni öpüp sınıfına giriyor, akşam almaya gittiğimiz de bazen okuldan çıkmak istemiyor.

Zor bir süreç fakat aynı zamanda da gurur verici. Her zorluk mutlaka refaha kavuşur.

Kreş’e alışma sürecinizde başarılar dilerim.

Sevgiler

Annelik ve Vicdan

Standard

1_1

Annem hep derdi ki; “anne olunca anlarsın” anladım…

Aras’ın okula başladığı şu 6 aydır vicdanımı sürekli masaya yatırır oldum. Okula başladığı o ilk günlerde ki ağlayışı aklıma geldikçe yüreğim sızlıyor. Acaba doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım?

Onun iyiliği içinse evet doğru bir karar aldık ve okula yazdırdık. Ama o annelik içgüdüsüne sorunca ben kendimi hep suçlu hissediyorum. Benim iş hayatına geri dönecek olmam nedeniyle uzmanların uygun gördüğü yaştan daha erken başlamak zorunda kaldı ve ben o oryantasyon sürecinde onun yanında olamadım. Öğretmenlerin demesi ilk 10 gün yanında 1-2 saat kalmak gerekiyormuş ama hemen iş başı yapacağım için ilk gün sadece 1 saat kalabildim ve sonrasında götürüp hemen bırakıyordum. O an ki duygularımı anlatmaya kelimelerim yetmez emin olun 😦 Belki ondan çok ağlıyordum buda kesin!

Okula başlayalı 6 ay oldu hala bazen kendimi suçlu hissediyorum. Özellikle sabahın o kör saatinde tatlı uykusundan zar zor uyandırdığım zamanlarda. “Aras hadi kalk annecim okula gidiyoruz” dediğim anda ki o isyan halinin videosunu çekeceğim bir gün işte o zaman bana hak vereceksiniz.

Eminim bu duyguları yaşayan ilk ve tek anne ben değilim, biliyorum sonda olmayacağım. Ve biliyorum o hayatımda olduğu sürece onunla ilgili daha çok vicdan yaptığım anlar olacak.

Anne olmak bir o kadar güzelken, bir o kadar da altından kalkması zor bir durummuş bunu da annemin dediği gibi “Anne olunca anladım”

Sevgiler

Seval Aksu Demir

Aras Okullu Oldu!

Standard

IMG-20150722-WA0001

Aras doğduktan sonra onun tüm bakımını kendim üstlenmek istediğim için, en azından biraz kendini bilene kadar iş hayatını hiç düşünmemiştim.

18 Eylül 2014’te gittiğimiz pedagog bize “2,5 yaşına gelince uygun bir kreşe verebilirsiniz” demişti. Ben o günden sonra “Aras 30 aylık olunca işe başlayacağım” diye içimden geçiriyordum. Nitekim de öyle oldu.

30 aylık olmasına rağmen hala cümle kuramayan, konuşamadığı için oldukça sinirli olan bir çocuk Aras. Hem işe başlamak isteğimin olması, hemde daha sonra ilk nedenin Aras’ın daha sosyal bir çocuk olmasını istememiz nedeniyle kreşe vermeye karar verdik. Yaşıtlarıyla birlikte daha iyi vakit geçireceğini, bir şeyler öğreneceğini biliyorduk. Kreşin Aras için yararlı olacağını biliyorduk.

Alışma süresi mi!

Ben iş bulmuştum, ardından içimize sinen bir okul da bulduğumuza göre geriye sadece yeni hayatımıza alışma süreci kalmıştı. Hiç ayrılmamış anne-oğul olarak bunu çok zor olacağının farkındaydım ama her şeyin benim elimde olacağının da bilincindeydim (ama olamadım) ah o annelik duygusu yok mu?

IMG-20150504-WA0002

Ben bazı işlerim yüzünden işe Salı günü başlayacaktım fakat Aras’ın Pazartesi günü okulda ilk günüydü. Sabah hazırlanıp çıktık, okula vardığımızda benden hiç ayrılmak istemedi, 1 saat kadar yanında bekledim, oyun oynarken gözü sürekli üstümdeydi. Kahvaltı zamanı geldiğinde bırakın kahvaltı yapmayı masada bile oturmadı. Tekrar oyuna daldığında ise hemen kaçmıştım 🙂

Gün içinde sık sık arayıp bilgi alıyordum zaman zaman ağladığını, kapıyı gösterdiğini, sürekli camdan baktığını, yemek yemediğini söylüyorlardı. Akşam almaya gittiğimde beni görür görmez bastı feryadı, kucağıma geldi ama hiç yüzüme bakmıyordu, küsmüştü benimle 😦 eve geldikten 2 saat sonra normale döndü ve kucağımda uyudu. O gece boyunca onu bırakacağım korkusuyla benden hiç ayrılmak istemedi hatta gece birlikte uyuduk.

Ertesi sabah hem ilk iş günüm nedeniyle hem de Aras’ın dünkü halinden sonra onu tekrar bırakacağım için inanılmaz bir stres ve sinir içindeydim. Çalışma hayatımda 3 senelik bir boşluk, yeni insanlar, yeni ortam ve tam gün oğlumdan ayrı kalmak kulağa hiç hoş bir durummuş gibi gelmiyordu. Arabaya bindik, ben dokunsalar ağlayacak gibiyim, konuşmak bile geçmiyor içimden. Yol yaklaştıkça daha da artıyordu bu duygularım ve sonunda tutamadım kendimi başladım ağlamaya 😦 Belki de Aras alışmıştı, ağlamayacaktı ama ben işleri yokuşa sürüyordum. Engel olamıyordum bu duyguma. Oğlumu okula bırakmak bana ceza gibi geliyordu. Ağlaya ağlaya vardık okul kapısına. Aras zaten okulun sokağına girince anlayıp basıyordu çığlığı. Bırakırken ki o öpüşleri, kucağıma yatışları içime işliyordu.Bildiğim tek bir şey vardı her şey onun içindi, geleceği için! Gün boyu devam etti hüzünlü halim akşamı iple çekiyordum. Almaya gittiğimizde beni görünce yine ağlamaya başladı kızar gibi.

2.günü de bu şekilde atlatmıştık.

Sıra 3.güne gelmişti. Bırakırken ağlaması devam ediyordu fakat gün içinde öğretmenleriyle görüştüğümde ilk güne göre daha az ağladığını ve yemeğini yediği bilgisini alıyordum. Yemeğini yemesi bile büyük bir şeydi benim için.

IMG-20150611-WA0011

Günler geçtikçe ben işime, Aras okuluna alışmıştı. Artık sabahları daha az ağlıyor, gün içinde uyumsuzluk yapmıyor, yemeklerini düzenli yiyor. Hatta evde peynir ve taze fasulye yemeyen Aras okulda bir güzel beyaz peynir ve taze fasulye yiyor 🙂 (aman maşallah diyelim) 🙂

Kreşin Aras’a faydalarına gelirsek; okulda ki düzene alışmış olacak ki artık mama sandalyesi yerine bizim gibi sandalyeye oturmak istiyor, kendi yemeğini kendi yiyor- yemeye çalışıyor da diyebiliriz. “baba” kelimesini hiç duymamıştık ağzından 1 haftadır çok anlaşılır bir şekilde “baba” diyor ve eşim (murat) inanılmaz mutlu 🙂

Yavaş yavaş kreşin faydalarını görmeye başladık diyebiliriz kısacası.

IMG-20150504-WA0008

İşe başladıktan sonra alışma sürecini ve Aras’tan ayrı kalma sürecini saymazsak kendime geldiğimi ve sosyalleştiği mi hissediyorum. Hem ev hem iş yorulsam da ve ev taşıma nedeniyle henüz bir sisteme ayak uyduramasam da, bu döneminde geçeceğini, her şeyin çok daha güzel olacağını biliyorum.

IMG-20150601-WA0003

Eğer çocuğunuzun yaşı uygunsa ve uygun okulu bulduğunuza inanıyorsanız çocukların erken yaşta okula başlamaları temelden eğitim almaları, ilkokula başlamalarında büyük kolaylık sağlıyor. Kreşe veya anaokuluna gitmemiş bir çocuk ilkokula başladığında hemen adapte olamazken, temelden eğitim alan ve kreş yada anaokulu eğitimi almış çocuğun ilkokula adapte olması çok daha kolay oluyor.

Bu hayatta ne yaparsak yapalım her şey çocuklarımız için…

Mutlu anneler, mutlu çocuklar…

Seval Aksu Demir

Anne Ansiklopedisi

İkinci Çocuk Sorunsalı

Standard

hamile_bebek_ikinci_cocuk

Evlendikten sonra ilk çocuğu yapmaya karar vermek benim için çok kolaydı. Evlendikten sonra her şey normale dönünce insan hayatında bir eksiklik hissediyor. Birbirini seven iki kişi evleniyor, erkek her sabah işe gidiyor, kadın eğer çalışmıyorsa tüm gün evde televizyon başında vakit öldürüyor ve temizlik yapıp kocasının gelmesini bekliyor. Koca işten gelince kısa süreli bir sohbet, yemek faslı, yemekten sonra televizyon izlemeye devam…

Hayatın monotonluğundan kurtulmak için çocuk yapmaya karar veriyoruz, bu bir gerçek. Çocuk bir nimettir ve bir eve neşe katan tek varlık…

“Hayatımızda bir şey eksik” diyorsanız ve eğer çok gezen, çok sosyal bir çift değilseniz, hayatı zevkli hale getirmenin tek yolu —doğumdan sonraki 40 günü saymazsak—çocuk sahibi olmaktır.

Karar verildi. Aşkı pekiştirecek, eve neşe katacak minik artık gelmeliydi… Böylelikle ilk çocuk, biraz heves, biraz özlem, biraz da hayatı renklendirmek amacıyla çiftlerin ortak kararıyla dünyaya getirildi.

176868555-thinkstock-hamile-anne-ikinci-cocuk

Gelelim ikinci çocuk sorunsalına…

İlk çocuk ne denli bir merakla yapılmaya karar veriliyorsa, ikinci çocuk kararı da öyle alınıyor diye düşünüyorum. İlk kez çocuk sahibi olan bir ebeveyn bir anda yeni bir hayata başlıyor ve tecrübesizlik nedeniyle çocuğunu büyütmenin tadını çıkaramıyor. İşin içinde bir de bebek özlemi var tabii; yukarıda da bahsettiğim gibi ilk bebeğin heyecanını ve mutluluğunu nasıl büyüteceğim korkusuyla doya doya yaşayamayan aileler ikinci çocuğa bu sebeplerden dolayı karar veriyor…

Değişmeyen tek şey ise şu ki, ilk çocuk da olsa ikinci çocuk da olsa sevgileri hep aynı kalıyor. Ne birini diğerinden fazla ne de diğerini birinden az seviyorsunuz. Özlemini çeken, evlat hasretiyle yanıp tutuşan herkesin bu duyguyu yaşaması dileğiyle…

Sevgiler!

Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’den Helikopter Ebeveyn Nedir?

Standard

nocanvas_anne-babalarin-okul-oncesi-cocuklarla-ilgili-yaptigi-8-hata

Helikopter Anne-Babalar; çocuğun başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, çocuğun her şeyine yetişmeye çalışan, çocuğun hayatına ve kişiliğine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalardır. Bu anne babalar, eğitimli orta sınıf ailelerden gelir ve çocuktan akademik beklentileri çok yüksektir.

Son yıllarda bu terimden çokça söz edilmekte ve bir psikolojik, sosyolojik sorun olarak ele alınmaktadır. Helikopter Anne-Babalar Türkiye’de çok yaygındır.

Helikopter anne babalar, çocuklarının başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, her şeylerine yetişmeye çalışan, hayatlarına ve kişiliklerine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalar olarak tanımlanmaktadır.

Günümüzde “helikopter aileler”, çocuklarının eğitim, sosyal ve özel hayatlarını çok yakından takip eden, çocuklarının üstlenmesi gereken sorumlulukları büyük bir hevesle üstlenen, her sorununu onlar adına çözmekten mutluluk duyan aileler olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Helikopter anne babalar”, çocuklarının ödevlerini, projelerini yapıyor, yetiştiremedikleri zaman telaşlanıyor, çocukları düşük notlar aldıklarında bu konuyu öğretmenleri ile konuşabiliyorlar. Helikopter aileler, iyi niyetle yardımcı olmaya çalışsa da aslında çocuklarının yetersiz olduğu, kendi sorumluluklarını yerine getiremedikleri mesajını veriyorlar ve tüm bu nedenlerle de çocuklarına yardım ediyorlar.

Helikopter anne babalar çocuklarının bireyselliğinin gelişmesini kendilerine tehdit görürler ve onlara bağımlı olması için elinden geleni yaparlar. Çocuklarının bağımsız kendi kendine yeten bir birey olmasını tehdit için gördükleri için çocukların değişim, gelişim çabalarına engel oluyor ve kendilerine bağımlı olmaya zorluyorlar. Tabi buda çocuğun kendine yetemeyen, değersiz, güvenilmez biri olmasına neden olduğu gibi kimlik gelişimlerini de olumsuz etkiliyor

Aşırıcı korumacı çevrede büyüyen, her sorunu anne babası tarafından çözülen, kendi kararlarını kendi alamayan yani helikopter anne baba ile büyüyen çocuklarda bazı tipik özellikler görülmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz

  • Şişirilmiş bir egoya sahip
  • Düşük öz saygı ve yeterlilik duygusu
  • Bastırılmış kişilik
  • Sağduyudan yoksun
  • Karar vermekte zorlanan
  • Problem çözme becerisi gelişmemiş
  • Daha iyiyi yapma ve çabalama isteği düşük
  • Çok güçlü aile bağına sahip ve aileye bağımlı

Bunlar bu çocukların sadece en belirgin özellikleri bu liste daha artırılabilinir. Çünkü aşırı koruyucu anne baba olmak, çocuğun normal gelişimine müdahale eden bir yaklaşımdır. Dolayısıyla çocukta normal olmayacaktır. Birçok becerileri eksik, psikolojik problemler yaşamaya yatkın, iş ve özel hayatında problemler ve başarısızlıklar yaşayan bir yetişkin olacaktır.

Helikopter anne babalar şunu unutmamalıdır. Sonsuza dek çocuklarının yanında olamazlar. Çocuklarının kendilerine bağlı ve bağımlı yaşaması aslında çocuklarına yaptıkları çok büyük bir kötülüktür. Bu şekilde büyüyen çocuk hiçbir zaman bağımsızlaşamaz, kendi sorunlarını çözemez, karşılaştığı sorunlarda hep başkalarını suçlar ve kolay çıkış yolları arar.

Şimdinin çocuklarının geleceğin yetişkinleri olduğunu düşündüğümüzde aslında gelecek adına da çok büyük bir hatadır çocukları bu şekilde büyütmek. Helikopter anne baba ile büyüyen çocuklar hep çocuk kalmayacaklar, ergenlik, yetişkinlik, iş yaşamı, evlilik gibi pek çok süreç onları bekliyor.

Çocukları bağımsız bırakmak ve sorun çözme becerilerin gelişmesine katkı sağlamak onların gelişimi için atılacak önemli bir adımdır…

Emine Ergün
Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

https://twitter.com/annebabadanisma

Mucizem’e

Standard

11760328_1621071788160806_3223643074046417736_n

Özel ve önemli günler birçok kişi için değerlidir.Doğum günü, evlilik yıl dönümü, sevgililer günü vs. Benim hayatımda ki en önemli gün bugün… Ne doğum günüm ne de evlilik yıl dönümüm hiç biri bugün kadar önemli ve değerli olamaz. Çünkü bugün benim hayatım bir anlam kazandı, ben gerçekten ben oldum.

Canım sevgilim 4 sene önce bugün girdim hayatıma. Beni çok büyük bir boşluğun içinden çıkardın. Yeri geldi arkadaşım oldun derdimi paylaştığım, yeri geldi babasız yüreğime baba oldun omzuna başımı yaslayıp soluksuz ağlayabildiğim.

Biz birbirimizi çoook sevdik delice. Zor zamanlarımızda oldu olmadı değil ama aşkımız zorlukları alt etmeyi başardı. Hiç ayrılmadık seninle ama çokta kavgamız oldu yerli yersiz… Yinede hiç pişman olmadık el ele olmayı başardık.

Seni daha ilk gördüğüm anda ”Mucizem” dedim. Hayatımda ki mucizeydin çünkü. Nasıl bir sevgidir bu her sabah yeniden aşık olacak kadar büyük, ve her gece başımı göğsüne koyduğumda Allah’a  binlerce kez şükür edecek kadar yüce.

Sen beni ben yapan dev yürekli adam seni öyle seviyorum ki bütün dünyayı yakabilecek kadar.

İyi ki hayatımdasın, iyi ki alın yazım kaderimsin…

Seni Çok Seviyorum Bitanem

Hayatıma girip beni büyük bir aşkla sahiplendiğin için sonsuz teşekkürler…

Hayatıma girişinin 4. senesi kutlu olsun…

Bu da bizim aşkımızın şarkısı…

Kız Annesi Olmak

Standard

78755_yeni_dogan_bebek_kutlama_mesajlariDaha önce ki yazımda erkek annesi olmanın yanlarını yazmıştım. Şimdiki konumuz ise kız annesi olmak. Ben henüz bir kız evlada sahip değilim o yüzden bir deneyimim yok. Alternatif Anne’nin konuk yazarının kaleminden okuyacağız kız annesi olmanın yanlarını…

Alternatif  Anne’nin Konuk Yazarından Kız Annesi Olmak

– Anne olmak zor, bir çocuk yetiştirmek zor, ama kız annesi olmak daha zor. Hayır, hayır, çoğu kişinin düşündüğü gibi kız çocuğunun namusuna sahip çıkmak, adı çıkmasın diye onu sakınmak yüzünden değil.

-Birincisi kız çocuk büyürken, önce annesine hayran olur, ergenlik döneminde ise onu birinci düşmanı ilan eder, artık anne-kız arasında bir sidik yarışı başlamıştır, anne aslında hiçbir şey bilmiyordur, kız ise dünyalar yaratacak kadar her şeyi biliyordur, işte anne bu durumda dengeyi kurmak zorundadır, yoksa ergenlik tam bir savaş alanı haline dönüşüverir.

– Anne bir dişi olarak hayattaki yerini sağlam tutmalıdır ki kızına örnek olabilsin. Oturması, kalkması, yerinde davranması, sinirlenmesi, tepkileri, olayları çözmesi, organize olması, hayatın ve evin düzeni… her şeyiyle kızına örnek olur. Bu ne demektir? Kız çocuğunun ilerideki yaşamında hayatı ne kadar kolay ya da zor karşılayacağı ve yaşayacağı ile doğrudan orantı.

– Annenin bağımlılık potansiyelinin sevgiyle karıştırılması hayattaki en büyük handikaplardan biridir, kızını sevdiği için koruduğunu sanan, ama içinde aslında bağımlılık zincirleriyle kızını kendisine bağlamış olan anne, kızın geleceği için zehirli bir sarmaşıktır. 35 yaşına gelmiş kızının evlenme potansiyelleri karşısında sürekli hastalanarak, kızını eve bağlamaya çalışan anneden, 60 yaşına geldiği halde annesinden ve annesinin arkadaşlarından başka arkadaşı olmayan, annesinin yanında hala minik kız çocuğu gibi olan, hiçbir zaman anne olamamış bir kadına kadar türlü örnekler var çevremde.

– Kız annesi olmanın en zor yanı, aslında evlilik oyununu düzgün oynamak zorunda olmaktır, çünkü kadın olmak içinde şeytaniliği, manipülasyonu da barındırır, bunlar aslında hayatın tadı tuzu küçük oyunlardır, ama bazen evliliği ayakta tutar, bazen de yıkarlar. Bir annenin babayla olan ilişkisi kızın ilerideki kadın-erkek ilişkileri için temeli oluşturur. Annesi babası tarafından dayak yiyen bir kız çocuğu ileride erkek arkadaşının ya da eşinin kendisini dövmesini normal karşılayabilir, çünkü çocukluğunda gördüğü ve normal olarak beynine kaydedilen görüntü budur, bunu dönüştürmek mümkündür, ama güç ve cesaret ister.

– Kızının büyüdüğünü kabul etmek zordur bir anne için. Kız çocuğunun regl olması, artık geri dönülmez büyüme aşamasını gösterir ve kabullenmek zaman alır. Başkalarının kızları için normal karşılanılan bu durum, annenin kendi kızının başına gelince bambaşka bir hale bürünür, hele de annenin regl dönemi sancılı geçiyorsa, aynı acıları kızının yaşayacağını düşünmek bile insanı anında üzmeye yeter. Ve artık kızın bedenindeki değişikliklerin erkeklerin gözünde farklı bir yere konabileceği düşüncesi… artık sokakta yürürken, sadece vitrinlere değil, kızına bakan gençlerin ve yaşıtı erkek çocukların bakışları da izlenir olur.

– Sadece anne için değil, kız çocuk için de zorluklar vardır, anne giden gençliğini kızının bedeninde seyrederken, bir şeyleri kanıtlama çabasında kızıyla yarışa girebilir, giyim tarzı, gidilen yerler, programlar bir anda gençleşebilir, tabii artık botoks, vs sayesinde bu eskiye oranla çok daha kolay oluyor, bir o kadar da daha komik aslında.

– Velhasıl kelam zor şey kız annesi olmak, güçlü olmak gerekli, dengeli olmak gerekli, tutarlı olmak gerekli.

 

Aras’a hamileyken hep bir kızım olsun diye dua ederdim. Artık kendimi öyle kaptırmıştım ki adı bile hazırdı ”Defne”… Cinsiyetini öğrenmeye gittik ben hep kendimden emin bir şekilde ‘kız olacak’ diyordum, doktorum ”bu bebek erkek” deyince ağladım ne yalan söyleyeyim 🙂 Oğlum doğdu ve ben iyi ki dedim, iyi ki oğlum olmuş. Şuan tam 14 aylık ve peşimde ‘anne anne’ diye geziniyor ve o her ”anne” deyişinde içim titriyor. İyi ki doğurmuşum seni canım oğlum…

İyi ki erkek annesiyim, ilerde kız annesi olmak dileğiyle 😉

Sevgiler

Kaynak: http://alternatifanne.com/kz-annesi-olmak-2/

Alternatif Annenin Tüm Yazılarına Bu Linkten Ulaşabilirsiniz: http://alternatifanne.com/

Twitter: https://twitter.com/AlternatifAnne

Facebook: https://www.facebook.com/pages/Alternatif-Anne/145758435460616

Erkek Annesi Olmak

Standard

11750733_1624355927832392_1259104393420357536_n

Evlat sahibi olmak hayatta başınıza gelebilecek en güzel şey… Oğlum olmadan önce çocuk sesine tahammül edemeyeceğimi düşünürken oğlumun yeri gelip üstüme çiiş yaptığına, yüzüme kustuğuna, elime kaka yaptığına çok kez şahid oldum 🙂
Bunları çekinmeden yazıyorum çünkü sizde annesiniz ve eminim bunların bir çoğu başınıza gelmiştir.
Tabii bir de ‘oğlunuz’ varsa isterse tüm gün üstünüze çişini yapsın 🙂 Kız anneleri alınmasın lütfen evlat ayrımcılığı yapmak değil asla ama erkek anneleri her yönden çok şanslı neden mi? Buyurun bu yüzden 🙂

– Hayatınızda babanızdan ve eşinizden sonra ki kahramanınız dır.
– Kız evlat büyüyüp yuvadan uçar ama erkek evlat hep yanınızdadır.
– Kız çocukları gibi sevgilerini pek gösteremeseler de erkek evlat daima annelerine aşıktır.
– Erkek annesi olmak içindeki erkeği keşfetmektir.
– Erkek annesiyseniz erkek oyunları oynamanız kaçınılmazdır.
– Daha 1 yaşında olmasına rağmen kıskanmaktır herkesten.
– Eşinize aşıkken bir gün onun sevgisinin önüne geçen tek varlıktır erkek evlat.
– Erkek annesiyseniz eğer bir gün ayakta işemeniz kaçınılmaz bir gerçektir 🙂
– Ve en acısı da şu ki; siz sevip öpmeye kıyamazken birgün biri çıkar gelir ve oğlunuzu alıp gider. O zaman oğlunuz artık bir başkasına ait olur ve artık sizin o top oynadığınız, birlikte araba yarışı yaptığınız oğlunuz artık başkasına ait olur her istediğinizde öpüp koklayamazsınız.
Yinede erkek annesi olmak ayrıcalıktır.

Oğullarımızın hayatına pek çok prenses girse de, her zaman kraliçe biz olarak kalacağız 😉

Erkek annesi olmak gelecekte ki kaynanalığın ispatıdır… :))

Canım Annem’e…

Standard

24 sene önce bugün beni hangi zorluklarla 9 ay karnında taşıyıp hangi zorluklarla dünyaya getirdin… “Annenin kıymetini anne olunca anlarsın” derlerdi nede haklılarmış,senin değerini ve kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum. Binlerce kez şükürler olsun senin gibi bir anneye sahibim… Allah iyiki seni annem,babamıda babam olarak layık görüp beni size evlat yapmış sizinle gurur duyuyorum. Ve iyiki beni dünyaya getirmiş Yiğit’e abla, Murat’a eş ve Aras’a Anne olmama vesile olmuşsun. Seni dünyadaki hiçbirşeye değişmedim değişmemde,seni çok seviyorum canım annem… Annelik yıldönümün kutlu olsun 🙂