Category Archives: Sosyal Yaşam

Uyandırma Oyunu 

Standard

Sabahları en zor şey özellikle çalışan anneler için uyandırmak, çocukları için ise erkenden uyandırılmak…

Aras uykuyu çok seven bir çocuk, akşam erken bile yatsa sabah çok zor uyanıyor. Uyurken giydirdiğimi, kucağımda evden çıktığımızı biliyorum.

Son bir haftadır bir oyun buldum kendi çapımda, artık ne kadar iyi bulursunuz oda sizin insiyatifinize kalmış.

Sabah öncelikle odasına giriyorum. Güzel cümleler kuruyorum, saçını okşuyorum. Varlığımı hissettiriyorum. Daha sonra hadi oyun oynayalım diyorum. Burada ki anahtar kelime “oyun” hiçbir çocuğun karşı koyamayacağı şey…

Oyun kelimesini duyunca yarımda olsa gözünü açıp bir bakıyor. Sonra “ne oyunu” diye soruyor. Ağzından iki kelime çıktığına göre uyanmış sayılır, sonucu ise yataktan kaldırarak noktalıyoruz. 

Oda şu şekilde oluyor; Şimdi ben içeriye gideceğim ve 5’e kadar sayacağım eğer gelmezsen seni gıdıklayacağım gelirsen kocaman öpeceğim diyorum. 

Ve yan odaya geçip saymaya başlıyorum 1…2…3… daha 3.yü saymadan fırlayıp geliyor yanıma ve ben ona ödül olarak kocaman bir öpücük veriyorum… Son bir haftadır sabahları öyle kolaylaştı ki işim anlatamam.

Gecenin bu saatinde neden böyle birşey yazdın diyeceklerdir. Hala uyumayan, sabah aynı sıkıntıları yaşayanlar varsa fikir olması nedeniyle yazdım.

Bu sabah ve her sabah neşeniz yüreğinizden eksik olmasın. Anne/Babalar mutlu çocuklar mutlu olsun…

Şimdiden Günaydın 🙂

Seval Aksu Demir

Reklamlar

Şekersiz Hayat Oh Ne Rahat

Standard

c466e96c-a10b-4459-a42f-8917688e46b8

 

Ciddi söylüyorum bunca zamandır kendime eziyet etmişim şekerli çay, kahve tüketerek!

Ben asla şekersiz çay/kahve içemem derdim hep meğer içe bilirmişim… 2. denememde çıkardım hayatımdan şekeri. İlk denemem başarısız oldu anladım ki birden kesmek gerekiyormuş. 2 şekerli içiyordum çayı önce teke düşürdüm sonra yarıma, haydiiii gerisin geriye iki şekere döndüm. Sonra dedim ki “şekersiz hayata merhaba” diyeceğim…

Kafada bitirdiğim gün şekersiz içmeye başladım çayı. İlk bir hafta sadece kahvaltıda çay içebildim yanında bir şeyler yerken pek fark etmedim, çayı sade tüketmem iki haftayı buldu.

Zaten hali hazırda mide rahatsızlığım mevcuttu, şekeri hayatımdan çıkardığım günden bu yana midemde ne bir ağrı nede bir şişkinlik oluyor çok şükür.

Demek ki yediğimiz içtiğimiz her şey sağlığımıza etki ediyor. Kafanızda bitirin o zaman bitiyor, denemesi bedava 🙂

Yaklaşık 2,5 ay olacak şeker kullanmayalı ve gerçekten çok rahatım. Hem kilo vermeme yardımcı oldu, hem midem eskiye göre daha hafif ve rahat, hemde gerçekten çay içtiğimi şimdi daha iyi anlıyorum. Bu tabire şeker kullanmayan çevremden duyunca sinir olurdum ama cidden doğruymuş 🙂

Şekersiz hayat oh ne rahat, herkese tavsiye ederim 🙂

 

Sevgiler

Seval Aksu Demir

anneansiklopedisi.wordpress.com

Trafiği İhlal Edene WhatsApp ve Viber’den Şikâyet Dönemi

Standard

1440682910550

Gerek bebek arabası kullanan ebeveynler, gerekse engelli vatandaşlarımız bu tarz sorumsuz insanlar yüzünden kaldırımlarda, yaya geçitlerinde yürüyemez oldu. Eskiden şikayet sistemi daha zordu fakat artık Whatsapp yada Viber kullanıcıysanız kişileri yetkili birimlere kolaylıkla ihbar edebiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken gerçekten trafiği ihlal ettiğini düşündüğünüz aracın plakası görünecek şekilde video yada fotoğrafını çekip İstanbul Emniyet Müdürlüğüne mesaj olarak göndermek. Fotoğraf/Video altına açık adres, gün,ay,yıl belirten tarih ve açıklama yazmanız da gerekiyor. Biz denedik gerçekten yarım saat içinde geri dönüş yapıyorlar. Gayet doğru bir uygulama olmuş. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler…

“İstanbul Emniyet Müdürlüğü, trafik kurallarını ihlal eden sürücüler için, akıllı cep telefonlarında kullanılan iletişim uygulamaları (WhatsApp ve Viber) üzerinden iki farklı şikayet ve ihbar hattı oluşturdu. Uygulamalarda kullanılacak olan İstanbul Emniyeti’ne ait 0552 155 0 155 ve 0533 155 0 155 numaralı iki hatta, kullanılacak uygulamalardan kural ihlalleri yapan sürücülerin videoları ile fotoğrafları yollanacak. Paylaşılan bilgi, fotoğraf ve görüntüler, Trafik Kontrol Komuta Merkezi’nde görevlendirilen 20 kişilik polis ekibi tarafından detaylı bir şekilde incelenecek ve kural ihlali yaptıkları net olarak tespit edilen sürücülere cezai işlemler uygulanacak.”

Haber Sabah Gazetesi den alıntıdır.

Sosyal Medya Saldırıları

Standard

iStock_000024444600Small

Yaşanan üzücü olayların hemen ardından insanlar, insanlara sataşmakta çare buluyor her ne hikmetse…

Paylaşılan fotoğrafın hikayesi eğer gündem konusu değilse hemen topa tutuluyorsunuz. Örneğin ben; Cumartesi günü bu alçak olay yaşanmadan önce instagram hesabımdan bir çekiliş duyurusu yaptım, katılanlar oldu. Olaylar gündeme geldi acımı paylaştım, kızdım, öfkelendim. Ertesi gün yeniden paylaştım ve bir kaç kişi bunu yadırgadı, “ayıp” dedi ve sosyal medyadan sildi! Takıldığım nokta asla silmeleri değil. Tek takıldığım insanların özgürlük hakları ellerinden alınması. Sem acı yaşarken çocuğunun, evinin vs. fotoğrafını paylaşmayıp sadece gündemde ki konuyu paylaşınca yas tutuyorsun da, ben iş yaptığımda neden ayıplanıyorum?

Acı sosyal medyada ekran karartmakla, gündem harici paylaşım yapmamakla olmuyor sevgili arkadaşlar! Sen dün kalkıp beni yada bir başkasını yargılarken bugün kalkıp “neden insanlar yargılanıyor” diyemezsin!

İçimde ne yaşadığımı, neye üzüldüğümü, neye yas tuttuğumu paylaştığım “çekiliş” fotoğrafına bakıp yargılayamazsın!

İnsanların özgürlüklerini ellerinden almaya çalışmayın. Görmek istemeyebilirsin, kızmış olabilirsin sessizce takibi bırak butonuna tıklaman yeterli… Sayfalarca, satırlarca yazmanıza gerek yok. Herkes özgürdür! Herkes yasını farklı şekilde tutar.

Siz paylaşmayın gündem dışı fotoğraflar, paylaşanları silin, engelleyin ama unutmayın 2 gün sonra unutacaksınız!

Sevgiler

Karagün AnKARA!

Standard

1400061108soma

Sessiz sakin insanlardık biz! Her güne umutla, neşeyle başlar yine neşeyle kapatırdık bir günü.

Her gördüğümüz insana güvenirdik ama asla yanılmazdık. Girdiğimiz ortamlar hep sakin ve güvenilirdi.

Televizyonların sağ üst köşesinde siyah kurdele görmezdik, hep boş kalırdı orası. Haberler de terör adı altında haber izlemezdik. Koca kafalar vardı, Bizim City vardı ve biz hep gülerdik.

2000’li yıllara girdiğimizden bu yana öyle şeyler değişti ki, ilk başta insanlara güvenmemeyi öğrendik, sonra ölüm haberlerini görmeye.

Öyle çok şey değişti ki Türkiye’de. Sebepsiz yere insanlar ölmeye başladı. Televizyon kanalların da hep bir “son dakika” haberi, hep bir patlama, hep bir terör olayı, hep bir şehit haberleri, hep bir ağlayan analar, babalar, eşler, çocuklar. Sıra sıra dizilmiş Türk bayrağı sarılı tabutlar. Feryatlar, isyanlar ve hep o anaların dilinde aynı cümle “ciğerim yanıyor”

Değer mi? Değer mi hiç masum insanları katledip, o anaları, babaları, eşleri ağlatmaya. Çocukları babasız, annesiz bırakmaya değer mi?

Bir yanda masumca ölen insanlar, bir yanda ciğeri yanan aileler ve bir yanda yaptıkları adilikle övünen, ağlayanlar karşısında gizliden gizliye sevinen, alkış çalan kalleşler…

Dünyanın düzeni bu oldu artık. Biz her gece yatağımıza “acaba sabah nerde patlama olmuş, acaba hangi polis şehit olmuş” haberiyle uyanacağız diye koyuyoruz başımızı yastığa. Sabah korkarak açıyoruz televizyonu ve korkarak giriyoruz sosyal medyaya. Acaba yine mi kararmış profiller göreceğiz diye.

Bu saatten sonra asla düzelmesini beklemiyorum. Sadece evladım, ailem ve tüm insanlar için bol bol dua ediyorum.

Tüm milletimizin başı sağ olsun. Bu işte parmağı olanlar ve bunları yapanları Allah kahretsin…

Rica Etsem Karışmaz mısınız?

Standard

harbi-kadin-2

Anne olmak ne kadar güzel bir duygu öyle değil mi?

Peki etrafınızda ki “çok bilmiş” tayfasından anneliğinizi doya doya yaşamaya fırsatımız kalıyor mu? Tabii ki HAYIR!

Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz anda başlıyor aslında dış etkenlerin “kendilerince” akıl verme hissiyatları. Hele karnınız dışarıdan da iyice belli oluyorsa yolda, sokakta, hastanede ve hatta tuvalette bile o tayfalara denk gelebiliyorsunuz.

Karşınızda ki bir hamile arkadaş hem de hormonları alt üst olmuş bir hamile, sen nasıl olur da “aman yediklerine dikkat et, doğumdan sonra kilo vermesi çok zor olur, kocan seni beğenmez sonra” dersin. Verir arkadaşım verir, hem sana ne, o hayatının en güzel şeyini yaptı ve hamile kaldı sana ne!

Süt arttırıcı dış etkenler var bir de, daha karnınızda ki bebek nohut tanesi kadarken gidip gelip laf sokup dururlar “beslenmene şimdiden dikkat et süt olmaz sonra, bebeğin aç kalır alim Allah”  Kim aç kalmış şimdiye kadar bir söylesenize?

Gelelim doğumdan sonra ki hayata. Yaz ayında doğum yapsanız bile göğüsleri illa bir sıcak tutma çabaları başlar neymiş süt ekşir miş 🙂 Pastörize sütle karıştırdınız herhalde anneyim ben anne!

Sırf bebek üşümesin diye 3 kat giydirilmiş ve sonucunda tüm vücudu isilik olmuş bir anneyim ben. Tamam Aralık ayında doğum yapmış olabilirim ama uzmanlar ne diyor, “siz nasıl giyiniyor sanız, bebeğinizi de o şekilde giydirin” Zorla 3 kat giydirdiniz, kalorifer ısısını en yükseğe aldınız, üstüne bir de kapıyı kapattınız ne oldu? Çocuk daha 10 günlükken isilik oldu.

Çocuk her anne sütü alımından sonra kusuyor diye anneyi yerden yere vuruyorsunuz ya, ya o annenin sıkıntıdan sütü kesilirse bebek aç kalır bunu hiç düşündünüz mü? Doktorluk taslamadan önce doktora yönlendirsenize. Gittik doktora sorduk, “gün içinde çok fazla emdiği için fazlasını çıkartıyor” dedi, ne oldu bak yanıldın.

Yeni evlilere “çocuk ne zaman” ilk çocuğu yapmış 3 yaşına getirmiş ailelere “ikinci çocuk ne zaman” tarzında sorulardan vazgeçin artık.

Çocuğum iki ay sonra 3 yaşına girecek olabilir. Hala cümle kuramıyor diye girdiğim her ortamda “aa kaç yaşına gelmiş hala konuşamıyor mu? İhmal etme doktora götür” gibi cümleler duymaktan çok sıkıldım. Ben anneyim ve oda babası, çocuğumuzu bizden başka kimse takip edip gözlemleyemez bunu unutmayın. Bildiğinizi, yada bildiğinizi sandığınız konularda anne ve babaya baskı yapıp canını sıkmayın lütfen. İçinizde tutun!

Hayatınıza üçüncü şahısların karışmadığı, çocuğunuzu özgürce büyüteceğiniz günler dilerim 😉

Seval Aksu Demir

Oğluma 2 Yaş Mektubu

Standard

DSC08084

Hamileliğim süresince hayalini kurduğum tek şey vardı “Anne” dediğin günü görmek!

Seni kucağıma aldığımda o kadar minik ve o kadar muhtaçtın ki, korktum! Ağladım! Sana bakamayacağımı düşündüm, seni sevemeyeceğimi düşündüm, kucağıma alamayacağımı, kıyafetlerini giydiremeyeceğimi düşündüm… Annelik öyle birşey ki, daha karnınızın içinde fasulye tanesi gibiyken yerleşiyor benliğinize. Daha karnınızdayken onu koruma iç güdüsü sarıyor aklınızı fikrinizi…

Tam senden, ufacık bedeninden korkmaya başlayıp, tam lohusa depresyonuna girecekken dur dedim kendime dur! Sen annesin! O minik ama dev adam senin! Kimseye ihtiyacın yok! Neyden, kimden korkuyorsun? Al kucağına kokla, öp, sev, doya doya izle. Çünkü, büyümeye başlarken bebekliğinde olduğu gibi saatlerce kucağında tutamayacaksın, sevip koklayamayacaksın…

Şuan 2 yaşındasın kucağıma alamıyorum, alsam da saniyesinde kaçıyorsun, öpemiyorum istemiyorsun, siliyorsun. Ve ben seni en iyi şekilde büyütebilmeye adamışken kendimi o ilk aylarda, seni çok çabuk gözü kapalı  büyütmüşüm. Şuan bana “Aras’ın nasıl ağladığını” sorsalar, inanın hatırlamıyorum 😔

Ne vardı seni yavaş yavaş, sindire sindire büyütseydim! Bak artık 2 yaşındasın. Tutmaya korktuğum o minik dev büyüdü, büyüdü de kabuğuna sığmıyor…

Zaman 2 sene önceye kadar hiç geçmezken, sen doğdun doğalı seni büyütüp eğiteyim derken zaman hızlıca akıp gidiyor. 2.doğum gününü hep çok uzakta hayal ederken şuan 2 yaşındasın ve bir gün bir bakmışım askere gitmişsin…

Zaman zaman sana kızsam da, sinirlensem de sen hep benim gözbebeğimsin. Saçının teline tüm dünyayı yakacak kadar, yeryüzünde ki tüm değerlerden bile çok seviyorum seni…

Hayatıma kattığın anlam için, bana anneliği yaşattığın için, ufacık kalbinle bana şefkatle sarılıp hazineler değerindeki mutluluğu yaşattığın için teşekkür ederim!

Ve sen minik adam yaşamın boyunca o gülen yüzün hiç solmasın, hayatında hep iyi insanlarla karşılaş, vatanına,milletine ve bizlere hayırlı evlat hayırlı insan ol. Allah her zaman yanında, melekler her daim seni korusun. Biz seni sevmeye kıyamazken sana zarar verecek tüm kötülerden korusun Allah…

İyi ki doğdun miniğim, iyi ki doğdun aslanım, iyi ki doğdun hayatımın anlamı. Ve hep var ol canım oğlum! Doğum günün kutlu olsun, mutlu ol senelerce…

Annen
Seval Demir

 20141214_152610

  IMG_171322369121093IMG_171284244548339DSC08013 DSC08029 DSC08030 DSC08031 DSC08036 DSC08041 DSC08094 DSC08095  20141214_143118

Kahramanıma

Standard

537daf642f7070ce3870e671Yine bir özlemle uyandım 1 Eylül sabahına.

İyi ki blog yazıyorum diyorum kendi kendime. Çünkü bazen öyle büyüyor ki içimde bu özlem kimseye anlatamadığım zaman burada buluyorum kendimi. Saatlerce yazıyorum içimdekileri döküyorum kısmen iyi gelse de tamamen söküp atamıyorum içimden. Atamam da zaten. Nasıl atılır ki bir baba yürekten?

O benim ilk aşkımdı, hala öyle ama yanımda değil. Derdim olunca başımı omuzuna yaslayıp ağlayabileceğim bir babam yok! 9 yıl oldu dile kolay ama birde içime sorarsak hala bir kor var yüreğimde….

Ben babamı ölümsüz kılmıştım gençlik aklımla. Babam hiç hasta olmaz ki, o bizi hiç bırakmaz ki, derdim ama kayıp gitti ellerimden. Nasıl bir acıdır başına gelmeyen bilemez, Allah kimseye de anne-baba acısı yaşatmasın…

Koca bir boşluk bende ki asla kapanmayacak bir boşluk…

Aras dedesinin öldüğü gün öldüğü saatte dünyaya gelerek şaşırtmıştı bizi. Belkide 8 Aralık’a yaklaşmaya başlayınca büyüyor özlemim. Şaşırıyorum oğluma doğum günü yaparsam babama ihanet eder miyim diye?

Yine de bu bana verilmiş bir armağan deyip kadere razı geliyorum.

Ne zamanı geri çevirebilirim, ne babamı geri getirebilirim… Çaresiz ona kavuşacağım günü beklemekten başka yolum yok.

İnşallah bizi bir yerlerden görüyorsundur babam. Ben seni çok özledim hemde çok…

Bu yazıyı okuyanlardan tek ricam babam için bir ”fatiha”…

 

Sevgiler

 

 

Kapanmak İsteyenlere

Standard

indir

28.09.2014 Ramazan bayramının 1.günü, yani benim dönüm noktam…

Yaklaşık 4 aydır sürekli beynimi kemiriyordu bu düşünce. Kapalı insanlar dikkatimi çekiyordu. Etrafımda ki birçok insan kapalı. Örneğin;2 görümcem, kayın validem, arkadaşlarım…

İnsan asla büyük konuşmayacakmış bunu anladım. Daha önceden ‘’ben asla kapanmam’’ derdim, ne oldu bak kapandın 🙂

Bu yazıyı kendimi sizlere ispatlamak için yazmıyorum. Beni yadırgayanlar olacaktır, bu hiç önemli değil. Bana beni anlayan, benim kararıma saygı duyacak insanlar lazım.

Gelelim bu zor bir o kadar da doğru kararı nasıl verdim, hangi süreçlerden geçtiğime… Söylediğim gibi çok istiyordum ama cesaret edemiyordum. Kafamda bir ton soru işareti vardı. Önce onları yenmeyi çalıştım. Türban yakışır mı? Yakışmaz mı? Çevrem ne der? Daha sonra çevrenin çokta önemli olmadığını anladım. Sonuçta bu benim kararımdı ve herkes saygı duymak zorundaydı. Burayı hallettikten sonra sıra kapalı tanıdıklarımla nasıl kapandıklarını öğrenmeye geldi. Hepsine sordum ve onlarda bana bu süreçlerini anlattılar.

Daha sonra kendimle baş başa kalıp düşündüm. Açıklığın bana kattığı ne vardı? Zaten bunca zaman hiç bir şeyde gözüm kalmamıştı. Rahmetli babam ve eşim beni çok rahat yaşatmıştı. Peki, bundan sonrası? Zaten imanımız için çokta fazla şey yapmıyoruz, Allah bize örtünmeyi emretti! peki neden bu açıklık? Neden bu vücudu eşimizden başkasına sergileyiş? Açıklığı yermek değil amacım sonuçta bende 2 hafta öncesine kadar açıktım. Sonunda taşlar yerine oturdu ve ben bayrama kapanmış bir şekilde  girmeye karar verdim.  Eşimde beni hiçbir zaman zorlamamıştır. Zaten din zorlamayı emretmez ve bu tür şeyler isteyerek olur.

Kapanmaya karar verince görümcem ve bir arkadaşım bana çok destek oldular onlara da buradan çok teşekkür ederim. Bu konuda yanınızda size yardımcı olacak, sizi anlayıp destek olacak birilerinin olması çok önemli ben şanslıydım.

Kararı verdikten sonra önce arkadaşıma (Fatma) söyledim çok sevindi ve ertesi gün bana dünyanın kıyafetini, eşarbını yolladı çok teşekkür ederim. Daha sonra görümceme söyledim ve alışverişe çıktık. Alacaklarımı aldım ve artık hazırdım.

Eşarp takmak göründüğü gibi kolay değilmiş çok uzun süre uğraştıktan sonra ve yine görümcemin yardımıyla onu da hallettim.

Bayram sabahı oldu ve ben büyük bir hevesle hazırlandım. Kayınvalidem ve kayınpederim bilmiyordu onlara sürpriz olacaktı. Yola çıktık ve gittik, gördüler ve tarif edemeyeceğim kadar çok sevindiler. Tuhaftır ki, herkes kapandıkları ilk gün zor geçti demelerine rağmen benim ilk günüm çok rahat geçti. Allah gerçekten yardımcı oldu. Şuan sanki yıllardır kapalıymışım gibi. Açıklığımı hiç özlemiyorum. Doğru yolun bu olduğunu bilmek Allah için bunu tercih etmek inanılmaz bir duygu.

Bu yazıyı yazmamda ki asıl amaç benim gibi karar veremeyen tanıdığım, tanımadığım herkese yardımcı olması. Umarım mesajım ulaşması gereken yerlere ulaşır.

Rabbım bu duyguyu herkese nasip etsin inşallah.

Sevgiler

Toplandık, Taşındık ve Yerleştik Peki Ya Çocuklar?

Standard

moving2”Taşınmak” kelimesi kulağa ne kadar da korkunç geliyor değil mi? Birde küçük bir afacanınız varsa bu işin üstesinden gelemeyeceksiniz gibi duruyor.

Biz 17 Eylül 2011 tarihinde evlenip  Başakşehir’e taşındık. Her insan ev sahibi olacak diye bir kural yok, kiracıyız. Belli bir süre orada oturacak daha sonra taşınmak durumundaydık ve o zaman geldi çattı. Taşınmaya karar verdik. Peki nasıl olacak? Koca ev nasıl toplanacak? Her şeyden önce Aras’la nasıl ilgileneceğim?

Bu taşınma sürecinde şu mama sandalyelerini icat edenlere bol bol dua ettim 🙂 çünkü o benim en iyi kurtarıcım oldu. Eşya toplayacağım zaman Aras’ı ona oturtup toplayacağım odaya götürdüm. Eline sevdiği yiyecekleri ve oyuncakları vererek oyalamaya çalıştım. Yeri geldi bu durumdan sıkıldı (haklı olarak) yeri geldi bana çok yardımcı oldu.” Küçük aklı ermez” demeyin! Onlar o kadar zeki ki, akılları her şeyi anlamaya yetiyor.

Aras’ı bırakabileceğim yerlerde vardı tabii ama hala emzirdiğim den durmayacağını bildiğim için ne kendimi, nede yakınlarımı bu riske atmak istemedim. Yaklaşık 1 ay çok sıkıntılı zamanlar geçirdik, Aras’la kaliteli zaman geçiremedik fakat şuan bütün işlerimiz bitti artık bol bol birlikteyiz 🙂

Taşınırken ev işlerine kendinizi kaptırmayın ve çocuğunuza da zaman ayırın… Bunun ne kadar zor olduğunu deneyip gördüm. Gerçekten taşınmak hiç kolay değilmiş, birde çocuk olunca hiç hiç kolay değil…

Ne diyelim içinizde bizim gibi ev değişikliği yapacak olanlar varsa şimdiden kolay gelsin 🙂

 

Sevgiler