Tag Archives: blog

Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum 🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti 🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu 🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına 🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar 🙂

Reklamlar

Öniz’in Gebelik Günlüğü 27. ve 28. Hafta

Standard

OĞLUM ‘A (27.VE 28.HAFTA)

11825140_974565142596405_4913623435450879473_n

Bu satırları sana yazarken salondaki benim için hazırlanmış yatakta ayaklarımın altındaki yastıklar,cama vuran yağmur damlaları,esen serin rüzgar… Bu sıcak havayı dağıttığı gibi benim de içimi ferahlatmak soğutmak için sanki.

Ablanı daha çok mu önemsedim,kendime dikkat etmedim mi,nasılsa bir şey olmaz mı dedim, bunun için mi bana öfken oğlum.

Seni görmedim,kucağıma almadım,kokunu içime çekmedim … Evet bunlar için çok heyecanlıyım ama daha erken gelmen için bebeğim.

Korkuyorum şuan.

Kalbim yerinden çıkacak gibi.

Birine anlatırken konuşurken düşününce bile kelimeler anlamını kaybediyor,gözyaşlarım akıyor nefesim kesiliyor.

O bir hafta önce ki cesur anneden eser yok şimdi.

Sancım başladığında çok anlamadım ve birazda önemsemedim.Baban da izni bitmeden küçük bir kaçamak ailesinin yanına gitmişti. Geceydi. Sabaha bir şey kalmaz yoruldum ondan dedim. Ama saatler ilerledikçe dahada arttı. Sabahı ettim ağrılar içinde. Kardeşinle düştük yollara hastaneye oradan da doktorumuza ama giderken bile o kadar yorulmuştum ki…

Doktorumuzu görür görmez oturdum anlamıştı zaten tansiyonum düşmüş halim kalmamış sancılarım beni sarsar haldeydi. Hemen NST ve serum desteğiyle yattım. Doktor yatış dediğinde anlamıştım bir şeyler kötüydü. Ama yatamazdım hastanede ablan vardı, babanın haberi bile yoktu. Erken doğum riskin var dedi doktorumuz yatacaksın dedi. Tamam dedim ama evde.

İlaçlarımı verdi, yapmam gereken tek şey dinlenmek sadece zorunlu olduğunda kalkmaktı.

Sedyeden kalktığımda ayakta duracak ne gücüm ne de enerjim vardı. Anneannen aldı beni eve getirdi yıkadı giydirdi yedirdi yatırdı. Ne biriyle konuşabiliyor ne hareket edebiliyordum.Kendi sesimi, duyamaz olmuş kafamdan binlerce senaryo geçiyordu. Baban yola çıkmıştı bile.

Ne yapacaktım nasıl yapacaktım…

Eve geldiğimizde biraz daha rahatlamıştım. En başta sakin olmam gerekiyordu hamileliğin başında bu durumu yaşayanlar vardı. Bizim 11 haftamız daha vardı. En önemli olan kilo alacağın ciğerlerinin gelişeceği…

Sen bana kendini hatırlattın bende varım dedim, seni kaybetme korkusunu yaşattın bana.

Düşünceler içindeyken seni nasıl sevdiğimi gösterdin bana ben bilmezken.

Senin için direnme mi savaşma mı söyledin bana.

Anneliğe başla düşün beni dedin.

Bende anladım annecim merak etme.

Şimdi dinleneceğiz beraber, korkulu düşler değil güzel anıları hayal ederek. Seni bekleyerek.

Acele etme ama sen, ben seni bekliyor olacağım…

Annen…

Öniz İşbilen

Aras Okullu Oldu!

Standard

IMG-20150722-WA0001

Aras doğduktan sonra onun tüm bakımını kendim üstlenmek istediğim için, en azından biraz kendini bilene kadar iş hayatını hiç düşünmemiştim.

18 Eylül 2014’te gittiğimiz pedagog bize “2,5 yaşına gelince uygun bir kreşe verebilirsiniz” demişti. Ben o günden sonra “Aras 30 aylık olunca işe başlayacağım” diye içimden geçiriyordum. Nitekim de öyle oldu.

30 aylık olmasına rağmen hala cümle kuramayan, konuşamadığı için oldukça sinirli olan bir çocuk Aras. Hem işe başlamak isteğimin olması, hemde daha sonra ilk nedenin Aras’ın daha sosyal bir çocuk olmasını istememiz nedeniyle kreşe vermeye karar verdik. Yaşıtlarıyla birlikte daha iyi vakit geçireceğini, bir şeyler öğreneceğini biliyorduk. Kreşin Aras için yararlı olacağını biliyorduk.

Alışma süresi mi!

Ben iş bulmuştum, ardından içimize sinen bir okul da bulduğumuza göre geriye sadece yeni hayatımıza alışma süreci kalmıştı. Hiç ayrılmamış anne-oğul olarak bunu çok zor olacağının farkındaydım ama her şeyin benim elimde olacağının da bilincindeydim (ama olamadım) ah o annelik duygusu yok mu?

IMG-20150504-WA0002

Ben bazı işlerim yüzünden işe Salı günü başlayacaktım fakat Aras’ın Pazartesi günü okulda ilk günüydü. Sabah hazırlanıp çıktık, okula vardığımızda benden hiç ayrılmak istemedi, 1 saat kadar yanında bekledim, oyun oynarken gözü sürekli üstümdeydi. Kahvaltı zamanı geldiğinde bırakın kahvaltı yapmayı masada bile oturmadı. Tekrar oyuna daldığında ise hemen kaçmıştım 🙂

Gün içinde sık sık arayıp bilgi alıyordum zaman zaman ağladığını, kapıyı gösterdiğini, sürekli camdan baktığını, yemek yemediğini söylüyorlardı. Akşam almaya gittiğimde beni görür görmez bastı feryadı, kucağıma geldi ama hiç yüzüme bakmıyordu, küsmüştü benimle 😦 eve geldikten 2 saat sonra normale döndü ve kucağımda uyudu. O gece boyunca onu bırakacağım korkusuyla benden hiç ayrılmak istemedi hatta gece birlikte uyuduk.

Ertesi sabah hem ilk iş günüm nedeniyle hem de Aras’ın dünkü halinden sonra onu tekrar bırakacağım için inanılmaz bir stres ve sinir içindeydim. Çalışma hayatımda 3 senelik bir boşluk, yeni insanlar, yeni ortam ve tam gün oğlumdan ayrı kalmak kulağa hiç hoş bir durummuş gibi gelmiyordu. Arabaya bindik, ben dokunsalar ağlayacak gibiyim, konuşmak bile geçmiyor içimden. Yol yaklaştıkça daha da artıyordu bu duygularım ve sonunda tutamadım kendimi başladım ağlamaya 😦 Belki de Aras alışmıştı, ağlamayacaktı ama ben işleri yokuşa sürüyordum. Engel olamıyordum bu duyguma. Oğlumu okula bırakmak bana ceza gibi geliyordu. Ağlaya ağlaya vardık okul kapısına. Aras zaten okulun sokağına girince anlayıp basıyordu çığlığı. Bırakırken ki o öpüşleri, kucağıma yatışları içime işliyordu.Bildiğim tek bir şey vardı her şey onun içindi, geleceği için! Gün boyu devam etti hüzünlü halim akşamı iple çekiyordum. Almaya gittiğimizde beni görünce yine ağlamaya başladı kızar gibi.

2.günü de bu şekilde atlatmıştık.

Sıra 3.güne gelmişti. Bırakırken ağlaması devam ediyordu fakat gün içinde öğretmenleriyle görüştüğümde ilk güne göre daha az ağladığını ve yemeğini yediği bilgisini alıyordum. Yemeğini yemesi bile büyük bir şeydi benim için.

IMG-20150611-WA0011

Günler geçtikçe ben işime, Aras okuluna alışmıştı. Artık sabahları daha az ağlıyor, gün içinde uyumsuzluk yapmıyor, yemeklerini düzenli yiyor. Hatta evde peynir ve taze fasulye yemeyen Aras okulda bir güzel beyaz peynir ve taze fasulye yiyor 🙂 (aman maşallah diyelim) 🙂

Kreşin Aras’a faydalarına gelirsek; okulda ki düzene alışmış olacak ki artık mama sandalyesi yerine bizim gibi sandalyeye oturmak istiyor, kendi yemeğini kendi yiyor- yemeye çalışıyor da diyebiliriz. “baba” kelimesini hiç duymamıştık ağzından 1 haftadır çok anlaşılır bir şekilde “baba” diyor ve eşim (murat) inanılmaz mutlu 🙂

Yavaş yavaş kreşin faydalarını görmeye başladık diyebiliriz kısacası.

IMG-20150504-WA0008

İşe başladıktan sonra alışma sürecini ve Aras’tan ayrı kalma sürecini saymazsak kendime geldiğimi ve sosyalleştiği mi hissediyorum. Hem ev hem iş yorulsam da ve ev taşıma nedeniyle henüz bir sisteme ayak uyduramasam da, bu döneminde geçeceğini, her şeyin çok daha güzel olacağını biliyorum.

IMG-20150601-WA0003

Eğer çocuğunuzun yaşı uygunsa ve uygun okulu bulduğunuza inanıyorsanız çocukların erken yaşta okula başlamaları temelden eğitim almaları, ilkokula başlamalarında büyük kolaylık sağlıyor. Kreşe veya anaokuluna gitmemiş bir çocuk ilkokula başladığında hemen adapte olamazken, temelden eğitim alan ve kreş yada anaokulu eğitimi almış çocuğun ilkokula adapte olması çok daha kolay oluyor.

Bu hayatta ne yaparsak yapalım her şey çocuklarımız için…

Mutlu anneler, mutlu çocuklar…

Seval Aksu Demir

Anne Ansiklopedisi

Öniz’in Gebelik Günlüğü 19. Hafta

Standard

11391170_940273626025557_3756354155972094014_n

MERHABA ANNE BEN BURADAYIM İLK TEKME HEYECANIM (19.HAFTA)

Pazartesi akşamı surviour’ı izlerken koltuğa yayılmış  İlkimnaz’ın uyku saatini dört gözle beklerken birden bir şey hissettim.İlk an anlayamadım hareketini hissetmiştim miniğimin sanki. Sakince derin bir nefes aldım beklemeye başladım. Ve evet bir kere daha hareket etmişti. Derin bir nefes aldım. Sanki “anne merak etme ben buradayım yoruldun biraz dinlen” der gibiydi. İşte o an kocaman bir gülümseme olmuştu yüzümde bütün yorgunluğum gitmişti bir anda.

Aslında bebeğinizin hareketlerini hissetmeye başladığınızdan sonra hamilelik daha heyecanlı geçer. Merak duygunuz o hareket ettikçe azalır. İyidir hareket ediyordur sizinle etkileşim halindedir. Artık sizde onunla konuşur hareketlerini takip eder uyku saatini takip edersiniz.

İlkimnaz da çok geç hissetmiştim hareketlerini 23 haftayı bulmuştu. Belki de hissetmiştim ama ben anlayamamıştım ilk hamilelik tecrübesizliğiyle. Şimdi ise minigim 19. haftaya girdiği gün hareketini hissetmiştim.

İkinci hamileliğim olduğu için bazen düşünüyorum kızımda ki gibi panik halinde değilim. Bu bazen iyi bazen kötü anlamda. Artık neyin ne olduğunu bildiğim için gereksiz panikler korkular yaşamıyorum ama bazen de vicdanım sızlıyor acaba diyorum günün koşuşturması kızım gün geçip gidiyor ve unutuyorum onu. Hızlı çekimdeyiz bu ara taşınma telaşımız demeyeceğim benim telaşım malum eşimin hep olduğu gibi nöbetleri takviyeleri görevleri yük benim omuzlarımda birazcık daha fazla.Tabi ki oda her zaman olduğu gibi tam destek gece ağır kaldıracak taşınacak işleri yapıyor ben bazen buna soyununca da fırçayı basıyor. Yerleşme sonrası önümüzde daha sonra iki bebeğimin de aynı odada olacakları için oda tasarımı eşyaları düzeni malum daha miniğim için bir zıbın bile almadım. Onunla ilgili her şey yeni evimizde bizleri bekliyor. Tabi bu sayede zamanda geçiyor. Bir bakmışım sayılı günler kalmış. Odasında oturmuş hayaller kuruyorum onunla.

Taşınmadan sonra doktor randevumuz var 4 boyutlu ultrasonu muzda var aynı zamanda bu sayede bebeğimizi net görebileceğiz. Bu sayede bütün organları parmakları kemikleri gibi pek çok ince ve önemli ayrıntıları da öğreneceğiz. Bakalım kime benziyor. Ve tabi ki cinsiyeti de ben hala öğrenmemekte kararlıyım ama bakalım o an neler olacak

İşte böyle bir yazının daha sonuna geldim. Haftaya taşınma hikayesi bitip yerleşme hikayelerine geçeceğim.

Şimdilik hoş çakalın…

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 11/12/13. Haftalar

Standard

11.HAFTADAN  MERHABA

Haftalar haftaları kovalarken günler uzarken havalar ısınmışken göbeğim büyümeye devam ediyor. Malumunuz geçen haftayı gayet sulu geçirdikten sonra bu hafta haftalık kontrolümüz için doktorumuzun yolunu tuttuk ailecek. Her zamanki gibi yine rutin olarak kilo ve tansiyon ölçümlerim yapıldı. Bir kilo daha vermişim. Bu hamilelikler bana yarıyor, her seferinde kendi kilomdan veriyorum. Tansiyonda gayet normaldi. Ultrasona geldi sıra bu hafta daha detaylı bir ultrason incelemesi olacaktı. Çünkü miniğimizin artık organları tamamen oluşmuştu. Artık yüzünü de görebilecektim. Hamile yada anne olmayan birine iki eli iki ayağı, bak beyin çizgisi var, cümleleri çoğu zaman komik ve gereksiz gelir ama bizler için bunları duymak derin bir rahatlamaya dönüşür. Miniğimizin ellerini, ayaklarını, başını, burnunu gördük. Hokka burunlum benim 🙂 Veee eşimin her zamanki gibi merakla doktorumuza bakıp, cinsiyet sorusunun cevabını bekleyişi. Tabi ki doktorumuz her zaman ki gibi daha erken olduğunu ancak içine doğanı bizimle paylaştı, tam olarak cinsiyeti öğrenmemiz 17. haftada olacak. 11.ve 14. Haftalar arasında yapılan ikili tarama testimizde yapıldı.Toplumda ense kalınlığı testi olarakta bilinir. Bu testin amacı bazı fetal anormalliklerin örneğim; down sendromu olma riskini hesaplar. Bunun için detaylı bir ultrasonagorafik inceleme ve anneden alınan kan örneği yeterlidir. Bir hafta sonra sonucu alabilirsiniz. Hazır kan verirken doktorumun isteği üzerine kan ve idrar verdik yine. Bu hafta ilacımız da değişti doktorum benim için vitamin ve minerallerden oluşan DECAVİT PRONATAL verdi. Sabahları tok karnına bir adet.Bir sonra ki kontrolümüz bir ay sonra. Tabi ki bu zaman zarfında inşallah kötü herhangi bir şey olmazsa. Haftaya ikili tarama testimin sonucu ve çok merak edilen hamilelerde saç boyamayla ilgili bir yazı sizleri bekliyor olacak.

HAMİLEYSEK PASPAL MI GEZELİM YANİ (12.hafta) 1779_484595581593366_1678279980_n

Aslında ne zordur bir bilseniz şu hamilelerin işi. Karnınız şişmekte sivilceler yüzünüzde şişen ayaklar eller dibi çıkmış saclar… Hamileyken en çok merak edilen sorular arasındadır bakım aslında. Her hamile daha güzel hissetmek ister. Zaten bir bebeği taşıdığınız için yeterince güzelsinizdir, ama yinede o öz güven, o aynaya baktığında görüntüden hoşnutluk var ya o başkadır. En çok sorulanlardan biride saç boyamadır. Ne yazık ki günümüzde öyle çok yok doğal saç renkli. Hamilelikle birlikte dipler çıkmaya başlar aynaya baktıkça rahatsız olursunuz. Peki nedir bu sorunun cevabı. Tabi ki kişide kişiye değişir. Ama değişmeyecek bir şey 12 haftadan önce saç boyanmaz. 65236_509244522461805_941442588_n Peki ya sonra? Ben kızımda yaptığım ve şimdi ki hamileliğimde de uygulayacağım doktorum ve kuaförüm tarafından onaylanmış bir yöntemi size anlatacağım. Benim asıl saç rengim kumral ama genelde saç rengim sarıdır. Doğal olarak dipler çıktıkça hoş bir görüntü olmuyor. Bu yüzden 12 haftadan sonra diplerimi ellemeden, boya sürmeden kalan saçlarımı kendi dip rengine yani kendi saçımın rengine boyatmaya başladım. Tabı ki bu en başta o kötü dip rengini kapattı. Sonrasında diplere boya değmediği için bebeğe de en az zarar verdi. Tabi ki boyanın da bitkisel olması önemli. Böyle bir yöntemle gayet mutlu oldum. Tabi ki bu benim yöntemimdi ve sizlere önerim en doğru karar sizindir. Gelelim miniğimize, artık boyumuz 57 santim ve 7 gram ağırlığındayız. Daha rahat geçiyor günlerim bulantılarım azaldı. Ama şimdi de baş ağrılarım olmaya başladı tabi ki bunlar hamileliğe bağlı ağrılar. Bu hafta artık miniğimiz yutmayı öğrendi arada hıçkırık tutuyor. Ve parmak da emmeye başladı. Bu haftalar bizim için gayet hızlı ve hareketli geçiyor. Kızımızın iki yaş doğum günü hazırlıkları, kuzenimin düğün telaşı… Zaman hızla geçiyor miniğimizin hayaliyle her geçen gün daha da heyecanlanıyoruz. Ve onu sabırsızlıkla bekliyoruz…

BİRAZ NEFES ALMA VAKTİ GELMİŞSE (13.hafta)

Dolu dolu geçen, bol hareketli, mutlu, temizlikle iç içe bir haftayı daha geride bıraktım. Kızımın doğum günü telaşı, evdeki temizlik, kuzenimin yaklaşan düğünü… 11062864_924018477651072_7767999889025360933_n Normalde 22 mayıs olan kızımın doğum gününü 2 mayısa aldık. Hem 3 günlük tatil hem babaannenin ve amcanın şehir dışından gelmesi için dedemizin gemiye gitmeden yanımızda olması için. Amaç başta 2 yaş için fotoğraf çekimiydi ama hazır bu kadar hazırlanmışken evde de küçük aile arasında kutlama yapalım dedik. Demese miydik gibi olmadım değil aslında. Çünkü hazırlıklar, temizlik, yemekler…. Hem bir çocuklu hemde hamile bir anne için zor oluyor. Ama tabi ki ben hamileyim yapamam edemem diyenlerden olmadım. Allah büyük dert hastalık vermedikten sonra her şeyin üstesinden gelinebilir. Tabi ki günün sonunda her şeyi kendinizin başarmasının haklı gururunu yaşamak var. Bir hafta öncesinden başladım listelere neler alınacak yapılacak…. Önce evin parkeden perdeye her yerini temizlemek şart. Misafir gelecek. Hemde kayınvalide öyle olur mu. Hamilesin sen demesine bakmadan eşimin onunda sonsuz yardımlarıyla her gün bir oda planıyla ev temizliği bitti. Sıra geldi doğum günü hazırlıklarına. Elbisemiz vardı altına ayakkabı ve çorap aldık kızım için ona uygun eşimin ve benim .elbise ve gömlek kombinleri oldu. Doğum günü için magnet, hediye çikolatalar, peçete sargısı, kürdanlık gibi küçük ama şık ayrıntılar tasarlandı ve siparişi verildi. Pastamız ve muffınlerimiz için çok sevdiğim işine güvendiğim bir arkadaşım kızım için özel pasta ve muffınler hazırladı. Bunları fotoğraf çekiminde de kullandık. Yanında da babaannemizin yaptığı küçük ikramlar. Doğum günü önce ailecek hep birlikte fotoğraf çekimimizi yaptık sonrasında da evdeki kutlamamız. Her şey çok güzel oldu. Günün sonunda mutfakta eşimle oldu ya çok ta güzel oldu dedik. Demek ki neymiş insan planlı programlı ve isleri doktorumun da hep dediği gibi yavaş yavaş çok sık dinlenerek yaparsak altından kalkamayacağımız şey yok. Günün sonunda övgüleri almakta benim için motive kaynağı oldu. Bekleyin beni sırada miniğim için baby shower var 🙂 Tabi ki temizlikte atlanmaması gereken normalde de çok dikkat etmemiz gereken kurallar var. Kimyasal maddeler bebeğiniz için toksit etkili olabilir. Bunun için havalandırma önemlidir. Temizlik yaparken asla klorak gibi maddeler başka maddelerle karıştırılmamalı ve solunulmamalıdır. Mutlaka temizlik yaptığınız yeri havalandırmalısınız. Sık sık oturup dinlenmelisiniz. Sandalye merdiven gibi düşme riski yüksek yerlere tek çıkmamalısınız ama benim gibi tez canlıysanız kendinizi mutlaka sağlama almalısınız. Kaş yaparken göz çıkmasın sonra. Bu hafta ayrıca birde kuzenimin düğünü var. Eskiden olan hiç bir elbisem şuan göbeğim yüzünden olmuyor. Bu göbişi sığdırma çalışmaları ve ayrıcada şık görünme çabaları içindeyim. Bakalım ne giymişim ne almışım nasıl bir çözüm bulmuşum sizlerle haftaya paylaşırım. Hamilelik nasıl gidiyor derseniz böyle bir haftaya rağmen gayet iyiyiz. Miniğim bu süreçte beni hiç zorlamadı. Zaten 13.hafta itibariyle genelde hamileliğin en güzel zamanı derler. 10923325_924723420913911_8668950133935292360_n Bu haftalarda herkes yediklerime dikkat kesilir oldu. Malum herkeste bir cinsiyet merakı. Tahminler rüyada görmeler başladı. Eşim ve kayınvalidemin tahminleri var. Bende merak ediyorum tabi ki ama benim içime doğan yada gördüğüm bir rüya yok en iyi cevap doktorumun cevabı bunun için 18 mayısı bekliyoruz. Geçen sefer kızım için kuzenlerimle hıdrellezde dilek dilemiştik. Doktor kontrolümüzde totem yapmıştık. Ve sonuç istediğimiz gibi olmuştu. Bakalım bu sefer neler olacak…

Öniz İşbilen

Uyku Eğitimi’nden Sonra

Standard

image

Sizlere daha önce Aras’a verdiğim uyku eğitimi ve memeden kesme sürecimizi paylaşmıştım. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

En çok zorlanacağım konuların başında memeden kesme ve uyku eğitimi geliyordu. Ama uygun zamanı kollayıp kararlılıkla bir yerden başlayınca korkumun çok yersiz olduğunu anladım.

Aras uyku eğitiminden önce gece 00:30 civarı ayakta sallanarak uyuyor, hala meme emdiği için geceleri en az üç kere uyanıyor ve sabahları da (öğlende diyebiliriz) 11:00’da uyanıyordu. Biz bu durumdan oldukça rahatsızdık fakat cesaret edip eğitim vermeyi hep erteliyorduk. Aslında evliliğimiz ve sosyalleşmemiz için bunun çok gerekli olduğunu unutmuşuz.

Uyku eğitiminden sonra artık Aras gece 21.00 en geç 22.00’da uyumuş oluyor. Deliksiz uyuyor ve sabah 08:00’da uyanıyor.

Aras’ın erken uyumasıyla eşimle daha kaliteli zaman geçirebiliyoruz. Film izleyip sohbet etme fırsatımız oluyor. Memeyide bırakınca gönül rahatlığıyla anneannesine bırakıp biz sosyal yaşama ayak uydurabiliyoruz.

Çocuklarımız bizim herşeyimiz bu asla değişmez kural, fakat anne-babaların da özgür ve sosyal olmaya ihtiyaçları var. Hem kendi psikolojimiz için hemde çocuğumuzla daha güzel vakit geçirebilmek için annelerin kendine zaman ayırması gerektiğini düşünüyorum.

Öncesi ve sonrası diye karşılaştırma yaptığımda bunca zaman bu eğitimi vermemiş olduğum için kızıyorum kendime. Şuan oda bende sabahları daha zinde ve mutlu uyanıyoruz, birlikte kahvaltı yapıp hava güzelse dışarı çıkıyoruz, değilse evde çeşitli aktiviteler yapıp çok güzel zamanlar geçiriyoruz. Geceleri erkenden uyuyunca kendime ve eşime ayıracak bolca vaktim oluyor.

Dilerim bu deneyimim birçok anneye ışık olur…

Mutlu anneler mutlu bebekler 🙂

Sevgiler

ÇOCUKLAR İÇİN KURAL-SINIR VE ÖDÜL-CEZA YÖNTEMLERİ

Standard

ceza3

Her anne babanın hedefi kurallara uyan, toplum içinde uygun davranışlar sergileyen çocuk yetiştirmektir. Bu nedenle çocuğa uyması için birçok kural konur; ama bu kuralların neden konduğu, kurallara ne şekilde uyulacağı, uyulmazsa karşılaşacağı yaptırımlar çoğunlukla açıkça belirtilmez. Buna rağmen kurala uymayan çocuk cezalandırılır. Çocuk neden dolayı ceza aldığını anlamazsa, ya da bu durum ona açıklanmazsa da cezaya karşı gelir ve davranış problemleri sergilemeye başlar.
İşte tüm bu yanlış anlamaları ortadan kaldırmak adına, çocuğa kural koyarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır.
Uygulanacak kural aile bireyleri tarafından ortak belirlenmelidir.

Anne, baba ve diğer aile bireyleri kural koyma ve uygulama konusunda tutarlı olmalıdır.
Belirlenen kurala öncelikle kuralı koyan kişi uymalıdır. Örneğin çocuğa yatmadan önce dişlerini fırçalamasını söyleyen bir anne, bunu kendisi yapmıyorsa, çocuğun bu davranışı sergilemesi beklenemez. Çünkü çocuklar çoğunlukla model alarak öğrenirler.

Kurallara uyma düzenine göre verilecek ödüller titizlikle belirlenmelidir. Yapılan her olumlu davranıştan sonra ödül vermek, verilen ödülün değerini azaltır. Alkışlama, aferin deme, saçını okşama gibi sosyal ödüllerin sıkça verilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak; yemeğe götürme, oyuncak alma gibi maddi ödüller sık sık verilmemeli, çocuğun bu ödülleri alması için zaman konulmalıdır. Örneğin bir hafta boyunca akşam yemeğinde sofraya oturup yemek yiyen bir çocuğu, hafta sonu yemeğe götürerek ödüllendirmek doğrudur; ama her akşam yemekten sonra ona çikolata vermek doğru değildir.

ceza

Ödül gibi cezalar da çok önemlidir. Uygun bir ödüllendirme modeli geliştirmiş bir aile, aslında cezaya pek ihtiyaç duymaz. Zaten mümkün olduğunca ceza kullanılmamalıdır. Yanlış yöntemlerle kullanılan cezanın olumsuz etkileri çocuktan uzun süre silinmez.

İlla ceza kullanılacaksa, cezanın sınırları iyi belirlenmelidir. Bir yasaklar tablosu oluşturulmalı, bu yasaklara uyulmadığı taktirde verilecek cezalar açıkça belirtilmeli ve uygulanmalıdır. Anne kendi verdiği cezayı affetmemeli, ya da annenin verdiği ceza baba tarafında kaldırılmamalıdır.

Çocuğa verilen cezalarda adaletli olmak da çok önemlidir. Çocuk yaptığı hatalı davranışın çok çok üstünde bir ceza ile karşılaşırsa hem adalet duygusu sarsılır hem de anne babasına karşı öfkesi artar.

Çocuğun davranışlarını sebepsizce sınırlamak da doğru değildir. Bu, özellikle küçük çocuklarda gözlenen bir durumdur. 1-3 yaş arasındaki çocuklar çevreyi keşfetme çabası içinde oldukları için, her şeye bakmak, her yere gitmek isterler. Genelde anne babalarda onların her yaptıklarına hayır yapma, alma, gitme gibi tepkiler verip, onları durdurmaya çalışırlar. Ama çoğu zaman bu çabaları işe yaramaz.

Hem anne baba hem de çocuk için yıpratıcı olan bu süreci yaşamak yerine, yaşı ne olursa olsun çocuğa yapmaması gereken davranışın nedenleri ve sonuçları açıklanmalıdır. Örneğin; ısrarla ocakta kaynayan tencereye bakmak isteyen çocuğu nedensiz olarak ocaktan uzaklaştırmak yerine, anne çocuğu kucağına alıp pişen yemeği göstermeli, böylece merakını gidermelidir. Ayrıca bunu kendi başına yapmaması gerektiğini özellikle vurgulamalı, her merak ettiğinde kendisinin ona yardımcı olacağını söyleyerek ona güven vermelidir.

Anne babalar çocuklarına özellikle sosyal davranışlar ile ilgili kural koyarlar. Birinden bir şey aldıklarında teşekkür etmeleri, yemekten sonra eline sağlık demeleri sıkı sıkı tembihlenir. Ama bazen anne babalar sıkıca tembihledikleri bu kurallara kendileri uymazlar. Çocuklar çok iyi gözlemcidir. Kendisine konulan kurala anne babasının uymadığını gören çocuk, hem bu kurala hem de bundan sonra konulacak diğer kurallara uymayacaktır. Kurallar sadece çocuklar için değil, anne babalar için de geçerli olmalıdır.

Kuralların sayısı ve içeriği de doğru belirlenmelidir. Kurallı aile olmak adına çocuk çok sıkılmamalıdır. Kuralsızlık kadar fazla kural koymak da doğru değildir.

Çocuğa konulan kurallar konusunda diğer aile bireyleri de bilgilendirilmelidir. Bu konuda özellikle büyük anne ve büyük babalar ile çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmaları en aza indirmek adına aile büyüklerine kurallar, ödül ve cezalar ile ilgili bilgi verilmeli; anne babalar ile tutarlı davranmaları konusunda uyarılmalıdır. Aksi halde çocuklar her bireye göre faklı davranış geliştirecek, onların tutum ve davranışlarını kendi lehlerine kullanacaklardır.

Bu durum ilerde çocuğun okul yaşantısını da olumsuz etkileyebilir. Evde farklı, okulda farklı davranışlar sergileyebilir, okul kurallarına uymakta zorlandığı için uyum ve davranış problemleri oluşabilir.

Şunun altını önemle çizmek gerekir. Kurallar sadece çocuklar için geçerli değildir. Aile içinde kural belirlemek ve uygulamak demokratik bir süreç olmalı, herkes için eşit ölçülerde uygulanmalıdır.
Sınırları doğru belirlendiği taktirde, çocukların da kural koymasına ve koyduğu kuralları denetlemesine fırsat verilmelidir. Bu, çocuğun sosyal gelişimi, kişilik ve öz güven gelişimi için oldukça önemlidir.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’den 2 Yaş Sendromu ve Özellikleri

Standard

anne_ve_babalar_bu_sendroma_dikkat13920230310_h1125998

2 YAŞ SENDROMU VE ÖZELLİKLERİ

Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren anne baba bakımına muhtaçtırlar. Temel ihtiyaçları anne babaları ya da bakıcıları tarafından karşılanır. Genel gelişim özellikleri gereği bağımsız iş yapabilme ve kendini ifade edebilme becerisi kazanana kadar devam eden bu süreçte ciddi sorunlar yaşanmaz.

Ancak 2 yaş dönemi bu anlamda bir dönüm noktası niteliğindedir. Çünkü 2 yaşına gelmiş olan çocuk artık pek çok alanda kendini özgür hissediyor ve bu özgürlüğünü de sonuna kadar kullanmak istiyordur. İşte bu noktada çocuğu bu talebi ile anne babaların tepkileri çakışır ve “2 yaş sendromu” denilen dönem ortaya çıkar.

Aslında her çocuk 2 yaş sendromu yaşar diye bir kural yoktur. Her çocuk bu gelişimsel dönemden geçer fakat kimi çocuk bunu hafif şiddetli atlatır, kimi çocuk da sendrom niteliğinde atlatır. Bunun en büyük sebebi de anne baba tutumlarıdır.

Anne babaların bu dönemde çocuklarla girdikleri güç mücadelesi ve inatlaşma çocukların bu dönemi şiddetli geçirmesinin en önemli etkenlerinden biridir.

2 yaş sendromunda çocukta şu özellikler vardır:

  • Çocuk her şeyi ister ama aslında hiçbirşeyi de istemez
  • Genellikle anne babasının tersi düşünceyi savunur
  • Ağlama krizleri vardır
  • İsteklerini ağlayarak ifade eder
  • Her şeyi kendisi yapmak ister, yardım kabul etmez
  • Yaşıtlarıyla da pek anlaşamaz
  • Evde ve ev dışı ortamlarda uyumsuz davranışlar sergiler
  • Vurma, ısırma gibi davranışlar sergileyebilir
  • Kural ve sınır tanımaz
  • inatçıdırlar

Anne babalara öneriler:

  • Bu davranışların gelişimsel bir dönemden kaynaklandığını bilerek sakin ve sabırlı olmaya çalışın
  • Davranışlarınızda tutarlı olun, bugün izin verdiğiniz şeye yarın izin vermemeniz çocuğunuzu öfkelendirecek ve olumsuz davranışları artacaktır.
  • Anne baba olarak da birbiriniz ile tutarlı olun
  • Çocuğunuzdan beklentileriniz üst düzey olmasın, o daha bir çocuk
  • Uymasını istediğiniz kuralların sınırlarını ona siz çizin, kendiliğinden sizin istediğiniz gibi davranmasını beklemeyin, ona model olun
  • Çocuğunuzun inadını inat ile çözmezsiniz. Bu sadece işleri çıkmaza sürükler ve aranızdaki iletişim ve ilişki zarar görür
  • Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın
  • Ona davranışları için yaptırım uygularken adaletli olun. Yaptığı davranıştan daha büyük bir ceza vermeyin
  • Vurma, ısırma gibi davranışlarına karşılık olarak gülmeyin ya da siz de ona vurmayın. Bu, davranışın pekişmesine sebep olur.
  • Çocuğunuzla konuşun. Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren bizi duyar ve anlarlar. Ondan ne beklediğinizi, ne istediğinizi, olumsuz davranışlarını neden onaylamadığınız, doğruyu yanlışı anlatın.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Aras’ın Pedagog Kontrolü

Standard

IMG-20140918-WA0012

Uzun zamandır evimizde Aras’ın huysuzluğu baş roldeydi. Artık hem ben hemde o işin içinden çıkamaz olmuştuk. Bende tahammül kalmamıştı ve bir gün ailemizle toplandığımız gün sinir krizi geçirmemle artık bir uzmana görünmekte fayda olabileceğine karar verip hemen bir psikiyatr araştırmasıyla çocuk ve ergen psikoloğu Esra Bulanık’a randevu alıp gittik.

Detaylı bir şekilde sohbetimizi size anlatmak istiyorum;

Doktorun önünde iki sayfalık bir kağıt vardı. Öncelikle  Aras’ın adını, yaşını, doğum şeklini sordu. Daha sonra benim ve eşimin yaşlarımızı, öğrenim durumumuzu, mesleğimizi sorup ailemizde ve Aras’ta herhangi bir hastalık olup olmadığını sordu. Notları alınca şikayetimizin ne olduğunu sordu ve anlattık. Açıkçası ilk gittiğimde kafamdaki soru işaretleri yanıtlarını bulmadı, yani pek bir sonuç alamadık. Esra hanım bizi perşembe günü (18 Eylül 2014) pedagog gözetiminde “Denver Testi” denilen diğer adı gelişim testine yönlendirdi. Ve şunu söyleyebilirim ki, bu Denver Testini her anne babanın çocuklarına mutlaka yaptırması gerekiyor.

denver

İki gün bekledikten sonra Çocuk Gelişimi Uzmanı Buket Akın’a doğru yola koyulduk. Araştırdığımız kadarıyla nasıl bir test ile karşı karşıya kalacağımızı biliyorduk. Yine sorularla başladık konuşmaya. “Şikayetiniz nedir?” diye sordu ve huysuzluğunu anlattım doktora, oda “Aras’ın kaç aylık olduğunu” sordu ve “normal” dedi.

Kısaca bana sorduğu sorular şu yönde oldu;

Kullandığı kelimeleri, Ce ee oyununu biliyor mu?, Siz ev işi yaptığınızda sizi taklit ediyor mu?, Seslendiğinizde bakıyor mu? Vs. gibi. Daha sonra küçük bir çanta çıkartıp Aras’a “sandalyeye yanıma oturur musun?” dedi ve Aras’ta oturdu. Kare şeklinde ve değişik renklerde küpler çıkardı ve Aras’tan üst üste dizmesini istedi düzgün bir şekilde üst üste koydu ve babasıyla hayretle izledik çünkü, biz bu tarz sorular sorduğumuzda canı istemedikçe yapmıyor. Daha sonra çantadan bardak çıkardı ve küpleri içine atmasını söyledi onuda eksiksiz yaptı. Ufak bir şişe ve bir adet siyah kuru üzümü şişenin içine atıp Aras’tan üzümü çıkarmasını istedi onuda yaptı. Ufak bir et bebek çıkartıp Aras’tan bebeğin burnunu ve gözünü göstermesini istedi ve Aras orada tıkandı yapamadı. Tenis topuyla oynadılar. Zıpladılar ve kovalamaca oynadılar. Tek sorunumuz bebekteki duyu organlarını gösterememesi oldu. Çığlık atmasının sebebi konuşup derdini anlatamadığı için o şekilde ifade ediyor kendini dedi ve onunla sürekli oyun oynamamız gerektiğini söyledi.

IMG-20140918-WA0023

IMG-20140918-WA0022

Birkaç tavsiyede bulundu; yere örtü serip ufak kaplar ve kaşıkla bulgur,nohut gibi şeyleri bir kaptan bir kaba aktarma oyunu oynayabileceğimizi söyledi. Veya yine bir kaba su doldurup kaşıkla diğer kaba su aktarabilirsiniz gibi örnekler verdi.
Tam gün kreş için henüz erken olsa da yarım gün oyun gruplarına gönderebileceğimizi ve eğer okula adapte olup severek gidiyorsa 2,5 yaşında tam güne çıkarabileceğimizi söyledi. Her şeyden önemlisi televizyonu hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini söyledi, bu çocuklarda konuşma geriliği, sosyalleşememe ve algı eksikliğine yol açıyormuş. Test bitiminde dosyamıza sonucu ekleyip 3 ay sonra tekrar görüşüp gözlemleyelim dedi ve ayrıldık.

Gerçekten bunca zaman boşuna beklemiş ve sinir krizlerine girmişim. Çok şükür Aras’ta ciddi bir sorun yok sadece biraz fazla ilgi bekliyor. Gereken bütün ilgiyi vermeye hazırız. Tüm anne babanın mutlaka gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Huysuz çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiği hakkında çok faydalı bilgiler veriyorlar. Biz artık televizyonu hayatımızdan yemek saatleri dışında çıkardık. Onun yerine bol bol vakit geçiriyoruz ve parka gidiyoruz. Bu aralar parmağıyla bazı nesneleri gösteriyor ve bende en ince ayrıntısına kadar ne olduklarını anlatıyorum. Hastane dönüşünün ertesinde bay bay yapmayı bile öğrendi 🙂

Çocuğum konuşamıyor, geç öğreniyor gibi şeylere takılmayın sevgili anneler, her çocuğun kendine özgü bir kapasitesi ve algılama gücü vardır. Veya ailenizden birinde genetik bir huyda olabilir. Eğer ayına göre belli hareketler yapmıyor, sesler çıkartamıyor ve kelimeler söylemiyorsa o zaman ciddiye alıp bir uzmana danışmakta fayda var.  Azıcık sabır ve bir uzman yardımıyla bunun üstesinden gelmek çok basit.

Sağlıklı ve mutlu günler…

Sevgiler

Özlem’in Doğum Hikayesi

Standard

fb8eb965ef2435a7d0fae2ddab0834a8

Sevgili dostum Seval doğum hikayemi yazmam konusunda beni teşvik ettiğin için çok teşekkür ederim.

Merhaba yeryüzünün kanatsız melekleri anneler bizim kavuşma hikayemiz şöyle;

Çocukluğumdan bu yana etrafımda ki insanlar tarafından çocuklara olan aşırı ilgim ve sevgimle bilinirim.
Ve her genç kız gibi benimde hayallerimi süsleyen bir beyaz atlı prens modelim vardı. Fakat ben durumu biraz abartmış olabilirim. Uzun boylu olsun, esmer olsun, sesi güzel olsun bana şarkılar söylesin, biraz da mizacı sert olsun ki benim gibi şımarık’la başa çıkabilsin gibi. Ben bu hayallere dalmışken kader bir tesadüf sonucu karşıma eşimi çıkardı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim bu özelliklerin hepsine sahip ve biraz fazlasına, bence Allah’ın şanslı kullarındanım.

6 aylık bir flört ve 6 aylık bir nişanlılık döneminden sonra hayatlarımızı birleştirdik. Evlendikten sonra da çocuk için 3 yıl bekleyelim yok birbirimizi daha iyi tanıyalım kaygılarımız olmadı. Çünkü birbirimizi yeterince tanıyor ve güveniyorduk. Evliliğimizin ilk yılında hamile kaldım, ama çok büyük bir yanılgıya düşmüştüm. Hiç bir hamileliğimin sonunu göremiyor ve bebeğimizi kucağımıza alamıyorduk. Bunu unutmuşum hatırlamam uzun sürmedi 2.5 ay sonra ilk bebeğimi kaybetmiştim. İçimde kocaman yeri hiç bir şey ile doldurulamayacak bir boşluk ve alev alev yanan içim tarifsiz bir hüzün mutsuzluk. Bunun üzerinden 8 ay geçmişti ki tekrar hamile olduğumu öğrendim. Ama ne bitmez bir sekiz aydı. Her ay heyecanlı bir bekleyiş sonra hüsran hayal kırıklığı, gözyaşı, depresyon eşiğine gelmeler neyse ki sona ermişti ve tekrar hamileydim. Mutluluktan ağlamanın ne olduğunu yaşadığım ilk an. Hemen doktora tabi her şey güzel, bebek keseye tutunmuş düşük riski yok ama benim kulaklarım duymuyor doktoru çünkü, yaşanmış bir kaybım ve hala taze yaralarım var.

İlk 3 ay öylesine zordu ki; onu kaybetme korkusu, aş erme, her şey pis kokuyor, sürekli yorgunum ve uykum var üstelik hamile gibi de görünmüyorum. Hayalimdeki gebelik hiç böyle değildi. Fakat o 3 ayın sonunda birden mucize gibi kötü olan ne varsa bitti hamile gibi de görünüyordum daha ne isterdim ki. Doğuma yakın kontroller sıklaşmıştı ve kızım halâ doğum pozisyonu almamıştı üstelik suyu da azalıyordu ama benim içimde korku yoktu bugüne kadar gelmiştik ya.

Tam 38 haftalık olmuştu ve akşam üzeri kontrole gitmiştik muayene esnasında doktorumuzun yüzünde bir tedirginlik belirdi bende ilk defa o an korku hissettim yüreğimde. Suyunun ciddi anlamda azaldığını ve en geç yarın öğlen bebeği alması gerektiğini söyledi. Hayatımda ilk defa endişe, korku, heyecan, merak, mutluluk, sabırsızlık hepsini bir anda hissettim.Tahmininiz üzere o gece geçmek bilmedi sabaha uykusuz ama nasıl olduysa dinç uyandım. Aynı gezmeye gidiyor gibi çantamızı arabaya yerleştirdik ve hastaneye doğru yola çıktık. Hayalimdeki doğuma gidiş senaryosu bu değildi ben sancılar içinde bağırarak ağlayarak gideceğimi sanıyordum ama açık söylemek gerekirse buda fena değildi. Odamıza çıktık, ameliyathane hazırlanıyordu ve ben odadaydım. Çok yakın iki dostum geldi ben yatakta ameliyat önlüğü ile yatıyorum onlar doğumu kaçırdıklarını düşünmüşler, toplamda 8 kg almıştım evet haklılardı. Oradan bakınca doğum yapmış gibi görünüyordum.

Ameliyathaneye giderken çok karmaşık hisler yaşıyor insan bebeğine kavuşacak olmanın heyecanı ve mutluluğu ama aynı zaman da asansör kapısında bıraktıklarınızı bir daha görememek endişesi düşüyor insanın yüreğine. Eşim annelerim dostlarım halam birde yanımda olamayan ama kalplerinin benim için attığını hissettiğim babalarım ve görümcem. Bu arada doğumum epidural sezeryan ile gerçekleşti. Doğumun her anında bilinçliydim fakat hafif bir sersemlik vardı doktorumuzla sohbet halindeydim ve sonunda avuçlarının içinde işte kızınız dedi bir an çok korktum çünkü kolları bacakları kafası bir aradaydı susuz kaldığı için öyle toplanmış bir tür kendini koruma mekanizması gerçekleştirmiş. Korkma gayet sağlıklı sözünü duyduğum da benden mutlusu yoktu. Yine ameliyathanenin içinde muayenesi yapıldı, pudralandı ve yeşil bir örtüyle bana geldi. Öpüştük koklaştık dokunduk birbirimize mutluluktan ağlarken ebemize “bu benim mi” diye sorduğumu hatırlıyorum  “evet bu küçük kız senin” dedi. “Şimdi onu odanıza götürüyorum seni orada bekleyecek” dedi. “Hayır gitmesin yanımda kalsın” dedim inatla doktorumuz “ama burada üşür hem babası da onu bekliyor o da görsün” dedi gönülsüz de olsam mecbur kabul ettim.

Odaya çıktığımda eşimin gözlerinden sonra ilk gördüğüm şey beşikte yatan küçük yüzlü minik burunlu iri gözlü güzel bir bebekti hem de benimdi. Tebrikler ilk emzirme merasimi derken oda da onunla yalnız kaldığımda kucağımda o savunmasız haline bakarken anneme dönüp “sen beni nasıl sokağa çıkardın? nasıl okula gönderdin? ve beni nasıl evlendirdin?” diye sorduğumda canım benim sadece gülümsedi. Biliyorum zamanı geldiğinde bunların hepsini bende yapacağım ama onu kucağınıza aldığınız ilk an mümkün değil gibi görünüyor.

Şimdi kızımız Zeynep 20 aylık ve iki ay sonra o bir küçük abla olacak. Oğlum Hamza’nın da doğum hikayesini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Ve bir teşekkür hayatımın anlamı İbrahim’e;
Bu güne kadar bana gösterdiğin sevgi, saygı, ilgi, hoşgörü, merhamet ve desteğinden dolayı sana minnettarım. Eşin olarak ben ve evlatların sana sahip olduğumuz için çok şanslıyız iyi ki varsın sevgilim.

Özlem Ergenç