Tag Archives: anne ansiklopedisi

Vitamalt Emziren Anne İçeceği İnstagram Çekilişi

Standard

vitamalt-cekilis-2

Herkese Merhaba; 1-7 Ekim Emzirme Haftası nedeniyle Vitamalt İle siz anne ve anne adaylarına en uygun hediye olan bu süt arttırıcı içeceği hediye etmek istedik. Bu çekiliş sadece İNSTAGRAM  kullanıcıları için geçerlidir.

 

Yapmanız gereken çok basit bu  instagram  hesabında ki görseli sayfanızda #bolbolsütolsun hashtage ile paylaşmak yada repost etmek. Eğer emziriyorsanız buyrun instagrama 🙂

“Vitamalt Nedir?

Vitamalt; anne sütünü artırmaya yardımcı ve destek emziren anne içeceğidir. İçeriğinde B vitaminleri ve mineraller bulunur. B vitaminlerinin antioksidan ve sinir sistemine olumlu etkileri vardır. Bebeğinizi emzirirken bağışıklık sistemi de kuvvetlenir. Sağlıklı cam şişede formüle edilmiştir. Özel koyu cam şişesiyle , güneş ve ultraviyole ışınlarından korunmayı sağlar. Ayrıca teneke kutu olmadığı için , besinler zamanla kimyasallarla tepkimeye girmez ve bozulma yapmaz. Harvard Toplum Sağlığı Merkezi’nde 75 gönüllü üzerinde yapılan araştırmada, teneke kutularda saklanan içeceklerin tüketilmesiyle vücutta Bisfenol A (BPA ) miktarının arttığı tespit edilmiştir. Avrupa Komisyonu, Amerika Hastalık Kontrol Merkezi ve Endokrin Topluluğu bu maddenin bebek sağlığı açısından sakıncalı olduğuna karar vermiştir. Dünya Sağlık Örgütü , UNICEF ve Amerikan Pediatri Akademisi ilk 6 ay sadece anne sütünü önermektedir. Anne sütü bebeğiniz için en yararlı besindir. Anne sütünün içerisinde bebeğinizin gelişmesi için gerekli tüm besinler bulunur.”

 

Seval AKSU DEMİR

İnstagram : https://www.instagram.com/anneansiklopedisi/

 

Reklamlar

Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum 🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti 🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu 🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına 🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar 🙂

Kreşe Başlayacaklara Tavsiyeler

Standard

image-31-1433400444

Çocuğun kreş’e başlaması tüm aile için zor bir dönemdir.
İşe önce hazır olmakla başlanır. Daha sonra güvenebileceğiniz okul arayışları gelir.
Çocuğun gelişimi ve güvenliği için ailelerin en zorlandığı konu okul seçimidir.

Okul seçilip karar verilip kayıt yaptırdıktan sonra en zor ikinci süreç başlar. Oda annenin çocuğundan tam gün ayrı kalmasıdır.

8 aydır çocuğu kreşe giden bir anne olarak sizlere şunları tavsiye edebilirim;

• Hiç ayrı kalmamış anne/baba-çocuk kreşin ilk günü birden ayrılmamalı,
• Eğitmenlerin de dediği gibi tamamı 1 hafta azalta azalta çocuğun yanında durulmalıdır. İlk gün çocuğu ağlarken birden bırakıp gitmek onu korkutabilir ve alışma sürecini yavaşlatabilir,
• Servisle kreşe giden çocuğun yanında en az 3 gün gidilmelidir. İlk günler servise tek binmesine müsade etmek yine onu korkutabilir ve okuldan soğutabilir,
• Kendi deneyimimi göz önünde bulunduracak olursam aşırı ağlamaları 3 gün kadar sürdü. Benim içinde bulunduğum durum nedeniyle, ben Aras’ın yanında fazla duramadım. Okula başladığı ilk gün sadece 1 saat kalabildim ve çıkmam gerekti. Akşam almaya gittiğimde ki o ağlayışı ve yüzüme dahi bakmayışı ölsem zihnimden silinmez. Bu konu da ki en önemli tavsiyem eğer vaktiniz varsa çocuğun yanında en az 3 saat kalın ve git gide bu saati azaltarak artık gitmeyi kesin.

Her konuda olduğu gibi kreş’e alışma süreci de çocuktan çocuğa değişkenlik gösterebilir. Kimi çocuk ilk hafta adapte olurken, kimisi aylarca kreşe uyum sağlayamayabilir. Bu nokta da umutsuzluğa kapılmak yerine sabırla ve kararlılıkla onun okula, arkadaşlarına ve öğretmenlerine alışmasında yardımcı olabilirsiniz.

Aras’ın ağlamaları 1 haftada kesildi. 1 ayda okula tamamen alıştı ve şuan 8.ay ve çantasını sırtına takıp beni öpüp sınıfına giriyor, akşam almaya gittiğimiz de bazen okuldan çıkmak istemiyor.

Zor bir süreç fakat aynı zamanda da gurur verici. Her zorluk mutlaka refaha kavuşur.

Kreş’e alışma sürecinizde başarılar dilerim.

Sevgiler

Rica Etsem Karışmaz mısınız?

Standard

harbi-kadin-2

Anne olmak ne kadar güzel bir duygu öyle değil mi?

Peki etrafınızda ki “çok bilmiş” tayfasından anneliğinizi doya doya yaşamaya fırsatımız kalıyor mu? Tabii ki HAYIR!

Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz anda başlıyor aslında dış etkenlerin “kendilerince” akıl verme hissiyatları. Hele karnınız dışarıdan da iyice belli oluyorsa yolda, sokakta, hastanede ve hatta tuvalette bile o tayfalara denk gelebiliyorsunuz.

Karşınızda ki bir hamile arkadaş hem de hormonları alt üst olmuş bir hamile, sen nasıl olur da “aman yediklerine dikkat et, doğumdan sonra kilo vermesi çok zor olur, kocan seni beğenmez sonra” dersin. Verir arkadaşım verir, hem sana ne, o hayatının en güzel şeyini yaptı ve hamile kaldı sana ne!

Süt arttırıcı dış etkenler var bir de, daha karnınızda ki bebek nohut tanesi kadarken gidip gelip laf sokup dururlar “beslenmene şimdiden dikkat et süt olmaz sonra, bebeğin aç kalır alim Allah”  Kim aç kalmış şimdiye kadar bir söylesenize?

Gelelim doğumdan sonra ki hayata. Yaz ayında doğum yapsanız bile göğüsleri illa bir sıcak tutma çabaları başlar neymiş süt ekşir miş 🙂 Pastörize sütle karıştırdınız herhalde anneyim ben anne!

Sırf bebek üşümesin diye 3 kat giydirilmiş ve sonucunda tüm vücudu isilik olmuş bir anneyim ben. Tamam Aralık ayında doğum yapmış olabilirim ama uzmanlar ne diyor, “siz nasıl giyiniyor sanız, bebeğinizi de o şekilde giydirin” Zorla 3 kat giydirdiniz, kalorifer ısısını en yükseğe aldınız, üstüne bir de kapıyı kapattınız ne oldu? Çocuk daha 10 günlükken isilik oldu.

Çocuk her anne sütü alımından sonra kusuyor diye anneyi yerden yere vuruyorsunuz ya, ya o annenin sıkıntıdan sütü kesilirse bebek aç kalır bunu hiç düşündünüz mü? Doktorluk taslamadan önce doktora yönlendirsenize. Gittik doktora sorduk, “gün içinde çok fazla emdiği için fazlasını çıkartıyor” dedi, ne oldu bak yanıldın.

Yeni evlilere “çocuk ne zaman” ilk çocuğu yapmış 3 yaşına getirmiş ailelere “ikinci çocuk ne zaman” tarzında sorulardan vazgeçin artık.

Çocuğum iki ay sonra 3 yaşına girecek olabilir. Hala cümle kuramıyor diye girdiğim her ortamda “aa kaç yaşına gelmiş hala konuşamıyor mu? İhmal etme doktora götür” gibi cümleler duymaktan çok sıkıldım. Ben anneyim ve oda babası, çocuğumuzu bizden başka kimse takip edip gözlemleyemez bunu unutmayın. Bildiğinizi, yada bildiğinizi sandığınız konularda anne ve babaya baskı yapıp canını sıkmayın lütfen. İçinizde tutun!

Hayatınıza üçüncü şahısların karışmadığı, çocuğunuzu özgürce büyüteceğiniz günler dilerim 😉

Seval Aksu Demir

Öniz’in Gebelik Günlüğü 27. ve 28. Hafta

Standard

OĞLUM ‘A (27.VE 28.HAFTA)

11825140_974565142596405_4913623435450879473_n

Bu satırları sana yazarken salondaki benim için hazırlanmış yatakta ayaklarımın altındaki yastıklar,cama vuran yağmur damlaları,esen serin rüzgar… Bu sıcak havayı dağıttığı gibi benim de içimi ferahlatmak soğutmak için sanki.

Ablanı daha çok mu önemsedim,kendime dikkat etmedim mi,nasılsa bir şey olmaz mı dedim, bunun için mi bana öfken oğlum.

Seni görmedim,kucağıma almadım,kokunu içime çekmedim … Evet bunlar için çok heyecanlıyım ama daha erken gelmen için bebeğim.

Korkuyorum şuan.

Kalbim yerinden çıkacak gibi.

Birine anlatırken konuşurken düşününce bile kelimeler anlamını kaybediyor,gözyaşlarım akıyor nefesim kesiliyor.

O bir hafta önce ki cesur anneden eser yok şimdi.

Sancım başladığında çok anlamadım ve birazda önemsemedim.Baban da izni bitmeden küçük bir kaçamak ailesinin yanına gitmişti. Geceydi. Sabaha bir şey kalmaz yoruldum ondan dedim. Ama saatler ilerledikçe dahada arttı. Sabahı ettim ağrılar içinde. Kardeşinle düştük yollara hastaneye oradan da doktorumuza ama giderken bile o kadar yorulmuştum ki…

Doktorumuzu görür görmez oturdum anlamıştı zaten tansiyonum düşmüş halim kalmamış sancılarım beni sarsar haldeydi. Hemen NST ve serum desteğiyle yattım. Doktor yatış dediğinde anlamıştım bir şeyler kötüydü. Ama yatamazdım hastanede ablan vardı, babanın haberi bile yoktu. Erken doğum riskin var dedi doktorumuz yatacaksın dedi. Tamam dedim ama evde.

İlaçlarımı verdi, yapmam gereken tek şey dinlenmek sadece zorunlu olduğunda kalkmaktı.

Sedyeden kalktığımda ayakta duracak ne gücüm ne de enerjim vardı. Anneannen aldı beni eve getirdi yıkadı giydirdi yedirdi yatırdı. Ne biriyle konuşabiliyor ne hareket edebiliyordum.Kendi sesimi, duyamaz olmuş kafamdan binlerce senaryo geçiyordu. Baban yola çıkmıştı bile.

Ne yapacaktım nasıl yapacaktım…

Eve geldiğimizde biraz daha rahatlamıştım. En başta sakin olmam gerekiyordu hamileliğin başında bu durumu yaşayanlar vardı. Bizim 11 haftamız daha vardı. En önemli olan kilo alacağın ciğerlerinin gelişeceği…

Sen bana kendini hatırlattın bende varım dedim, seni kaybetme korkusunu yaşattın bana.

Düşünceler içindeyken seni nasıl sevdiğimi gösterdin bana ben bilmezken.

Senin için direnme mi savaşma mı söyledin bana.

Anneliğe başla düşün beni dedin.

Bende anladım annecim merak etme.

Şimdi dinleneceğiz beraber, korkulu düşler değil güzel anıları hayal ederek. Seni bekleyerek.

Acele etme ama sen, ben seni bekliyor olacağım…

Annen…

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 19. Hafta

Standard

11391170_940273626025557_3756354155972094014_n

MERHABA ANNE BEN BURADAYIM İLK TEKME HEYECANIM (19.HAFTA)

Pazartesi akşamı surviour’ı izlerken koltuğa yayılmış  İlkimnaz’ın uyku saatini dört gözle beklerken birden bir şey hissettim.İlk an anlayamadım hareketini hissetmiştim miniğimin sanki. Sakince derin bir nefes aldım beklemeye başladım. Ve evet bir kere daha hareket etmişti. Derin bir nefes aldım. Sanki “anne merak etme ben buradayım yoruldun biraz dinlen” der gibiydi. İşte o an kocaman bir gülümseme olmuştu yüzümde bütün yorgunluğum gitmişti bir anda.

Aslında bebeğinizin hareketlerini hissetmeye başladığınızdan sonra hamilelik daha heyecanlı geçer. Merak duygunuz o hareket ettikçe azalır. İyidir hareket ediyordur sizinle etkileşim halindedir. Artık sizde onunla konuşur hareketlerini takip eder uyku saatini takip edersiniz.

İlkimnaz da çok geç hissetmiştim hareketlerini 23 haftayı bulmuştu. Belki de hissetmiştim ama ben anlayamamıştım ilk hamilelik tecrübesizliğiyle. Şimdi ise minigim 19. haftaya girdiği gün hareketini hissetmiştim.

İkinci hamileliğim olduğu için bazen düşünüyorum kızımda ki gibi panik halinde değilim. Bu bazen iyi bazen kötü anlamda. Artık neyin ne olduğunu bildiğim için gereksiz panikler korkular yaşamıyorum ama bazen de vicdanım sızlıyor acaba diyorum günün koşuşturması kızım gün geçip gidiyor ve unutuyorum onu. Hızlı çekimdeyiz bu ara taşınma telaşımız demeyeceğim benim telaşım malum eşimin hep olduğu gibi nöbetleri takviyeleri görevleri yük benim omuzlarımda birazcık daha fazla.Tabi ki oda her zaman olduğu gibi tam destek gece ağır kaldıracak taşınacak işleri yapıyor ben bazen buna soyununca da fırçayı basıyor. Yerleşme sonrası önümüzde daha sonra iki bebeğimin de aynı odada olacakları için oda tasarımı eşyaları düzeni malum daha miniğim için bir zıbın bile almadım. Onunla ilgili her şey yeni evimizde bizleri bekliyor. Tabi bu sayede zamanda geçiyor. Bir bakmışım sayılı günler kalmış. Odasında oturmuş hayaller kuruyorum onunla.

Taşınmadan sonra doktor randevumuz var 4 boyutlu ultrasonu muzda var aynı zamanda bu sayede bebeğimizi net görebileceğiz. Bu sayede bütün organları parmakları kemikleri gibi pek çok ince ve önemli ayrıntıları da öğreneceğiz. Bakalım kime benziyor. Ve tabi ki cinsiyeti de ben hala öğrenmemekte kararlıyım ama bakalım o an neler olacak

İşte böyle bir yazının daha sonuna geldim. Haftaya taşınma hikayesi bitip yerleşme hikayelerine geçeceğim.

Şimdilik hoş çakalın…

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 9. Hafta

Standard

“Öniz’in gebelik günlüğünde 9. haftaya geldik. Annemiz geçen hafta domuz gribine yakalanmış ve zor bir dönemden geçmiş ama ailesinin yardımıyla çabuk atlatmıştı. Şimdi annede bebekte gayet sağlıklı. Bakalım bu hafta neler olmuş…”

onizin gebelik gunlugu_9_2

İKİ AY’I DEVİRDİYSEK

9.haftayı bitirmenin haklı gururu içindeyim.Zor günlerden bugünlere geldim.Ne dramatik bir giriş oldu yaaa….

Geçen hafta beni esir alan domuz gribine teslim olup soluğu ana ocağında aldık. Orada da bir hafta kaldık.İnsanın anne babasının her an yanında ve destek olması ne büyük nimet.Babamla telefon konuşmamız sırasında ama domuz gribiyim ya size de geçerse demiştim oda hemen geliyorsunuz deyip telefonu kapatmıştı.Sabah düştük tabi yollara.Onlar ilkimnaz la ilgilenirken bende bol bol uyudum dinlendim.Bir haftanın sonunda doktor kontrolleri için eve döndük.

Önce grip beni terk etmiş mi diye kontrole gittik.Şükür ki kimseye bulaşmadan beni bırakmış.Benden daha iyisini bulmuş olmalı.Oda haklı 20 gün az değil. Ne ateşli günler yaşadık beraber bir bilseniz….

Sonrasında hem dokuzuncu hafta hemde kontrolümüz için doktorumuza gittik.

Öncelikle bu hafta anne ve bebekte olan değişimler gelişmelerden başlamak istiyorum.

Artık o bir embriyo değil fetus olarak adlandırılıyor.Artık neredeyse insan görüntüsünü yakaladı.Kafası kolları bacakları….Cinsiyeti de oluşuyor ancak daha öğrenmek için biraz daha vaktimiz var.

Bende mi neler oluyor? Hafif kasık ağrıları,duygusal değişimler bu haftalarda çok yoğun yaşanıyor.Bir bakmışınız komedi filminde yaşlar akıyor.Eşim hadi hadi ağla diye dalga geçiyor. Ne yapalım hamilelik hormonları.

Her şey normaldi.Ama suyum azalmıştı.Zaten bu hafta sürekli “müzisyenanne” hikayesini okuyup kafamda kurmuştum.Doktorum su der demez hemen başladı gözyaşlarım akmaya.Tabii ki korkulacak kadar değildi durum ama gribe bağlı olarak suyum azalmıştı.Bunun için doktorum biraz daha dinlenme ve su takviyesi önerdi.Bunun dışında her şey yolundaydı.Miniğim gayet iyiydi.

Anneyseniz eğer her zaman endişe, merak, korku sizi bırakmaz her konuda.Ama önemli olan bunları belli bir düzeyde tutabilmek benimde hastalığımla birlikte birkaç korkulu rüya gördüm.

İlkimnaz beni bu zamanda çok zorladı.Zaten sorun olan yemek iyice sıfıra indi.Sadece ölmeyecek kadar yedi bu hafta. Anneannede olması,benim hasta olmam bunu tetikledi.Eve geldiğimizde durum biraz daha düzeldi sayılır.

Şimdi bol bol su içme zamanı.Eşim evin her yerine notlar sürahiler,bardaklar bırakıyor.Durum ciddi ama yinede bir çok duruma göre buna da şükür diyoruz.

HAFTAYA GÖRÜŞMEK ÜZERE…

Öniz İşbilen

Uyku Eğitimi’nden Sonra

Standard

image

Sizlere daha önce Aras’a verdiğim uyku eğitimi ve memeden kesme sürecimizi paylaşmıştım. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

En çok zorlanacağım konuların başında memeden kesme ve uyku eğitimi geliyordu. Ama uygun zamanı kollayıp kararlılıkla bir yerden başlayınca korkumun çok yersiz olduğunu anladım.

Aras uyku eğitiminden önce gece 00:30 civarı ayakta sallanarak uyuyor, hala meme emdiği için geceleri en az üç kere uyanıyor ve sabahları da (öğlende diyebiliriz) 11:00’da uyanıyordu. Biz bu durumdan oldukça rahatsızdık fakat cesaret edip eğitim vermeyi hep erteliyorduk. Aslında evliliğimiz ve sosyalleşmemiz için bunun çok gerekli olduğunu unutmuşuz.

Uyku eğitiminden sonra artık Aras gece 21.00 en geç 22.00’da uyumuş oluyor. Deliksiz uyuyor ve sabah 08:00’da uyanıyor.

Aras’ın erken uyumasıyla eşimle daha kaliteli zaman geçirebiliyoruz. Film izleyip sohbet etme fırsatımız oluyor. Memeyide bırakınca gönül rahatlığıyla anneannesine bırakıp biz sosyal yaşama ayak uydurabiliyoruz.

Çocuklarımız bizim herşeyimiz bu asla değişmez kural, fakat anne-babaların da özgür ve sosyal olmaya ihtiyaçları var. Hem kendi psikolojimiz için hemde çocuğumuzla daha güzel vakit geçirebilmek için annelerin kendine zaman ayırması gerektiğini düşünüyorum.

Öncesi ve sonrası diye karşılaştırma yaptığımda bunca zaman bu eğitimi vermemiş olduğum için kızıyorum kendime. Şuan oda bende sabahları daha zinde ve mutlu uyanıyoruz, birlikte kahvaltı yapıp hava güzelse dışarı çıkıyoruz, değilse evde çeşitli aktiviteler yapıp çok güzel zamanlar geçiriyoruz. Geceleri erkenden uyuyunca kendime ve eşime ayıracak bolca vaktim oluyor.

Dilerim bu deneyimim birçok anneye ışık olur…

Mutlu anneler mutlu bebekler 🙂

Sevgiler

Emine Ergün İle Disleksi (Öğrenme Bozukluğu) Hakkında

Standard

image

1-Disleksi (Öğrenme Bozukluğu) nedir?

Disleksi öğrenme bozuklukları içinde okuma ve yazma bozukluğu olarak ifade edilen bir türdür. Disleksi olan çocuklarda ya da yetişkinlerde zeka geriliği yoktur ama okuma, yazma, matematik alanlarında sorun yaşayabilirler.

2-Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Disleksinin okul öncesindeki belirtileri şöyledir:
•Kelimeleri yanlış söyleme ,
•Kafiye bulmakta güçlük (masa-kasa vs)
•Oyunları sürdürememek, çabuk sıkılmak,
•Çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada güçlük,
•Ayakkabılarını ters giyme,
•Daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama
•Taşırmadan boyama yapamama,
•Bisiklete binememe,
•Kendi ilgi alanı dışındaki aktivitelere karşı isteksizlik,
•Benzerlikleri fark edememe,
•Sağını solunu karıştırma,
•Sıraya koyma güçlüğü,
•Renkleri öğrenememe, karıştırma…

Disleksinin ilkokul dönemindeki belirtileri ise şunlardır:
•Okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması,
•Bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)
•Yavaş okuma,
•Bazı harfleri yazarken ve ya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,2-5)
•Tersten yazma (ismini Ahmet yerine temhA)
•Kelimenin sonlarını uydurarak okuma,
•Okumaya karşı isteksizlik,
•Yazma ödevlerinden kaçınma,
•Yavaş yazma,
•Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma,
•Ödev yapmak istememe,
•Sık dört işlem hatası yapma,
•Çarpım tablosunu öğrenememe,
•Kendine göre yollar üretme,
•Eldeleri unutma,
•Alfabeyi sırasıyla sayamama,
•Beden eğitiminde başarısız olma (koşma,top tutma)
•Yanlış yapmaktan korkma,
•Sağını solunu karıştırma,
•Yıl, ay, gün gibi kavramları karıştırma (hangi mevsimdeyiz denince Mayıs diye yanıt verir).

image

3-Bir İnsanın Disletik Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Disleksi okul öncesi dönemde pek fark edilemez. Genellikle ilkokul döneminde fark edilir. İlk belirtileri okuma yazma öğrenme süreçlerindeki sıkıntı ile kendini gösterir. Çocuk arkadaşlarından daha yavaş öğreniyor ve geride kalıyordur. Temelde öğrenmeme sorunu yoktur, öğrenir ama öğrenme hızı yavaştır ve genelleme yeteneği daha azdır.

4-Disleksinin Türleri Var mıdır? Varsa Nelerdir?

Disleksinin 3 temel türü vardır.
1.Disleksi: Okuma bozukluğu olarak tanımlanır
2.Disgrafi: Yazılı anlatım bozukluğudur.
3.Diskalkuli: Matematik becerilerini öğrenme ile ilgili bozukluktur.

5-Disleksi İçin Hastalık Diyebilir miyiz?

Disleksi bir hastalık değildir, ilaç tedavisi de gerektirmez. Disleksi olan bazı çocukların ilaç kullandığı gözlenebilir, ancak bu ilaçlar disleksiyi tdavi etmek amacıyla verilemez. Bazen disleksi tablosu ile birlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite de görülşebilir. Dolayısıyla bu ialçla DEHB tedavisi için verilen ilaçlardır. Disleksi için en geçerli ve etkili yöntem birebir eğitimdir.

6-Disleksi İçin Neden “Dahilerin Hastalığı” Denir?

Disleksi olan çocukların ortak özelliklerine baktığınız zaman aslında birçok alanda başarılı olduklarını görürsünüz. Hatta bazı noktalarda disleksi belirtileri ile üstün yetenekli çocukların gösterdiği belirtiler benzerlik gösterebilir. Disleksi olan kişiler genellikle okuma, yama ve matematik alanlarında sorun yaşarlar. Onun dışındaki birçok alanda başarılıdırlar. Disleksi olan ünlülere baktığımızda da zaten benzer tabloyu  görebiliyoruz. Albert Einstein, Tomas Edison, Leonardo Da Vinci, Walt Disney disleksi olan ünlülere örnektir.

image

image

image

image

7-Disleksiye Sebep Olan Etkenler Nelerdir?

Disleksi bireyin içsel özelliği olup, merkezi sinir sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı varsayılmakta ve yaşam boyu sürebilmektedir.
Ancak bireyin öğrenmesini etkileyen bir takım etmenler belirlenmiştir. Bunlar:
•Beynin hatalı işleyişi,
•Biyo-kimyasal bozukluklar,
•Kalıtım ve çevresel etmenler (Duygusal bozukluk, motivasyon eksikliği, yetersiz öğretim etmenlerinden de söz edilebilir.).

Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkmasının nedenleri;
•Doğum öncesi (yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanma…),
•Doğum sırasında (uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anomalileri…),
•Doğum sonrası (doğumdan sonra nefes alana kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta ateşli hastalık, başa hızlı darbe…)
•Kalıtsal (ailelerde öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin de olması) etmenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir.

8-Disleksi Tanısı Konulan Çocuğa Ebeveynler Nasıl Davranmalıdır?

Anne babalar öncelikle durumu kabul etmelidir, yoksa çocuyklarına faydalı olamazlar.
Aile öğretmen işbirliği çok önemlidir, öğretmenlerini durumdan heberdar etmelidirler.
Çocukları için gerekli özel eğitim sürecini zaman kaybetmeden başlatmalıdırlar.
Çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamamalıdırlar.
Çocuklarını iyi tanımalı, onlardan kapasitelerinin üstünde beklenti içinde olmamalıdırlar.
“İstesen yaparsın da senin canın istemiyor” gibi ifadeler yerine “Sana güveniyorum, sen yaparsın” gibi motive edici ifadeler kullanmalıdırlar.
Sabırlı, tutarlı ve kararlı davranmalıdırlar.
Eğer çocukta dikkat eksikliği ve hiperktivite bozukluğu tanısı da varsa ve ilaç verildiyse ilacı verilen dozda ve şekilde düzenli olarak kullanmalıdırlar.

9-Disleksi Testi Nasıl Yapılır?

Disleksi testi çocukla birebir uygulanarak yapılır. Test içinde çocuğun yapmak istemediği ya da reddettiği sorular varsa bunlar aileye de sorulabilir. Okul öncesi, ilkokul ve yetişkinlere yönelik farklı test materyalleri vardır.

10-Disleksi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir?

•Disleksi bir hastalık değildir
•Disleksi için ilaç tedavisi verilmez.
•Disleksi bir zeka geriliği değil, bir öğrenme güçlüğüdür.
•Disleksi olan çocuklar üstün yetenekli değildir. Sadece bazı özellikler açısından bu tarz çocuklarla benzerlik gösterebilirler.

ÇOCUKLAR İÇİN KURAL-SINIR VE ÖDÜL-CEZA YÖNTEMLERİ

Standard

ceza3

Her anne babanın hedefi kurallara uyan, toplum içinde uygun davranışlar sergileyen çocuk yetiştirmektir. Bu nedenle çocuğa uyması için birçok kural konur; ama bu kuralların neden konduğu, kurallara ne şekilde uyulacağı, uyulmazsa karşılaşacağı yaptırımlar çoğunlukla açıkça belirtilmez. Buna rağmen kurala uymayan çocuk cezalandırılır. Çocuk neden dolayı ceza aldığını anlamazsa, ya da bu durum ona açıklanmazsa da cezaya karşı gelir ve davranış problemleri sergilemeye başlar.
İşte tüm bu yanlış anlamaları ortadan kaldırmak adına, çocuğa kural koyarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır.
Uygulanacak kural aile bireyleri tarafından ortak belirlenmelidir.

Anne, baba ve diğer aile bireyleri kural koyma ve uygulama konusunda tutarlı olmalıdır.
Belirlenen kurala öncelikle kuralı koyan kişi uymalıdır. Örneğin çocuğa yatmadan önce dişlerini fırçalamasını söyleyen bir anne, bunu kendisi yapmıyorsa, çocuğun bu davranışı sergilemesi beklenemez. Çünkü çocuklar çoğunlukla model alarak öğrenirler.

Kurallara uyma düzenine göre verilecek ödüller titizlikle belirlenmelidir. Yapılan her olumlu davranıştan sonra ödül vermek, verilen ödülün değerini azaltır. Alkışlama, aferin deme, saçını okşama gibi sosyal ödüllerin sıkça verilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak; yemeğe götürme, oyuncak alma gibi maddi ödüller sık sık verilmemeli, çocuğun bu ödülleri alması için zaman konulmalıdır. Örneğin bir hafta boyunca akşam yemeğinde sofraya oturup yemek yiyen bir çocuğu, hafta sonu yemeğe götürerek ödüllendirmek doğrudur; ama her akşam yemekten sonra ona çikolata vermek doğru değildir.

ceza

Ödül gibi cezalar da çok önemlidir. Uygun bir ödüllendirme modeli geliştirmiş bir aile, aslında cezaya pek ihtiyaç duymaz. Zaten mümkün olduğunca ceza kullanılmamalıdır. Yanlış yöntemlerle kullanılan cezanın olumsuz etkileri çocuktan uzun süre silinmez.

İlla ceza kullanılacaksa, cezanın sınırları iyi belirlenmelidir. Bir yasaklar tablosu oluşturulmalı, bu yasaklara uyulmadığı taktirde verilecek cezalar açıkça belirtilmeli ve uygulanmalıdır. Anne kendi verdiği cezayı affetmemeli, ya da annenin verdiği ceza baba tarafında kaldırılmamalıdır.

Çocuğa verilen cezalarda adaletli olmak da çok önemlidir. Çocuk yaptığı hatalı davranışın çok çok üstünde bir ceza ile karşılaşırsa hem adalet duygusu sarsılır hem de anne babasına karşı öfkesi artar.

Çocuğun davranışlarını sebepsizce sınırlamak da doğru değildir. Bu, özellikle küçük çocuklarda gözlenen bir durumdur. 1-3 yaş arasındaki çocuklar çevreyi keşfetme çabası içinde oldukları için, her şeye bakmak, her yere gitmek isterler. Genelde anne babalarda onların her yaptıklarına hayır yapma, alma, gitme gibi tepkiler verip, onları durdurmaya çalışırlar. Ama çoğu zaman bu çabaları işe yaramaz.

Hem anne baba hem de çocuk için yıpratıcı olan bu süreci yaşamak yerine, yaşı ne olursa olsun çocuğa yapmaması gereken davranışın nedenleri ve sonuçları açıklanmalıdır. Örneğin; ısrarla ocakta kaynayan tencereye bakmak isteyen çocuğu nedensiz olarak ocaktan uzaklaştırmak yerine, anne çocuğu kucağına alıp pişen yemeği göstermeli, böylece merakını gidermelidir. Ayrıca bunu kendi başına yapmaması gerektiğini özellikle vurgulamalı, her merak ettiğinde kendisinin ona yardımcı olacağını söyleyerek ona güven vermelidir.

Anne babalar çocuklarına özellikle sosyal davranışlar ile ilgili kural koyarlar. Birinden bir şey aldıklarında teşekkür etmeleri, yemekten sonra eline sağlık demeleri sıkı sıkı tembihlenir. Ama bazen anne babalar sıkıca tembihledikleri bu kurallara kendileri uymazlar. Çocuklar çok iyi gözlemcidir. Kendisine konulan kurala anne babasının uymadığını gören çocuk, hem bu kurala hem de bundan sonra konulacak diğer kurallara uymayacaktır. Kurallar sadece çocuklar için değil, anne babalar için de geçerli olmalıdır.

Kuralların sayısı ve içeriği de doğru belirlenmelidir. Kurallı aile olmak adına çocuk çok sıkılmamalıdır. Kuralsızlık kadar fazla kural koymak da doğru değildir.

Çocuğa konulan kurallar konusunda diğer aile bireyleri de bilgilendirilmelidir. Bu konuda özellikle büyük anne ve büyük babalar ile çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmaları en aza indirmek adına aile büyüklerine kurallar, ödül ve cezalar ile ilgili bilgi verilmeli; anne babalar ile tutarlı davranmaları konusunda uyarılmalıdır. Aksi halde çocuklar her bireye göre faklı davranış geliştirecek, onların tutum ve davranışlarını kendi lehlerine kullanacaklardır.

Bu durum ilerde çocuğun okul yaşantısını da olumsuz etkileyebilir. Evde farklı, okulda farklı davranışlar sergileyebilir, okul kurallarına uymakta zorlandığı için uyum ve davranış problemleri oluşabilir.

Şunun altını önemle çizmek gerekir. Kurallar sadece çocuklar için geçerli değildir. Aile içinde kural belirlemek ve uygulamak demokratik bir süreç olmalı, herkes için eşit ölçülerde uygulanmalıdır.
Sınırları doğru belirlendiği taktirde, çocukların da kural koymasına ve koyduğu kuralları denetlemesine fırsat verilmelidir. Bu, çocuğun sosyal gelişimi, kişilik ve öz güven gelişimi için oldukça önemlidir.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts