Author Archives: sevaldemir ve önizarlatisbilen

Yaramaz Çocuk mu? Hiperaktif Çocuk mu?

Standard

fft68_mf42807

Aslında tüm mesele burada başlıyor. Çocuğunuz yaramaz bir çocuk mu, yoksa hiperaktif bir çocuk mu?

İkisi de birbirinden çok farklı anlamlar olsa da bizler çocuğumuza hemen “yaramaz bu çocuk” damgasını yapıştırıyoruz.

Çocuğunuza yaramaz damgası yapıştırmadan önce iyi bir gözlemci olmanızda fayda var. Çünkü; “benim çocuğum hiperaktif” deyip sorunu örtbas etmek de pek doğru sayılamıyor. Hiperaktivite derine inildiğinde ciddi bir tanım. Eğer çocuğunuzda hiperaktiflik seziyorsanız Yankı Yazgan’ın bu yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ederim ve mutlaka bir uzmana göstermenizi Hiperaktif çocuk: Hiperaktivite nedir?

hiperaktif-cocuklarla-basa-cikmak-icin-ipuclari

Aras bebekliğinden bu yana hep zor bir çocuk oldu. Bebekken saatlerce uyumazdı. Yaşı 2-2,5 civarı olunca zorluk boyutu daha da arttı, sinir krizi geçirmeme kadar uzandı ve biz pedagog muayenesine götürdük, ilgili yazıyı buradan okuyabilirsiniz Aras’ın Pedagog Kontrolü

Aras şuan 4,5 yaşında ve zaman zaman aramızda ki çatışma hali devam ediyor. Bazen bakıyorum çok sessiz, naif bazen ise çığırından çıkmış, beni zorlayan, yoran tüketen bir çocuk haline geliyor.

Ben ilk zamanlar bunun tanımını “yaramaz, şımarık” olarak adlandırmış olsam da hafifte olsa hiperaktiflik var.

Zaman zaman çıldırma noktasına gelsem de onu bu şekilde kabul etmekten başka çarem yok bunu biliyorum.

Hareketli çocukla baş etmenin ne denli zor olduğunu sadece çeken bilir diyorum ve siz ne gibi çözümler buldunuz yorumlarınızı bekliyorum 🙂

 

 

Seval Aksu Demir

Anne Ansiklopedisi instagram

Anne Ansiklopedisi facebook

Anne Ansiklopedisi twitter

Uyandırma Oyunu 

Standard

Sabahları en zor şey özellikle çalışan anneler için uyandırmak, çocukları için ise erkenden uyandırılmak…

Aras uykuyu çok seven bir çocuk, akşam erken bile yatsa sabah çok zor uyanıyor. Uyurken giydirdiğimi, kucağımda evden çıktığımızı biliyorum.

Son bir haftadır bir oyun buldum kendi çapımda, artık ne kadar iyi bulursunuz oda sizin insiyatifinize kalmış.

Sabah öncelikle odasına giriyorum. Güzel cümleler kuruyorum, saçını okşuyorum. Varlığımı hissettiriyorum. Daha sonra hadi oyun oynayalım diyorum. Burada ki anahtar kelime “oyun” hiçbir çocuğun karşı koyamayacağı şey…

Oyun kelimesini duyunca yarımda olsa gözünü açıp bir bakıyor. Sonra “ne oyunu” diye soruyor. Ağzından iki kelime çıktığına göre uyanmış sayılır, sonucu ise yataktan kaldırarak noktalıyoruz. 

Oda şu şekilde oluyor; Şimdi ben içeriye gideceğim ve 5’e kadar sayacağım eğer gelmezsen seni gıdıklayacağım gelirsen kocaman öpeceğim diyorum. 

Ve yan odaya geçip saymaya başlıyorum 1…2…3… daha 3.yü saymadan fırlayıp geliyor yanıma ve ben ona ödül olarak kocaman bir öpücük veriyorum… Son bir haftadır sabahları öyle kolaylaştı ki işim anlatamam.

Gecenin bu saatinde neden böyle birşey yazdın diyeceklerdir. Hala uyumayan, sabah aynı sıkıntıları yaşayanlar varsa fikir olması nedeniyle yazdım.

Bu sabah ve her sabah neşeniz yüreğinizden eksik olmasın. Anne/Babalar mutlu çocuklar mutlu olsun…

Şimdiden Günaydın 🙂

Seval Aksu Demir

Şekersiz Hayat Oh Ne Rahat

Standard

c466e96c-a10b-4459-a42f-8917688e46b8

 

Ciddi söylüyorum bunca zamandır kendime eziyet etmişim şekerli çay, kahve tüketerek!

Ben asla şekersiz çay/kahve içemem derdim hep meğer içe bilirmişim… 2. denememde çıkardım hayatımdan şekeri. İlk denemem başarısız oldu anladım ki birden kesmek gerekiyormuş. 2 şekerli içiyordum çayı önce teke düşürdüm sonra yarıma, haydiiii gerisin geriye iki şekere döndüm. Sonra dedim ki “şekersiz hayata merhaba” diyeceğim…

Kafada bitirdiğim gün şekersiz içmeye başladım çayı. İlk bir hafta sadece kahvaltıda çay içebildim yanında bir şeyler yerken pek fark etmedim, çayı sade tüketmem iki haftayı buldu.

Zaten hali hazırda mide rahatsızlığım mevcuttu, şekeri hayatımdan çıkardığım günden bu yana midemde ne bir ağrı nede bir şişkinlik oluyor çok şükür.

Demek ki yediğimiz içtiğimiz her şey sağlığımıza etki ediyor. Kafanızda bitirin o zaman bitiyor, denemesi bedava 🙂

Yaklaşık 2,5 ay olacak şeker kullanmayalı ve gerçekten çok rahatım. Hem kilo vermeme yardımcı oldu, hem midem eskiye göre daha hafif ve rahat, hemde gerçekten çay içtiğimi şimdi daha iyi anlıyorum. Bu tabire şeker kullanmayan çevremden duyunca sinir olurdum ama cidden doğruymuş 🙂

Şekersiz hayat oh ne rahat, herkese tavsiye ederim 🙂

 

Sevgiler

Seval Aksu Demir

anneansiklopedisi.wordpress.com

Çocuklarınızın Sağlıklı Gelişimine Tam Destek Çocuk Devam Sütü’nde!

Standard

 

Neden Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.

Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.
1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütünü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.
Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.
http://www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=40422149&resizable=1&autostart=true

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.
boomads_offer_client = “5440385f83b34216aaf99629f8414661″;
boomads_offer_id =”1737”;

http://counter.boomads.com/scripts/offer.js

20 Günde 2 Kilo!

Standard

b_13072016yyDz00cmdvdPyvy85YkDc34Kd

Normalde hiç kompleksli bir yapım yoktur fakat artık kıyafetlerim üstüme olmayınca ipin ucu daha fazla kaçmadan önüne geçmeliyim diye düşündüm. Ayrıca kilo vermeye başlayınca daha da hevesleniyor insan. Özellikle sabahları daha hafif güne başlıyorum. Mide rahatsızlığım olduğu için dengeli beslenmek, şekersiz ve ekmeksiz hayat çok güzelmiş…

Sosyal medya hesaplarımdan bana yazıyorsunuz hep “neler yapıyorsunuz” diye, tek tek cevap vermek yerine topluca buradan anlatmak istedim.

Öncelikle kilo vermeye kafada karar vermeniz gerektiğini düşünüyorum. Kafada bitti mi olay tamamdır 🙂

Beyaz ekmeği tamamen çıkardım hayatımdan. Gün içinde toplam 3 dilim kepek ekmeğin dışına çıkmıyorum…

Sabah Kahvaltısı: (09:00 – 09:30)

  • 1 adet haşlanmış yumurta
  • 2 adet yeşil zeytin
  • 2 adet siyah zeytin
  • Beyaz peynir (herhangi bir miktar belirtmiyorum çünkü kısıtlamıyorum kendimi)
  • 1 dilim kepek ekmeği
  • Domates-Salatalık
  • Bolca yeşillik (maydanoz,nane,dereotu,roka)
  • Şekersiz açık çay (2 çay bardağı en fazla içiyorum)

 

Öğlen Yemeği: (14:00 – 15:00)

  • Bir kase çorba
  • Herhangi bir sebze yemeği
  • 1 yada iki dilim kepek ekmek
  • Yoğurt yada cacık
  • Arada azda olsa bulgur pilavı, yada sade makarna

 

Akşam Yemeği: (Saat 18:00’den sonra)

  • Aslında akşam yemeği kısmına pek birşey yazamayacağım çünkü akşam 18:00’den sonra yemek yemiyorum.
  • Bir kase yulaf kepekli yoğurt yiyebilirsiniz,
  • Yada şu benim geçenlerde instagramda paylaştığım ‘sunta kraker’den yiyebilirsiniz 🙂
  • Bol su içmenizi tavsiye ederim, ne yazık ki bu konuda çok zayıfım. Su içemiyorum! Eminim günde 2 litre su tüketebilsem daha hızlı kilo verebilirim.

 

Aslında zayıflamak sanıldığı kadar zor bir şey değil. Şu herkesin bahsettiği                        üç beyazdan  (un-şeker-tuz)  uzak durduğunuz zaman kilo verimi hızlanıyor.

Yada en azından ben kendimde onu gördüm.

Çok sorulan diğer bir soruya daha gelecek olursam. Kilomu merak edenler için söylüyorum. 76 kiloydum, şuan 74’e düştüm. Hedefim 58-60 kilo olmak.

 

Eğer sizinde tavsiyeleriniz varsa mutlaka yazmanızı rica ediyorum.

Herkese sevgiler ve sağıklı günler

Seval Aksu Demir

 

 

Bu Bir İtiraftır!

Standard

Zaman zaman Aras oyun oynarken yada uyurken kendimi ona kitlenmiş buluyorum. İçimde hep aynı pişmanlık ve ona karşı suçluluk hissi!!!

4,5 sene önce o daha fasulye tanesiyken içimde, tek hayalim bir kız annesi olmaktı. Aslında birçok hemcinsimin ortak duygusudur bu fakat eminim benimki bir tık fazla…
Cinsiyet öğrenene kadar ben hep kızım olacak diye hissettim. Elim sürekli pembeli, morlu, lilalı kıyafetlere, tokalara falan gidiyordu. Çevrem dahi “hissediyorum senin kızın olacak” diyerek beni daha da inandırıyorlardı. Hatta cinsiyeti belli olmayan bebeğimizin ismine bile karar vermiştik, şimdi o isim benim yüreğimde, kızıma verilmek üzere orada kilitli…

4.ayıma girince doktorum “artık cinsiyeti belli söyleyeyim mi” dedi. Kulağımla duyacağım söz “kız” olacaktı ki doktorum “bir pipi görüyorum bakın erkek bu” demesiyle hıçkırıklara boğulmam bir oldu. O an gerek inandırılışım, gerek tecrübesizliğim ile “nasıl olur benim kızım olacaktı” gibi saçma sapan bir isyan haline girmiştim. 

Evet ilk duyduğumda çok üzüldüm,kabullenemedim taaki o miniğin tekmeleri iyice belirginleşene, hıçkırıklarını duyana kadar.

Sonra içimi inanılmaz bir pişmanlık ve suçluluk duygusu kapladı. Oğluma haksızlık yapmışım, onu kendime küstürmüşüm gibi geldi. Yalnız başıma evde oturduğum vakitler elimi karnıma koyup defalarca ondan özür diledim. 

Gün gelipte onu kucağıma aldığımda defalarca kez şükrettim Allah’a!!! Sağlıklı, eli ayağı düzgün bir evlat nasip etmişti bana. Zaman ilerledikçe anladım evladın kızı, erkeği olmadığını. Canından can veriyorsun, kanından kan.

Şimdi burdan sizlerinde huzurunda oğlumdan, minik adamımdan tekrar özür diliyorum. İyiki bana evlat o olmuş ve iyiki beni annelik gibi kutsal bir görevle taçlandırmış… 

Vissmate İle Temizliğe Merhaba

Standard

20161215_223250-01

 

Bugün sizlere uzun süredir kullanıp deneyimlediğim Vissmate ürünlerinden bahsedeceğim.

Aslında bu yazıyı hazırlayalı uzun zaman olmuştu fakat ben ürünleri tek tek deneyip öyle yorum yapmak istedim.

20161215_223141-01

Vissmate Çamaşır Suyu

Vissmate çamaşır suyunu bir markette tesadüfen aldım ve inanılmaz beğendim. Diğer çamaşır sularının aksine yoğun kokuya sahip değil. Benim en beğendiğim özelliği bu oldu.

Daha sonra sevgili Vissamate ailesi bana bir paket hediye etti, içinde silikon cam temizleyici,yüzey temizleyici ve arap sabunu vardı.

20161215_223126-01

Vissmate Sıvı Arap Sabunu

Sonucunu en çok merak ettiğim ürün ise şüphesiz arap sabunu oldu. Beyaz sabun kokulu arap sabunu lavabo, evye, duşa kabin temizliğinde bir numara. Özellikle küvet temizliğine hayran kalmamak elde değil. Diğer temizlik ürününü küvete döktüğümde biraz bekleyip öyle ovuyordum, arap sabunu sayesinde ovmama gerek kalmadı, anında yüzeyi ter temiz yaptı. Bu ürünüyle de sınıfı geçti.

20161215_223045-01

Vissmate Silikonlu Temizleyici

Silikon su kovucu özelliğine sahip bu mavi su ise yüzey tozlarını almamda ki en büyük yardımcım. Kokusunun güzelliği nedeni ile her an toz almak istiyorum. Ahşap yüzeylerde ki toz tutmama özelliğini çok sevdim.

20161215_223111-01

Vissmate Yüzey Temizleyici

Yüzey temizleme deterjanının kokusu evimde bahar havası estirdi. Kokusunun kalıcı özelliği sayesinde yaptığım temizlik uzun süre etkisini koruyor.

Bundan sonra ki temizlik ürünleri kesinlikle Vissmate ürünleri olacak.

Bana ürünlerini tanıma fırsatı verdikleri için Vissamate ailesine çok teşekkür ederim.

Ve herkese tavsiye ederim…

Daha detaylı bilgi için Vissmate  sitesine göz atabilirsiniz.

Seval Aksu Demir

Nesfit, kadınlara pembe kurdele hareketine destek için “Kontrol sende” çağrısı yapıyor!

Standard

Nestlé Nesfit, dünyada 7, Türkiye’de ise 2 yıldır “Pembe Kurdele Hareketi” kapsamında yürüttüğü meme kanserine karşı farkındalık çalışmalarını yeni bir boyuta taşıyor. Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle Meme Sağlığı Derneği ile işbirliği yapan Nesfit, ülkemizde 20 yılda 2 kattan fazla artış gösteren meme kanseri ile mücadele için kadınlarda erken teşhisi teşvik edecek bir davranış değişikliği yaratmayı hedefliyor. Bu amaçla oluşturulan “Nestlé Nesfit Kontrol Sende” Facebook etkinliği, kadınlara her ay kendi kendine muayenelerini yapmaları için hatırlatmada bulunuyor. 

Küresel düzeyde başlattığı “Hedef: Pozitif Bir Hayat” kampanyası ile kadınları güzel hareket etmeye, güzel düşünmeye ve güzel yemeye davet eden Nestlé Nesfit, meme kanserine karşı dünyada 7, Türkiye’de 2 yıldır mücadele yürütüyor.

Araştırmalar, düzenli olarak kendi kendini muayene etmenin, meme kanserinden hastayı kaybetme riskini yüzde 18 oranında azalttığını gösteriyor olsa da kadınların büyük kısmı bunu bir alışkanlık haline getirebilmiş değil. Gelişmiş ülkelerde her 7 kadından birinde meme kanserine rastlanırken, hastalığın bu ülkelerde azalan, gelişmekte olan ülkelerde ise artan bir seyir izlediği görülüyor. 2030 yılında tüm meme kanserlerinin %75’inin gelişmekte olan ülkelerde yer alacağı tahmin ediliyor. Bu durumda Türkiye gibi ülkelerde erken teşhis oranını artıracak çalışmalar büyük önem taşıyor.

Amaç daha fazla kadının “kontrolü ele alması”
Meme Sağlığı Derneği (Memeder) ile işbirliğine giden Nesfit, kadınların bu konudaki farkındalıklarını artırmanın ötesine geçmeyi amaçlıyor. İşbirliği kapsamında daha fazla kadının düzenli olarak kendi kendine kontrollerini yapmasını sağlayacak bir davranış değişikliği yaratılması hedefleniyor. Bu amaçla oluşturulan “Nestlé Nesfit Kontrol Sende” Facebook etkinliği her ay kadınlara hem kendi meme kontrollerini yapmaları hem de diğer kadın arkadaşları ve aile üyelerini etkinlikte yer almaya davet etmeleri için hatırlatmada bulunuyor.

Nestlé Nesfit, aynı zamanda Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Ekim boyunca kadınları kendi pembe kurdelelerini yaratarak sosyal medyada paylaşmaya ve arkadaşlarını Facebook etkinliğine çağırmak için bundan yararlanmaya davet ediyor. Nesfit’in Facebook, Instagram, Youtube ve diğer dijital platformlarda kendi kendine muayenenin önemini vurgulayan paylaşımları ay boyunca devam edecek.

Ayça Erkol:  “Hedefimiz kendi kendini kontrol davranışının norm haline gelmesi”
Nestlé  Kahvaltılık Gevrekler  Ülke Müdürü Ayça Erkol, “Kadınların kendi kendini kontrol etmesi konusunda düzenli hatırlatmalar basit bir çözüm gibi görünse de, hayat kurtaracak derecede önemli bir fayda sağlıyor. Kadınlarla yapılan görüşmeler de bunu teyit eder nitelikte.. Hedefimiz, meme kanserine karşı mücadelede önemli bir değişim yaratacak bu davranışın bir norm haline gelmesi. Facebook etkinliğimize katılarak düzenli hatırlatma alacak ve kendi kendilerine muayenelerini gerçekleştirecek kadın sayısının her geçen yıl hızla artacağına inanıyoruz” dedi.

Prof. Dr. Vahit Özmen: “Ülkemizde 8 kadından biri meme kanseri olabilir”
Memeder Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen ise Türkiye’de meme kanserine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Araştırmalar, ülkemizde meme kanseri sıklığının son 20 yılda 2 kattan fazla artış gösterdiğine işaret ediyor. Öngörüler ise, bu artışın devam edeceği ve yılda yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri teşhisi koyulacağı ve her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanabileceği yönünde.  Günümüzde bu konudaki bilinçlendirme çalışmaları erken teşhis imkanı sağladığı için büyük önem taşıyor. Mamografik tarama sonucu, meme kanserinden ölüm oranları değişik çalışma sonuçlarına göre yüzde 15 ila yüzde 35 oranına azalmış görünüyor.”

www.nesfit.com.tr

https://www.facebook.com/nestlenesfit.tr/

Ekim Ayı – Meme Kanseri Farkındalık Ayı
2004 yılından bu yana meme kanseri hakkındaki farkındalığı artırmak, erken teşhis ve tedaviyi desteklemek amacıyla ekim ayı tüm dünyada ve Türkiye’de meme kanseri bilinçlendirme ve farkındalık ayı olarak belirlenmiştir. Ay boyunca gerek sivil toplum kuruluşları gerekse Sağlık Bakanlığı tarafından yurt genelinde eğitimler ve bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmektedir.

Nestlé Hakkında:
Dünyanın lider beslenme, sağlık ve iyi yaşam şirketi Nestlé’nin temelleri 1866 yılında İsviçre’nin Vevey kasabasında atılır. Şirketin kurucusu Henri Nestlé dünyanın ilk hazır bebek mamasını geliştirir. Farine Lactée” adı verilen süt bazlı bebek maması olan bu  ilk Nestlé ürünü, şirketin insanı ve sağlığı her şartta öncelikli tutma, bilimsel araştırma kalite, güven, gibi temel değerlerinin de bir sembolü olur.

Nestlé,  150 yılda yeni ürünler, yeni kategoriler ile istikrarlı bir şekilde büyümüş ve dünya gıda ve beslenme sektörünün lideri haline gelmiştir. Bugün Nestlé 500’e yakın fabrikası 335,000 çalışanı ile dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde faaliyet göstermektedir.

4 kıtada 34 merkezde 5000 kişilik bir ekiple AR-GE çalışmaları yürüten Nestlé ve  AR-GE’ye her yıl yaptığı 1,7 milyar doların üzerindeki yatırımla araştırma geliştirme konusunda da gıda firmaları arasında lider konumdadır. 1909 yılında,  ülkemize giren Nestlé Türkiye’nin en köklü gıda firmalarındandır.  1927’de Türkiye’deki ilk çikolata fabrikasını kurarak üretime başlayan Nestlé,  bugün 12 kategoride 800‘ ün üzerinde  ürünü ve 50‘ye yakın markasıyla faaliyet göstermektedir. Üretimini Bursa Karacabey ve Bursa Kestel’deki fabrikalarında gerçekleştiren, Nestlé Türkiye’de satılmakta olan ürünlerinin %92’sini Türkiye’de  üretmektedir. 100 yılı aşkın süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Nestlé bugün 3800  kişiye doğrudan, 7000’in üzerinde kişiye  dolaylı olarak istihdam sağlamaktadır. Nestlé, Türkiye’deki üretim üssünden başta Ortadoğu ve Kuzey Afrika olmak üzere bölge ülkelerine ihracat gerçekleştirmektedir.

www.nestle.com.tr | www.facebook.com/NestleTurkiye

Memeder Hakkında
2007 Eylül ayında kurulan Meme Sağlığı Derneği, güncel bilimsel yanı ağırlıkta olan bir dernektir. Bünyesinde konuyla ilgili pek çok farklı uzmanın yanı sıra hem sağlıklı hem de meme kanserli kadınları barındıran dernek, kadınların daha sağlıklı olması için “halkla iç içe olmayı” misyon edinmiştir.
Bu kapsamda 30 Aralık 2008 tarihinde başlayan Bahçeşehir Tarama Programı ile rutin aralıklarla 11 bin 144 kadın mamografi taramasından geçmiştir. Gerekli durumda 3 bin 427 kadına ultrasonografi taraması, görülen şüphe üzerine ise 189 kadına biyopsi yapılmıştır. Bu tarama ve rutin kontroller içinde 93 kadına erken evre meme kanseri teşhisi konularak, gerekli tedavilerde destek olunmuştur. http://www.memeder.org/

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.
boomads_offer_client = “5440385f83b34216aaf99629f8414661″;
boomads_offer_id =”1595”;

http://counter.boomads.com/scripts/offer.js

Büşra’nın Pozitif Doğum Hikayesi

Standard

img-20160902-wa0012

Merhaba bende POZİTİF doğum hikayemi şuanda hamile olup normal doğumdan korkan bayanlar için paylaşmak istedim.. Pozitif kelimesini büyük harflerle yazdım çünkü Allah’ıma çok şükür ki harika bir doğum süreci geçirdim. Hikayem normal doğumdan korkan herkese umut olsun destek olsun inşallah…
Hamileliğimin başından beri herkes artık sezaryenle doğum yapıyor kesin bende sezaryen olurum diye düşünüyordum ama bir yanımda “Büşra sen normal doğuracaksın galiba” diyordu. Her doktor kontrolüne gidişimde içimdeki ses hep bunu söylüyordu günler aylar böylelikle geçti. Allah’ıma şükür her şey normal ilerliyordu tabi bu süreçte bebeğinizde önemli, benim bebeğimde kendini normal doğuma hazırlıyormuş meğer biz farkında olmadan 26.haftadan beri başı aşağıdaydı bebeğimin sadece kanala inmiyordu bu süreçte ben 32. Haftama artık girmiştim ve 32.haftamda beri günde 5 tane hurma yemeye, çömelme hareketleri yapmaya başlamıştım. (Hurmanın açılma yaptığını öğrenmiştim) Gerçekten çokta işe yaradığını düşünüyorum bu süreçte önemli olan inanmak haftalar bu şekilde geçti 37.haftaya gelmiştik bu haftadan sonra baktım ki her şey hala normal ilerliyor pozitif doğum hikayeleri araştırmaya başladım ve pozitif doğum hikayelerini okuya okuya öyle bir gaza gelmiştim ki her doktor kontrolümde “ben ne zaman doğuracağım” diye sorar olmuştum. Kötü anlatılan hikayelere hiç kulak asmadım doktorum benim o hallerimi hiç unutmaz her gittiğimde de söyler “senin kadar doğurmaya meraklısını görmedim” diye 😇

Gelelim Miraç’ın gelmesine yakın anlarda yaşadıklarıma 38.haftada kontrole gitmiştim açılmam 2 cmdi ama bebek kanala girmemişti ve doktorum herhangi bir sorun olmadığı için yeterli sancım da olmadığından beni eve gönderdi aradan bir hafta kadar geçti bu arada çömelme hareketleri yapmaya hurma yemeye devam ettim hiç bırakmadım her şey hala çok normaldi ve 1 hafta daha geçmişti 39+2 de öğlen 11 de uyandığımda kanamam olduğunu fark ettim fakat sanci yoktu evde kimsede yoktu  bu sebepten beklemeyi tercih ettim çünkü kanama olduğunda doğumun hemen başlamadığını okumuştum hatta yattım uyudum 😊 kalktığımda saat öğlen 13:00’tü lavaboya gittiğimde doğumun öncüsü olan nişan gelmişti ama bende hala sancı yoktu. Belki tehlikeli olabilir artık evde beklemek düşüncesiyle hastaneye gittim ve doktorum yatış yapmamız gerektiğini kanamanın arttığını en fazla 24 saat içinde doğumun gerçekleşebileceğini fakat sancım olmadığı için suni sancı vereceğini söyledi dünyam başıma yıkıldı nasıl yani Suni sancımı??

Aylarca suni sancı alanların korkunç hikayelerini okumuştum ağrıdan duramıyor bağırıyor çağırıyor hatta bir daha asla suni sanci almam diye isyan ettiklerini yazıyorlardı, her yerde sayfa sayfa. Ah o facebookta ki hamilelere özel kapalı gruplar yok mu bayanlar bayanları nasılda korkutuyorlarmış doğum yapınca anladım, ve bu duruma çok üzüldüm kesinlikle birbirimize destek olmamız gerektiğinin taraftarıyım. Neyse ben tabi ki korkudan hüngür hüngür ağladım doktorun yanından çıkarken suni sancıyla nasıl doğuracağım diye ağlaya ağlaya doğumhaneye girdim bir ben bir hemşireler birde ebe vardık ilk başta yapılan küçük işlemler için ailemi içeri almadılar ebe suni sancı serumunu taktığında abla mahvoldum ben dedim oda bana neden bu kadar korkuyorsun sana seni ağrıdan patlatacak kadar suni sancı vermiyoruz ki her şey yavaş yavaş olacak dedi öylede oldu ve ben tam 14 saat suni sancı çektim ama doz yavaş yavaş arttırıldığından o öcü gözüyle baktığım suni sancı olayının aslında normal bir sancıya eş değer olduğunu anladım ve çok rahatladım. Güle oynaya 14 saat geçirdik, doktorum şaşkındı çünkü bir paket suni sancı serumu bitmişti fakat ben hala gülüyordum sanırım ağrı eşiğim de biraz yüksekmiş doktorum öyle söyledi bu arada bebek hala kanala inmemişti ve biz 3 buçuk saat bebek kanala girsin diye plates topu üzerinde zıpladık ailecek 😁sonunda bebek artık aşağıya inmişti çabalarım sonuç bulmuştu açılma düzenli olarak artıyordu tek eksik ağrıların hafif olmasıydı ve bu yüzden suyumu patlatmaya karar verdiler asil buyuk sancılarım o zaman başladı her sancı geldiğinde yere çömeliyor  “rabbi yesir” duasını okuyordum ve öyle bir dayanma gücü gelmişti ki bana sonra beni o anda çektikleri videoları izliyorum da hep başaracağım demişim öylede oldu bu arada saatte yada 2 saatte bir çatı muayenesi yapılıyordu ve abartıldığı gibi asla acımadı. Çatı muayenesinde ortalığı ayağa kaldıran insanlar olduğunu okumuştum kişiye göre değişiyor olabilir ama benim görüşüm kendinizi kasmadığınız sürece asla bir sıkıntı olmuyor.

Neyse devam edelim… Artık gerçekten sancı çekme zamanı gelmişti ve ben buyuk sancıları suyum patlatıldıktan ve bir kaç tane iğne vurulduktan sonra son 2 saat çektim (doktor kontrolünde suyunuz patlatıldığında da asla ama asla acı olmuyor hissedilmiyor bile sadece patlatma kelimesi biraz kaba ve itici ama öyle bombastik bir durum yok ) Bu süreçten sonra kontrollü oldum ve asla diğer odadakiler gibi bağırıp çağırmadım bu çocuğu istemem bir daha suni sancı yemem diye isyanda etmedim 😁 hemşire gelip doğuruyorsun artık hadi kalk gidiyoruz dediğinde sabaha karşı 03:50 idi şaşkınlıkla nasıl yani dememe ailemle vedalaşmama bile vakit kalmadan doğumhaneye girdim çatı muayenesinden korktuğu için bebeği artık doğacak seviyeye gelen bir bayan yüzünden doğumhanede o sancılarla bekletildim ve onun doğum yapmasını beklemek zorunda kaldım çünkü gece nöbetçi doktor 1 taneydi buna rağmen doğumhanede uyuya kalmışım uyandığımda diğer bayan doğum yapmış sıra bana gelmişti Allah öyle bir yardım etmişti ki deli gibi sancıların arasında nasıl uyudum ben bile bilmiyorum ve artık mutlu son 04:35’te oğlumu kucağıma aldım. hemşirenin üstüne işediği ana şahit oldum o anda bütün ağrı sızı her şey bitti gitti korkularım endişem heyecanım mutluluğum hepsi bir arada nasıl yaşanabilir ki diyorsanız doğal doğum yapmalısınız  bu arada doğumda dikiş olayında da çok korkutanlar olmuştu doğum yaparken korkutanlar yüzünden dikişten başka bir şey düşünemedim ve çok üzüldüm o şekilde etkilendiğim için sonuç 4 dikişim oldu ve asla acı hissetmedim. Bağırma yine yok her şey çok normal ve uyuşturucu iğne yapıyorlar kesinlikle duymuyorsunuz bence diş çektirmek normal doğumdaki dikişlerden daha acı verici 😀 ve şuan oğlumla 44 günlük olduk bile 👶 Sonuç olarak demem o ki normal doğumda Allah her şeyi sıralı veriyor ve asla Dayanamayacağınız acıları size yaşatmıyor kimse korkmasın dikişten, sancıdan, ağrıdan, doğumhaneden.

Herkese normal doğumu tavsiye ediyorum doğum yaptıktan sonra pijamanızı kendiniz giyip saçınızı aynada düzeltip ailenizin karşısına gülerek ve yeniden doğmuş gibi çıkmayı istemez misiniz? istersiniz ben işte tam olarak böyle bir doğum yaşadım umarım korkuları olan bir bayan bu yazımı okur ve normal doğuma karar verir sevgiler..

Sabırla okuduysanız teşekkürler :*

Büşra Polat

Vitamalt Emziren Anne İçeceği İnstagram Çekilişi

Standard

vitamalt-cekilis-2

Herkese Merhaba; 1-7 Ekim Emzirme Haftası nedeniyle Vitamalt İle siz anne ve anne adaylarına en uygun hediye olan bu süt arttırıcı içeceği hediye etmek istedik. Bu çekiliş sadece İNSTAGRAM  kullanıcıları için geçerlidir.

 

Yapmanız gereken çok basit bu  instagram  hesabında ki görseli sayfanızda #bolbolsütolsun hashtage ile paylaşmak yada repost etmek. Eğer emziriyorsanız buyrun instagrama 🙂

“Vitamalt Nedir?

Vitamalt; anne sütünü artırmaya yardımcı ve destek emziren anne içeceğidir. İçeriğinde B vitaminleri ve mineraller bulunur. B vitaminlerinin antioksidan ve sinir sistemine olumlu etkileri vardır. Bebeğinizi emzirirken bağışıklık sistemi de kuvvetlenir. Sağlıklı cam şişede formüle edilmiştir. Özel koyu cam şişesiyle , güneş ve ultraviyole ışınlarından korunmayı sağlar. Ayrıca teneke kutu olmadığı için , besinler zamanla kimyasallarla tepkimeye girmez ve bozulma yapmaz. Harvard Toplum Sağlığı Merkezi’nde 75 gönüllü üzerinde yapılan araştırmada, teneke kutularda saklanan içeceklerin tüketilmesiyle vücutta Bisfenol A (BPA ) miktarının arttığı tespit edilmiştir. Avrupa Komisyonu, Amerika Hastalık Kontrol Merkezi ve Endokrin Topluluğu bu maddenin bebek sağlığı açısından sakıncalı olduğuna karar vermiştir. Dünya Sağlık Örgütü , UNICEF ve Amerikan Pediatri Akademisi ilk 6 ay sadece anne sütünü önermektedir. Anne sütü bebeğiniz için en yararlı besindir. Anne sütünün içerisinde bebeğinizin gelişmesi için gerekli tüm besinler bulunur.”

 

Seval AKSU DEMİR

İnstagram : https://www.instagram.com/anneansiklopedisi/