Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar🙂

MUTLU FİL KİTABEVİ

Standard

İstanbul ‘a  gittiğimde bir kaç yere girdiğimde ailemin yanımda olmasını istediğim bir kaç yer vardı.

Bu yazıda’da size anlatacağım yere girer girmez keşke kızımı’da getirseydim dedim.

Sabahın erken saatleri olmasına rağmen açılmış yerleri tertemiz parke silinmiş,taze kahve kokusu sinmiş bir yerdi.

Snapchat-6220613373580493382[1]İçeri girip dolaşmaya başladım.Kitap dolu raflar her yaşa hitap edecek bölüm bölüm ayrılmıştı.Ebeveynler içinde var tabiki.Kahvemi alıp en son reklamlarında gördüğüm kitabı alıp cam kenarına oturup esen rüzgara kendimi bıraktım.Kitabı okumaya daldım.

Biraz kafamı kaldırınca Sinem hanım’ın beni beklediğini gördüm.Tanışmamızın ardından kendisi beni gezdirmeye başladı girişten sonra bahçeye çıkmadan küçük oyuncakların bulundugu bir bölüm ve kocaman renkli minderle bezenmış bır bahçe vardı.Üst kata çıktıgımızda ise lavabo ve çocuklar için etkinlik oyun odası vardı.Dolapları,minderleri,raflarıyla rengarenk cıvıl cıvıldı.

MUTLU FİL KİTAPEVİ’ydi burası.

Etkinliklerin yapıldığı,atölyelerin olduğu,isterseniz çocugunuz aktivitesini yaparken sizin kahve ve kitap keyfi yapabileceginiz bir yer.Begendiğiniz kitabı yada oyuncağı almanızda mümkün.Bir sonraki etkinliğimizde kızımı ‘da götürecegim kesin şimdi sizlere daha detaylı bir bilgi vereceğim hem kurucularını tanıtıp daha kapsamlı neler yapılıyor anlatmış olacağım .

POKEMONGO 

Standard

Hepinize merhabalar

Yine bir teknoloji haberiyle karşinizdayim. Bugünkü konumuz 

başliktan da anlayacaginiz uzere POKEMONGO… 

1990li yillarda cikmis ve pikachu ve ash ile ozdeslesmis ozellikle cocuklar tarafinda fazlaca benimsenmis bir japon cizgi filmidir. Cocuklar tarafindan bir o kadar benimsenmisti ki bazi haber bultenlerinden hatirladigim kadariyla cizgi film yuzunden intihar eden cocuklar bile vardi. Simdi gelelim konumuza…

Efsanevi cizgi film aradan 20 yil kadar gectikten sonra bir anda tekrar populerligini kazandi ve akilli cihazlarimiza bu sefer bir eglence (oyun) uygulamasi olarak girdi. Henuz 10 gun olmasina ragmen 10 milyar kisi tarafindan kullanildigi tahmin ediliyor. Ancak suan uygulama marketlerinde henuz yer almadi. Yanlizca uygulama tasarimcisinin internet sitesinde ve IOS tabanli markette bazi ayarlarini degistirerek ulasilabiliyor.

Ben de bu cilginliga uyup uygulamayi kullanmaya basladim. Once uygulamayi yaraticinin sitesinden telefonuma indirdim. Uygulamayi yuklerken bir hata ile karsilatim ve telefon ayarlarindan kisa bir islem yaparak duzelttim. Uygulamayi calistirdigimda oncelikle bir karakter olusturmam istendi. Karakterin sac sekli ten rengi pantolon tipi ayakkabi rengi gibi bircok ayricagini tamamladiktan sonra sira geldi oynamaya. Hemen yakinimda bir pokemon (hatirlayanlar vardir skertiel) belirdi ve onu poke topu vasitasiyla yakaladim suan icin yeni baslamama ve surekli oynamamama ragmen 7adet pokemon sahibim. Google haritasini kullanarak beni yonlendiriyor ve surekli olarak yeni hedefler koyuyor. Gecen gun elinde telefonla dolasan cocuklar goruyordum ve ne yapmaya calistiklarini anlamaya calisirken bir anda bende elimde telefon gezip pokemon avlamaya calisan biri gibi olmaya basladim.

Hemen donup uygulama hakkinda internette biraz arastirma yaptigimda dunya uzerinde 10 milyara yakin kisinin ayni anda kendisine bagladigini ve muzelerin onemli binalarin sorumlulari tarafindan “buraya pokemon avlamaya lutfen gelmeyin” anonslari yaptiklarini ve hatta Centralpark’ta onlarca inaanin elinde telefonla dolastigini ogrendim. Hatta facebook uzerinde “5 yildir kavgali oldugum kisinin evinde cok degerli bir pokemon var ama n’apalim gidip ozur dileyip pokemonu alalim.” Dedigini bile okudum.

Su an cok kisa zamandir uygulamayi kullanmama ragmen ilk izlenimlerim sunlar oldu. Uygulama konum ve harita servisini beraberce kullandigi icin surekli olarak sizin etrafinizda donuyor. Bu sebeple de oyundan ayrilamiyorsunuz. Ayrica ben cok baktim fakat uygulamadan ayrilma secenegini halen göremedim. Gorebilen varsa da nasil oldugunu yoruma yazmasini istiyorum. Baska bir izlenimim ise uygulama ucretsiz olmasina ragmen reklam yok ve uygulama ici satin alma mevcut. Ayrica suan sadece koleksiyon yapabiliyoruz ama ilerleyen zamanda gelecek guncellemeler ile savas gibi farkli platformlarin olusturulacagini degerlendiriyorum. Simdilik bu kadar… Ve akliniza getirdigim icin iyi oyunlar…

Mr. SIRI

PAGE CAFE&GALLERY

Standard

İstanbulda…

Tranwayla kadıköy’den çıkıyorum Moda’ya…

Akşamüstü esiyor hafiften…

Moda caddesinde beyaz masaları beyaz şemsiyeleriyle içeri davet ediyor sizi.

Giriyorum içeri.Serin.Önce alışkanlık ya inceliyorum içerisini.Kapıdan girergirmez ben burdayım  diye bağıran kocaman bir kütüphane.İçersinde yok yok her yasta herkesin bulabileceği kitaplar.Önünde upuzun bir masa al seç kitabını okumaya başla diyor adete.

IMG_20160622_114524[1]

İçeriye ilerlerken resimler çarpıyor duvarda gözüme.Tablolar 4 5 adet sonra takı dolu camekan masalar sonra çalışmak için ayrı uzun koltuk sonra…

b699013b34604f8a8f229b0238b6a708

Sanki apayrı yerler her adımda başka dünya başkalarına hitap eden ama herkesi bir arada toplayan bir yer ister dışarıda limonatanı iç moda caddesinden geçenlere bak istersen içeri gir kocaman kitaplıktan seç kitabını istersen resimleri seyret galeride gibi istersen al laptobunu çalış.

Hayranlımı gizleyemeden mutfaktaki beyefendiye işletme sahibini sordum tanışmak hikayesini dinlemek istedim.Benim deyince şaşırdım cafe yapıyordu çünkü.Kasa patronu değildi yıllarca bu sektörde pişmişti işin mutfağından gelmişti.

20160622_123522[1]

Özellikle seçmiş mekanı semti ve konsepti. Belli zamnalarda değişen bir konsepte galeri gibi resim sergiliyor gerek sanatçılar gerek öğrencilerin resimleri oluyor bunlar(para almıyor).

El emeği takı camekanı da öle isteyene satıyor sergiliyor.

Kar değil hep amaç destek olmak öğrenciye üretene.

 

Nesimeşhur deyince kahvesini ve tatlısını sunuyor bana kendi yaptığı.Sunumu da tadı da başka.

20160622_123751[1]

Birde sohbeti sıcakkanlıgı durustluyle on numara beş yıldız bir cafe.

Modaya gittiğinizde gitmeniz gereken yerlerden biri.

İzmir de ilerde açmayı düşünecek olursa talibim.

ÖNİZ ARLAT İŞBİLEN

 

 

Bir kendine iyi bak ne kadar acıtır

Standard

Yazmayacaktım izmire dönene kadar.Dayanamadım.
Düsünmemeye calışmak ne kadar acıtır.Sen ne kadar görmek istemezsen de habire önüne çıkar.Birine anlatırken konu onlara gelir hep.Ekranını seversin farketmeden.Duymaaanda görmesende bilirsin ne yaptıklarını.Aramıyolar seni dediklerinde için burkulur arasınlar istersen.
Konusmaları hep yarim kapatırsın agladıgını görmesinler diye.Bavul gibide olsa cantan oglunun badysini kızının resmink ayırmazsın yanından.
İlk ayrılık.İlk uzaklık.ilk özlem.
Burnumun diregi sızlıyor.Bütün istanbulu verseler tırnaklarının ucu etmez.
Ama anne olmak bazen bunu gerektiyor.
Binlerce anı biriktirdim onlara.Binlerce öpücük borcum var.
Kızımdan önce ben sayıyorum her geceyi kavusmayı.
ÖNİZ ARLAT İSBİLEN

QUANTUM CİHAZI & HOLİSTİK İYİLEŞME ÜZERİNE EFSANEVİ BİR DOKTOR

Standard

Her şeyin başı Sağlık… Gerek fiziksel, gerek zihinsel, gerekse ruhsal sağlığımızda meydana gelebilecek en ufak bir dengesizlik bile bizi yorgun düşürüp, hasta eder. Her ne kadar sağlık denilince fiziksel olarak algılanıyor olsa da insanoğlunun sağlıklı olabilmesi, kaliteli bir hayat sürebilmesi için zihinsel ve ruhsal anlamda da sağlıklı olması gerekir. Zira hepimizin bildiği gibi günümüz koşullarında fiziksel sağlığı korumaktan daha zordur zihinsel anlamda dingin olup, ruhsal anlamda huzurlu hissedebilmek. Kimimiz bütünsel sağlığımızı korumak için meditasyon, yoga, Reiki, NLP …vb spritüel yollar aramakta, arınmanın ve günlük endişeden, gelecek kaygısından, stressten uzaklaşabilmenin çözümünü bulmaya çalışmaktayız. Kimimiz ise, psikolog, psikiyatri kapılarını aşındırmakta ve ilaçlarla uyuşturularak çözüm aramaktayız. Ayrıca ruh dünyamızdaki dengesizlikler ve zihnimizdeki olumsuzluklar bizi fiziksel anlamda da yormakta ve hastalıklara neden olmaktadır. Mucizevi şekilde iyileşen kişilerle konuştuğunuzda öncelikle zihinsel anlamda iyileşeceklerine inandıklarını, psikolojik olarak yılmadıklarını görürüz.

Peki, siz tam anlamıyla sağlıklı olduğunuza inanıyor musunuz?

Eğer yanıtınız “evet” ise ne mutlu size. Ancak yanıtınız “Hayır” ise lütfen aşağıdaki röportajı dikkatle okuyunuz. Çünkü artık hastalıklardan tamamen kurtulmanın, tam anlamıyla iyileşmenin, dingin bir zihin, sağlıklı bir beden ve huzurlu bir ruha kavuşmanın imkanını tanıyan bir teknoloji ve tüm bu söylediklerimi uygulayabilen hekimler var.

Ben yakın zamanda, o hekimlerden biri ile İzmir’deki kliniğinde tanışma fırsatı buldum. Hem almış olduğu eğitim, hem mesleki başarısı hem de uyguladığı yöntemler ve iyileştirdiği güçlü hasta referanslarıyla beni gerçekten çok etkilediğini vurgulamadan edemeyeceğim. Kendisinin İzmir’de olması ve İzmir’lilere hizmet vermek için Alsancak’ta klinik açması gerçekten şehrim adına büyük bir şans.

Holistik İyileşme methodunu uygulayan Değerli A. Murat Balanlı ile yaptığımız röportaja geçmeden önce, kısaca Holistik iyileşmeye bir alıntı ile değinmek istiyorum.

“Holistic” kelimesinin tam olarak Türkçe çevirisini yapmak mümkün değildir; ancak “bütünsel, bütüncül” kelimelerine yakın bir anlamı vardır. 

Holistik sağlık modeli 4 temel ilkeyi baz alır:

  1. Her hastalığın ya da sağlık sorununun mutlaka duygusal ya da zihinsel bir nedeni vardır. Hiçbir hastalık, altında psikosomatik bir neden olmadan ortaya çıkmaz.
  2. İnsanlar aklın, bedenin ve ruhun dairesel etkileşimi altındadırlar. Bu 3 öğe, kişinin sağlık durumunu etkiler.
  3. Hastalıklar kişinin uyum eksikliğinden, adaptasyon sorunundan kaynaklanmaktadır. Kişinin sosyal, davranışsal, psikolojik ve fiziksel dengesinde çeşitli bozukluklara yol açmaktadır.
  4. Hastalık, kişinin kendisini geliştirmesi, sorunlu alanlarını görmesi, bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhsal olarak kendisini yenilemesi, şifalandırması için bir şans veya fırsattır.

Holistik yaklaşım, her sağlık sorununa yukarıdaki 4 temel ilkeyi baz alarak bakar. İnsanlar ruhlarını iyileştirmeden, bedenlerini iyileştiremezler. İnsanlar hastalığın zihinsel nedenlerini değiştirmedikleri sürece, hastalıkla ilgili bir iyileşme sağlasalar bile, yeniden başka bir hastalığın ortaya çıkmasına engel olamazlar. Bu nedenle holistik yaklaşımda hastalığın iyileşmesinden çok, hastalığa yol açan nedenin iyileşmesi önemlidir.”

Sayın A.Murat Balanlı okurlarımız için öncelikle kendinizi tanıtır mısınız? A.Murat Balanlı kimdir? Hangi alanlarda çalışmış/çalışmaktadır?

1988 yılında Ege Üniversitesin de tıp eğitimimi tamamladıktan sonra, İç hastalıkları ihtisası yaptım. 2004 yılına kadar oldukça aktif bir şekilde hekimlik yaptıktan sonra 4 yıl süreyle SGK İzmir Sağlık İşleri Bölge müdürlüğünü yürüttüm. Daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu Üyeliğine atandım. Görev süremin tamamlanmasından sonra İzmir Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Hastane Yöneticiliği yaptım. En son Seferihisar Devlet Hastanesi Başhekimliği görevini sürdürürken emekli olarak muayenehanemde hastalarıma hizmet vermeye başladım.

  • Muayenehanenizde ne tür uygulamalar yapıyorsunuz? Kliniğinizi bizlere tanıtabilir misiniz?

İç Hastalıkları uzmanı olmam nedeniyle, hipertansiyon, şeker hastalığı ve kanser başta olmak üzere pek çok romatolojik hastalıkların alerjik ve immünolojik rahatsızlıkların tedavisini gerçekleştiryorum. Bu tür hastalıkların tam olarak tedavisinin olmadığı ileri sürülebilir. Gerçekte modern tıp yaklaşımı ile elbette bu tür hastalıklarda yalnızca semptoma yönelik müdahelerde bulunulur. Örneğin hipertansiyon nedeniyle gelen bir hastaya verilen ilaçlar ile hastanın kan basıncı düşürülür, peki ya hastalık? Hastalık o kişide ömür boyu devam eder. Keza diğer hastalıklarda da aynı şekilde yalnızca fiziksel belirtilere yönelik çözümler vardır, ancak şifa dediğimiz o hastalıktan tam olarak kurtulmak mümkün olamamaktadır. Zaten tıp endüstrisi tam olarak iyileşmeyi istemez, onların istediği sürekliilaca bağımlı insanların olmasıdır.

Bunlarla birlikte çağımızın en büyük problemlerinden bir tanesi, Obezite’dir.  Obezite bir salgın gibi her geçen gün çoğalmaktadır. İnsanların çoğunlukla görsellik nedeniyle kurtulmak istedikleri bu durum gerçekte çok önemli bir sağlık sorunudur. Obezite olarak görünen kısım, buzdağının suyun üzerindeki bölümüdür. Obezite olarak görünen buzdağının altında şeker hastalığından hipertansiyona, alerjik hastalıklardan kansere kadar çok büyük sorunlar bir dağ gibi oturmaktadır. Bu nedenle obezite,  özellikle hekimler tarafından takip ve tedavisi gerçekleştirilmelidir. Hastaya bir bütün olarak yaklaşılmalı, görsellik ile beraber, sağlık sorunu olarak ele alınmalı ve sonrasında yeniden kilo aldırmayacak olan bir metod uygulanmalıdır.Günümüzde ne yazık ki, insanlar bir süre kilo verdikten sonra yeniden kolaylıkla kilo almaktadırlar.

Zayıflama amacı ile merkezimize gelen hastalarımıza önce tam vücut analizi yapılmaktadır. Bunun ile hastamızın obezitesinin derecesi, vücudun da ödem olup olmadığı, kişinin bazal metabolizma hızı ve kilo vermeyi etkileyecek diğer etkenler araştırılır. Ardından bir takım kan tahlilleri istemek suretiyle kilo almasına neden olabilecek herhangi bir sağlık sorunu varsa teşhis edilmeye çalışılır.

Gerekli olan ön çalışmalar tamamlandıktan sonra, doğru bir yaşam, doğru bir beslenme ve yeme alışkanlıkları anlatılarak, kişiye özel hazırlanmış bir diyet listesi hazırlanır. Hastamız ilk bir ay süreyle her hafta tekrar kontrole istenir. Bu sırada yapılan tekrar vücut analizin de ne kadar kilo verdiği ve bununla birlikte kilonun ne kadarının yağdan, ne kadarının yağ dışı dokulardan verdiği tespit edilir ve yakın izlem ve takip sonucun da hasta istenilen kiloya ulaştırılır.

Kalori kısıtlamasına dayanan diyetler metabolizmanın yavaşlamasına neden olduğu için önermiyoruz. Ayrıca bu tip diyetler “sürdürülebilir” değildir ve kişide tatminsizliğe ve strese neden olur. Doğru diyet yapılmadığı takdirde verilen kilo yağlardan değil kaslardan olur. Daha sonra diyet gevşetildiği an, sonradan alınan gıdalar yağ olarak depolanır. Hedeflenen kilo kaybı kısa sürede başarılsa dahi ciltte sarkma meydana gelir.  Kalori kısıtlamasına dayanan diyetlerde başarı oranı düşüktür ve verilen kilolar genellikle fazlasıyla geri alınır.

Merkezimizde yapılan zayıflama terapilerinde pek çok destekleyici uygulamayı gerçekleştirmekteyiz. İç hastalıkları uzmanı olmamız nedeniyle, zayıflamaya bakış açımız öncelikli olarak sağlıklı bir yaşama kavuşturmaktır. Zira obezite çok önemli bir sağlık sorunudur ve her geçen gün obezite sıklığı beklenenden çok daha hızlı artmaktadır. Modern yaşam tarzının getirdiği problemler beraberinde önemli sağlık sorunlarını karşımıza çıkarmaktadır. Obez olarak tanımlanan ve özellikle karın bel ve basen dediğimiz bölgelerde yağ toplanan hastalarımızdaki en önemli sorun, insülin direncidir. Göbek çevresinin ölçümü ile insülin direncinin boyutu her zaman paralellik göstermektedir.

Yaptığımız tedavinin metodu aslında kişinin neden kilo aldığının altında yatan unsurları ortadan kaldırmaktır. Bu yapılan işlem de sanıldığı gibi günlük alınan kalori ile harcanan kalori arasındaki basit denklemden ibaret değildir. Beslenme alışkanlıklarının günün hangi saatlerin de ve ne sıklıkla alınması gerektiği, yiyeceklerin içeriğinin nasıl olması gerektiği ve ayrıca yiyeceklerin içindeki protein, yağ ve karbonhidratların dışında kalan enzimler, mineraller, probiyotikler ve su gibi unsurların kişiye özel düzenlenmesi oldukça önem arz etmektedir.

Hedef elbette istenilen kiloya ulaşmakla birlikte, daha önemli olan beraberindeki hastalıkların bertaraf edilmesidir. Daha önce de söylediğimiz gibi, obezite buz dağının görünen kısmıdır. Buna neden olan ve altında duran büyük bir dağ kitlesi vardır. Eğer bununla mücadele edilmez ise, daha sonra hasta kaybettiği kiloları yeniden alacak ve sağlık sorunları daha farklı şekilde su yüzüne çıkacaktır. Bu nedenle adını sağlıklı yaşam olarak koyduğumuz merkezimizin öncelikli hedefi kişiyi sağlıklı bir yaşama kavuşturmaktır.

Tedavi sürecinde her aşamada hasta bilgilendirilir, gerektiğinde beslenme içeriğinde ve sıklığında düzenlemeler yapılır. Hastanın kilo vermesine engel olan nedenlerden bir tanesi strestir. Her gün tartıya çıkmak, bu nedenle uygun görmediğimiz bir işlemdir. Zira günlük değişiklikler beklemiyoruz. Bunun için her hafta merkezimize gelen hastayı burada tartıp kendilerinin stres yaşamasını istemiyoruz.

Hedefimize ulaştığımız hastalarımızı sonraki süreçte en az ayda bir kez de olmak üzere merkezimize bekliyoruz.

  • Holistik iyileşme nedir? Türkiye’de yeteri kadar bilinmeyen bu bütünsel tedavi yöntemi hakkında bizlere biraz bilgi verebilir misiniz?

‘’Holistik’’, tümü kapsayan, bütüncül anlamına gelen bir sözcüktür. Tıp sözcüğüyle birlikte kullanıldığında ise, arzulanır düzeyde bir sağlıklılık durumu için, fiziksel, duygusal, sosyal ve manevi boyutların tümünün dikkate alındığı bir modeli tanımlar. Düşünce ve duygularımız, nörolojik sistem ve dolaşım sistemi aracılığıyla bedenimizi doğrudan etkiler. Aynı yolla, bedensel sağlık da beyne gönderdiği sinyallerle duygu ve ruh durumumuzu şekillendirir. Milyarlar ve milyarlarca nörotransmitter, peptid, hormon gibi kimyasal molekül, beyni bedene, bedeni beyne bağlar. Yani, beyin ve beden birbirinden bağımsız çalışan organ ve sistemler değildir. Holistik Tıp bu nedenle, kullandığı metotlarla, tüm sistemi birlikte ele alır.

Hekimlerin yeminini ederek mesleğe başladığı Hipokrat, ‘’İçimizdeki doğal iyileşme gücü, şifa için en önemli kaynaktır’’ der. Holistik hekimin görevi, dışarıdan tedavi edici bir madde vermeden önce, bu iyileşme gücünü harekete geçirmektir.

Tedavide, bilimsel dayanağa sahip ve yan etkisiz geleneksel doğal tedavi modellerine de yer verir. Hastaya zarar vermemek en temel ilkedir. Hastanın eğitilmesi ve tedavi sürecinde sorumluluk alması, holistik tıbbın ana ilkelerindendir.

İnsan yalnızca fizik bedenden ibaret bir varlık değildir. İnsanın fiziki bedeninin yanında, aynı zamanda zihinsel, duygusal ve ruhsal bir bedeni de vardır. Bir kişide fiziksel bedenin de bir rahatsızlık ortaya çıkmış sa, mutlaka bunun altında yatan zihinsel, duygusal ve ruhsal etkenlerin varlığı söz konusudur. Yaşanan her türlü travma insan da bazı hastalıkların oluşmasına yol açar. Yani kendisini fiziksel bedende aşikar hale getirir. Aslında burada hastalığın dilini anlamak çok önemlidir. Eğer o dili anlamaya başlarsak, altta yatan zihinsel ve duygusal problemleri çözme konusunda büyük yol katederiz. İşte Holistik tedavi ya da holistik iyileşme metodu dediğimiz şey de burada yatmaktadır. İnsanı bütünlükten kopararak, çözüm seçenekleri sunan tüm tedavi seçenekleri yetersiz kalmaya mahkumdur.

  • Ozon tedavisi hakkında bilgi verebilir misiniz? Nedir? Kimlere uygulanır? Uygulama alanları nelerdir?

Ozon denilen şey üç oksijen atomundan oluşan bir gazdır. Havadaki oksijen ise iki oksijen atomundan oluşmaktadır. Atmosferdeki ozon tabakası denilen ozonosfer üç değerlikli oksijendir. Ozonun birtakım kimyasal özelliklerinden faydalanmak suretiyle, tıp ta kullanmaktayız. Bunlardan bir tanesi, bakteri, mantar ve virüs öldürücü etkisidir. Avrupa’da sulareın dezenfeksiyonu için ozon kullanılmaktadır. Hiç yan etkisinin ve zararının olmaması ile birlikte, ülkemizde suların dezenfeksiyonu için kullanılan Klora göre3000 kat daha fazla mikrop öldürücü etkisi vardır. Bu neden le yara dezenfeksiyonun da ve yara iyileşmesinde inanılmaz sonuçlar elde edilmektedir. Özellikle Diabetik hastalarda ortaya çıkan başta diabetik ayak olarak isimlendirilen sorun başta olmak üzere, çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

Bununla birlikte metabolizma hızını arttırması nedeniyle, obezite tedavisinde çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Antioksidan etkileri sayesin de pek çok hastalıkta hem birinci tedavi seçeneği, hem de tamamlayıcı anlamda oldukça geniş bir kullanım alanı vardır. İmmüniteyi arttırması ve bununla birlikte, antimikrobik özellikleri sayesinde tüm enfeksiyon hastalıklarında kullanım alanı bulabilmektedir.

Ozon, farklı şekillerde uygulanabilir. Majorotohemoterapi denilen kan yoluyla yapılan uygulamaların yanında, kas içine enjeksiyonlar, eklem içine enjeksiyonlar, açık yaralara direkt ozon uygulamaları ve rektal yolla uygulamalar gibi pek çok ozon uygulama yöntemi vardır.

Genel anlamda vücudun oksijen kapasitesini artırır, her hücrenin görevini daha iyi yapmasını sağlar.Vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını destekler.

Diabetesmellitus (şeker hastalığı) başta olmak üzere, Romatoidartrit, Fibromiyalji, Dolaşım bozuklukları, Gut hastalığı, Candidiasis, Alzheimer, Parkinson ve demans ta yaygın bir kullanım alanı bulunmaktadır.

Amfizem, KOAH, akut respiratuardistres gibi akciğer hastalıkları, Retinitispigmentosa, katarakt, glokom, yaşa bağlı makülerdejenerasyongibi göz hastalıkları, Hipertansiyon, venöz yetmezlik, periferalarteriyel hastalık, venözstaz gibi damar hastalıkları ozon tedavisinden oldukça fayda sağlanan durumlardır.

Herpessimplex, herpeszoster, AIDS, hepatit A, B, C, humanpapillomavirüs gibi viral hastalıklarda da oldukça yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.

Serebralpalsi, Alerjik hastalıklar, Kronik yorgunluk sendromu, Sistemik LupusEritematozusCrohn hastalığı, Enflamatuar bağırsak hastalığı, Avasküler nekroz, İyileşmeyen kronik yaralar, Diyabetik ayak yaraları uyguladığımız ve oldukça başarı elde ettiğimiz hastalıklar arasındadır.

Bununla birlikte, Kanser tedavisinde tamamlayıcı tedavi olarak ozon kullanımı dünyada yaygın olarak tercih edilen tamamlayıcı tıp uygulamalarından bir tanesidir.

      Kuantum cihazından bahsetmiştiniz sizi ziyaret ettiğimde, kuantum cihazı hakkında ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? Bu cihaz ile neler yapılabiliyor ve kimlere uyguluyorsunuz?

Dünya da bu konuda en yaygın olarak kullanılan  cihazlardan biri olan SCİO adı verilen kuantum cihazı ile test ve değerlendirme yapılıyor.Kişinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal durumunu test edip sonuçlar alınabilmekte ve yine aynı şekilde, tedaviye yönelik girişimler uygulanabilmektedir.Scio sistemi, hastanın bilinçaltındaki bioenerjik bilgileri elde eden, zihinsel, fiziksel, duygusal ve ruhsal seviyelerinin eksiksiz analizini bilgisayar yazılımı kullanılarak yerine getiren  bir sistemdir.

SCIO’nun çalıştığı Biofeedback prensibi, fizyolojik cevabın ölçümü ve bunun kişiye geri verilmesi esasına dayanır.

SCIO cihazı, Rife frekansları, Homeopati, Elektro-akupunktur ve Kuantum fiziğinin harmanlandığı çok hassas bir biofeedback stres azaltma sistemidir.

Bu stres azaltıcı biofeedback cihazı, insanlığın İLACA BAĞIMLI YAŞAMLAR dan ve KRONİK RAHATSIZLIKLAR dan kurtulması için attığı büyük bir adımdır.

SCIO Nasıl Çalışır

SCIO vücudu 12000 farklı frekansta, bir anti-virüs programının bilgisayarı taradığı gibi tarar.

SCIO saniyenin 1/1000’i hızında çalışır ve vücudun bu frekanslara verdiği cevapları alır, normal değerler ile karşılaştırır, yanıtlarını derecelendirir, akut ve kronik dengesizlikleri belirler.

SCIO vücuttaki virüsleri, alerjileri, besinlere hassasiyet ve eksikliklerini, vücudun biyolojik reaksiyonlarını ve titreşimlerini saptayarak ortaya çıkarır.

Bu bilgiler vücudun ihtiyaçları, fonksiyon bozuklukları ve mevcut hasarları hakkında bize bilgi verir. Bu bilgiler standart tıbbi testlerden farklıdır, çünkü bize vücudun enerjetik durumu hakkında bilgi verir. SCIO, virüsler, organ zayıflıkları, alerjiler, anomaliler ve besin hassasiyetleri gibi birçok bilgiyi tarayıp dengesizlikler hakkında detaylı bilgi verir.

Bize değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

ÖNİZ ARLAT İŞBİLEN

nesilden nesile okuma alışkanlığı

Standard

Bazı alışkanlıklar ailede başlar.Diş fırçalama,düzen,kitap okuma,aktivite gibi…

Bilinçaltınıza kaydedilir.

Küçüktüm ilkokula gidiyordum.Kitapları severdim.Akşamları hep  birlikte kitaplarını alır okurdu ailem .Zaman ilerledikçe bende dahil oldum.

Bir gün babam kumbarayla çıkageldi.Bozuk paralarımı biriktirip haftada bir beraber kitapçıya gidip param kadar kitap alıcaktık birlikte o hafta nasıl geçti bilmiyorum.Kitapçıya gittik.Çocuk aklı babamda biriktirmişti o da bende aldık kitaplarımızı okuduk beraber.

Bu benim zihnimde kalmıştır.

Kızımla birlikte aldım hep kitaplar.İlk aylarda ne kadar anlamayacak bile olsa sayfaları çevirmesi,resimlere bakması…benim için önemliydi.Zaman geçtikçe ilgisi olduğunu anladık daha da üstüne düştük her oyuncak alışverişinde bir boyama kitabı bir okuma kitabı seçtik zaman geçtikçe o seçmeye başladı.

13151008_1219006224790874_589650660_nKardeş fikrini kitaplarla örneklendirdik anlattık,uyku öncesi rutinimiz oldu.

İlk zamanlar bizim okuduklarımızı şimdi o bize kardeşine okur oldu.

Oğluma da geçen gün kızımın sesli ilk kitaplarından birini verdim biraz kemirdi biraz evirdi çevirdi.

13397612_1107174956009805_2083031189_nUmarım oda kitap okuyan bir genç olur ilerde.Çünkü ben hala ne kadar sosyal medya internet teknoloji olarak ilerlesekte,kitabın büyüsüne, sayfalarının kokusuna kapılandanım.

Acemiannetv de oğlu denizi tanıştımış üç aylıkken kitaplarla sizlerde de paylaşmış ne tür kitaplar olarak buyrun videoyu seyretmeye umarım sizlere de fikir olur.

ÖNİZ ARLAT İŞBİLEN

Yogurt ve lor peyniri

Standard

Ek gıda sürecine geçince mutfakta iş bitmez.

Neyi nasıl pişirmeliyim,içine ne koymalıyım,tadını begenecekmi,sağlıklımı….

Bu sorular hep kafamızda dönüp durur.

Ama benim ve bir çok annenin zorlandığı ama temel besin kaynağı olan peynir ve yogurt için iki anne bir mutfak You Tube kanallarındaki bu videolarda derdimize derman olmuşlar.

Şimdi videoları izleyip mutfağa koşma vakti.

ÖNİZ ARLAT İŞBİLEN

MANAVGAT ‘TA BİR GÜN

Standard

Şehir turlarımıza annelerle başka başka şehirlerle devam ediyoruz.

ANTALYA MANAVGAT

İlk önce sabah kahvaltısından başlamak gerek.Kahvaltılar’da şelale tarafında köy kahvaltısı yada gözleme evleri’ni tercih edebilirsiniz.Çarşı içerisinde Irmak kenarında da pek çok cafe mevcut kahvaltı için ve en önemlisi tabi ki neredeyse hepsine yakınında çocuk oyun alanları mevcut.Yani çocugunuz oynarken siz kahvaltınızı yapabilir.Üstüne de bol köpüklü kahvenizi yudumlayabilirseniz bu eşsiz manzara’ya karşı.Side içinde limanda da kahvaltı seçenegi var ve çok yedim deyip güzel bir yürüyüş yapmak için imkan var.

Kahvaltı bitip çocugunzla vakit geçirme sırası geldi.Eğer sizde ve çocugunuzda hayvanlarra meraklıysanız Kumköy yolu üzerinde Dinazor Park mevcut.Hayvanlarla dolu bu parkta hem gezebilir hem de değişik hayvanları tanıma şansına sahip olabilirsiniz.

Manavgat Şelalesi,Manavgat ırmak kenarı,Sorgun piknik alanı,Titreyen göl,Side antik kent hem piknik yapabileceginiz hem dogayla iç içe olabilecegiz yerlerden.

Irmak ve Deniz turları da mevcut tabiki.

Ayrıca yeni açılan Novada Avm de de 2 ile 12 yaş aralığında çocuk oyun alanları mevcut.

Bu güzel paylaşımı için Nur hanım ‘a teşekkür ederiz.

ÖNİZ ARLAT İŞBİLEN

 

Ne Haddine!

Standard

Erkek olarak dünyaya gelmissin.
Erkek olarak yetisip,büyütülmüssün.
Bir sünnet bir askerlik hayatında zorlamış seni.(tabi zorlanma denirse)
Kalkmıssın bir kadına söylenmeyecek lafı söylemissin.
Ben sana anlatıyım kadın nedir anne nedir .
Adet olursun saklanır utanırsın.
Birini seversin dolasamazsın gezemezsin laf olur söz olur.
Seçimlerin hep yarımdır üstünü tamamlayacak aile büyükleri vardır.
Evlenirsin çocugun olmaz hemen sendedir kabahat aksi düsünülmez.
Çocuk yaparsın nasıl annesin diye sorgulanırsın.
Ama bilmezsin ki anne çoçugu agladiginda hisseder.
Ama bilmezsin ki o yataginda dondugunde anne basinda olur.
Evladi yemedi diye yemez.
Hastayken o yerine ben olayım dediginu sen bilmezsin.
Yaradılıştan bahsedilen iç güdüleride bilmezsin sen.
Çocuk yapmadiginda neler yasadiginji da tahmin bile edemezsin sen.
Pazar parasindan artririp aldigi evladina dondurmanin sevincini de hissedemezsin sen onun gibi.
Bir çocuk dunyaya getirmek istememesinin sebebinin yine evladi icin daha iyi bir olmadigini dusundugunu de bilemzsinki sen .
Bunların hic birini bilemeden yaşamadan hissetmeden konusabiliyorsan sen sen yarımsın demektir.
İNSANLIKTAN YARIM…
ÖNİZ ARLAT İŞBİLEN