Tag Archives: doğum hikayesi

Büşra’nın Pozitif Doğum Hikayesi

Standard

img-20160902-wa0012

Merhaba bende POZİTİF doğum hikayemi şuanda hamile olup normal doğumdan korkan bayanlar için paylaşmak istedim.. Pozitif kelimesini büyük harflerle yazdım çünkü Allah’ıma çok şükür ki harika bir doğum süreci geçirdim. Hikayem normal doğumdan korkan herkese umut olsun destek olsun inşallah…
Hamileliğimin başından beri herkes artık sezaryenle doğum yapıyor kesin bende sezaryen olurum diye düşünüyordum ama bir yanımda “Büşra sen normal doğuracaksın galiba” diyordu. Her doktor kontrolüne gidişimde içimdeki ses hep bunu söylüyordu günler aylar böylelikle geçti. Allah’ıma şükür her şey normal ilerliyordu tabi bu süreçte bebeğinizde önemli, benim bebeğimde kendini normal doğuma hazırlıyormuş meğer biz farkında olmadan 26.haftadan beri başı aşağıdaydı bebeğimin sadece kanala inmiyordu bu süreçte ben 32. Haftama artık girmiştim ve 32.haftamda beri günde 5 tane hurma yemeye, çömelme hareketleri yapmaya başlamıştım. (Hurmanın açılma yaptığını öğrenmiştim) Gerçekten çokta işe yaradığını düşünüyorum bu süreçte önemli olan inanmak haftalar bu şekilde geçti 37.haftaya gelmiştik bu haftadan sonra baktım ki her şey hala normal ilerliyor pozitif doğum hikayeleri araştırmaya başladım ve pozitif doğum hikayelerini okuya okuya öyle bir gaza gelmiştim ki her doktor kontrolümde “ben ne zaman doğuracağım” diye sorar olmuştum. Kötü anlatılan hikayelere hiç kulak asmadım doktorum benim o hallerimi hiç unutmaz her gittiğimde de söyler “senin kadar doğurmaya meraklısını görmedim” diye 😇

Gelelim Miraç’ın gelmesine yakın anlarda yaşadıklarıma 38.haftada kontrole gitmiştim açılmam 2 cmdi ama bebek kanala girmemişti ve doktorum herhangi bir sorun olmadığı için yeterli sancım da olmadığından beni eve gönderdi aradan bir hafta kadar geçti bu arada çömelme hareketleri yapmaya hurma yemeye devam ettim hiç bırakmadım her şey hala çok normaldi ve 1 hafta daha geçmişti 39+2 de öğlen 11 de uyandığımda kanamam olduğunu fark ettim fakat sanci yoktu evde kimsede yoktu  bu sebepten beklemeyi tercih ettim çünkü kanama olduğunda doğumun hemen başlamadığını okumuştum hatta yattım uyudum 😊 kalktığımda saat öğlen 13:00’tü lavaboya gittiğimde doğumun öncüsü olan nişan gelmişti ama bende hala sancı yoktu. Belki tehlikeli olabilir artık evde beklemek düşüncesiyle hastaneye gittim ve doktorum yatış yapmamız gerektiğini kanamanın arttığını en fazla 24 saat içinde doğumun gerçekleşebileceğini fakat sancım olmadığı için suni sancı vereceğini söyledi dünyam başıma yıkıldı nasıl yani Suni sancımı??

Aylarca suni sancı alanların korkunç hikayelerini okumuştum ağrıdan duramıyor bağırıyor çağırıyor hatta bir daha asla suni sanci almam diye isyan ettiklerini yazıyorlardı, her yerde sayfa sayfa. Ah o facebookta ki hamilelere özel kapalı gruplar yok mu bayanlar bayanları nasılda korkutuyorlarmış doğum yapınca anladım, ve bu duruma çok üzüldüm kesinlikle birbirimize destek olmamız gerektiğinin taraftarıyım. Neyse ben tabi ki korkudan hüngür hüngür ağladım doktorun yanından çıkarken suni sancıyla nasıl doğuracağım diye ağlaya ağlaya doğumhaneye girdim bir ben bir hemşireler birde ebe vardık ilk başta yapılan küçük işlemler için ailemi içeri almadılar ebe suni sancı serumunu taktığında abla mahvoldum ben dedim oda bana neden bu kadar korkuyorsun sana seni ağrıdan patlatacak kadar suni sancı vermiyoruz ki her şey yavaş yavaş olacak dedi öylede oldu ve ben tam 14 saat suni sancı çektim ama doz yavaş yavaş arttırıldığından o öcü gözüyle baktığım suni sancı olayının aslında normal bir sancıya eş değer olduğunu anladım ve çok rahatladım. Güle oynaya 14 saat geçirdik, doktorum şaşkındı çünkü bir paket suni sancı serumu bitmişti fakat ben hala gülüyordum sanırım ağrı eşiğim de biraz yüksekmiş doktorum öyle söyledi bu arada bebek hala kanala inmemişti ve biz 3 buçuk saat bebek kanala girsin diye plates topu üzerinde zıpladık ailecek 😁sonunda bebek artık aşağıya inmişti çabalarım sonuç bulmuştu açılma düzenli olarak artıyordu tek eksik ağrıların hafif olmasıydı ve bu yüzden suyumu patlatmaya karar verdiler asil buyuk sancılarım o zaman başladı her sancı geldiğinde yere çömeliyor  “rabbi yesir” duasını okuyordum ve öyle bir dayanma gücü gelmişti ki bana sonra beni o anda çektikleri videoları izliyorum da hep başaracağım demişim öylede oldu bu arada saatte yada 2 saatte bir çatı muayenesi yapılıyordu ve abartıldığı gibi asla acımadı. Çatı muayenesinde ortalığı ayağa kaldıran insanlar olduğunu okumuştum kişiye göre değişiyor olabilir ama benim görüşüm kendinizi kasmadığınız sürece asla bir sıkıntı olmuyor.

Neyse devam edelim… Artık gerçekten sancı çekme zamanı gelmişti ve ben buyuk sancıları suyum patlatıldıktan ve bir kaç tane iğne vurulduktan sonra son 2 saat çektim (doktor kontrolünde suyunuz patlatıldığında da asla ama asla acı olmuyor hissedilmiyor bile sadece patlatma kelimesi biraz kaba ve itici ama öyle bombastik bir durum yok ) Bu süreçten sonra kontrollü oldum ve asla diğer odadakiler gibi bağırıp çağırmadım bu çocuğu istemem bir daha suni sancı yemem diye isyanda etmedim 😁 hemşire gelip doğuruyorsun artık hadi kalk gidiyoruz dediğinde sabaha karşı 03:50 idi şaşkınlıkla nasıl yani dememe ailemle vedalaşmama bile vakit kalmadan doğumhaneye girdim çatı muayenesinden korktuğu için bebeği artık doğacak seviyeye gelen bir bayan yüzünden doğumhanede o sancılarla bekletildim ve onun doğum yapmasını beklemek zorunda kaldım çünkü gece nöbetçi doktor 1 taneydi buna rağmen doğumhanede uyuya kalmışım uyandığımda diğer bayan doğum yapmış sıra bana gelmişti Allah öyle bir yardım etmişti ki deli gibi sancıların arasında nasıl uyudum ben bile bilmiyorum ve artık mutlu son 04:35’te oğlumu kucağıma aldım. hemşirenin üstüne işediği ana şahit oldum o anda bütün ağrı sızı her şey bitti gitti korkularım endişem heyecanım mutluluğum hepsi bir arada nasıl yaşanabilir ki diyorsanız doğal doğum yapmalısınız  bu arada doğumda dikiş olayında da çok korkutanlar olmuştu doğum yaparken korkutanlar yüzünden dikişten başka bir şey düşünemedim ve çok üzüldüm o şekilde etkilendiğim için sonuç 4 dikişim oldu ve asla acı hissetmedim. Bağırma yine yok her şey çok normal ve uyuşturucu iğne yapıyorlar kesinlikle duymuyorsunuz bence diş çektirmek normal doğumdaki dikişlerden daha acı verici 😀 ve şuan oğlumla 44 günlük olduk bile 👶 Sonuç olarak demem o ki normal doğumda Allah her şeyi sıralı veriyor ve asla Dayanamayacağınız acıları size yaşatmıyor kimse korkmasın dikişten, sancıdan, ağrıdan, doğumhaneden.

Herkese normal doğumu tavsiye ediyorum doğum yaptıktan sonra pijamanızı kendiniz giyip saçınızı aynada düzeltip ailenizin karşısına gülerek ve yeniden doğmuş gibi çıkmayı istemez misiniz? istersiniz ben işte tam olarak böyle bir doğum yaşadım umarım korkuları olan bir bayan bu yazımı okur ve normal doğuma karar verir sevgiler..

Sabırla okuduysanız teşekkürler :*

Büşra Polat

Reklamlar

Öniz’in Doğum Hikayesi

Standard

DSC_6039SEN GELDİN YA

Seval’le hep konuşuyorduk. Öniz doğum hikayeni de yayınlarız diye. Bende hep ne yazacağım ki, nasıl olsa sezaryen hep aynı diyordum, ama büyük konuşmamak gerekiyormuş. Buyurun SERDAR ÖNDER’in doğum hikayesini okumaya…

Akşam üstüydü doğumum. Erkenden son hazırlıkları da tamamlayıp düştük yola. Şans bu İlkimnaz’ın hafif ateşi vardı. Hastaneye gelip giriş işlemlerimizi yaptık odamıza çıktık yerleştik. Vaktimiz vardı nasıl olsa. İlkimnaz’a televizyonu açtık kayın validem, annemler hep birlikte beklemeye başladık. Damar yollarım açıldı kanlarım alındı. O yeşil önlüğü giyip başladım beklemeye.

Heyecan mı korku mu adını koyamadım. Sedye odaya geldiği an içimden kopanlar gözyaşı olarak çıktı. Aklımda ve ağzımda sadece İlkimnaz vardı. Anneme emanet ettim gözyaşları içinde. Tam akşamüstü yemek saatiydi yemek yedirin mutlaka dedim. Eşim ameliyathanenin kapısına kadar eşlik etti. Sonrası yalnız başıma başlayan en güzel ve zorlu serüvenimdi…

O ameliyathanenin soğukluğu içime işlerken başladım titremeye. Sedyeye oturup anestezi iğnem için beklemeye başladım. Titriyordum… Üşüyordum…

Anestezi uzmanı gelip iğne için rahatlamam gerektiğini anlatırken vücudum bana karşı gelmeye başlamıştı. Ne kadar da rahatlamaya çalışsam onun beni rahatlatıp oyalamaya çalışmalarına rağmen üç kez iğneyi geri çekmek zorunda kaldı. En sonunda ara verelim rahatla tekrar deneyelim dedi. Sürekli aklımda kızımda ağzımda da hadi oğluna kavuşmak için başlamalısın diyordum kendime. Sonunda iğne vücuduma girdi.

Ama bu kez farklıydı belkide her an ne yapacaklarını bildiğim için daha çok stresliydim tansiyonum düşüktü. Midem bulanıp başım dönüyordu sürekli düzenleyici iğneler yapmaya başladılar. En çok duyduğum rahatla cümlesiydi ama olmuyordu işte. Doktorum gelmişti artık zamanıydı. Oğluma dakikalar vardı. Doktorumla konuşurken “evet bak el sallıyor geliyor” dedi ve çıkmasıyla doktorumuzun üzerine işemesi bir oldu. Ameliyathanenin o soğuk durumu dağılmış herkes gülmeye başlamıştı, bense merakla oğlumu bekliyordum görmek için ama tansiyonum hala düşüyordu, oğlumu getirdiler. Öptüm baktım sonrası ise sakinleştirici vurmaları gerektiğiydi.

Şimdi vücudumun kasılması geçmiş rahatlamıştım her şey bitip odaya çıkarken titriyordum tüm vücudumla. Uzun süre titredim. Oğlumu gördüm sarıldım öptüm kucakladım ve emzirdim.

Biraz kendime gelince İlkimnaz’ın tepkisini sordum. İlk önce ona vermiş hemşire sarılmış öpmüş.

İçim rahatladı. Kabullenmişti sanırım. Ben kendime gelmeye başladıkça durumumun kötü olduğunu gözetim altında tuttuklarını anlattılar. Yani benim o her zamanki gibi hikayem, yeni bir hikaye olmuştu bile.

Kızımın uyku saati gelmiş anneanne ve babaanneyle gitme vakti gelmişti. Sorunsuz bir yolculuktan sonra güzelce uykuya dalmış evde.

Bunun rahatlığıyla oğlum, ben, eşim ve yeğenim kaldık hastanede. Kalkıp yürümem lazımdı. Şimdi SERDAR ÖNDER için bir şeyler yapma zamanıydı. Bütün gece yürüdüm, uyudum, uyandıkça emzirdim. Sabah kahvaltı etmiştim. Kan değerlerim gayet iyiydi.

Çocuk doktorunun ve kendi doktorlarımın muayeneleri sonucu her şey benim ve oğlum için yolundaydı.

3.700 GRAM 57 CM LE DÜNYAYA GELMİŞTİ OĞLUM.

Şimdi bizim için hastaneden ayrılıp evimize gitme zamanıydı…

DSC_5953

DSC_6030 DSC_6039

Öniz İşbilen

Özlem’in İkinci Doğum Hikayesi

Standard

IMG_1112

Hoş geldin Hamza’m

İkinci bebeğe karar vermek bizim için hiç de zor değildi çünkü Zeyneb’i Meryem annemin yardımı ile büyütmüştük bizi zorlayan Zeyneb’in biraz asosyal olması ve istemediği şeyler karşısında kulakları sağır eden o çığlığı başka bir sıkıntımız yoktu çok şükür Zeyneb’in doğum gününü kutladığımız akşam misafirler gittikten sonra İbrahim’le konuştuk ortak istek dahilinde karar verildi ikinci bebeğe her ne kadar İbrahim bu Konuşmayı hatırlamasa da 😦  ben 6 ay sonrasına beklesem de bu Gebeliği Yaradanın taktiri ile bir ay sonra hamile kalmıştım. Her şey inanılması güç ama mükemmeldi aş ermem olmadı mide bulantısı halsizlik uykusuzluk bunların Hiçbirini yaşamadım sorunsuz bir hamilelikti ve doğuma kadar sadece dört defa doktorumuza gittim daha çok telefonda konuşuyorduk su gibi akıp giden tam 37 hafta. Doğuma son bir hafta vardı Meryem annem Marmaris de Esra’nın yanındaydı bu arada iki kuzenin arası tam 40 gün onlar akşam kırk uçurmaya gittiler. Meryem annem geceye bilet almış Ankara’ya dönecek çünkü 1 hafta sonra da benim doğumum var niyeti gelip 1 hafta evinde dinlenmek ama hayat bizim planlarımıza pek de ayak uydurmuyor tabi bu arada annem her hafta sonu bizde annecim bak sezaryen doğum bu saati belli tarihi belli diyorum ama dinletemiyorum o hafta sonu annem yine bizde aynı gün Meryem annemde Marmaris’ten dönüyor Sabah saatleri 06:30 gibi Zeyneb uyandı odasına gittim yere oturdum beşiğini sallıyorum üzerim ıslandı ben de son aylarda yaşanan genel idrar kaçırması diyor kendime acıyorum yok bu bildiğin doğum belirtisi annemi uyandırıyorum  ne olduğunu anlatıyorum annemden de onayı alıyorum doğum başlamış bebek hazneye inmiş tabi Meryem annem de otogara 🙂  İbrahim annesini almaya gidiyor ben doktoru arıyorum Günlerden pazar. Dilek Hanım “sen hastaneye ulaşmadan ekibi hazırlayacağım korkma” diyor ona güveniyorum Zeyneb’in doğumunda nasıl güvendiysem şimdi de güveniyorum babaannemiz geliyor, düşüyoruz hastane yollarına hemde maaile Zeyneb annemler kardeşim ve İbrahim sabahın çok erken saatleri trafik yok çabucak ulaşıyoruz dilek hocanın dediği gibi her şey hazır doğum ekibi gözünün çapağıyla orada 🙂 oda seçmemi istiyorlar Zeyneb de kaldığım Odayı istiyorum hazırlanmam gerekiyor son kez Zeyneb’i görmek istiyorum. Bahçeye iniyorum Her şeyden habersiz sarılıyorum sımsıkı 😦 boğazımda bir yumru gözümde yaş ama akıtmıyorum, ağladığımı görürse endişelenir. Odaya çıkıp hazırlanıyorum ama aklım kalbim Zeyneb’le ilki gibi epidural hazırım iğne yapılıyor bir sıcaklık sonra uyuşma sohbet ediyoruz hocam soruyor “hatırlıyor musun doğum tarihi için 26’sını istemiştin Zeyneb’le aynı olsun günleri” diye “evet hocam hatırlıyorum sizde üzgünüm o gün pazara denk geliyor Özlem’ciğim demiştiniz” “ama bak Hamza da ablasıyla aynı gün doğmak istiyormuş” dedi ️ “artık nasıl yürekten dilediysen” diyor ameliyathane de kahkahalar yükseliyor işte geldiiii 🙂 rengi biraz tuhaf korkma diyor, bebek hemşireleri kucaklayıp temizlemek için az ileri götürüyor ama görebiliyorum hocam sesleniyor hızlı giydirin üşüyecek, o sırada kızlarda bir çığlık bir kahkaha yattığı yerden kızların birinin üzerine çişini yaptı 🙂  iyi oldu size diyor hocam önce Hamza gidiyor odamıza sonra ben hiç acemilik çekmiyorum ilk emzirmede hemşire falan istemiyorum biz hallediyoruz Hamza’yla 26.10.2014 kilo:3.200 boy:49 cm

Özlem Ergenç

Gülsüm Anne’nin Doğum Hikayesi(konyanneleri)

Standard

BİR ANNENİN DOĞUŞU
   

image

Doğum inanılmaz bir mucize. Normal ya da sezaryen, hangi şekilde olursa olsun her haliyle ve anıyla çok kutsal bir olay. 40 hafta boyunca elini, yüzünü, kime benzediğini, nasıl gözleri olduğunu düşündüğünüz o minicik kalp ile buluşma zamanı. 288 günün sanki hiç bitmeyecek gibi geldiği, oysa hızlıca geçen 9 aylık serüvenin son demi.  O müthiş günümü hatırladıkça istemsiz bir tebessüm konuyor dudak kenarlarıma.
  
Hamile olduğunu öğrenince insan, bir ikilem yaşıyor çoğu kez. Sevinç ve endişe hat safhada oluyor. Ya da ben de öyleydi bilemiyorum.  Kan testi sonuçlarını almayı eşime devretmiştim. Gebesin deseler nasıl sevinecektim, ya da aksi ise nasıl üzülecektim. İçimi de kemiren korkular vardı. Evladıma tam anlamıyla yetecek miydim?  Bu gelgitlerle boğuşurken sonucu eşimden öğrendim. “ Artık ağır kaldırmak, hop oturup hoop kalkmak yok, kendine bizim için iyi bakmalısın “ diye bana nasihat veren baba adayının ne dediğini anlamak birkaç saniyemi aldı sanırım. Kısaca hamilesin Gülsüm. Bu haber beni dünyanın en mutlu insanı yapıverdi, o ikilemler ve yetmeme korkusu aldı başını gitti. 

image

Bulantılar, halsizlik, koltukta uyuyup kalmalar, enerji patlamaları ve heyecanlar derken 39.haftayı bitirdim. Artık aklı başında bir gebe sayılabilirdim, zira bütün hazırlıklarım tamamdı, doğumum için olan donanımı sağlamış, düzenli spor yapmış, her gün 90 dakika yürümüştüm. Her önüme gelen “ aa sen doğuramadın mı daha ?” diyen bütün dostlara gülümseyerek cevap veriyordum, “ e daha vaaar “…

Velhasıl o büyük gün gelmiş çatmıştı, benim haberim yok. Son vakitlerim olduğu için, evimden uzaklarda yürüyüş yapmayıp, site içerisindeki parkta akşamüstü yürüyüşümü de yapıp eve gelmiştim. Telefonum çaldı, arayan eşimdi ve işinden ötürü biraz geç geleceğini söyledi. Her doğum hikâyesinde böyle bir durum vardır sanırım. Telefonu kapattıktan belki 15 dakika sonra nişan bozulması denilen olayın gerçekleştiğini fark ettim. Evvela eşimi daha sonra doktorum Narin hanımı aradım. Eşimin sesi titriyordu “ doktoru ara, sakın bir şey yapmakla uğraşma, seni bilirim sen şimdi evi derler düzenlersin. Bırak her şeyi ve beni bekle .” Oysa bende hiçbir şey yoktu ve ona gülüyordum henüz bir şeyin olmadığını daha doğuma çok olduğunu anlatmaya çalıştım. Elbet nafile. Acele şekilde eve gelen eşim, benden telaşlı ve heyecanlıydı, sürekli kontrol ediyor şunu aldık bunu almadık diyordu. Hastaneye gittiğimizde kontrolde henüz 2 cm açılma gördü ebe. Eve gidip sancıları evde takip etmemizi önerdi. Eşimi de ikna ettik ve doğum çantamızı arabada bırakarak eve geldik. Saat akşam 10 civarlarındaydı. Sancılar hafif şiddetli, bazen uzun bazen çok kısa şeklindeydi. Gece yarısı 12 olana kadar evde durduk. Sancıların bazen artması sebebiyle eşim hastaneye gitmemizin ve orada kontrollü bir şekilde olmasının daha iyi olacağı fikrindeydi. Biz yeniden hastaneye gittik. Sancılarımın henüz sık olmadığı bu vakitte, bir odaya yatışım yapıldı. Kayınvalidemi de aldık odada beklemeye başladık. Gece boyunca ebe kontrole geldi, sancılarımın çok çok olduğunu söylemem. Çünkü doğumun son evresindeki sancılara nazaran bu ağrılar daha az şiddetteydi. Gece boyunca, bilmem heyecandan, bilmem sancılardan dolayı hiç uyumadım. Bir dahaki aklım olsa uyurum. Çünkü doğum enerji isteyen bir eylem. Daha enerjik olabilirdim. Sabah 8-9 civarında odaya kendi akrabalarımdan bazıları geldi. İşin açığı ben doğuma, özellikle ağrıların şiddetlendiği ana herkesin dahil olmasından yana değilim. Eşiniz ve annelerden biri yeterli olacaktır. O anda çok fazla hassaslaşabiliyorsunuz, gereksiz odaya girip çıkmalar, zaten ağrı çekmekte olan sizi oldukça rahatsız edebiliyor.
   
Sabah saat 10.00’dan sonra saate bakabildim mi hatırlamıyorum. Öğlen ezanı okunana kadar ağrı çektim, bir hatırladığım o 3 saatin bana hiç geçmeyişi. Ne zaman bitecek bu sancılar anne dediğimde kayınvalidem öğle ezanı okunsun bak o vakte kurtulursun sabret diyordu. Ebeler gelip kontrol ediyor, doktorum gelip moral veriyordu. Ve doktorumun ve ekibinin mükemmelliğini anlatmam imkânsız.  Karnıma sürülen portakal yağı, kasılmalardaki şiddeti az da olsa dindiriyordu. Doktorum eşimin eline bir yağ tutuşturup belime masaj yapmasını söyledi. Odamda da doktorumun getirdiği mis gibi koku… Bir yardımcı abla ile sıcak su ile yaptığım duş… Bunların faydası oluyordu elbet, lakin sancı bu işte. Hele ki ilk doğum olunca, ne zaman bitecek bilmediğiniz için ağrılarla birlikte bir de kafanızda saatlerce doğuramayacağınız fikri ışık yakıyor.
   
Başından beri doğumumun en doğal yolla olması için doktorumun tabir-i caiz ise başının etini yedim. Suni sancı ve sezaryen asla istemiyorum diye. Ebeler bir iğne yapıyordu ki anında gözümü açıp” suni sancıysa sakın vermeyin sakın” diye herkesi kendime güldürdüm. Rahim açıcı iğne olduğunu söylediklerinde rahatladım. 7 cm açılma olduğunda ise doğum odasına hala almıyorlar dayanamıyorum bana başka yol deneyelim diyerek epidural istedim. Ama nihayet kızım artık gelmeye karar vermiş ki beni doğum odasına götürdüler. Bir yandan da eşime oda süslerini getirip kardeşlerimle süslemeleri gerektiğini hatırlatıyor, fotoğrafçımızı soruyordum. Doğum odasına girdiğimde saat 12.54’ti. Ve 5 dakika içinde kızımı karnıma koydu doktorum. Ezan okunmaya başladı, saat 13.00 ‘ı gösteriyordu. Karnımdaki minik dışarıdaydı şimdi, karnımın üstündeydi boncuk boncuk bana bakıyordu. O an ağzımdan neler döküldü neler, anneliği giyiniverdim aniden üstüme. “Meleğim, canım kızım, güneşim hoş geldin” .Ve yağmur başladı, gök kubbe yerleri kızım geldi diye yıkıyordu resmen.
   
8 Nisan 2014 tarihinden sonra kızım doğumuyla ben de yeniden doğdum. Hem de müthiş bir göreve terfi ederek. Anneliğe…
 
Gülsüm ERİK

Anıl’ın Doğum Hikayesi

Standard

DSC_3427

Doğum…

Aslında o kadar çok şey yazabilirim bu konuda nereden başlasam anlatsam bilmiyorum hala,eminim herkesin doğum hikayesi böyledir bende biraz değişik oldu bu durum ben hamile olduğumu öğrendiğim gün sevinç çığlıkları atarken birden iyi de ben nasıl doğuracağım diye bir korku düşmüştü içime..

Cumartesi gününden sonra çok değişik bir psikoloji içerisine girdim hem çok heyecanlı hemde çok korkuyorum saat o kadar hızlı ilerliyor ki ne hissedeceğimi bilemiyorum bir yandan çok seviniyorum oğlum geliyor bir yandan korkuyorum..

Pazar günü erkenden uyandım artık 24 saati geriye saymaya başladık bana iyi gelir düşüncesiyle dışarı çıktık kahvaltı alışveriş derken saat 17:00 olmuştu bile yüzümdeki tedirginlik ifadesi giderek artmaya başladı ve engelde olamıyorum Murat beni ikna edecek sakinleştirecek şeyler söylüyor tüm sıkıntıların bitecek çünkü son günlerde uyuyamamak sürekli sıkıştım hissiyle lavaboya gitmek kalkamamak,Murat sürekli sırtımdan destekliyor kalkabilmem için ayaklarım o kadar şiş ki artık masajda iyi gelmiyor..

19:00 gibi evimize döndük gece annemler de gelecek sabah hastaneye birlikte gideceğiz son hazırlıklarımızı daha doğrusu kontrollerimizi yapıyoruz bense hala zaman dursun isteğini içimden atamıyorum, saat 23:00 gibi annemler geldi çok gerginim her şeye bağırıyorum hatta kalplerini kırıyorum beni sakinleştirmeye çalışıyorlar içime birden gelen acaba gitmesem mi hastaneye tabi bunu söyleyemiyorum 🙂 artık uyumam lazım 07:30’da hastaneye giriş yapacağız ama hiç uykum yok ameliyathaneyi çıkaramıyorum aklımdan derken 04:00 gibi uyumuşum 06:10’da Murat seslendi artık uyanma ve hazırlanma vaktiydi endişe ve sevinci bir arada yaşıyorum birazdan oğlum kollarımda olacak ama doğum anını aklımdan çıkaramıyorum hep bir hayal kafamda neyse 07:40’ta hastaneye giriş yaptık odamıza yerleştik o arada hemşireler geliyor sorular soruyor ve en korktuğum ameliyat kıyafetini veriyor giyinmemi rica ediyor lavaboya girip onu tek başıma nasıl giydiğimi hala hatırlamıyorum 🙂 o esnada sevgili doktorum Şenay Aycan geliyor onu görünce biraz daha rahatlıyorum ve gene acımayacak değil mi sorusunu soruyorum bana tekrar anlatıyor tam sohbet ettiğimiz esnada bir görevli gelip ameliyathane hazır alabiliriz diyor saat 08:15..

Doktorum bana 09:00 a randevu vermişti bazen ameliyathane müsait olmayabiliyor en geç 09:30’da başlamış oluruz demişti daha çok erkendi bana göre Şenay hanım beni sakinleştirerek ikna etti sedyeye yattım o sırada epidural esnasında yanımda olamayacağını ancak dışarıdan bana bakacağını söyledi biraz korktum hastane personeli beni götürmeye başladı Murat asansöre kadar yanımda geldi artık vedalaşma vaktiydi asansörde hemşireler beni yatıştırmaya çalışıyor onlara da çok korktuğumu anlatıyorum derken çok soğuk bir oda ameliyathaneye girdim artık anestezist ve epidural uzmanı yanıma geldi sohbet etmeye başladık Epidural uzmanı ne yapacağını anlatmaya başladı sedyeden ameliyat masasına alındım ve oturmam rica edildi ağlamaklı bir ses tonuyla cevap veriyorum sorulan her şeye başlıyoruz dedi epidural uzmanı hiç kıpırdamamam gerektiği söyledi anestezi uzmanı omuzlarımdan tutarak bana sarıldı aslında hiç tanımasam da çok büyük bir güç hissediyorum o anda Şenay hanım söylediği gibi bana camdan bakıyor içim rahatlıyor resmen bir sıcaklık hissediyorum ve yatmamı istiyorlar yatıyorum ama uyuşmadı kesin diye düşünüyorum ben hissediyorum bacaklarımı diyorum espriler yapıyorlar evet tutmadı epidural ne yapacağız gibi onu bile ciddiye eşimi arayın gelip beni alsın diyorum :)) o esnada artık uyuşmuşum zaten yapılan testlere göre, sadece ayağını kaldır dediklerinde kaldırabilmem parmaklarımı hareket ettirebilmem beni çok şaşırtmıştı tamda korktuğum gibi uyuşmadığımı sanıyordum 🙂

Şenay hanım geldi başucuma oturdu biraz sohbet ettik sonra hadi başlayalım dedi hayır gitmeyin dedim el ele bir süre daha oturduk sonra vakit geldi artık başlamalıydık en korktuğum anlardan biri..

hatta evde yatağımda birçok kez denemesini yaptığım kollarımın bağlanmasına gelmişti sıra, evde bu anı hep denemiştim kollarım bağlı gibi olunca burnum kaşınıyordu:))

Hafif bir müzik çalıyor anestezist benimle sohbet ediyor daha bitmedi mi diyorum hayır biraz daha yolu var bebeğinin diyor fotoğrafçımız yanıma geliyor onu görünce biraz daha yatışıyorum fotoğraflarımı çekerken anestezist biraz daha gevşemem ve fotoğraflarımın güzel çıkması için boneyi çıkarıyor gülümseyerek fotoğraf çekiliyorum fotoğrafçımız gene yanımdan gidiyor ve bir süre sonra saat 09:01 bir ağlama sesi hayatta duyduğum en güzel ses geliyor evet Çağan doğmuştu artık çok merak ediyorum sağlığı iyi mi parmakları tam mı soruları soruyorum evet evet çok güzel bir bebek diyorlar mavi örtünün üstünden Çağanı görüyorum inanamıyorum o benim oğlum Çağanın o anki yüzünü herhalde ömrüm boyunca unutmayacağım sonra doktoru Çağanı hazırlayıp yanıma getiriyor teni pamuk gibi yanağıma dokunuyor çok güzel..

Çağan artık babasına doğru yola çıkıyor.

Anestezist doktorum artık uyutabiliriz, Anıl hanımın böyle bir talebi var diyor çünkü son muayenemiz de Çağanı gördükten sonra uyumak istediğimi söylemiştim Anestezist hayır uyumayacaksın bebeğinin sana ihtiyacı var zaten bitti çıkar çıkmaz bebeğini emzireceksin daha diyor ve ikna oluyorum sadece kolumu açın lütfen burnum çok kaşınıyor diyorum ve tamam ama elini sakın perdenin altına götürme diyor kapatma işlemi yapıldığı için elimi açtığında zaten rahatladığım için olduğu yerden kaldırmadım artık çok yorulmuştum uykum var gibi hissediyorum derken bitti beni diğer sedyeye alıp üzerime bir battaniye örttüler artık çıkmaya hazırım bir süre asansör yoğunluğu nedeniyle bekletildim çok heyecanlıyım derken odama çıkarmaya görevli geldi asansöre bindik ve kapı açıldığında kocamı,annemi,babamı,kardeşlerimi görmek bana çok iyi geldi gördünüz mü Çağanı ne güzel değil mi nerede şimdi diyorum odada diyorlar büyük anneannemiz (Murat’ın anneannesi) yanında yatağıma aldılar bebeğim yanımda kocam yanımda hayatımın en güzel anını yaşıyorum 9 ay hayal ettim bu anı ve şuan gerçek diyorum.

Yeni doğan hemşireleri geliyor emzirme tekniklerini tekrar anlatıp Çağanı kucağıma veriyorlar minik oğlum emmeyi bilemiyor,memeyi tutamıyor olacak hadi tekrar diyorlar ara ara memeyi yakalayabiliyor bu süreç biraz beni geriyor çünkü bebeğimi emzirmek benim için çok önemli bu sebeple sadece 1 gün hastanede kalmak isterken 2 gün kaldım 1.gün Çağan emmeyi bilemediği için gece yeni doğan katını ağlamalarımız ile inlettik bu esnada serum takılan damar yolunda sıkıntı oluyor diğer elime açtılar ondada aynı tıkanma olunca doktorumun da izniyle çıkardılar ve ilaç takviyesi almaya başladım çünkü tıkanan yolun açılması canımı çok yakıyordu Çağanın doktoru bizi kontrole geldiğinde durumu anlattık memeyi yakalamıyor diye Cengiz bey Çağanı dizlerinin üstüne çökmüş gibi bir pozisyonda tutarak memeyi tutturuyor hepimiz öyle şaşırdık biz elimizde tutamıyoruz o şekle nasıl girdi bu bebek nasıl tuttu derken artık emmeyi öğrendik ve evimize gidebiliriz 🙂

Çıkış anımızı sabırsızlıkla bekledim bu 2 günde evimi çok özlemiştim oğlumu rahat rahat kucaklamak istiyordum..

Bugün 30 Nisan bugüne kadar Çağan ile ilgilenmek emzirmek uyku düzeni derken elime ne telefon ne bilgisayar alabildim hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum uykusuz gecelere hala alışamasam da çok mutluyum.

Benim doğum hikayem işte böyle vardığım sonuç o kadar zaman boşa korkmuşum doğum bir kadının başına gelen en güzel , mutlaka yaşanası bir duygu bugün olsa gene aynı anı yaşamak isterim

İyi ki doğdun oğlum iyi ki bizim oğlumuz oldun ve iyi ki bizi seçtin..

Seni çok seviyoruz

Anıl Yavuz

IMG_0674 IMG_2830 IMG_2863 IMG_2895 IMG_2913 DSC_3281

Özlem’in Doğum Hikayesi

Standard

fb8eb965ef2435a7d0fae2ddab0834a8

Sevgili dostum Seval doğum hikayemi yazmam konusunda beni teşvik ettiğin için çok teşekkür ederim.

Merhaba yeryüzünün kanatsız melekleri anneler bizim kavuşma hikayemiz şöyle;

Çocukluğumdan bu yana etrafımda ki insanlar tarafından çocuklara olan aşırı ilgim ve sevgimle bilinirim.
Ve her genç kız gibi benimde hayallerimi süsleyen bir beyaz atlı prens modelim vardı. Fakat ben durumu biraz abartmış olabilirim. Uzun boylu olsun, esmer olsun, sesi güzel olsun bana şarkılar söylesin, biraz da mizacı sert olsun ki benim gibi şımarık’la başa çıkabilsin gibi. Ben bu hayallere dalmışken kader bir tesadüf sonucu karşıma eşimi çıkardı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim bu özelliklerin hepsine sahip ve biraz fazlasına, bence Allah’ın şanslı kullarındanım.

6 aylık bir flört ve 6 aylık bir nişanlılık döneminden sonra hayatlarımızı birleştirdik. Evlendikten sonra da çocuk için 3 yıl bekleyelim yok birbirimizi daha iyi tanıyalım kaygılarımız olmadı. Çünkü birbirimizi yeterince tanıyor ve güveniyorduk. Evliliğimizin ilk yılında hamile kaldım, ama çok büyük bir yanılgıya düşmüştüm. Hiç bir hamileliğimin sonunu göremiyor ve bebeğimizi kucağımıza alamıyorduk. Bunu unutmuşum hatırlamam uzun sürmedi 2.5 ay sonra ilk bebeğimi kaybetmiştim. İçimde kocaman yeri hiç bir şey ile doldurulamayacak bir boşluk ve alev alev yanan içim tarifsiz bir hüzün mutsuzluk. Bunun üzerinden 8 ay geçmişti ki tekrar hamile olduğumu öğrendim. Ama ne bitmez bir sekiz aydı. Her ay heyecanlı bir bekleyiş sonra hüsran hayal kırıklığı, gözyaşı, depresyon eşiğine gelmeler neyse ki sona ermişti ve tekrar hamileydim. Mutluluktan ağlamanın ne olduğunu yaşadığım ilk an. Hemen doktora tabi her şey güzel, bebek keseye tutunmuş düşük riski yok ama benim kulaklarım duymuyor doktoru çünkü, yaşanmış bir kaybım ve hala taze yaralarım var.

İlk 3 ay öylesine zordu ki; onu kaybetme korkusu, aş erme, her şey pis kokuyor, sürekli yorgunum ve uykum var üstelik hamile gibi de görünmüyorum. Hayalimdeki gebelik hiç böyle değildi. Fakat o 3 ayın sonunda birden mucize gibi kötü olan ne varsa bitti hamile gibi de görünüyordum daha ne isterdim ki. Doğuma yakın kontroller sıklaşmıştı ve kızım halâ doğum pozisyonu almamıştı üstelik suyu da azalıyordu ama benim içimde korku yoktu bugüne kadar gelmiştik ya.

Tam 38 haftalık olmuştu ve akşam üzeri kontrole gitmiştik muayene esnasında doktorumuzun yüzünde bir tedirginlik belirdi bende ilk defa o an korku hissettim yüreğimde. Suyunun ciddi anlamda azaldığını ve en geç yarın öğlen bebeği alması gerektiğini söyledi. Hayatımda ilk defa endişe, korku, heyecan, merak, mutluluk, sabırsızlık hepsini bir anda hissettim.Tahmininiz üzere o gece geçmek bilmedi sabaha uykusuz ama nasıl olduysa dinç uyandım. Aynı gezmeye gidiyor gibi çantamızı arabaya yerleştirdik ve hastaneye doğru yola çıktık. Hayalimdeki doğuma gidiş senaryosu bu değildi ben sancılar içinde bağırarak ağlayarak gideceğimi sanıyordum ama açık söylemek gerekirse buda fena değildi. Odamıza çıktık, ameliyathane hazırlanıyordu ve ben odadaydım. Çok yakın iki dostum geldi ben yatakta ameliyat önlüğü ile yatıyorum onlar doğumu kaçırdıklarını düşünmüşler, toplamda 8 kg almıştım evet haklılardı. Oradan bakınca doğum yapmış gibi görünüyordum.

Ameliyathaneye giderken çok karmaşık hisler yaşıyor insan bebeğine kavuşacak olmanın heyecanı ve mutluluğu ama aynı zaman da asansör kapısında bıraktıklarınızı bir daha görememek endişesi düşüyor insanın yüreğine. Eşim annelerim dostlarım halam birde yanımda olamayan ama kalplerinin benim için attığını hissettiğim babalarım ve görümcem. Bu arada doğumum epidural sezeryan ile gerçekleşti. Doğumun her anında bilinçliydim fakat hafif bir sersemlik vardı doktorumuzla sohbet halindeydim ve sonunda avuçlarının içinde işte kızınız dedi bir an çok korktum çünkü kolları bacakları kafası bir aradaydı susuz kaldığı için öyle toplanmış bir tür kendini koruma mekanizması gerçekleştirmiş. Korkma gayet sağlıklı sözünü duyduğum da benden mutlusu yoktu. Yine ameliyathanenin içinde muayenesi yapıldı, pudralandı ve yeşil bir örtüyle bana geldi. Öpüştük koklaştık dokunduk birbirimize mutluluktan ağlarken ebemize “bu benim mi” diye sorduğumu hatırlıyorum  “evet bu küçük kız senin” dedi. “Şimdi onu odanıza götürüyorum seni orada bekleyecek” dedi. “Hayır gitmesin yanımda kalsın” dedim inatla doktorumuz “ama burada üşür hem babası da onu bekliyor o da görsün” dedi gönülsüz de olsam mecbur kabul ettim.

Odaya çıktığımda eşimin gözlerinden sonra ilk gördüğüm şey beşikte yatan küçük yüzlü minik burunlu iri gözlü güzel bir bebekti hem de benimdi. Tebrikler ilk emzirme merasimi derken oda da onunla yalnız kaldığımda kucağımda o savunmasız haline bakarken anneme dönüp “sen beni nasıl sokağa çıkardın? nasıl okula gönderdin? ve beni nasıl evlendirdin?” diye sorduğumda canım benim sadece gülümsedi. Biliyorum zamanı geldiğinde bunların hepsini bende yapacağım ama onu kucağınıza aldığınız ilk an mümkün değil gibi görünüyor.

Şimdi kızımız Zeynep 20 aylık ve iki ay sonra o bir küçük abla olacak. Oğlum Hamza’nın da doğum hikayesini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Ve bir teşekkür hayatımın anlamı İbrahim’e;
Bu güne kadar bana gösterdiğin sevgi, saygı, ilgi, hoşgörü, merhamet ve desteğinden dolayı sana minnettarım. Eşin olarak ben ve evlatların sana sahip olduğumuz için çok şanslıyız iyi ki varsın sevgilim.

Özlem Ergenç

Ebru’nun Doğum Hikayesi

Standard

SONY DSC

Sosyal Medyada kurulan dostluklara inanmaz kimisi, daha önceden bende inanmazdım ta ki bu işe girene kadar! Ebru çok kısa sürede benim dostum gibi oldu. O doğuma girerken bende onunla birlikte korktum, heyecanlandım. Dört gözle Eymen’ imizi  bekledik ve oda çok sağlıklı bir şekilde dünyaya ”Merhaba” dedi… Allah’ımdan tek temennim annesine babasına, vatanına milletine hayırlı evlat olması. Ailesiyle birlikte sağlıklı uzun yıllar dilerim… 

 

 

 

Hamilelik hikayem biraz sürpriz dolu başladı benim için . Evliliğimizin 1 yılında eşimle bebek yapmaya karar verdik ve ben korunmayı bıraktım. Bildiğim kadarı ile korunmayı bıraktıktan sonra yaklaşık 3 ile 5 ay arasında hamile kalınabilirdi. Öyle ki genelde duyumlarım o yöndeydi . Ta  ki bir sonraki ay adetim gecikene kadar ! Ben kendimde bir hastalık olduğu şüphesine kapılmıştım aklımda hamilelik yoktu ! Test yaptım arkadaşımın zoruyla ve … Çığlık atıp ağlayarak eşime haberi verdim , garibim arabanın altında kalıyormuş hamile olduğumu duyduğunda 🙂 Ve bu şekilde kıymetlim le yolculuğumuz başladı . Rutin hamilelik problemleri dışında pek sorun yaşamadım Allah’a şükür . Gayet eğlenceli hareketli bir hamilelik geçirdim başlarda hatta mide bulantısı vs sorunlarım bile öyle çok uzun sürmedi . 4.ayımızda cinsiyetimizi öğrendik tabi ki en başından beri içime doğduğu gibi bir oğluşumuz olacaktı 🙂 Bir gece rüyamda sabaha kadar oğlumu Eymen diye sevdim ve ismini Eymen koymaya karar verdik böylece. 7.aylarımda yavaş yavaş ağırlaşmaya başladım doktorum fazla kilo almamdan şikayetçiydi . Ama elimde olan bir şey değildi çok zayıf (47 kilo ) hamile kaldığım için istemsiz bir şekilde kilo alıyordum . Doktorum laf söylese de benim umurumda değildi aldığım kilolar toplamda 19 kilo aldım 🙂 Her muayene kavga dövüş geçiyordu doktorumla ama Eymen büyüdükçe kilo aldıkça ben kendimi hiç umursamıyordum yeter ki Eymen büyüsün kilo alsın sağlıklı olsun diye.. Tabi bir anda alınan bu kilolar beni zorlamaya başladı ve son 2 ayımı evde geçirmek zorunda kaldım yalancı sancılar baş gösterdi 8 ayda .. Acillik olmaya başladım kasılma ve sancılar yüzünden ve tam anlamıyla eve kapandım son 1,5 ayım yatarak geçti denebilir.. Sancılarım ve kasılmalarım yüzünden gece uykularım haram oldu üstüne birde çatlakların acıları eklenince resmen hamileliğin hiç bitmeyeceğini düşünmeye başlamıştım.. Hamilelik alerji siymiş sonradan öğrendim , Son 3 haftam uyuz gibi kaşınmakla geçti her yanım yara oldu artık bu kaşıntılar yüzünden hiç evden çıkamıyordum çünkü karnımda ki çatlaklar kaşıntıdan kanamaya başlamıştı .. Artık sürekli ağlıyor ve dua ediyordum bitsin bu dönem diye.. Doktor randevularımız sıklaşmaya başladı her gidişim ayrı heyecandı.. Yakındı artık ona kavuşmaya .. Ama bir sorun vardı ! Annecik doğumdan korkuyordu ! Herkes normal diye tutturmuş ama kimse benim fikrimi sormamıştı ! Herkese göre normal doğuracaktım ! Peki ya ben ne istiyordum ? Normale hazır mıydım yada sezeryana ? Pardon bu çocuğu ben doğuracağım size ne nasıl doğuracağımdan diyordum içimden 🙂 çok biliyorsanız siz doğurun ile devam ediyordum 😀 derken zaman geçti doktor Nisan ilk haftası en geç geliyor paşamız dedi . Elim ayağım titriyordu ve resmen doğurmak istemiyordum artık ! Son  randevum da doktorumla uzun uzun konuştuk ve ben panik atak olduğum için ( genel ) sezeryana karar verdik ! İyi güzel de muayeneden çıktığımda kendimi aptal gibi etrafa bakarken bulmuştum çünkü 2 gün sonraya randevu almıştım 🙂 28 Mart’ta biriciğim gelecekti ! Oh sonunda diyordum ama bu kadar erkene hazır değildim ! Koşarak eve geldim ailemi aradım yanıma çağırdım (ailem İzmir’de yaşadıkları için) ! Hazırlıklar tamam mıydı? Hastane çantası süsler şekerler ev en önemlisi BEN ! O 2 gün bana ölüm gibiydi özellikle son gece sürekli ağladım gizli gizli .. Artık içimdeki son saatleriydi oğlumun.. Ertesi gün kucağımda olacaktı , peki ya koruyabilecek miydim? onu doğduğunda ? Bakabilecek miydim ? Ya bakamazsam ? Ya doyuramaz sam onu ? Bütün gece yarı sırıtık yarı ağlamaklı bir yüz ifadesi ile donuk bir şekilde oturdum evde ! Gece geç saat oldu ve benim yine sancı saatim başladı Eymen’in saati vardı her gece 12 ile 3 arası sancı yüzünden ağlatırdı beni .. Yine geldi o saatler , ama o gece çok farklıydı bu kez ağlamadım acıdan.. O sancı soktukça gülümsedim .. Ve öyle uyuyakaldım .. Sabaha karşı 5 gibi uyandım heyecandan uyuyamıyordum çünkü 07:30 da hastanede olmam gerekiyordu ! O saate kadar evin içinde gezindim durdum ! Hastane çantalarını kontrol ettim 10 kez karnımı sevdim sürekli ve ağladım .. Saat 06:30 oldu herkesi uyandırdım ben hazırdım .. Saçımı düzleştirdim makyajımı yaptım giyindim .. Oturdum herkesin koşturmasını izledim evin içinde.. Saat 07:00 oldu gitmeliydik artık 
Arabaya bindik hastaneye gittik yatışım yapıldı falan odamda bir heyecan koşturma panik.. Ben oturmuş kocama bakıyorum saf saf 😀 Bakışmamız yarım kaldı zaten hemşire NST’ ye bağladı beni ve doğumhaneye gitme zamanı geldi.. Beni hazırladılar yatırdılar tam , ben ne olduğunu anlamadım arkama baktığımda annem ablam ağlıyordu .. Eyvah gidiyorum ! Dedim içimden .. Hasta bakıcım eşi gelsin dedi .. Asansöre giderken eşimin koştuğunu gördüm , ağlıyordum ben .. Elimden tuttu sakinleştirmeye çalışıyordu beni ..  Ama ne mümkün ! Hıçkırarak ağlıyordum hasta bakıcılar benimle dalga geçti :)) eşim öylede böylede doğacak bu çocuk Ebru neden ağlıyorsun içinde mi kalacak çocuk dediğinde herkes kahkaha attı ben daha çok ağladım 😀 derken ameliyathanenin kapısında fotoğrafçımız bir kaç poz verdirdi fotoğraflarımızı çekti ( sanki çok poz verecek haldeyim ya ben ! ) eşim elimi bıraktığı an büyük bir boşluğa düşmüş gibi hissettim kendimi .. O anı bir daha asla yaşamak istemem ! İçeriye girdiğimde buz gibiydi içerisi beni yatırdılar doktorum içeride birileriyle muhabbet ediyordu . İçimden doktora kızıyordum adamdaki rahatlığa bak diye 🙂 sanırım çatacak yer arıyordum o an 😀 etrafımda kimse kalmayınca ben yine başladım ağlamaya o an doktorum gördü ağladığımı koşarak geldi ve kucakladı kaldırdı beni fotoğrafçıya bizi Çek diye bağırdı ve o halde bir sürü fotoğrafımız var maalesef ki :)) ve o an geldi .. Serumum takıldı yapılması gereken her şey yapıldı ve Hocam hazırız … O an elim ayağım titredi korkudan sağ tarafa baktığımda narkozu enjekte ettiklerini gördüm ve … 
Uyandığımda sorduğum ilk şey EYMEN’İm nerede … Ebru … 3.740 gram doğdu Ebru .. Ebru kolay ayıldı ama …  Duyduklarım bunlardı .. O arada fotoğrafçı fotoğraflarımızı çekmiş odama çıkmışım uyandığımda biriciğim yanımdaydı .. O mis kokusu ile gül yüzü ile artık kollarım daydı .. O an çektiğim onca acı saydığım günler hepsi için değdi be dedim .. İşte bu her şeye değer .. Bu arada Eymen bize sürpriz yapmış biz 3400 beklerken 3740 gram doğmuştu 🙂 işte şimdi o sancıların nedenini anlıyordum :)) O gece biraz zordu benim için yabancıydım çünkü emzirmek bebek hepsi bir garipti emzirirken şekilden şekle giriyordum :)) derken 2 gün sonra taburca olduk artık evimizdeydik .. Her şey daha güzeldi artık hayat renkliydi … Şimdi 15 günlük olduk bile .. Kocaman bir ağabey oldu oğlum .. 
Allah’ım tüm bekleyenlere yaşatsın bu duyguyu korkmak anlamsızmış bunu anladım ben hamilelik döneminizi yaşaya bildiğiniz kadar keyifli eğlenceli hale getirin korkuları bir kenara bırakın doya doya alışveriş yapın bebeğinize ve onunla sürekli konuşun ayrıca bol bol fotoğraf çekin ileride sürekli eski koca göbekli halinize bakarken yakalayacaksınız kendinizi çünkü 🙂 hepinize güzel doğumlar olsun inşallah …

 

 

Ebru Eryorulmaz

 

IMG-20140411-WA0003

SONY DSC

 

 

SONY DSC