Tag Archives: Pedagog

Yaramaz Çocuk mu? Hiperaktif Çocuk mu?

Standard

fft68_mf42807

Aslında tüm mesele burada başlıyor. Çocuğunuz yaramaz bir çocuk mu, yoksa hiperaktif bir çocuk mu?

İkisi de birbirinden çok farklı anlamlar olsa da bizler çocuğumuza hemen “yaramaz bu çocuk” damgasını yapıştırıyoruz.

Çocuğunuza yaramaz damgası yapıştırmadan önce iyi bir gözlemci olmanızda fayda var. Çünkü; “benim çocuğum hiperaktif” deyip sorunu örtbas etmek de pek doğru sayılamıyor. Hiperaktivite derine inildiğinde ciddi bir tanım. Eğer çocuğunuzda hiperaktiflik seziyorsanız Yankı Yazgan’ın bu yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ederim ve mutlaka bir uzmana göstermenizi Hiperaktif çocuk: Hiperaktivite nedir?

hiperaktif-cocuklarla-basa-cikmak-icin-ipuclari

Aras bebekliğinden bu yana hep zor bir çocuk oldu. Bebekken saatlerce uyumazdı. Yaşı 2-2,5 civarı olunca zorluk boyutu daha da arttı, sinir krizi geçirmeme kadar uzandı ve biz pedagog muayenesine götürdük, ilgili yazıyı buradan okuyabilirsiniz Aras’ın Pedagog Kontrolü

Aras şuan 4,5 yaşında ve zaman zaman aramızda ki çatışma hali devam ediyor. Bazen bakıyorum çok sessiz, naif bazen ise çığırından çıkmış, beni zorlayan, yoran tüketen bir çocuk haline geliyor.

Ben ilk zamanlar bunun tanımını “yaramaz, şımarık” olarak adlandırmış olsam da hafifte olsa hiperaktiflik var.

Zaman zaman çıldırma noktasına gelsem de onu bu şekilde kabul etmekten başka çarem yok bunu biliyorum.

Hareketli çocukla baş etmenin ne denli zor olduğunu sadece çeken bilir diyorum ve siz ne gibi çözümler buldunuz yorumlarınızı bekliyorum 🙂

 

 

Seval Aksu Demir

Anne Ansiklopedisi instagram

Anne Ansiklopedisi facebook

Anne Ansiklopedisi twitter

Reklamlar

Mehmet Teber İle Annelik Hakkında

Standard

Baby-With-Mother-Wallpaper0

“Annelik hakkında benim ve annelerin aklına takılan 5 soruyu Uzman Pedagog Mehmet Teber’e sordum, beni kırmayıp sorularımı yanıtsız bırakmadığı için çok teşekkür ederim.”

 

1.     İyi anne deyince ne anlamalıyız?

“İyi anne” “Kötü annenin” zıddıdır. Toplum sizin anneliğinizi genel olarak beğeniyorsa, çevrenizdeki insanlar bir anneyi “Kötü anne” olarak nitelendirmiyorsa bu anne iyi annedir. 

Yani toplumdaki bir çok anne iyi annedir. Zor olan kötü anne olmaktır. Bunca yıllık meslek hayatımda “kötü anne” görmedim. Ancak iyi bir anne bazen çocuklarına kötü şekilde davranabilir. 

Hepimiz insanız ve yanlış yaparız. İyi bir insanın bazen yanlışlar yapması onu kötü insan yapmaz. Aynı şekilde iyi bir annenin bazı kötü davranışları da onu kötü anne yapmaz. İnsanların çoğu da annelerini iyi anne olarak bilir. Evet bizim annelerimiz geçmişte bize yanlışlar yapmış olabilirler ama hiçbirimiz annemizi kötü anne olarak görmeyiz. Dolayısı ile bizim çocuklarımız da bizleri kötü anne-baba olarak görmeyecekler. 

2.     İyi anne kriteri ne olmalıdır?

Çocuğunu seven, onun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan, onu önemseyen ve onu zararlardan koruyan anne yeterince iyi bir annedir bence. Yani pedagoji ve çocuk eğitimi kitaplarındaki bir çok konuyu yerine getirmiyor olabiliriz. Ama bu bizi kötü anne yapmaz. Pedagojik eksiliklerimiz de bizi kötü yapmaz. Günümüzde uzmanların yazdığı kitaplar “iyi anne” olmayı gittikçe zorlaştırıyor. Anneler zannediyor ki, iyi anne olabilmek için çocuğuma hiç kızmamalıyım, onunla hep oyun oynamalıyım, onunla hep güzel dille konuşmalıyım, güzel hikayeler anlatmalıyım.. Böyle bir şey yok. Aksi halde bir annenin iyi olması için pedagog olması gerekirdi. Özetlemek gerekirse çocuğunu seven, koruyan, temel ihtiyaçlarını karşılayan anne iyi annedir. 

3.     Çocuk eğitiminde ideal anne-baba nasıl olmalıdır?

İdeal anne-babalık sonu olmayan bir yolculuktur. Hiç bir zaman kimse ben ideal anne-babayım diyemez. Sadece  o yolda ilerliyorum diyebilir. İlk şart yeterince iyi anne olmaktır. Bu şartı sağladıktan sonra  – ki çoğu anne sağlar – insan kitaplar okuyarak, uzmanlara kulak vererek ideal anne-baba yolunda yürüyebilir. Bu yol sukunetle, tevekkülle gidilecek bir yol. Bazen aşırı ideal olma çabası çocuğa kötü etki edebilir. Bu nedenle sabırla, kendimize hata yapma payı vererek bu yolda ilerlemek gerekir. 

4.     Çalışan anne olmak çocuğu nasıl etkiler?

Çalışan anne olmak çocuğu nasıl etkiler demeden önce anneyi nasıl etkiler diye bakmak lazım. Çünkü önce anne kendine bakmalı. Annenin Ruh Halleri kitabım bu inanışın bir ürünü. Çalışan anne olmak çok zor. hem iş dünyasının beklentirlerini karşılamak gerekiyor, hem de çalışmayan bir annenin evde yaptığı tüm işleri yapmak gerekiyor. Üstelik bu işleri akşam 3-4 saat gibi kısa bir sürede yapmak gerekiyor. Böyle olunca çalışan anne bir çok şeye yetemiyor. Evinin, eşinin, çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamadığı için yetersizlik ve suçluluk yaşayabiliyor. Yeteri kadar dinlemediği için agresif olabiliyor. Kendine yeteri kadar vakit ayıramadığı için ruhsal anlamda mutsuz olabiliyor. Dolayısı ile çalışan anneler daha fazla sosyal destek istiyorlar. Bu destek yoksa kendi hissettikleri yalnızlık, yetersizlik, değersizlik, öfke çocuğa yansıyabilir. Eğer çalışan anne işe hemen döndüyse, yeteri kadar çocuğu ile bağ kuramadıysa, anne sonrasıda bakım veren çok fazla değişti ise bu da çocukta olumsuz duygular oluşturulabilir. 

5.     Bir çocuk evine-annesine nasıl bağlanır?

Bir çocuk için bağlanmanın temel yolu ihtiyaçlarının karşılanması ve keyifli vakit geçirmektir. Eğer bir evde çocuk ihmal ediliyorsa çocuk o evi güvenli yer olarak görmez, bağını yitirir. Ya da evde çok fazla stres, tartışma ve gerginlik ortamı varsa orası çocuk için uzaklaşılması gereken bir yer olarak algılanabilir. Ya da anne-baba yoğun işi nedeni ile evde pek kalamıyor, çocukları ile evde güzel vakit geçiremiyorsa evle oluşması gereken bağ kurulamayabilir. Ev nefes alan, huzurlu bir yerse, çocuk orada anne-babası ile mutluysa o zaman eve karşı ve ona bakım verenlere karşı bağlanmış olur.

 

——————————–
COCUK2
Mehmet Teber
Klinik Psikolog & Pedagog
Pedagoji Derneği Başkanı
0 212 4884205

Mehmet Teber İle 2 Yaş Sendromu Hakkında

Standard

” Aras’ın 2 yaşına girmesiyle 2 yaş sendromu hakkında kafamda bir sürü soru işareti belirmeye  başladı. Her ne kadar araştırıp okusam da, işi uzmanına sormakta fayda var  diye düşünerek Pedagog ve Pedagoji Derneği Başkanı Sevgili Mehmet Teber’e 6 soruda 2 yaş sendromunu sordum. Cevaplar için kendisine teşekkür ederim…

24268938-1

  1. 2 Yaş Sendromu Nedir?

2 yaşında çocuklar önemli bir gelişim dönemine girer. Bu dönemde anneden ayrışıp kendi kimliğini ve kişiliğini oluşturmaya başlar. Artık bu yaşla birlikte çocuk beslenmede, hareket etmede ve konuşmada anneden bağımsızlaşır. Daha önce yürümek, konuşmak, beslenmek için anneye sıkı sıkıya bağlı olan çocuk bu yaşla birlikte “Ben kendim yapabilirim sana ihtiyacım yok” demeye başlar. Bunun dedikçe de bir birey olarak var olur. Birey olma sürecini tamamlamak için her şeye “Hayır” der, inat eder. Hayır dedikçe kendi benliği gelişir, kendisinin ayrı bir birey olduğunu fark eder. Bu dönem yanlış olarak sendrom olarak nitelendirilir. Bir sendrom değil, bir gelişim aşamasıdır.

  1. 2 Yaş Sendromu Neden Olur?

Doğal gelişimin sonucu olarak çocuğun birey olması, kendisinin anneden ayrı bir birey olduğunun farkına varması için gerekli bir dönemdir. Yani bir sorun değildir. Sadece ebeveynleri zorlayan bir dönemdir.

  1. 2 Yaş Sendromu Boyunca Ailelerin Yaptığı Yanlışlar Nelerdir?

Çocuk bağımsızlaşmak ister. Kendi bireyliğini ilk olarak fark eder. Anne bu dönemde çocuğuna hala yemek yedirip, giydirirse çocuğu anneye bağımlı ve çekingen bir çocuk olur. Bu dönemde çocuğun bağımsızlık çabası teşvik edilmelidir. Yemeğini kendi yemeli, kendi yatağında uyumalı ve birçok işi kendi başına yapmasına fırsat verilmelidir. Aile bu dönemde çocuğun kısmi kopuşuna izin vermezse, bağımsız, pısırık ve içine kapanık bir çocuk yetişebilir.

  1. 2 Yaşındaki Çocuğa Nasıl Davranmak Gerekir?

Kendi yapmak istediği işleri gerekli güvenlik önlemlerini alarak kendisinin yapmasına fırsat vermek gerekir. Onunla inatlaşmamak, inatlaşma durumunda dikkatini dağıtmak gerekebilir. “Hayır” dediğimiz bir işi inadına yaparsa, ona ve eşyaya zarar vermediği sürece tolere etmek gerekir. Bu dönemdeki çocukla birlikte gereksiz inatlaşmalar çocukta kalıcı bir inada sebep olabilir.

  1. 2 Yaş Sendromu Ne Kadar Sürer?

4-5 yaşla birlikte çocuk bu dönemden çıkar.

  1. Anne ve Babalara Tavsiyeleriniz Nelerdir?

Bu dönemi sorunlu bir dönem değil bir gelişim dönemi olarak görmelerini beklerim. Çocuğun bağımsızlık çabasını anlamak, onun birey olmasına fırsat tanımak güzel olabilir. Ancak bu dönemde tamamen de kontrolü çocuğun eline vermek yanlış olur.

pedagog-mehmet-teber

Mehmet Teber Kimdir?

Uzman Pedagog Mehmet Teber 1980 yılında Kocaeli’nde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 1998 yılında girdiği Boğaziçi Üniversitesi’nden 2003 yılında Onur Derecesi ile mezun oldu. İlk yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi’nde “Eğitim Bilimleri” alanında yaptı. İkinci yüksek lisansına ise Klinik Psikoloji alanında devam etmektedir.

Mehmet Teber, üniversite sonrasında özel okul, dershane, rehabilatasyon merkezi ve danışmanlık merkezi gibi birçok kurumda görev aldı. Yerli ve yabancı birçok uzmandan eğitim alan Teber eğitim felsefesi, etkili öğrenme ve öğretme, çocuk psikoloji ve etkili iletişim konuları üzerine odaklandı. Bu alanda çeşitli dergilerde makaleler yayınladı, radyo programları yaptı ve TV programlarına katıldı. Birçok ilde seminerler ve eğitimler düzenledi. Yayınlanmış üç kitabı olan Teber, evli ve iki çocuk babasıdır.

Teber, halen Ahenk Psikoloji’de çocuklar üzerine bireysel görüşmeler almakta, çocuklarda görülen ruhsal sorunlar için terapiler yapmaktadır. Çocuklarla olan çalışmalarında Oyun Terapisini kullanmaktadır. Çünkü çocuğun dünyasına en iyi oyun ile girileceğine inanmaktadır. Mehmet Teber Ağustos 2013 itibariyle Türkiye’de Uluslararası Oyun Terapileri Derneği’ne kayıtlı 5 oyun terapistinden biridir.

Teber aynı zamanda iletişim, eğitici eğitimleri ve çocuk psikolojisi ve eğitimi üzerine Türkiye’nin çeşitli illerinde eğitim ve atölye çalışmaları yürütmektedir. Çocuklar için yürütülen birçok projeye de (kitap, dergi, çizgi film, bilgisayar oyunu vb.) danışmanlık yapmaktadır. 

Pedagog- Pedagoji Derneği Başkanı

Mehmet Teber

Ofis
Ahenk Psikoloji
Başakşehir Mh. İstiklal Cd. Artemis Apt. 31/A Daire:11 34306 Başakşehir/İstanbul

Randevu ve Bilgi*
0 212 488 42 05
0 507 767 28 10
* Şirketimiz Pazartesi günleri kapalıdır.

Sosyal Medya
www.facebook.com/mhmt.teber
http://twitter.com/mteber
http://www.youtube.com/user/tebermehmet

Aras’ın Pedagog Kontrolü

Standard

IMG-20140918-WA0012

Uzun zamandır evimizde Aras’ın huysuzluğu baş roldeydi. Artık hem ben hemde o işin içinden çıkamaz olmuştuk. Bende tahammül kalmamıştı ve bir gün ailemizle toplandığımız gün sinir krizi geçirmemle artık bir uzmana görünmekte fayda olabileceğine karar verip hemen bir psikiyatr araştırmasıyla çocuk ve ergen psikoloğu Esra Bulanık’a randevu alıp gittik.

Detaylı bir şekilde sohbetimizi size anlatmak istiyorum;

Doktorun önünde iki sayfalık bir kağıt vardı. Öncelikle  Aras’ın adını, yaşını, doğum şeklini sordu. Daha sonra benim ve eşimin yaşlarımızı, öğrenim durumumuzu, mesleğimizi sorup ailemizde ve Aras’ta herhangi bir hastalık olup olmadığını sordu. Notları alınca şikayetimizin ne olduğunu sordu ve anlattık. Açıkçası ilk gittiğimde kafamdaki soru işaretleri yanıtlarını bulmadı, yani pek bir sonuç alamadık. Esra hanım bizi perşembe günü (18 Eylül 2014) pedagog gözetiminde “Denver Testi” denilen diğer adı gelişim testine yönlendirdi. Ve şunu söyleyebilirim ki, bu Denver Testini her anne babanın çocuklarına mutlaka yaptırması gerekiyor.

denver

İki gün bekledikten sonra Çocuk Gelişimi Uzmanı Buket Akın’a doğru yola koyulduk. Araştırdığımız kadarıyla nasıl bir test ile karşı karşıya kalacağımızı biliyorduk. Yine sorularla başladık konuşmaya. “Şikayetiniz nedir?” diye sordu ve huysuzluğunu anlattım doktora, oda “Aras’ın kaç aylık olduğunu” sordu ve “normal” dedi.

Kısaca bana sorduğu sorular şu yönde oldu;

Kullandığı kelimeleri, Ce ee oyununu biliyor mu?, Siz ev işi yaptığınızda sizi taklit ediyor mu?, Seslendiğinizde bakıyor mu? Vs. gibi. Daha sonra küçük bir çanta çıkartıp Aras’a “sandalyeye yanıma oturur musun?” dedi ve Aras’ta oturdu. Kare şeklinde ve değişik renklerde küpler çıkardı ve Aras’tan üst üste dizmesini istedi düzgün bir şekilde üst üste koydu ve babasıyla hayretle izledik çünkü, biz bu tarz sorular sorduğumuzda canı istemedikçe yapmıyor. Daha sonra çantadan bardak çıkardı ve küpleri içine atmasını söyledi onuda eksiksiz yaptı. Ufak bir şişe ve bir adet siyah kuru üzümü şişenin içine atıp Aras’tan üzümü çıkarmasını istedi onuda yaptı. Ufak bir et bebek çıkartıp Aras’tan bebeğin burnunu ve gözünü göstermesini istedi ve Aras orada tıkandı yapamadı. Tenis topuyla oynadılar. Zıpladılar ve kovalamaca oynadılar. Tek sorunumuz bebekteki duyu organlarını gösterememesi oldu. Çığlık atmasının sebebi konuşup derdini anlatamadığı için o şekilde ifade ediyor kendini dedi ve onunla sürekli oyun oynamamız gerektiğini söyledi.

IMG-20140918-WA0023

IMG-20140918-WA0022

Birkaç tavsiyede bulundu; yere örtü serip ufak kaplar ve kaşıkla bulgur,nohut gibi şeyleri bir kaptan bir kaba aktarma oyunu oynayabileceğimizi söyledi. Veya yine bir kaba su doldurup kaşıkla diğer kaba su aktarabilirsiniz gibi örnekler verdi.
Tam gün kreş için henüz erken olsa da yarım gün oyun gruplarına gönderebileceğimizi ve eğer okula adapte olup severek gidiyorsa 2,5 yaşında tam güne çıkarabileceğimizi söyledi. Her şeyden önemlisi televizyonu hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini söyledi, bu çocuklarda konuşma geriliği, sosyalleşememe ve algı eksikliğine yol açıyormuş. Test bitiminde dosyamıza sonucu ekleyip 3 ay sonra tekrar görüşüp gözlemleyelim dedi ve ayrıldık.

Gerçekten bunca zaman boşuna beklemiş ve sinir krizlerine girmişim. Çok şükür Aras’ta ciddi bir sorun yok sadece biraz fazla ilgi bekliyor. Gereken bütün ilgiyi vermeye hazırız. Tüm anne babanın mutlaka gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Huysuz çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiği hakkında çok faydalı bilgiler veriyorlar. Biz artık televizyonu hayatımızdan yemek saatleri dışında çıkardık. Onun yerine bol bol vakit geçiriyoruz ve parka gidiyoruz. Bu aralar parmağıyla bazı nesneleri gösteriyor ve bende en ince ayrıntısına kadar ne olduklarını anlatıyorum. Hastane dönüşünün ertesinde bay bay yapmayı bile öğrendi 🙂

Çocuğum konuşamıyor, geç öğreniyor gibi şeylere takılmayın sevgili anneler, her çocuğun kendine özgü bir kapasitesi ve algılama gücü vardır. Veya ailenizden birinde genetik bir huyda olabilir. Eğer ayına göre belli hareketler yapmıyor, sesler çıkartamıyor ve kelimeler söylemiyorsa o zaman ciddiye alıp bir uzmana danışmakta fayda var.  Azıcık sabır ve bir uzman yardımıyla bunun üstesinden gelmek çok basit.

Sağlıklı ve mutlu günler…

Sevgiler