Tag Archives: çocuk

Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum 🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti 🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu 🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına 🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar 🙂

Reklamlar

Rota Virüs’lü Çocuğun Annesi

Standard

20160411_202629

Cumartesi gecesiydi. Saat 21:30 civarında uyutmuştum ve her şey gayet normaldi. Saat gece 02:00 sularında ağlayarak uyandı bizim yanımıza gelmek istedi. Korktuğunu düşündüm ve yanıma aldım. daha henüz yatağa oturmamıştı ki kustu! Ağlamaya başladı. Eşimi çağırdım üstündekileri çıkardık, elini yüzünü yıkadık yeni pijamalarını daha giydiremeden ishal olmuştu. Silmeyle baş edilir gibi değildi. Banyoya aldık ve yıkadık. Temizce giydirip yatırdım uyudu. Öncesinde hafif bir burun akıntısı ve öksürüğü de vardı aklıma üşütmüş olabileceği geldi. O geceyi atlattık…

Ertesi gün kahvaltı hazırladım. Uyandı ama hiç hali yoktu. Zar zor iki lokma bir şeyler yedi koltuğa uzandı. Yeniden kustu ve ateşlendi. Akşama kadar oldukça ateşliydi. Eşimde yoktu evde işe gitmişti. İçimde bir korku vardı. Ara sıra ateşini ölçüyordum 37 derece civarıydı. Akşam eşim geldi. Aras halsiz bir şekilde yatıyordu ve 38 derece ateşi görmüştük. Kalbi hızlıca atıyordu ve titriyordu. “Hadi dedi eşim hemen hazırlan hastaneye gidiyoruz” nasıl hazırlandığımı hatırlamıyorum. O kalp sesini duysanız sizde korkardınız!

Çıktık yola trafikte o biçim. 1 saatte Başakşehir’den Bağcılar Medipol Hastanesine varabildik. Allah’tan daha önce gittiğimiz ve çokta memnun kaldığımız Uzman Doktor Rüstem Bedel o akşam nöbetçiydi. Hiç beklemeden girdik odasına. Ne şikayetiniz var diye sordu durumu anlattık. Sırtını, göğsünü dinledi. Ateşini ölçtü 37.8 derece çıktı. Boğazına baktı. Halsizliği ve bitkinliği var serum takılsın dedi. Kan ve dışkı tahlili istedi. Acile indik yatış yapıldı. Hemşire gelip damar yoluna baktı. O an kelebeği elinin üzerine takarken ben bakamadım sanki benim ciğerimi söküyorlardı. Aras bir yandan ben bir yandan ağlıyorduk. Kendime engel olamıyordum.

IMG_20160411_235617

Hemşire 3 tane serum getirdi. Birisi ağrı kesici, birisi antibiyotik, diğeri ise ishal ve kusmasını kesmek için. Önce ağrı kesici serumu bağladı hemşire. Zaten ateşten tüm kemikleri ağrıyordu kuzumun asla dokundurmuyordu ama serumu bağlarken ağlamak dışında hırçınlığı olmadı. Saat 20:00 civarı serum başladı. Gün içinde hiçbir şey yeyip içmemişti babasından su ve muz istedi. Su içti bol bol, iki tane muz yedi. Çizgi film izledi, biraz uyudu. Serumlar 23:30 gibi bitmişti, hemşire kan tahlilinin sonuçları çıktı diyince acilden çıkıp doktorumuzun yanına gittik. Kanında mikrop çıkmıştı kuzumun ve 7 tane ilaç verdi. Mutlaka dışkı tahlilini görmemiz lazım “Rota Virüsü” olabilir dedi! Benim beynimde şimşekler çaktı resmen…

O gece eve geldik kusma ve ishal devam ediyordu. Gece güzel uyudu. Ara sıra ateşi çıktı. Ama benim içimi kemiren bir şeyler vardı.Ertesi gün akşam kaka yaptı, hastaneden aldığımız kutuya koyduk dışkıyı eşim hemen en yakında ki tıp merkezine yetiştirdi. Kaka yapıldıktan yarım saat içinde laboratuvara girmesi gerekiyordu. Sonucu da yarım saat sonra çıkmıştı ve korktuğum başıma gelmişti. Tüm bu belirtilerin nedeni basit bir mide üşütmesi değildi oğlum da “rota virüsü” çıkmıştı. Ve ayrıca kıl kurdu da var demiş laborant.

Ertesi gün sabah Medipol Hastanesi’nde ki doktora sonucu gösterdik. Korkulacak bir şeyin olmadığını beslenmesine dikkat etmemiz gerektiğini söyledi. Özellikle sıvı alımına dikkat edin dedi. Rota virüsünün tek çaresi bol sıvı tüketimi! Ağızda kuruluk olmaya başlarsa hemen getirin serum takviyesi yapalım dedi. Sıvıda azalma olursa böbrek yetmezliğine bile yol açabileceğini söyledi.

İshal ve kusma olduğu için iştahı maalesef yok. Sevdiği şeyler olan çikolata ve muzu bile asla yiyemiyor. Yese bile geri çıkarıyor. 10-15 günü bulur dedi doktor iyileşme sürecinin.

Çok sorulan o soruya buradan yanıt vermek istedim.

20160411_201323

Rota Virüsü Aşısı Yaptırdınız mı?

Aras’ın doğduğu sene maddi olarak inanılmaz sıkıntılarımız vardı.Bu aşıyı da devlet karşılamıyor maalesef. o zaman ki tek doz fiyatı 112.00 Tl civarıydı. Doktorumuza danıştık. “Bu aşının garantisi yok. Aşı eksiksiz yapılsa bile çocuk bu hastalığı geçirebilir. Ben çocuklarıma yaptırmadım” dedi. Hem maddi durumumuz gereği hemde doktorun söylediklerine güvenerek yaptırmadık aşıyı. Şuan ilk duyduğumda inanılmaz vicdan azabı duydum sonra gelen yorumlar ve mesajlar içimi biraz olsun ferahlattı. Umarım kimse beni bu konuda yargılamaz.

Teşekkürler!

Öncelikle yardımları için eşime, sonra doktorumuz Rüstem Bedel’e, çocuk acilde ki tüm sağlık ekibine, sosyal medyadan sayısız mesaj ve yorum yazan takipçi dostlarıma, arayan soran gelen tüm akraba ve arkadaşlarıma. İş yerine gidemediğim bir hafta sürecinde yerimi idare eden mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Ve oğlum’a

Yaşadığımız belki çok çok ciddi bir sağlık sorunu değil ama biz anneler evlatlarımızın burnu aksa telaşa kapılıyoruz. Gören herkes çöktüğümü söylüyor evet biraz çöktüm.İlk defa serum takıldı, ilk defa bu denli ishal oldu. Ve ben ilk defa sana karşı kendimi suçlu hissettim. Günden güne iyi olacaksan yavrum benim, atlatacaksın bu hastalığı. Seni çok seviyorum canım oğlum…

Bebeklerde Konak

Standard

cradle-cap-pictures-3

Bebeklerin başında görülen kabuklaşmış deri parçalarına konak adı verilir. Sarı ya­malara benzeyen konak lekeleri bebeğin başının üstünde yer alır…

Hemen hemen her bebekte görülen bu durum zararsızdır. Bebekten bebeğe değişkenlik gösterebilir. Kimi bebekte birkaç haftada geçse de kimi bebekte 3, kimi bebekte 6 aya kadar sürebilir. Herhangi bir kaşıntı, rahatsızlık hissi vermeyen bu tabaka, uzun sürme durumlarında kafa derisinin üstünde ki tabakayı kalınlaştırabilir.

 

Chicco-Konak-Taragi--52964

Konak Tarağı

 

Tedavisi;

Bebe yağını bebeğin kafasına hafif hafif masaj yaparak sürün, biraz bekledikten sonra konak tarağı ile çok bastırmadan ve bebeğin hala hassas olan kafa derisine zarar vermeden geriye doğru tarayın. Tarama esnasında derinin üstünde ki pul pul olan tabakanın kalkacağını göreceksiniz. Daha sonra bebe şampuanı ile bebeği yıkayabilirsiniz. Bu durumun tamamen geçmesi 1 ayı bulabilir. Bebeğiniz kafa derisinde bu şekilde pullanma görürseniz içinizin rahat etmesi için bir hekime gösterebilirsiniz.

744321

Aras 3 aylıkken konak olmuştu. Hamileliğim döneminde bebeklerle ilgili çok araştırma yaptığım için böyle bir şeyle karşılaşmaya hazırdım. Kafasını elletmekten hiç hoşlanmayan bir çocuk olduğu için biz bu işlemi emzirirken yapmayı tercih ettik. Kafa derisine bebe yağını yukarıda anlattığım gibi sürüp bekledik ve konak tarağı ile hafif hafif taradık. Daha sonra yıkadık ve pullanmanın büyük bir kısmı dökülmüştü.

 

 

NOT:Burada yazdıklarım kendi tecrübe ve araştırmalarımdır. 

Annelerin Akıllı Seçimi: TODİZOO Oyuncakları

Standard

Bebekler için oyuncak seçme işi anne babalara düşüyor. Minikler, hem gerçek dünyayı hem de kendi yetenek ve becerilerini önce oyuncaklarla keşfetmeye başlar. Doğal olarak oyuncakların onların gelişiminde rolü çok önemlidir. Oyuncak alırken aradığımız özellikler aslında çok net. Eğitici, eğlendirici ve onlar için tamamıyla güvenli olmaları en önemli özellikler.

Bebekler için oyuncak alırken en önemli kriter, güvenilir markaların oyuncaklarını almak olmalıdır. Sık sık ağzına götüreceği, birlikte uyuyup yemeklerini hatta banyosunu paylaşmak isteyeceği oyuncaklarının ona zararlı olabilecek bir materyal, boya ya da aksesuar içermediğinden emin olmanın tek yolu tercihlerinizi güvenilir markalardan yana yapmak. Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu da seçtiğiniz oyuncakların onların gelişimine de katkıda bulunması. Yapacağınız doğru oyuncak seçimlerinizle her gün hayat ve kendisiyle ilgili yeni şeyler öğrenen bebeğinize büyüme macerasında yardımcı olabilirsiniz.

Tüm bu özellikleri bir arada bulabileceğiniz Todizoo oyuncaklarını inceleyerek, bebeğinizin yaş ve ihtiyaçlarına en uygun olanları tercih edebilirsiniz.

TODİZOO MÜZİKLİ ÇINGIRAKLAR: Bu sevimli arı ve kelebek çok marifetli. Minik parmakların kolayca basabildiği düğmesi eğlenceli melodiler çalıyor. Ses efektli kanatları ve boncukları ile hem bir çıngırak hem de dişlik olan kanatları tam kaşınan dişlere göre. Üçüncü aydan itibaren tüm bebekler için tercih edilebilir.

TODİZOO EMEKLEME BÖCEĞİ VE TOSBAĞA: Emekleme nasıl da heyecan verici bir dönem değil mi? Şimdi emekleme çalışmalarına yardımcı olacak iki sevimli arkadaş var. Todizoo’dan Emekleme Böceği ve Tosbağa üstüne basınca ilerliyor, bebeğiniz de onları hevesle takip ediyor. 12 ay ve üzeri bebekler için tam bir emekleme yardımcısıdır.

TODİZOO ARKADAŞIM SERİSİ: Todizoo’nun bu şirin oyuncakları basıldığında ışıklı düğmeleri ile melodiler çalıyor, “ABC” ve “123” ve birbirinden sevimli kısa cümleler söylüyor. Minikler bu arkadaşları onları çok eğlendirdiği için seviyor, biz de onların el-göz koordinasyonlarını güçlendirip sebep-sonuç ilişkisini öğrenmelerine yardımcı oldukları için seviyoruz. Üçüncü aydan itibaren tüm bebekler içindir.

 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.//
http://counter.boomads.com/scripts/offer.js

Tuvalet Eğitimi Verememek!

Standard

tuvalet

Her annenin en zorlandığı konulardan biridir çocuğu bezden ayırmak.

Aras’ın 3 yaşına yaklaşmasıyla birlikte ve havalarında sıcak olmasıyla tuvalet eğitimine başlamamız gerektiği konusunda okulda ki öğretmenleriyle hem fikir olduk. Lazım olabilecek alıştırma çamaşırı, lazımlık ve tuvalet aparatıyla artık başlayabilirdik. Lazımlık daha önce almış ve ona oturması gerektiğini öğretmiştim, lazımlığa oturuyor fakat çişini yapmıyordu. Klozete oturtmak isteyince kıyamet kopuyordu.

Daha sonra okulda öğretmenlerinin yardımıyla klozete götürmüşler ama yine kıyamet kopmuş. Şarkılar, türküler oyunlar derken klozete oturmayı başarmış ama saatlerce otursa da asla çişini yapmıyormuş. Akşam evde bende aynı şekilde klozete götürdüğümde sadece sifonla oynamak istiyor asla oturmuyor. Yaklaşık 2 haftadır bir yol kat edemedik.

IMG-20150810-WA0001

IMG-20150810-WA0018

Araştırdığım kadarıyla henüz kendini hazır hissetmiyor olabilir. Ama bu işin bu yaz hallolması da gerekiyor! Peki ben ne yapacağım?

Bir süre ara mı vermeliyim, yoksa her gün büyük bir sabır ve kararlılıkla devam mı etmeliyim?

Tuvalet eğitimi konusunda okumadığım yazı, danışmadığım eş dost kalmadı. Bir yerlerde bir hata mı yapıyorum kestiremiyorum.

Bu yazıyı yazmamda ki amaç sizlerden fikir almak. Deneyimli annelerden, daha önce başına bu tarz bir durum gelen annelerden yardım istesem ayıp etmiş olmam sanırım.

Şimdiden herkese yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum.

Sevgiler

Anne Ansiklopedisi

Seval Aksu Demir

İkinci Çocuk Sorunsalı

Standard

hamile_bebek_ikinci_cocuk

Evlendikten sonra ilk çocuğu yapmaya karar vermek benim için çok kolaydı. Evlendikten sonra her şey normale dönünce insan hayatında bir eksiklik hissediyor. Birbirini seven iki kişi evleniyor, erkek her sabah işe gidiyor, kadın eğer çalışmıyorsa tüm gün evde televizyon başında vakit öldürüyor ve temizlik yapıp kocasının gelmesini bekliyor. Koca işten gelince kısa süreli bir sohbet, yemek faslı, yemekten sonra televizyon izlemeye devam…

Hayatın monotonluğundan kurtulmak için çocuk yapmaya karar veriyoruz, bu bir gerçek. Çocuk bir nimettir ve bir eve neşe katan tek varlık…

“Hayatımızda bir şey eksik” diyorsanız ve eğer çok gezen, çok sosyal bir çift değilseniz, hayatı zevkli hale getirmenin tek yolu —doğumdan sonraki 40 günü saymazsak—çocuk sahibi olmaktır.

Karar verildi. Aşkı pekiştirecek, eve neşe katacak minik artık gelmeliydi… Böylelikle ilk çocuk, biraz heves, biraz özlem, biraz da hayatı renklendirmek amacıyla çiftlerin ortak kararıyla dünyaya getirildi.

176868555-thinkstock-hamile-anne-ikinci-cocuk

Gelelim ikinci çocuk sorunsalına…

İlk çocuk ne denli bir merakla yapılmaya karar veriliyorsa, ikinci çocuk kararı da öyle alınıyor diye düşünüyorum. İlk kez çocuk sahibi olan bir ebeveyn bir anda yeni bir hayata başlıyor ve tecrübesizlik nedeniyle çocuğunu büyütmenin tadını çıkaramıyor. İşin içinde bir de bebek özlemi var tabii; yukarıda da bahsettiğim gibi ilk bebeğin heyecanını ve mutluluğunu nasıl büyüteceğim korkusuyla doya doya yaşayamayan aileler ikinci çocuğa bu sebeplerden dolayı karar veriyor…

Değişmeyen tek şey ise şu ki, ilk çocuk da olsa ikinci çocuk da olsa sevgileri hep aynı kalıyor. Ne birini diğerinden fazla ne de diğerini birinden az seviyorsunuz. Özlemini çeken, evlat hasretiyle yanıp tutuşan herkesin bu duyguyu yaşaması dileğiyle…

Sevgiler!

Memeden Kesme ve Uyku Eğitimi

Standard

image

Anne olacağımı öğrendiğim andan itibaren aklımda bebeğimin sağlıklı olmasının yanında onun gelişimi için yeterli sürede emzirebilmek vardı.

Doğumdan kısa bir süre sonra hemşire gelip emzirmeyi gösterip detayları anlattı ve Aras hiç zorlanmadan tuttu memeyi. 8 Aralık 2012 itibariyle de uzun bir emzirme maratonumuz oldu…

Emzirmenin bebek açısından ne kadar önemli olduğunu zaten bilmeyeniniz yoktur. Anne ve bebek arasındaki duygusal bağın oluşmasında da büyük önem taşıyor. Emzirme sırasında göz göze temas, bebeğinizin ellerinize dokunması onun size ne kadar muhtaç olduğunun bir göstergesi aslında.

Ben Aras 2 aylıkken göğsümde oluşan yaralar sonucu mastit olmuş ve çok ciddi acılar çekmiştim. Gögüslerimden şakır şakır kan akıyordu ve ben ağlayarak emziriyordum oğlumu. Emzirme zamanı gelmesin diye dualar ediyordum. Aras memeyi tutana kadar eşimin ellerini az sıkmadım. Ama kanaya kanaya da olsa, acı çeke çeke de olsa asla pes etmedim. O zamanlar çektiğim acıyı görenler emzirmeyi kesmem gerektiğini bile söylediler. İki göğsümün ucuda kopma derecesine gelmişti. Sonra açık yaradan giren enfeksiyon sonucu sağ göğsümde mastit oluşmuştu. Gece sabaha kadar ağladığımı biliyorum dayanılmaz ağrı yüzünden. Antibiyotik tedavisiyle onuda atlatmıştım. Ama yinede emzirmek güzeldi…

Hedefim doktorlarında dediği gibi 2 yaşına kadar emzirmekti. Zaten ek gıdaya meraklı bir çocuk değildi ve memeye çok düşkündü, 2 sene ona yeter diye düşünüyordum.

Çok zor, keyifli, ama çok güzel bir emzirme dönemim oldu ve o beklenen zaman gelmişti artık.

Aras 2 yaşına girdi ve artık memeden kesmenin zamanı gelmişti. Daha önce birkaç kere bıraktırmak için girişimim olmuştu ama hep ilk günden tekrar başa dönmüştüm. Aslında sorun bendeydi, ben sabırlı olsaydım ve kesin kararlı olsaydım bitebilirdi.

image

Birgün eşimle Süper Dadı programını izlerken biri 4 yaşında diğeri 19 aylık olan çocuklara uyku eğitimi veriliyordu. Aras’ta ayakta sallanarak uyuyan bir çocuktu. Eşimle konuştuk ve “biz neden denemeyelim” dedik. İlk gece babası götürdü odasına ve yarım saatte biraz ağlasada kendi kendine uykuya dalmış. Ayrıca bir de “uyku arkadaşı”mız var. Kesinlikle her bebeğin bir uyku arkadaşı edinmesini tavsiye ederim. Uyku arkadaşı sayesinde uykuya dalması daha kolay oluyor…

Ertesi gün bu haberi instagramda yayınladıktan sonra bir instagram annesi emzirmeyide aynı anda bıraktırabileceğimden bahsetti. Banada mantıklı geldi akşam eşimle konuştum ve onunda desteğiyle o gün memeden de kesmeye karar verdim.

Gündüzleri oyun oynadık, dışarıya çıktık bir şekilde oyaladım beni asıl korkutan geceydi. Uyku saati geldi odasına gittik biraz oyun oynadık, kitap okuduk sonra uyuması gerektiğini söyledim. Meme istedi artık büyüdüğünü, meme emmek yerine artık güzel yemekler yiyeceğini anlattım. Kısa bir süre sonra uyudu. Sabaha karşı 05:00 sularında emmeye uyandı su içip geri yattı. Aslında çokta korkulacak gibi değilmiş ve neticede korktuğum ve gözümde büyüttüğüm gibi olmadı. Okuduğum kitaplar kesinlikle göğüse çocuğu tiksindirmek, soğutmak için birşeyler sürülmeyeceğini yazıyordu. Bende daha önce sarı sabır otu almıştım fakat kullanmama gerek kalmadı.

Emzirmeyi bırakma fikrine tepki gösterenler oldu. Başta annem, kayınvalidem ve takip eden anneler. Ama bu benim verebileceğim bir karardı ve Aras memeyi bırakmak için çok küçük değildi. Uzaktan davulun sesi hoş gelirmiş insana 🙂 gece en fazla 4 kere uyanan bir çocuk, emme süresi maksimum yarım saat sürüyor. O annenin ruh halini, psikolojisini düşünebiliyor musunuz? Çoğu gece sinirden ağladığımı, sıkıldığımı biliyor musunuz? Sabahları hiç dinç ve uykumu almadan uyandığımı, meme aklına gelmesin diye kucağıma almak istemediğimi anlayabiliyor musunuz? Ben çocuğuma olan görevimi yerine getirdiğimi düşünüyorum. Neden 2 sene emzirmiş bir anneyi eleştirmek yerine, göğüsleri bozulup sarkacak diye sütü olmasına rağmen emzirmeyen ve çocuğunu bundan mahrum bırakan anneleri eleştirmiyorsunuz?

Ben hem oğlum hemde kendi sağlığım açısından doğru olanı yaptığımı düşünüyorum. Herkesin doğrusu kendinedir…

Bana bu dönemimde destek olan başta oğluma teşekkür ederim. Zorluk çıkarmayıp annesine yardımcı olduğu için 🙂

Eşime çok teşekkür ederim her konuda olduğu gibi bu konuda da desteğini esirgemediği için…

Ve siz tanıdığım tanımadığım tecrübelerini fikirlerini ve beni yüreklendirip cesaretimi toplamamı sağlayan canım anneler. Sizlere de teşekkürü bir borç bilirim.

Hayat paylaştıkça güzelmiş. Her anımızı paylaşalım ki birbirimize ışık olalım 🙂

Sevgiler

Anne Ansiklopedisi

Oğluma 2 Yaş Mektubu

Standard

DSC08084

Hamileliğim süresince hayalini kurduğum tek şey vardı “Anne” dediğin günü görmek!

Seni kucağıma aldığımda o kadar minik ve o kadar muhtaçtın ki, korktum! Ağladım! Sana bakamayacağımı düşündüm, seni sevemeyeceğimi düşündüm, kucağıma alamayacağımı, kıyafetlerini giydiremeyeceğimi düşündüm… Annelik öyle birşey ki, daha karnınızın içinde fasulye tanesi gibiyken yerleşiyor benliğinize. Daha karnınızdayken onu koruma iç güdüsü sarıyor aklınızı fikrinizi…

Tam senden, ufacık bedeninden korkmaya başlayıp, tam lohusa depresyonuna girecekken dur dedim kendime dur! Sen annesin! O minik ama dev adam senin! Kimseye ihtiyacın yok! Neyden, kimden korkuyorsun? Al kucağına kokla, öp, sev, doya doya izle. Çünkü, büyümeye başlarken bebekliğinde olduğu gibi saatlerce kucağında tutamayacaksın, sevip koklayamayacaksın…

Şuan 2 yaşındasın kucağıma alamıyorum, alsam da saniyesinde kaçıyorsun, öpemiyorum istemiyorsun, siliyorsun. Ve ben seni en iyi şekilde büyütebilmeye adamışken kendimi o ilk aylarda, seni çok çabuk gözü kapalı  büyütmüşüm. Şuan bana “Aras’ın nasıl ağladığını” sorsalar, inanın hatırlamıyorum 😔

Ne vardı seni yavaş yavaş, sindire sindire büyütseydim! Bak artık 2 yaşındasın. Tutmaya korktuğum o minik dev büyüdü, büyüdü de kabuğuna sığmıyor…

Zaman 2 sene önceye kadar hiç geçmezken, sen doğdun doğalı seni büyütüp eğiteyim derken zaman hızlıca akıp gidiyor. 2.doğum gününü hep çok uzakta hayal ederken şuan 2 yaşındasın ve bir gün bir bakmışım askere gitmişsin…

Zaman zaman sana kızsam da, sinirlensem de sen hep benim gözbebeğimsin. Saçının teline tüm dünyayı yakacak kadar, yeryüzünde ki tüm değerlerden bile çok seviyorum seni…

Hayatıma kattığın anlam için, bana anneliği yaşattığın için, ufacık kalbinle bana şefkatle sarılıp hazineler değerindeki mutluluğu yaşattığın için teşekkür ederim!

Ve sen minik adam yaşamın boyunca o gülen yüzün hiç solmasın, hayatında hep iyi insanlarla karşılaş, vatanına,milletine ve bizlere hayırlı evlat hayırlı insan ol. Allah her zaman yanında, melekler her daim seni korusun. Biz seni sevmeye kıyamazken sana zarar verecek tüm kötülerden korusun Allah…

İyi ki doğdun miniğim, iyi ki doğdun aslanım, iyi ki doğdun hayatımın anlamı. Ve hep var ol canım oğlum! Doğum günün kutlu olsun, mutlu ol senelerce…

Annen
Seval Demir

 20141214_152610

  IMG_171322369121093IMG_171284244548339DSC08013 DSC08029 DSC08030 DSC08031 DSC08036 DSC08041 DSC08094 DSC08095  20141214_143118

ÇOCUKLAR İÇİN KURAL-SINIR VE ÖDÜL-CEZA YÖNTEMLERİ

Standard

ceza3

Her anne babanın hedefi kurallara uyan, toplum içinde uygun davranışlar sergileyen çocuk yetiştirmektir. Bu nedenle çocuğa uyması için birçok kural konur; ama bu kuralların neden konduğu, kurallara ne şekilde uyulacağı, uyulmazsa karşılaşacağı yaptırımlar çoğunlukla açıkça belirtilmez. Buna rağmen kurala uymayan çocuk cezalandırılır. Çocuk neden dolayı ceza aldığını anlamazsa, ya da bu durum ona açıklanmazsa da cezaya karşı gelir ve davranış problemleri sergilemeye başlar.
İşte tüm bu yanlış anlamaları ortadan kaldırmak adına, çocuğa kural koyarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır.
Uygulanacak kural aile bireyleri tarafından ortak belirlenmelidir.

Anne, baba ve diğer aile bireyleri kural koyma ve uygulama konusunda tutarlı olmalıdır.
Belirlenen kurala öncelikle kuralı koyan kişi uymalıdır. Örneğin çocuğa yatmadan önce dişlerini fırçalamasını söyleyen bir anne, bunu kendisi yapmıyorsa, çocuğun bu davranışı sergilemesi beklenemez. Çünkü çocuklar çoğunlukla model alarak öğrenirler.

Kurallara uyma düzenine göre verilecek ödüller titizlikle belirlenmelidir. Yapılan her olumlu davranıştan sonra ödül vermek, verilen ödülün değerini azaltır. Alkışlama, aferin deme, saçını okşama gibi sosyal ödüllerin sıkça verilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak; yemeğe götürme, oyuncak alma gibi maddi ödüller sık sık verilmemeli, çocuğun bu ödülleri alması için zaman konulmalıdır. Örneğin bir hafta boyunca akşam yemeğinde sofraya oturup yemek yiyen bir çocuğu, hafta sonu yemeğe götürerek ödüllendirmek doğrudur; ama her akşam yemekten sonra ona çikolata vermek doğru değildir.

ceza

Ödül gibi cezalar da çok önemlidir. Uygun bir ödüllendirme modeli geliştirmiş bir aile, aslında cezaya pek ihtiyaç duymaz. Zaten mümkün olduğunca ceza kullanılmamalıdır. Yanlış yöntemlerle kullanılan cezanın olumsuz etkileri çocuktan uzun süre silinmez.

İlla ceza kullanılacaksa, cezanın sınırları iyi belirlenmelidir. Bir yasaklar tablosu oluşturulmalı, bu yasaklara uyulmadığı taktirde verilecek cezalar açıkça belirtilmeli ve uygulanmalıdır. Anne kendi verdiği cezayı affetmemeli, ya da annenin verdiği ceza baba tarafında kaldırılmamalıdır.

Çocuğa verilen cezalarda adaletli olmak da çok önemlidir. Çocuk yaptığı hatalı davranışın çok çok üstünde bir ceza ile karşılaşırsa hem adalet duygusu sarsılır hem de anne babasına karşı öfkesi artar.

Çocuğun davranışlarını sebepsizce sınırlamak da doğru değildir. Bu, özellikle küçük çocuklarda gözlenen bir durumdur. 1-3 yaş arasındaki çocuklar çevreyi keşfetme çabası içinde oldukları için, her şeye bakmak, her yere gitmek isterler. Genelde anne babalarda onların her yaptıklarına hayır yapma, alma, gitme gibi tepkiler verip, onları durdurmaya çalışırlar. Ama çoğu zaman bu çabaları işe yaramaz.

Hem anne baba hem de çocuk için yıpratıcı olan bu süreci yaşamak yerine, yaşı ne olursa olsun çocuğa yapmaması gereken davranışın nedenleri ve sonuçları açıklanmalıdır. Örneğin; ısrarla ocakta kaynayan tencereye bakmak isteyen çocuğu nedensiz olarak ocaktan uzaklaştırmak yerine, anne çocuğu kucağına alıp pişen yemeği göstermeli, böylece merakını gidermelidir. Ayrıca bunu kendi başına yapmaması gerektiğini özellikle vurgulamalı, her merak ettiğinde kendisinin ona yardımcı olacağını söyleyerek ona güven vermelidir.

Anne babalar çocuklarına özellikle sosyal davranışlar ile ilgili kural koyarlar. Birinden bir şey aldıklarında teşekkür etmeleri, yemekten sonra eline sağlık demeleri sıkı sıkı tembihlenir. Ama bazen anne babalar sıkıca tembihledikleri bu kurallara kendileri uymazlar. Çocuklar çok iyi gözlemcidir. Kendisine konulan kurala anne babasının uymadığını gören çocuk, hem bu kurala hem de bundan sonra konulacak diğer kurallara uymayacaktır. Kurallar sadece çocuklar için değil, anne babalar için de geçerli olmalıdır.

Kuralların sayısı ve içeriği de doğru belirlenmelidir. Kurallı aile olmak adına çocuk çok sıkılmamalıdır. Kuralsızlık kadar fazla kural koymak da doğru değildir.

Çocuğa konulan kurallar konusunda diğer aile bireyleri de bilgilendirilmelidir. Bu konuda özellikle büyük anne ve büyük babalar ile çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmaları en aza indirmek adına aile büyüklerine kurallar, ödül ve cezalar ile ilgili bilgi verilmeli; anne babalar ile tutarlı davranmaları konusunda uyarılmalıdır. Aksi halde çocuklar her bireye göre faklı davranış geliştirecek, onların tutum ve davranışlarını kendi lehlerine kullanacaklardır.

Bu durum ilerde çocuğun okul yaşantısını da olumsuz etkileyebilir. Evde farklı, okulda farklı davranışlar sergileyebilir, okul kurallarına uymakta zorlandığı için uyum ve davranış problemleri oluşabilir.

Şunun altını önemle çizmek gerekir. Kurallar sadece çocuklar için geçerli değildir. Aile içinde kural belirlemek ve uygulamak demokratik bir süreç olmalı, herkes için eşit ölçülerde uygulanmalıdır.
Sınırları doğru belirlendiği taktirde, çocukların da kural koymasına ve koyduğu kuralları denetlemesine fırsat verilmelidir. Bu, çocuğun sosyal gelişimi, kişilik ve öz güven gelişimi için oldukça önemlidir.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’den 2 Yaş Sendromu ve Özellikleri

Standard

anne_ve_babalar_bu_sendroma_dikkat13920230310_h1125998

2 YAŞ SENDROMU VE ÖZELLİKLERİ

Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren anne baba bakımına muhtaçtırlar. Temel ihtiyaçları anne babaları ya da bakıcıları tarafından karşılanır. Genel gelişim özellikleri gereği bağımsız iş yapabilme ve kendini ifade edebilme becerisi kazanana kadar devam eden bu süreçte ciddi sorunlar yaşanmaz.

Ancak 2 yaş dönemi bu anlamda bir dönüm noktası niteliğindedir. Çünkü 2 yaşına gelmiş olan çocuk artık pek çok alanda kendini özgür hissediyor ve bu özgürlüğünü de sonuna kadar kullanmak istiyordur. İşte bu noktada çocuğu bu talebi ile anne babaların tepkileri çakışır ve “2 yaş sendromu” denilen dönem ortaya çıkar.

Aslında her çocuk 2 yaş sendromu yaşar diye bir kural yoktur. Her çocuk bu gelişimsel dönemden geçer fakat kimi çocuk bunu hafif şiddetli atlatır, kimi çocuk da sendrom niteliğinde atlatır. Bunun en büyük sebebi de anne baba tutumlarıdır.

Anne babaların bu dönemde çocuklarla girdikleri güç mücadelesi ve inatlaşma çocukların bu dönemi şiddetli geçirmesinin en önemli etkenlerinden biridir.

2 yaş sendromunda çocukta şu özellikler vardır:

  • Çocuk her şeyi ister ama aslında hiçbirşeyi de istemez
  • Genellikle anne babasının tersi düşünceyi savunur
  • Ağlama krizleri vardır
  • İsteklerini ağlayarak ifade eder
  • Her şeyi kendisi yapmak ister, yardım kabul etmez
  • Yaşıtlarıyla da pek anlaşamaz
  • Evde ve ev dışı ortamlarda uyumsuz davranışlar sergiler
  • Vurma, ısırma gibi davranışlar sergileyebilir
  • Kural ve sınır tanımaz
  • inatçıdırlar

Anne babalara öneriler:

  • Bu davranışların gelişimsel bir dönemden kaynaklandığını bilerek sakin ve sabırlı olmaya çalışın
  • Davranışlarınızda tutarlı olun, bugün izin verdiğiniz şeye yarın izin vermemeniz çocuğunuzu öfkelendirecek ve olumsuz davranışları artacaktır.
  • Anne baba olarak da birbiriniz ile tutarlı olun
  • Çocuğunuzdan beklentileriniz üst düzey olmasın, o daha bir çocuk
  • Uymasını istediğiniz kuralların sınırlarını ona siz çizin, kendiliğinden sizin istediğiniz gibi davranmasını beklemeyin, ona model olun
  • Çocuğunuzun inadını inat ile çözmezsiniz. Bu sadece işleri çıkmaza sürükler ve aranızdaki iletişim ve ilişki zarar görür
  • Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın
  • Ona davranışları için yaptırım uygularken adaletli olun. Yaptığı davranıştan daha büyük bir ceza vermeyin
  • Vurma, ısırma gibi davranışlarına karşılık olarak gülmeyin ya da siz de ona vurmayın. Bu, davranışın pekişmesine sebep olur.
  • Çocuğunuzla konuşun. Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren bizi duyar ve anlarlar. Ondan ne beklediğinizi, ne istediğinizi, olumsuz davranışlarını neden onaylamadığınız, doğruyu yanlışı anlatın.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts