Tag Archives: aile

Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum 🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti 🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu 🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına 🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar 🙂

Reklamlar

Öniz’in Gebelik Günlüğü 27. ve 28. Hafta

Standard

OĞLUM ‘A (27.VE 28.HAFTA)

11825140_974565142596405_4913623435450879473_n

Bu satırları sana yazarken salondaki benim için hazırlanmış yatakta ayaklarımın altındaki yastıklar,cama vuran yağmur damlaları,esen serin rüzgar… Bu sıcak havayı dağıttığı gibi benim de içimi ferahlatmak soğutmak için sanki.

Ablanı daha çok mu önemsedim,kendime dikkat etmedim mi,nasılsa bir şey olmaz mı dedim, bunun için mi bana öfken oğlum.

Seni görmedim,kucağıma almadım,kokunu içime çekmedim … Evet bunlar için çok heyecanlıyım ama daha erken gelmen için bebeğim.

Korkuyorum şuan.

Kalbim yerinden çıkacak gibi.

Birine anlatırken konuşurken düşününce bile kelimeler anlamını kaybediyor,gözyaşlarım akıyor nefesim kesiliyor.

O bir hafta önce ki cesur anneden eser yok şimdi.

Sancım başladığında çok anlamadım ve birazda önemsemedim.Baban da izni bitmeden küçük bir kaçamak ailesinin yanına gitmişti. Geceydi. Sabaha bir şey kalmaz yoruldum ondan dedim. Ama saatler ilerledikçe dahada arttı. Sabahı ettim ağrılar içinde. Kardeşinle düştük yollara hastaneye oradan da doktorumuza ama giderken bile o kadar yorulmuştum ki…

Doktorumuzu görür görmez oturdum anlamıştı zaten tansiyonum düşmüş halim kalmamış sancılarım beni sarsar haldeydi. Hemen NST ve serum desteğiyle yattım. Doktor yatış dediğinde anlamıştım bir şeyler kötüydü. Ama yatamazdım hastanede ablan vardı, babanın haberi bile yoktu. Erken doğum riskin var dedi doktorumuz yatacaksın dedi. Tamam dedim ama evde.

İlaçlarımı verdi, yapmam gereken tek şey dinlenmek sadece zorunlu olduğunda kalkmaktı.

Sedyeden kalktığımda ayakta duracak ne gücüm ne de enerjim vardı. Anneannen aldı beni eve getirdi yıkadı giydirdi yedirdi yatırdı. Ne biriyle konuşabiliyor ne hareket edebiliyordum.Kendi sesimi, duyamaz olmuş kafamdan binlerce senaryo geçiyordu. Baban yola çıkmıştı bile.

Ne yapacaktım nasıl yapacaktım…

Eve geldiğimizde biraz daha rahatlamıştım. En başta sakin olmam gerekiyordu hamileliğin başında bu durumu yaşayanlar vardı. Bizim 11 haftamız daha vardı. En önemli olan kilo alacağın ciğerlerinin gelişeceği…

Sen bana kendini hatırlattın bende varım dedim, seni kaybetme korkusunu yaşattın bana.

Düşünceler içindeyken seni nasıl sevdiğimi gösterdin bana ben bilmezken.

Senin için direnme mi savaşma mı söyledin bana.

Anneliğe başla düşün beni dedin.

Bende anladım annecim merak etme.

Şimdi dinleneceğiz beraber, korkulu düşler değil güzel anıları hayal ederek. Seni bekleyerek.

Acele etme ama sen, ben seni bekliyor olacağım…

Annen…

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 26. Hafta

Standard

ANNESİNİZ VE HAMİLESİNİZ PEKİ HAYAT NASIL?(26.HAFTA)

11796260_970730996313153_1831708834558549963_n

Bazen aileler çocuklarından daha çok korkar.Bizim tuvalet eğitiminde olduğu gibi.Başta amacımız sadece denemeydi açıkçası İlkimnaz’ın bu kadar alışacağını düşünmemiştim.Hep korkmuştum ya yanlış zaman ya geri teperse diye.Tabi daha 26 aylık onunda çekincesi vardı.Ama kızım beklenenden fazlasını yaptı ve biz tuvalet eğitimini bir haftada tamamladık.

Bu işin tabi güzel kısmı.Hamileyim,kocaman karnımla her an al kucağına kaldır iki dakikada bir başında beklerken ağrısın belin, otur yere bu sefer kalkarken zorlan,sıcaklar desen oturduğum yerde terliyorum saniyede duştayım yada denizde…

Kimse işin bu tarafını görmüyor tabi.Tamam hamilesin eyvallah ama bir evin bir eşin birde kızın var hayat devam ediyor ve sen sırf hamilesin diye bunları ihmal edemezsin. İlkimnaz’ı kucağımda sokakta yürürken çok taşıyamıyorum ama her bana gelip al dediğinde alıyorum. Bu örneklerden sadece biri. İki gündür hava berbat sıcak İlkimnaz’ında düzeni kaydı ne uyku ne yemek ne mutluluk her şeye isyan eden bir bebe oldu çıktı tabi benimde sinirlerim gergin zaten sıcak.Hakkını yemem asla eşim her konuda destek bana isyan geldiği an İlkimnaz’ı alıp götürür o kucaklar tuvalete taşır yıkar boş ver bugünde tost yapalım der….En büyük destekçim.Bu sıcak günlerde yıllık izinde olması da süper akşamüstü pır denize koşuyoruz ailecek.Serinlemek herkese iyi geliyor.

Bu arada ülke karışık her gün şehit haberleri,ekonominin belirsiz gidişatı,kurulamayan koalisyon…Babamızı da izinden çağırdılar ben bütün gün ağladım durdum.Bin tane senaryo kurdum kafamda ki bunların hepsi ne yazık ki yaşanan olaylar.Asker eşi olarak her an korkuyla burun burunasın ve annesin çocukların için endişelisin. Bugünde birşey olmadı deyip ekranda gördüğün aileler için üzülüyorsun.Keyfimiz pek yok ne yazık ki bekliyoruz belirsizlikler içinde ülkede….

11745344_970220843030835_6359170934784672187_n

Normalde 37 olan ayaklarım o kadar şişti ki ne yazık ki 39-40 arası terlik giyiyorum. Bileklerimle beraber ayaklarım boğum boğum.Test sonuçlarında bir anormallik yok çok ayakta durmaktan ve ayaklarımı otururken yada yatarken yükseğe koymamaktan sebep.

Midem mi onun yanması zaten artık rutin olan bir şey az ve sık yemek ekşili asitli acılı yememeye çalışmak çok fazla öne eğilmemek ve rennie çözümü onunda.

Yanı sonuç olarak her şeyin nedeni ve çaresi var siz yeter ki yapmak için zaman yaratın.

Öniz İşbilen

Aras Okullu Oldu!

Standard

IMG-20150722-WA0001

Aras doğduktan sonra onun tüm bakımını kendim üstlenmek istediğim için, en azından biraz kendini bilene kadar iş hayatını hiç düşünmemiştim.

18 Eylül 2014’te gittiğimiz pedagog bize “2,5 yaşına gelince uygun bir kreşe verebilirsiniz” demişti. Ben o günden sonra “Aras 30 aylık olunca işe başlayacağım” diye içimden geçiriyordum. Nitekim de öyle oldu.

30 aylık olmasına rağmen hala cümle kuramayan, konuşamadığı için oldukça sinirli olan bir çocuk Aras. Hem işe başlamak isteğimin olması, hemde daha sonra ilk nedenin Aras’ın daha sosyal bir çocuk olmasını istememiz nedeniyle kreşe vermeye karar verdik. Yaşıtlarıyla birlikte daha iyi vakit geçireceğini, bir şeyler öğreneceğini biliyorduk. Kreşin Aras için yararlı olacağını biliyorduk.

Alışma süresi mi!

Ben iş bulmuştum, ardından içimize sinen bir okul da bulduğumuza göre geriye sadece yeni hayatımıza alışma süreci kalmıştı. Hiç ayrılmamış anne-oğul olarak bunu çok zor olacağının farkındaydım ama her şeyin benim elimde olacağının da bilincindeydim (ama olamadım) ah o annelik duygusu yok mu?

IMG-20150504-WA0002

Ben bazı işlerim yüzünden işe Salı günü başlayacaktım fakat Aras’ın Pazartesi günü okulda ilk günüydü. Sabah hazırlanıp çıktık, okula vardığımızda benden hiç ayrılmak istemedi, 1 saat kadar yanında bekledim, oyun oynarken gözü sürekli üstümdeydi. Kahvaltı zamanı geldiğinde bırakın kahvaltı yapmayı masada bile oturmadı. Tekrar oyuna daldığında ise hemen kaçmıştım 🙂

Gün içinde sık sık arayıp bilgi alıyordum zaman zaman ağladığını, kapıyı gösterdiğini, sürekli camdan baktığını, yemek yemediğini söylüyorlardı. Akşam almaya gittiğimde beni görür görmez bastı feryadı, kucağıma geldi ama hiç yüzüme bakmıyordu, küsmüştü benimle 😦 eve geldikten 2 saat sonra normale döndü ve kucağımda uyudu. O gece boyunca onu bırakacağım korkusuyla benden hiç ayrılmak istemedi hatta gece birlikte uyuduk.

Ertesi sabah hem ilk iş günüm nedeniyle hem de Aras’ın dünkü halinden sonra onu tekrar bırakacağım için inanılmaz bir stres ve sinir içindeydim. Çalışma hayatımda 3 senelik bir boşluk, yeni insanlar, yeni ortam ve tam gün oğlumdan ayrı kalmak kulağa hiç hoş bir durummuş gibi gelmiyordu. Arabaya bindik, ben dokunsalar ağlayacak gibiyim, konuşmak bile geçmiyor içimden. Yol yaklaştıkça daha da artıyordu bu duygularım ve sonunda tutamadım kendimi başladım ağlamaya 😦 Belki de Aras alışmıştı, ağlamayacaktı ama ben işleri yokuşa sürüyordum. Engel olamıyordum bu duyguma. Oğlumu okula bırakmak bana ceza gibi geliyordu. Ağlaya ağlaya vardık okul kapısına. Aras zaten okulun sokağına girince anlayıp basıyordu çığlığı. Bırakırken ki o öpüşleri, kucağıma yatışları içime işliyordu.Bildiğim tek bir şey vardı her şey onun içindi, geleceği için! Gün boyu devam etti hüzünlü halim akşamı iple çekiyordum. Almaya gittiğimizde beni görünce yine ağlamaya başladı kızar gibi.

2.günü de bu şekilde atlatmıştık.

Sıra 3.güne gelmişti. Bırakırken ağlaması devam ediyordu fakat gün içinde öğretmenleriyle görüştüğümde ilk güne göre daha az ağladığını ve yemeğini yediği bilgisini alıyordum. Yemeğini yemesi bile büyük bir şeydi benim için.

IMG-20150611-WA0011

Günler geçtikçe ben işime, Aras okuluna alışmıştı. Artık sabahları daha az ağlıyor, gün içinde uyumsuzluk yapmıyor, yemeklerini düzenli yiyor. Hatta evde peynir ve taze fasulye yemeyen Aras okulda bir güzel beyaz peynir ve taze fasulye yiyor 🙂 (aman maşallah diyelim) 🙂

Kreşin Aras’a faydalarına gelirsek; okulda ki düzene alışmış olacak ki artık mama sandalyesi yerine bizim gibi sandalyeye oturmak istiyor, kendi yemeğini kendi yiyor- yemeye çalışıyor da diyebiliriz. “baba” kelimesini hiç duymamıştık ağzından 1 haftadır çok anlaşılır bir şekilde “baba” diyor ve eşim (murat) inanılmaz mutlu 🙂

Yavaş yavaş kreşin faydalarını görmeye başladık diyebiliriz kısacası.

IMG-20150504-WA0008

İşe başladıktan sonra alışma sürecini ve Aras’tan ayrı kalma sürecini saymazsak kendime geldiğimi ve sosyalleştiği mi hissediyorum. Hem ev hem iş yorulsam da ve ev taşıma nedeniyle henüz bir sisteme ayak uyduramasam da, bu döneminde geçeceğini, her şeyin çok daha güzel olacağını biliyorum.

IMG-20150601-WA0003

Eğer çocuğunuzun yaşı uygunsa ve uygun okulu bulduğunuza inanıyorsanız çocukların erken yaşta okula başlamaları temelden eğitim almaları, ilkokula başlamalarında büyük kolaylık sağlıyor. Kreşe veya anaokuluna gitmemiş bir çocuk ilkokula başladığında hemen adapte olamazken, temelden eğitim alan ve kreş yada anaokulu eğitimi almış çocuğun ilkokula adapte olması çok daha kolay oluyor.

Bu hayatta ne yaparsak yapalım her şey çocuklarımız için…

Mutlu anneler, mutlu çocuklar…

Seval Aksu Demir

Anne Ansiklopedisi

Öniz’in Gebelik Günlüğü 17. Hafta

Standard

BİR TATİL, BİR EV BİR DE CİNSİYET MUAMMASI (17.HAFTA)

1610941_932998100086443_639154152831620528_n

Uzanmışım şezlonga şemsiyenin altındayım önümde kızım ve eşim kumdan kaleler yapıyorlar. Denizden esen hafif esinti kulağımda en sevdiğim müzik. Sıcak basınca hafif serin denize dalıp cafeye gidip meyve suyumu yudumluyorum. Sonra kızım ve eşim denize giriyorlar. Kızımın kahkahaları geliyor kulağıma, yüzümde kocaman bir tebessüm beliriyor. İşte ana hatlarıyla böyle bir tatildi bizimkisi. Havalar çok sıcak olmadığı için çok bunalmadım. Deniz hafif serindi. Kumsal tıklım tıklım değildi. Güzeldi tatilimiz yanmadım eski günlerime göre kavrulmadım sıcakta, bronz değil tenim alkollü içeceğim serinletmedi beni ama yinede bir hamile için geçirilebilecek iyi bir tatildi.

10440979_933926113326975_4961632616315838387_n

Sevmiştik biz burayı. Annemler zaten ev almıştı bahçeli kocaman bir ev. Denize yakın doğal ortamdı. İlkimnaz sevmişti en önemlisi. Tavukları kuzuları inekleri yakından gördü sevdi. Yumurtasını kendi gidip aldı.Büyük şehirdeki parklardaki gibi kumu mumla aramadık çöpten gözükmeyen yerler yoktu. Pazarı tazecik ti köylü teyzeler ablalar satıyordu. Tezgaha yaklaşmadan alıyordun kokusunu. Organik ürünler buradaydı işte. İlkimnaz kardeşi olacağı için okul kreş fikrini ertelemiştik zaten. Miniğimizde gelince zamanımızın çoğu evde geçecekti. Şimdi ki evimizde ilkimnaz’a hamileyken taşınmıştım onun için. Bu evimizde miniğimiz için olacaktı. Bizim için neyse idi ama babamızın her gün işe gitme zorunluluğu kafamızı karıştırıyordu ama burada kaldıkça sevdik burayı. Çarsıda gezerken bir ev çarptı gözümüze tam çarşının ortasında sıfır bina, ikinci kat, balkonlu güzel dedik hadi bir bakalım. İçeri girer girmez kocaman salonu göz doldurdu. Şimdi ki evimizde iki kişi  yürüyemezdi. Evi gezdik beğendik. Bir süre sonra baktık ki ev bizimdi. İşte miniğimiz kısmetiyle gelmişti. Şimdi önümüzde hiç yoktan bir taşınma telaşı olacak 1 aylık zamanımız var. Çok ağırlaşmadan taşınacağız. Miniğimizin odası burada hazırlanacak.

Tatil bitmişti sonunda doktor günüm gelip çatmıştı. Bu sefer terk gidecektim doktora. Hem üçlü tarama testi sonucum hem de cinsiyetini artık öğrenecektim sonunda. Sonucumu alıp gittim doktoruma şükürler olsun ki ikili tarama testim gibi bu da gayet iyi çıkmıştı. Sıra gelmişti ultrasona o da bende heyecanlıydık. Ama tabi ki unuttuğumuz en önemli konu miniğimiz hazır mıydı? Tabii ki koca bir hayır olduğunu ben üç saat içinde anlayacaktım. Doktorum baktı ama “Öniz bu pozisyon uygun değil dedi. Benim miniğim ayağını poposunun altına almış göstermem de göstermem diyordu. Doktorum “tamam sen git bir şeyler ye dolaş yarım saat sonra tekrar bakarız” dedi. Ben çıktım tabi biraz bozulmuştum. Gittim karşıdaki cafeye oturdum. Bir şeyler yedim içtim. Tekrar doktoruma gittim yine sonuç aynıydı pozisyonu değişmemişti. Bu seferde çikolata ye dedi. Ben sıkılmıştım. Niye böyle olmuştu ki. Kızım 15 haftada gayet kötü bir ultrasonda göstermişti oysa ki şimdi 18 haftada hala göremiyorduk. Tamam dedim şimdi göreceğim tekrar üçüncü kere baktığımızda aynı pozisyonda uyuyordu. Sanki bana uğraşma hiç göstermeyeceğim der gibiydi.

Doktoruma bakıyordum o da bende meraktaydık biraz daha uğraştı ve ben erkek artık kız olursa şansımıza dedi ve gülümsedi. Neden peki bu kez bu kadar uğraşmıştık ve net olarak bir sonuç bulamadık. En önemli olan şey pozisyondu bebeğim küçük olduğu için ve ayağı olduğu için net olarak ayırt etmemizi zorlaştırdı.O gördüğümüz ya pipiydi ya da ayak parmağı böyle işte.

Bende artık kararımı vermiştim öğrenmeyecektim. Hep özenmişimdir, doğum anında öğrenen çiftlere. Tabii ki eşim pek sıcak bakmadı bu fikre onlar öbür ay 4 boyutlu ultrasonda öğrenecekler ama ben öğrenmekten vazgeçtim. Erkek olarak kalsın artık bende ne diyelim.

Şimdi önümde taşınma toplanma telaşı var. Bir hamile ve anne nasıl taşınır? nasıl toplanır?  4 boyutlu ultrasonda bebeğimin tipi yüzü, sonrasında iki bebekli bir oda hazırlama telaşı olacak şimdilik görüşmek üzere…

10690122_933524963367090_6978113566589852056_n

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 16. Hafta

Standard

11264895_931136953605891_6728345345172952260_n (1)

ACABA NEDİR NEDİR?(16.HAFTA)

Hamileliğin en heyecanlı anlarıdır aslında hepimiz için.Totemler yapılır, tahminler yürütülür, göbişe bakıp yorumlanır…

Cinsiyet sorusu tabii ki herkesin içinden geçen istediği vardır. Kızı olan erkek, erkek evladı olan kız bebek ister genelde.

Benim de gönlümden geçen var tabii ki herkes gibi.

Gün gelip çattı heyecanım tavan yaptı. Sabah fotoğraf paylaştım sosyal medyadan sonra çalan telefonlar neymiş neymiş mesajları… Ama doktor kontrolümüze daha saatler vardı. Benim aksime herkes aynı şeyi söylüyordu emindi .

Eşim eve geldi toparlanıp çıktık yola. Doktorumuz rutin kontrollerine başladı kilo kontrolü ve tansiyon ölçümü. Bir kilo daha vermiştim ne mutlu bana.

Şimdi miniğimizi görme vaktiydi .Her zaman ki gibi boyunu kilosunu ellerini ayaklarını yüzünü inceledik beraber. Kalp atışlarını dinledik. Sanki bu kontroller hiç bitmeyecekmiş gibi geldi sanırım bende heyecanlanmıştım. Bekliyordum ağzından ne çıkacak diye gözlerimi kırpmadan bakıyordum ekrana.

İşte dedi doktorumuz testisleri ve pipisi. Ben hala bakıyordum ekrana görmüş müydüm neydi onlar. “Gördün mü” dedi “ben daha önce ultrasonda hiç erkek bebek görmedim anlamadım ki dedim” gayet normal bir şekilde. “Emin misiniz” dedim iddialar büyük o zaman daha da inceledi. Miniğimde sanki hissetmiş gibi durmuyordu hiç erkek gibi ama haftaya tekrar bakalım emin olalım dedi. Öyle söyleyince ben yine durdum. Sevinemedim sanki haftaya kız diyecekmiş gibi hissediyorum. Ne zaman tamam erkek dediğinde ben ancak öyle emin olacağım sanırım yani bir hafta daha sabır….

11269490_931875450198708_5104336439424087944_n

Bu hafta siz bu yazıyı okurken ben tatilde olacağım malum hamileliğim yaza denk geldi ve neler yapacağımı pek bilmiyorum. Bu konuda soracak sorularım varken o başlamıştı bile anlatmaya.

Denize girmek yüzmek benim için çok iyiymiş. Ama güneş kremimi sürüp denize girip çıkıp duşumu alıp gölgede oturacakmışım. Şimdi oldu mu bu. Sezonu açar açmaz güneşlenen bronz tenime bayılıp krem sürmeden saatlerce güneş altında resmen kavrulan benim için hiç iyi değildi.

Ama ne yapalım doktorumuz ne derse o.

Ayrıca bu hafta yine kan ve idrar testlerimiz vardı. AFP adı verilen bir test için. Hamileliğin 16-20 haftaları arasında anne karnındaki AFP düzeyinin değerlendirilmesindeki amaç bebekte olabilecek bazı hastalıkları taramaktır. Bu hastalıklar aşağıda AFP yüksekliğinin nedenleri şeklinde sıralanmıştır. AFP’nin yüksek saptanması bebekte kesin olarak bu hastalıklardan birisinin olduğunu göstermez ancak bu konuda araştırma yapılması için uyarı vermiş olur. Bebekte hastalık var mı kesin olarak belirlemek için ultrason ve bazı diğer tetkikler yapılır.

Şimdi benim için tatil zamanı. Haftaya bir hamilenin tatilinin nasıl geçtiğini ve umarım kesin cinsiyet belirmesiyle yazım blogta…

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 14. ve 15. Haftalar

Standard

11205013_927410313978555_3396149519377726836_n

DÜĞÜN DERNEK ZAMANI (14.HAFTA)

Geçen hafta doğum günü telaşındayken bu haftada düğün telaşındayız. Sevgili kuzenim evleniyor. Kızların doğdukları gün bellidir gidecekleri aslında, sadece kızlar için değil erkekler içinde konu aynı bir gün evden çıkıp kendi yuvalarını açma.

Böyle olaylar bana hep bir gün kızımında yaşayacağı zamanları düşündürür biraz hüzünlenir çokça sevinirim. Çünkü gelinler ve damatlar o kapıdan hep mutlu ayrılır.

Hayaller, umutlar da anneliğe dahil.

Cuma günü kınamız vardı. İlkimnazı babasına bıraktım. Zaten erken yatacağı için sorun olmadı. Bende özgürlüğün tadını çıkardım pistten inmedim 🙂 Ne kadar olsa çocuklu olunca her an onun peşinde koşturmayla geçiyor. Her şey gayet iyiydi.

10857729_927566390629614_1090102855481210728_n (1)

Sırada Pazar günü düğün vardı. Tabi ki tam kadro gideceğimiz için bir araba sadece İlkimnaz’ın kıyafeti,hırkası, ayakkabısı falan…Çok düşünmüştüm düğüne ne giyeceğim diye normalden biraz daha büyük göbeğim için olan kıyafetlerimden çoğundan çıkıyordu. Ama sonra döndüm dedim ki “ben zaten hamileyim bunda saklayacak ne var”. Bu göbişin çıkması normal. Tabı siz benim bu kadar net yazdığıma bakmayın üç gün eşimle evdeki ve çevredekilerin bütün abiyeleri denendi her seferinde bu dar, bunda çok çıktı ne şişmişim, otur ağla bölümüyle geçti. Sonunda eşim cinnet geçirmeden atlattık.

O düğünlerde  bekarken hep “çocuklarınızı pistten alın” cümlesine sinir olurdum oysa ki şimdi benim için geçerliydi. Tüm aile ilkimnaz’ın peşinde koşturdu. Tam gidecekken kucakta uyuyakalan bir bebeyle sağ salim hasarsız atlattık. Kızımızı verdik ve gayet mutluydu.

Herkes bana “nasılsın, nasıl gidiyor hamilelik” dedikçe bende İlkimnaz’dan pek fırsat kalmıyor dedim. Gerçekten de öyleydi. Günün koşuşturması içinde oturduğum anlar fırsat buldum miniğime daha hareketlerini de hissetmediğim için rahattık biz bu hafta.

Pazar günü anneler günüydü ayrıca bizim küçük ailemiz hep birlikte güzel bir kahvaltı ettik açık havada. Kızım yanımda miniğim karnımdayken anneler gününü kutladım. Seneye üçümüz beraber inşallah.

FARK ETTİM Kİ YORULMUŞUM (15.HAFTA)

11026132_925684410817812_1903457309759140781_n

Genel de çok yorulmam. Yorulup ta “ayyy hamileyim yatayım” demem ama bu iki haftanın ardından sabah olup her şey bitince baktım ki yataktan kalkasım yok. Ben fark etmeden baya yorulmuşum. Vücutta işler güçler bitti diye salmış kendini.

Doktorum hep yavaş dinlene dinlene yap derken ben hep aman bitsin hallolsun deyip molasız soluk soluğa bitireyim işleri sonra tabi pert. Bu benim alışkanlığım, yapacak işim orada beni beklerken ben bir dinleneyim demem, diyemem açıkçası içim içimi yer.

Bu hafta bol bol dinlendim ev temiz yapılacak iş yok akşama bir tek yemek derdi. Biz İzmir’de baharı çok yaşamayız hemen yaz gelir tüm sıcaklığıyla. Bir kaç kere zorunda kaldığımız için yakın mesafedeki markete gitme gafletine düştük İlkimnaz’la saatte 4 falan yandık kavrulduk dedik biz evde iyiyiz. Ohhh serin serin.

11038390_916030678449852_8346790157608421402_n

Havalar sıcak iyice buda bir insanın ve bir hamilenin daha çok su içme ihtiyacını getiriyor. Bende tabii bol bol içiyorum. Tabii yazın sevdiğim yönlerinden biri de meyve. Bollaşıyor bende yaz meyvelerini çok seviyorum. Erik,,kiraz,çilek,karpuz… Pazara çıkıyoruz her hafta taze taze alıyorum hepsinden, hem kızım yesin hem ben. Öğlenleri karpuz peynir ekmek ohhh mis. Bol Bol su ve meyve takviye yapıyorum bu aralar.

Bu hafta artık İlkımnaz da kardeş fikrini benimsedi. Bütün kontrollerimize hep birlikte gidiyoruz. Bu yüzden bu hafta sabah kulelerinden birini aldı karnımı açtı üzerinde gezdirdi. Doktorumuz da bu konuda çok hassas. Ona her seferinde kardeşi olacağını, gelip kardeşinin kalp sesini dinletiyor “bak abla abla diyor” diyor, “bak kardeşin burada bu gözü” diye anlatıyor tek tek tabii ki uzman olmadığım için onun ne kadar anladığını neler hissettiğini bilmiyorum. Umarım ilerleyen zamanlarda da bu şekilde devam eder. Tatilleri bitirip miniğimizin cinsiyetini de öğrenip artık yavaş yavaş hazırlıklara başlayacağız. Belki bir taşınma olacak. Miniğimizin odası ve kıyafetleri hazırlanacak.

Haftaya eşim yıllık izne çıkıyor. Annemin yanına ürkmeze gideceğiz. Deniz yanı. Tabii doktor kontrolümüzde var. Miniğimizin cinsiyeti hakkında bir fikrimiz olacak artık.

Ve deniz, güneş benim için nelere dikkat etmem gerek onları öğrenip tatile çıkacağım…

Öniz İşbilen

İkinci Çocuk Sorunsalı

Standard

hamile_bebek_ikinci_cocuk

Evlendikten sonra ilk çocuğu yapmaya karar vermek benim için çok kolaydı. Evlendikten sonra her şey normale dönünce insan hayatında bir eksiklik hissediyor. Birbirini seven iki kişi evleniyor, erkek her sabah işe gidiyor, kadın eğer çalışmıyorsa tüm gün evde televizyon başında vakit öldürüyor ve temizlik yapıp kocasının gelmesini bekliyor. Koca işten gelince kısa süreli bir sohbet, yemek faslı, yemekten sonra televizyon izlemeye devam…

Hayatın monotonluğundan kurtulmak için çocuk yapmaya karar veriyoruz, bu bir gerçek. Çocuk bir nimettir ve bir eve neşe katan tek varlık…

“Hayatımızda bir şey eksik” diyorsanız ve eğer çok gezen, çok sosyal bir çift değilseniz, hayatı zevkli hale getirmenin tek yolu —doğumdan sonraki 40 günü saymazsak—çocuk sahibi olmaktır.

Karar verildi. Aşkı pekiştirecek, eve neşe katacak minik artık gelmeliydi… Böylelikle ilk çocuk, biraz heves, biraz özlem, biraz da hayatı renklendirmek amacıyla çiftlerin ortak kararıyla dünyaya getirildi.

176868555-thinkstock-hamile-anne-ikinci-cocuk

Gelelim ikinci çocuk sorunsalına…

İlk çocuk ne denli bir merakla yapılmaya karar veriliyorsa, ikinci çocuk kararı da öyle alınıyor diye düşünüyorum. İlk kez çocuk sahibi olan bir ebeveyn bir anda yeni bir hayata başlıyor ve tecrübesizlik nedeniyle çocuğunu büyütmenin tadını çıkaramıyor. İşin içinde bir de bebek özlemi var tabii; yukarıda da bahsettiğim gibi ilk bebeğin heyecanını ve mutluluğunu nasıl büyüteceğim korkusuyla doya doya yaşayamayan aileler ikinci çocuğa bu sebeplerden dolayı karar veriyor…

Değişmeyen tek şey ise şu ki, ilk çocuk da olsa ikinci çocuk da olsa sevgileri hep aynı kalıyor. Ne birini diğerinden fazla ne de diğerini birinden az seviyorsunuz. Özlemini çeken, evlat hasretiyle yanıp tutuşan herkesin bu duyguyu yaşaması dileğiyle…

Sevgiler!

Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’den Helikopter Ebeveyn Nedir?

Standard

nocanvas_anne-babalarin-okul-oncesi-cocuklarla-ilgili-yaptigi-8-hata

Helikopter Anne-Babalar; çocuğun başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, çocuğun her şeyine yetişmeye çalışan, çocuğun hayatına ve kişiliğine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalardır. Bu anne babalar, eğitimli orta sınıf ailelerden gelir ve çocuktan akademik beklentileri çok yüksektir.

Son yıllarda bu terimden çokça söz edilmekte ve bir psikolojik, sosyolojik sorun olarak ele alınmaktadır. Helikopter Anne-Babalar Türkiye’de çok yaygındır.

Helikopter anne babalar, çocuklarının başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, her şeylerine yetişmeye çalışan, hayatlarına ve kişiliklerine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalar olarak tanımlanmaktadır.

Günümüzde “helikopter aileler”, çocuklarının eğitim, sosyal ve özel hayatlarını çok yakından takip eden, çocuklarının üstlenmesi gereken sorumlulukları büyük bir hevesle üstlenen, her sorununu onlar adına çözmekten mutluluk duyan aileler olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Helikopter anne babalar”, çocuklarının ödevlerini, projelerini yapıyor, yetiştiremedikleri zaman telaşlanıyor, çocukları düşük notlar aldıklarında bu konuyu öğretmenleri ile konuşabiliyorlar. Helikopter aileler, iyi niyetle yardımcı olmaya çalışsa da aslında çocuklarının yetersiz olduğu, kendi sorumluluklarını yerine getiremedikleri mesajını veriyorlar ve tüm bu nedenlerle de çocuklarına yardım ediyorlar.

Helikopter anne babalar çocuklarının bireyselliğinin gelişmesini kendilerine tehdit görürler ve onlara bağımlı olması için elinden geleni yaparlar. Çocuklarının bağımsız kendi kendine yeten bir birey olmasını tehdit için gördükleri için çocukların değişim, gelişim çabalarına engel oluyor ve kendilerine bağımlı olmaya zorluyorlar. Tabi buda çocuğun kendine yetemeyen, değersiz, güvenilmez biri olmasına neden olduğu gibi kimlik gelişimlerini de olumsuz etkiliyor

Aşırıcı korumacı çevrede büyüyen, her sorunu anne babası tarafından çözülen, kendi kararlarını kendi alamayan yani helikopter anne baba ile büyüyen çocuklarda bazı tipik özellikler görülmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz

  • Şişirilmiş bir egoya sahip
  • Düşük öz saygı ve yeterlilik duygusu
  • Bastırılmış kişilik
  • Sağduyudan yoksun
  • Karar vermekte zorlanan
  • Problem çözme becerisi gelişmemiş
  • Daha iyiyi yapma ve çabalama isteği düşük
  • Çok güçlü aile bağına sahip ve aileye bağımlı

Bunlar bu çocukların sadece en belirgin özellikleri bu liste daha artırılabilinir. Çünkü aşırı koruyucu anne baba olmak, çocuğun normal gelişimine müdahale eden bir yaklaşımdır. Dolayısıyla çocukta normal olmayacaktır. Birçok becerileri eksik, psikolojik problemler yaşamaya yatkın, iş ve özel hayatında problemler ve başarısızlıklar yaşayan bir yetişkin olacaktır.

Helikopter anne babalar şunu unutmamalıdır. Sonsuza dek çocuklarının yanında olamazlar. Çocuklarının kendilerine bağlı ve bağımlı yaşaması aslında çocuklarına yaptıkları çok büyük bir kötülüktür. Bu şekilde büyüyen çocuk hiçbir zaman bağımsızlaşamaz, kendi sorunlarını çözemez, karşılaştığı sorunlarda hep başkalarını suçlar ve kolay çıkış yolları arar.

Şimdinin çocuklarının geleceğin yetişkinleri olduğunu düşündüğümüzde aslında gelecek adına da çok büyük bir hatadır çocukları bu şekilde büyütmek. Helikopter anne baba ile büyüyen çocuklar hep çocuk kalmayacaklar, ergenlik, yetişkinlik, iş yaşamı, evlilik gibi pek çok süreç onları bekliyor.

Çocukları bağımsız bırakmak ve sorun çözme becerilerin gelişmesine katkı sağlamak onların gelişimi için atılacak önemli bir adımdır…

Emine Ergün
Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

https://twitter.com/annebabadanisma

Öniz’in Gebelik Günlüğü 7. Hafta

Standard

onizin gebelik gunlugu_7

YATAK VE KLOZET ARASINDA MEKİK DOKUNULAN BİR HAFTA (7.HAFTA)

Merhaba bir haftayı daha geride bıraktık. Gelecek günlerin daha iyi geçmesini ümit ediyorum açıkcası. Bol uykulu kafamın yastıktan ayrılmadığı,her boşlukta uykuya daldığım bir haftaydı benim için. Allah’tan eşimin izni bitmediği için benim kendimi bilmeden, gözümü açamadığım uzun saatlerde o ayaktaydı. Davetler kaçırdım, telefonlar cevapsız kaldı, söz verdiğim ve unuttuğum planlarım oldu.

Gelelim midemin durumuna. Sormayın aa dostlar… Öncelikle bir hafta boyunca sadece bir gün falan karnım toktu. Bütün kokuları ayırt ediyorum ve bu benim midemi mahvediyor. Hiçbir şey yiyemiyorum. Midemin sakinleştiği anlarda iki lokma ancak yiyebiliyorum. Tabiki az sonra sonum tuvalet. Midemde bir şey olmadığı için başlıyorum öğürmeye. Kusmaktan daha beter.

Canımın çektiği bir şeyler olsa da yesem diyorum ama nerde… En sevdiğim şeylerden bile hoşlanmaz oldum.
Tabii ki ben bütün bunları yaşarken hayat devam ediyor. Benim bir kızım var. “Anneciğim midem bulanıyor bugün sende bir şeyler yeme” diyemeyiz. Sabah omlet öğlen çorba akşam yemek. Eşim konusunda şanslıyım. Öyle 4 çeşit yemek olsun ütüm olsun evim hergün bal dök yala olsun demedi hiçbir zaman. Ama zaten az ve zor yiyen bir kızım olduğu için yemek bizde şart. Midemin iyi olduğunu hissettiğim an evin bütün camlarını açıp burnuma kolonya sarıp başlıyorum yapmaya. Yedirirken de ağzımdan nefes alma konusunda gayet başarılı olmaya başladım .

Karnım şişmekte ne kadar daha iki ay olsada içimin dar olması ve ikinci hamilelik olduğu için biraz daha şişiyorum. Sanırım bu ayın sonunda hamile reyonu beni bekler.

Bu hafta çok şey düşünmeye başladım uykuya dalmadan yeni bebek, yeni düzen, kızım, eşim, ev, dekorasyon… Bu listeler planlar uzayıp gidiyor yapılacak o kadar çok şey varki… Hepsi yeni heyecan benim için. İki yılda bile o kadar çok şey değişiyor ki. Tecrübeyle sabit oyuncaklar, kıyafet seçimleri, araba falan bunların hepsi en azından fikrim var. Alıp kullanmadığımız birçok şey oldu en azından bunları bir kez daha almayacağım buda ikinci hamileliğin avantajı.

En önemli konulardan biri de bizim için kardeş fikrini ilkimnaz ‘a anlatmak. Bunun ne zaman, nasıl ve ne şekilde olacağı hakkında uzun araştırmalar yaptık. Dostlarımıza, bu konuda bilgisi olan tanıdıklara ve psıkolag a danıstık ve bize en uygun gelen kararı verdik. Bu haftanın sonunda ilkimnaz’a yavaştan babası ve ben konuşmaya anlatmaya başlayacağız ilerleyen zamanlarda onun tepkisiyle devam edeceğiz bu yola bakalım neler olacak…

537046_10151541345059255_1253059734_n

Öniz İşbilen