Category Archives: Sosyal Yaşam

Bir Komşusu Olmalı İnsanın

Standard

dostlukhikayesi13

Çok geç tanıdığım ve geç olsa da hayatıma ”iyi ki” girdi dediğim bir komşum değil ablam var benim.

Daha tanışalı 1 sene bile olmadı ama o benim öz ablam gibi. 3 çocuğu olan 33 yaşında Elif. Yaşımın ondan küçük olması, 1 tane çocuğumun olması benden uzak durmasına sebep olmuş. Bir vesileyle başladı bizim komşuluğumuz.

Site ortamında zordur komşu edinmek. Dedikodusu bol olur, çekememezliği  ise had safhada. Kapı komşusu insanın en yakınıdır aileden bile. Çünkü başın zora düştüğünde koşabilecek en yakın kişidir. Güvenmekte çok önemli yeri gelir evini emanet edersin, yeri gelir çocuğunu.

Ben komşuma çok güvendim, Aras’ ı gözüm kapalı bırakıp gitmişliğim çoktur, çünkü biliyorum ki kendi çocuklarından daha çok koruyup kollayacak. Aras’ın da cici annesi bu arada 🙂

Şu sıralar telaşlı günler yaşıyorum. Taşınıyorum!!! Gözümde çok büyüttüğüm eşya toplama problemi, aslında problem değilmiş. Her şeyi tek tek yıkayıp, ütüleyip, paketledik komşum sayesinde. Takdir edersiniz ki hem küçük bir çocukla ilgilenip, hem eşya toplamak sanıldığı gibi kolay değil. Yeri geldi kendi işini bıraktı bana koştu ona buradan çok teşekkür ederim.

Hüzünde var tabii, komşumdan çok ablamdan ayrılmak üzmüyor değil. Yeni gideceğim yerde böylesi bulunur mu? bulunsa bile güvenilir mi? Peki ya Elif ablamla dostluğumuz baki kalır mı?

Ayrılmaya son 5 gün. Yan yanayken bunu hiç hatırlamıyoruz ama veda anı her akılda.

”Ne var canım yine görüşürsünüz ne kadar büyüttünüz” cümlesini duyar gibiyim. Öyle kolay değil ne yazık ki. Aramızda uzun mesafe var, çocuklarla dışarı çıkmanın ne kadar zor olduğu malum… Ayda 1 kere görüşme sözü verdik umarım her şey istediğimiz gibi olur…

Atalarımız boşuna dememiş ”Ev alma komşu al” diye.

 

Bu arada taşınma, yerleşme gibi işlerim dolayısıyla  uzun bir süre blog yazmaya zaman ayıramayacağım. Yeni bir semtte, yeni birde evde yaşamaya alıştıktan sonra tekrar görüşmek dileğiyle.

 

644675_443672529051245_1653983913_n

 

Sevgiyle Kalın

Anne Ansiklopedisi

Başlıksız….

Standard

Ufacık bir beden, kocaman tabut… Ölüm herkesin başına gelebilir ancak bu bir evlat olunca kelimeler boğazda düğümleniyor…

Günlerdir ne çok minik bedeni verdik toprağa, ne çok anne-baba kahroldu. Bende bir anneyim, oğluma yeri geliyor kızıyorum, sesimi yükseltiyorum ama şuan ona bakarken içim titriyor. Ben burada oğluma hayran hayran bakarken kaç evde anne-baba evladım diye feryat ediyor.

Yüreğimi en çok sızlatan vefat haberi ise Blogger bir annenin kızı Ece oldu. Düşünsenize; bütün bir günü onunla güle oynaya geçiriyorsunuz, yemekler yedirip, cıvıl cıvıl sesiyle hayat buluyorsunuz, gece oluyor uyku saati geliyor uyutuyorsunuz ve sabah yavrunuzun cansız bedeniyle uyanıyorsunuz 😦 Hayatta başınıza gelebilecek en en en büyük acı!!! Sapa sağlam evladınızı 1 gün içinde sonsuzluğa uğurluyorsunuz. Şimdi oğluma gece yatmadığında kızdığım için, o kadar çok pişmanım ki. Ona yeri gelip bağırdığım için asla ama asla kendimi affetmeyeceğim.

Rabbim başta Elif hanıma, sonra evlat acısını tatmış olan bütün annelere sabır versin, Allah dayanma gücü versin.

Ece sen şimdi çook uzaklarda bizi görüyorsun, Meleksin sen. Yattığın yer nurla dolsun, ışıklar içinde uyu güzel kız.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun

Standard

Bu ülkede zordur kadın olmak. İtilirsin, dayak yersin, hor görülürsün. Bir işe bir adım atacağın zaman 10 kere düşünmek zorundasın eğer yanlış bir şey yaparsan adın çıkar 9’a inmez 8’e…

Türkiye’de kadına yönelik şiddet üzerine yapılan en kapsamlı araştırma, her üç kadından birinin fiziksel şiddet gördüğünü ve her 10 kadından dokuzunun “Haklı görülebilecek dayak yoktur” şeklinde düşündüğünü ortaya koydu.

Şiddet gören kadınlarımızın istatistikleri şöyle;

*Kendileri tanışıp anlaşarak ailelerinin onayıyla evlenenlerin yüzde 28’i,

*Görücü usulüyle evlenenlerin yüzde 37’si,

*Kendileri tanışıp anlaşarak ancak ailelerinin onayını almadan evlenenlerin yüzde 49’u,

*Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddet gördüğünü söyleyenlerin oranı yüzde 43’ken,

*Yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oran yüzde 12.

Her ne kadar kadınlar çiçektir dense de, ne yazık ki bu her zaman böyle olmuyor. Kadınına sahip çıkan da var tabii ama ya çıkmayanlar? Kadın dilinden anlamak aslında o kadar da zor değil, yeter ki anlamak isteyin. İstisnaları bilmem ama bir kadına kibrit çöpü kadar da olsa bir hediye alsanız eminim o an dünyanın en mutlu insanı oluverir. Ülkemizde bırakın bir adet gülü, bir güler yüz görmeyen o kadar çok kadın var ki, bazen onların yerine kendimi koyuyorum da nasıl katlanabilirdim acaba? Sizde zaman zaman kendinizi onların yerine koyuyor musunuz?

Şuan eminim ki bir çok erkek ”Kadınlar Günüde” neymiş diye söyleniyordur. Kadınlar günü nedir buyrun…

8 Mart 1857 tarihinde ABD‘nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka‘nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin (solda)Rosa Luxemburg ile.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921‘de Moskova‘da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri‘nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler’in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır[3].

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.

** http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Kad%C4%B1nlar_G%C3%BCn%C3%BC alıntıdır…

Kadın olduğum için, haklarımın var olduğunu bildiğim için çok mutluyum. Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun…

Kadına kalkan eller kırılsın diyerek, mutlu kadınların çoğalmasını temenni ederim…

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun…

Sevgiler

Çocuklarda Bayram Neşesi

Standard

Bayramın gelişine en çok çocuklar sevinir. Çünkü hem el öpüp harçlık toplayacaklar hem de yeni giysilere kavuşacaklardır. Havalar sıcak olduğundan bu bayram kızlara askılı elbiseler, erkeklere ise capri üstüne zıt renklerde tişört çok yakışır…

 Bir bayram daha geliyor. Her zaman denir, “bayram önce çocukların sonra yaşlıların” diye. Bayramın gelişine en çok onlar sevinir ve onlar hazırlanır çünkü. Büyükler hatırlanacakları, iki çift laf edecekleri için mutludur, küçükler ise bol bol çikolata yiyecekleri için… Aslında küçükler büyüklere göre daha şanslıdır sevinmek adına. ..

Yaklaşık 8 sene önce bayramı bayram tadında yaşıyorduk,babam hayattayken… Kardeşimle birlikte arefe günlerini iple çekerdik. Ailecek dışarıya çıkar dolaşır, bayramlıklar,şekerler, çikolatalar alır, iftar vaktinde ise yemeğe giderdik… Son iftarımızı yapıp evimize doğru yol alırdık. Kardeşim erkek olduğu için o pek soğuk kanlıdır kız çocukları gibi heyecan yapmazdı ben ise kıyafetlerimi poşetlerinden özenle çıkartıp önce bir giyerdim bayram sabahı nasıl görüneceğim diye dakikalarca aynaya bakardım. Annemin azarları üzerine istemeyerekte olsa kıyafetleri çıkartıp sabahı dört gözle beklerdim giyinip gezmeye gitmek için….

Çok daha öncesinde geleneksel bayram temizlikleri var tabii… 2 gün öncesinden başlanır camlar silinip perdeler yıkanmaya… Arefe gününün gelmesiyle temizlik son bulur ve baklavalar açılır. Kısaca başkadır bayram telaşı. Küçük büyük herkes kendince bir telaş içindedir. Yıllar ilerledikçe geleneklerde tükenmeye başlıyor ne yazık ki…

Benim ailemde bayramların eski tadı ve heyecanı kalmadı babam vefat edeli. Babam hayattayken ailecek akraba ziyaretlerine giderdik şimdi ise babamı mezarında ziyaret ediyoruz  Allah mekanını cennet etsin.

Ailemdeki bayramların eski neşesi kalmasa da artık benimde bir ailem var,bir yuvam var ve birde evladım… Elimden geldiğince oğluma bu gelenekleri daha şimdiden aşılamaya niyetliyiz eşimle. Henüz anlamasada ona bayramlık alışverişine çıktık kıyafetler aldık. Bayram sabahı ailecek kahvaltı yapıp babaanne, dede ve anneannenin elini öpmeye gideceğiz, 2.günü ise dedesini ziyarete gidecek oğlum ilk kez…

Gelenek ve görenekleri yaşatmak unutturmamak kişilerin kendi elindedir. Eski bayramların yerini tutmasada bayramı bayram tadında yaşamak gerek…

Bayramı bayram tadında yaşamanız dileği ile,

Hayırlı Bayramlar…

Sevgiler