Tag Archives: ebeveyn

Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum 🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti 🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu 🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına 🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar 🙂

Reklamlar

Öniz’in Gebelik Günlüğü 14. ve 15. Haftalar

Standard

11205013_927410313978555_3396149519377726836_n

DÜĞÜN DERNEK ZAMANI (14.HAFTA)

Geçen hafta doğum günü telaşındayken bu haftada düğün telaşındayız. Sevgili kuzenim evleniyor. Kızların doğdukları gün bellidir gidecekleri aslında, sadece kızlar için değil erkekler içinde konu aynı bir gün evden çıkıp kendi yuvalarını açma.

Böyle olaylar bana hep bir gün kızımında yaşayacağı zamanları düşündürür biraz hüzünlenir çokça sevinirim. Çünkü gelinler ve damatlar o kapıdan hep mutlu ayrılır.

Hayaller, umutlar da anneliğe dahil.

Cuma günü kınamız vardı. İlkimnazı babasına bıraktım. Zaten erken yatacağı için sorun olmadı. Bende özgürlüğün tadını çıkardım pistten inmedim 🙂 Ne kadar olsa çocuklu olunca her an onun peşinde koşturmayla geçiyor. Her şey gayet iyiydi.

10857729_927566390629614_1090102855481210728_n (1)

Sırada Pazar günü düğün vardı. Tabi ki tam kadro gideceğimiz için bir araba sadece İlkimnaz’ın kıyafeti,hırkası, ayakkabısı falan…Çok düşünmüştüm düğüne ne giyeceğim diye normalden biraz daha büyük göbeğim için olan kıyafetlerimden çoğundan çıkıyordu. Ama sonra döndüm dedim ki “ben zaten hamileyim bunda saklayacak ne var”. Bu göbişin çıkması normal. Tabı siz benim bu kadar net yazdığıma bakmayın üç gün eşimle evdeki ve çevredekilerin bütün abiyeleri denendi her seferinde bu dar, bunda çok çıktı ne şişmişim, otur ağla bölümüyle geçti. Sonunda eşim cinnet geçirmeden atlattık.

O düğünlerde  bekarken hep “çocuklarınızı pistten alın” cümlesine sinir olurdum oysa ki şimdi benim için geçerliydi. Tüm aile ilkimnaz’ın peşinde koşturdu. Tam gidecekken kucakta uyuyakalan bir bebeyle sağ salim hasarsız atlattık. Kızımızı verdik ve gayet mutluydu.

Herkes bana “nasılsın, nasıl gidiyor hamilelik” dedikçe bende İlkimnaz’dan pek fırsat kalmıyor dedim. Gerçekten de öyleydi. Günün koşuşturması içinde oturduğum anlar fırsat buldum miniğime daha hareketlerini de hissetmediğim için rahattık biz bu hafta.

Pazar günü anneler günüydü ayrıca bizim küçük ailemiz hep birlikte güzel bir kahvaltı ettik açık havada. Kızım yanımda miniğim karnımdayken anneler gününü kutladım. Seneye üçümüz beraber inşallah.

FARK ETTİM Kİ YORULMUŞUM (15.HAFTA)

11026132_925684410817812_1903457309759140781_n

Genel de çok yorulmam. Yorulup ta “ayyy hamileyim yatayım” demem ama bu iki haftanın ardından sabah olup her şey bitince baktım ki yataktan kalkasım yok. Ben fark etmeden baya yorulmuşum. Vücutta işler güçler bitti diye salmış kendini.

Doktorum hep yavaş dinlene dinlene yap derken ben hep aman bitsin hallolsun deyip molasız soluk soluğa bitireyim işleri sonra tabi pert. Bu benim alışkanlığım, yapacak işim orada beni beklerken ben bir dinleneyim demem, diyemem açıkçası içim içimi yer.

Bu hafta bol bol dinlendim ev temiz yapılacak iş yok akşama bir tek yemek derdi. Biz İzmir’de baharı çok yaşamayız hemen yaz gelir tüm sıcaklığıyla. Bir kaç kere zorunda kaldığımız için yakın mesafedeki markete gitme gafletine düştük İlkimnaz’la saatte 4 falan yandık kavrulduk dedik biz evde iyiyiz. Ohhh serin serin.

11038390_916030678449852_8346790157608421402_n

Havalar sıcak iyice buda bir insanın ve bir hamilenin daha çok su içme ihtiyacını getiriyor. Bende tabii bol bol içiyorum. Tabii yazın sevdiğim yönlerinden biri de meyve. Bollaşıyor bende yaz meyvelerini çok seviyorum. Erik,,kiraz,çilek,karpuz… Pazara çıkıyoruz her hafta taze taze alıyorum hepsinden, hem kızım yesin hem ben. Öğlenleri karpuz peynir ekmek ohhh mis. Bol Bol su ve meyve takviye yapıyorum bu aralar.

Bu hafta artık İlkımnaz da kardeş fikrini benimsedi. Bütün kontrollerimize hep birlikte gidiyoruz. Bu yüzden bu hafta sabah kulelerinden birini aldı karnımı açtı üzerinde gezdirdi. Doktorumuz da bu konuda çok hassas. Ona her seferinde kardeşi olacağını, gelip kardeşinin kalp sesini dinletiyor “bak abla abla diyor” diyor, “bak kardeşin burada bu gözü” diye anlatıyor tek tek tabii ki uzman olmadığım için onun ne kadar anladığını neler hissettiğini bilmiyorum. Umarım ilerleyen zamanlarda da bu şekilde devam eder. Tatilleri bitirip miniğimizin cinsiyetini de öğrenip artık yavaş yavaş hazırlıklara başlayacağız. Belki bir taşınma olacak. Miniğimizin odası ve kıyafetleri hazırlanacak.

Haftaya eşim yıllık izne çıkıyor. Annemin yanına ürkmeze gideceğiz. Deniz yanı. Tabii doktor kontrolümüzde var. Miniğimizin cinsiyeti hakkında bir fikrimiz olacak artık.

Ve deniz, güneş benim için nelere dikkat etmem gerek onları öğrenip tatile çıkacağım…

Öniz İşbilen

İkinci Çocuk Sorunsalı

Standard

hamile_bebek_ikinci_cocuk

Evlendikten sonra ilk çocuğu yapmaya karar vermek benim için çok kolaydı. Evlendikten sonra her şey normale dönünce insan hayatında bir eksiklik hissediyor. Birbirini seven iki kişi evleniyor, erkek her sabah işe gidiyor, kadın eğer çalışmıyorsa tüm gün evde televizyon başında vakit öldürüyor ve temizlik yapıp kocasının gelmesini bekliyor. Koca işten gelince kısa süreli bir sohbet, yemek faslı, yemekten sonra televizyon izlemeye devam…

Hayatın monotonluğundan kurtulmak için çocuk yapmaya karar veriyoruz, bu bir gerçek. Çocuk bir nimettir ve bir eve neşe katan tek varlık…

“Hayatımızda bir şey eksik” diyorsanız ve eğer çok gezen, çok sosyal bir çift değilseniz, hayatı zevkli hale getirmenin tek yolu —doğumdan sonraki 40 günü saymazsak—çocuk sahibi olmaktır.

Karar verildi. Aşkı pekiştirecek, eve neşe katacak minik artık gelmeliydi… Böylelikle ilk çocuk, biraz heves, biraz özlem, biraz da hayatı renklendirmek amacıyla çiftlerin ortak kararıyla dünyaya getirildi.

176868555-thinkstock-hamile-anne-ikinci-cocuk

Gelelim ikinci çocuk sorunsalına…

İlk çocuk ne denli bir merakla yapılmaya karar veriliyorsa, ikinci çocuk kararı da öyle alınıyor diye düşünüyorum. İlk kez çocuk sahibi olan bir ebeveyn bir anda yeni bir hayata başlıyor ve tecrübesizlik nedeniyle çocuğunu büyütmenin tadını çıkaramıyor. İşin içinde bir de bebek özlemi var tabii; yukarıda da bahsettiğim gibi ilk bebeğin heyecanını ve mutluluğunu nasıl büyüteceğim korkusuyla doya doya yaşayamayan aileler ikinci çocuğa bu sebeplerden dolayı karar veriyor…

Değişmeyen tek şey ise şu ki, ilk çocuk da olsa ikinci çocuk da olsa sevgileri hep aynı kalıyor. Ne birini diğerinden fazla ne de diğerini birinden az seviyorsunuz. Özlemini çeken, evlat hasretiyle yanıp tutuşan herkesin bu duyguyu yaşaması dileğiyle…

Sevgiler!

Emine Ergün İle Disleksi (Öğrenme Bozukluğu) Hakkında

Standard

image

1-Disleksi (Öğrenme Bozukluğu) nedir?

Disleksi öğrenme bozuklukları içinde okuma ve yazma bozukluğu olarak ifade edilen bir türdür. Disleksi olan çocuklarda ya da yetişkinlerde zeka geriliği yoktur ama okuma, yazma, matematik alanlarında sorun yaşayabilirler.

2-Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Disleksinin okul öncesindeki belirtileri şöyledir:
•Kelimeleri yanlış söyleme ,
•Kafiye bulmakta güçlük (masa-kasa vs)
•Oyunları sürdürememek, çabuk sıkılmak,
•Çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada güçlük,
•Ayakkabılarını ters giyme,
•Daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama
•Taşırmadan boyama yapamama,
•Bisiklete binememe,
•Kendi ilgi alanı dışındaki aktivitelere karşı isteksizlik,
•Benzerlikleri fark edememe,
•Sağını solunu karıştırma,
•Sıraya koyma güçlüğü,
•Renkleri öğrenememe, karıştırma…

Disleksinin ilkokul dönemindeki belirtileri ise şunlardır:
•Okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması,
•Bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)
•Yavaş okuma,
•Bazı harfleri yazarken ve ya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,2-5)
•Tersten yazma (ismini Ahmet yerine temhA)
•Kelimenin sonlarını uydurarak okuma,
•Okumaya karşı isteksizlik,
•Yazma ödevlerinden kaçınma,
•Yavaş yazma,
•Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma,
•Ödev yapmak istememe,
•Sık dört işlem hatası yapma,
•Çarpım tablosunu öğrenememe,
•Kendine göre yollar üretme,
•Eldeleri unutma,
•Alfabeyi sırasıyla sayamama,
•Beden eğitiminde başarısız olma (koşma,top tutma)
•Yanlış yapmaktan korkma,
•Sağını solunu karıştırma,
•Yıl, ay, gün gibi kavramları karıştırma (hangi mevsimdeyiz denince Mayıs diye yanıt verir).

image

3-Bir İnsanın Disletik Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Disleksi okul öncesi dönemde pek fark edilemez. Genellikle ilkokul döneminde fark edilir. İlk belirtileri okuma yazma öğrenme süreçlerindeki sıkıntı ile kendini gösterir. Çocuk arkadaşlarından daha yavaş öğreniyor ve geride kalıyordur. Temelde öğrenmeme sorunu yoktur, öğrenir ama öğrenme hızı yavaştır ve genelleme yeteneği daha azdır.

4-Disleksinin Türleri Var mıdır? Varsa Nelerdir?

Disleksinin 3 temel türü vardır.
1.Disleksi: Okuma bozukluğu olarak tanımlanır
2.Disgrafi: Yazılı anlatım bozukluğudur.
3.Diskalkuli: Matematik becerilerini öğrenme ile ilgili bozukluktur.

5-Disleksi İçin Hastalık Diyebilir miyiz?

Disleksi bir hastalık değildir, ilaç tedavisi de gerektirmez. Disleksi olan bazı çocukların ilaç kullandığı gözlenebilir, ancak bu ilaçlar disleksiyi tdavi etmek amacıyla verilemez. Bazen disleksi tablosu ile birlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite de görülşebilir. Dolayısıyla bu ialçla DEHB tedavisi için verilen ilaçlardır. Disleksi için en geçerli ve etkili yöntem birebir eğitimdir.

6-Disleksi İçin Neden “Dahilerin Hastalığı” Denir?

Disleksi olan çocukların ortak özelliklerine baktığınız zaman aslında birçok alanda başarılı olduklarını görürsünüz. Hatta bazı noktalarda disleksi belirtileri ile üstün yetenekli çocukların gösterdiği belirtiler benzerlik gösterebilir. Disleksi olan kişiler genellikle okuma, yama ve matematik alanlarında sorun yaşarlar. Onun dışındaki birçok alanda başarılıdırlar. Disleksi olan ünlülere baktığımızda da zaten benzer tabloyu  görebiliyoruz. Albert Einstein, Tomas Edison, Leonardo Da Vinci, Walt Disney disleksi olan ünlülere örnektir.

image

image

image

image

7-Disleksiye Sebep Olan Etkenler Nelerdir?

Disleksi bireyin içsel özelliği olup, merkezi sinir sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı varsayılmakta ve yaşam boyu sürebilmektedir.
Ancak bireyin öğrenmesini etkileyen bir takım etmenler belirlenmiştir. Bunlar:
•Beynin hatalı işleyişi,
•Biyo-kimyasal bozukluklar,
•Kalıtım ve çevresel etmenler (Duygusal bozukluk, motivasyon eksikliği, yetersiz öğretim etmenlerinden de söz edilebilir.).

Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkmasının nedenleri;
•Doğum öncesi (yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanma…),
•Doğum sırasında (uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anomalileri…),
•Doğum sonrası (doğumdan sonra nefes alana kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta ateşli hastalık, başa hızlı darbe…)
•Kalıtsal (ailelerde öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin de olması) etmenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir.

8-Disleksi Tanısı Konulan Çocuğa Ebeveynler Nasıl Davranmalıdır?

Anne babalar öncelikle durumu kabul etmelidir, yoksa çocuyklarına faydalı olamazlar.
Aile öğretmen işbirliği çok önemlidir, öğretmenlerini durumdan heberdar etmelidirler.
Çocukları için gerekli özel eğitim sürecini zaman kaybetmeden başlatmalıdırlar.
Çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamamalıdırlar.
Çocuklarını iyi tanımalı, onlardan kapasitelerinin üstünde beklenti içinde olmamalıdırlar.
“İstesen yaparsın da senin canın istemiyor” gibi ifadeler yerine “Sana güveniyorum, sen yaparsın” gibi motive edici ifadeler kullanmalıdırlar.
Sabırlı, tutarlı ve kararlı davranmalıdırlar.
Eğer çocukta dikkat eksikliği ve hiperktivite bozukluğu tanısı da varsa ve ilaç verildiyse ilacı verilen dozda ve şekilde düzenli olarak kullanmalıdırlar.

9-Disleksi Testi Nasıl Yapılır?

Disleksi testi çocukla birebir uygulanarak yapılır. Test içinde çocuğun yapmak istemediği ya da reddettiği sorular varsa bunlar aileye de sorulabilir. Okul öncesi, ilkokul ve yetişkinlere yönelik farklı test materyalleri vardır.

10-Disleksi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir?

•Disleksi bir hastalık değildir
•Disleksi için ilaç tedavisi verilmez.
•Disleksi bir zeka geriliği değil, bir öğrenme güçlüğüdür.
•Disleksi olan çocuklar üstün yetenekli değildir. Sadece bazı özellikler açısından bu tarz çocuklarla benzerlik gösterebilirler.

Aras’ın Pedagog Kontrolü

Standard

IMG-20140918-WA0012

Uzun zamandır evimizde Aras’ın huysuzluğu baş roldeydi. Artık hem ben hemde o işin içinden çıkamaz olmuştuk. Bende tahammül kalmamıştı ve bir gün ailemizle toplandığımız gün sinir krizi geçirmemle artık bir uzmana görünmekte fayda olabileceğine karar verip hemen bir psikiyatr araştırmasıyla çocuk ve ergen psikoloğu Esra Bulanık’a randevu alıp gittik.

Detaylı bir şekilde sohbetimizi size anlatmak istiyorum;

Doktorun önünde iki sayfalık bir kağıt vardı. Öncelikle  Aras’ın adını, yaşını, doğum şeklini sordu. Daha sonra benim ve eşimin yaşlarımızı, öğrenim durumumuzu, mesleğimizi sorup ailemizde ve Aras’ta herhangi bir hastalık olup olmadığını sordu. Notları alınca şikayetimizin ne olduğunu sordu ve anlattık. Açıkçası ilk gittiğimde kafamdaki soru işaretleri yanıtlarını bulmadı, yani pek bir sonuç alamadık. Esra hanım bizi perşembe günü (18 Eylül 2014) pedagog gözetiminde “Denver Testi” denilen diğer adı gelişim testine yönlendirdi. Ve şunu söyleyebilirim ki, bu Denver Testini her anne babanın çocuklarına mutlaka yaptırması gerekiyor.

denver

İki gün bekledikten sonra Çocuk Gelişimi Uzmanı Buket Akın’a doğru yola koyulduk. Araştırdığımız kadarıyla nasıl bir test ile karşı karşıya kalacağımızı biliyorduk. Yine sorularla başladık konuşmaya. “Şikayetiniz nedir?” diye sordu ve huysuzluğunu anlattım doktora, oda “Aras’ın kaç aylık olduğunu” sordu ve “normal” dedi.

Kısaca bana sorduğu sorular şu yönde oldu;

Kullandığı kelimeleri, Ce ee oyununu biliyor mu?, Siz ev işi yaptığınızda sizi taklit ediyor mu?, Seslendiğinizde bakıyor mu? Vs. gibi. Daha sonra küçük bir çanta çıkartıp Aras’a “sandalyeye yanıma oturur musun?” dedi ve Aras’ta oturdu. Kare şeklinde ve değişik renklerde küpler çıkardı ve Aras’tan üst üste dizmesini istedi düzgün bir şekilde üst üste koydu ve babasıyla hayretle izledik çünkü, biz bu tarz sorular sorduğumuzda canı istemedikçe yapmıyor. Daha sonra çantadan bardak çıkardı ve küpleri içine atmasını söyledi onuda eksiksiz yaptı. Ufak bir şişe ve bir adet siyah kuru üzümü şişenin içine atıp Aras’tan üzümü çıkarmasını istedi onuda yaptı. Ufak bir et bebek çıkartıp Aras’tan bebeğin burnunu ve gözünü göstermesini istedi ve Aras orada tıkandı yapamadı. Tenis topuyla oynadılar. Zıpladılar ve kovalamaca oynadılar. Tek sorunumuz bebekteki duyu organlarını gösterememesi oldu. Çığlık atmasının sebebi konuşup derdini anlatamadığı için o şekilde ifade ediyor kendini dedi ve onunla sürekli oyun oynamamız gerektiğini söyledi.

IMG-20140918-WA0023

IMG-20140918-WA0022

Birkaç tavsiyede bulundu; yere örtü serip ufak kaplar ve kaşıkla bulgur,nohut gibi şeyleri bir kaptan bir kaba aktarma oyunu oynayabileceğimizi söyledi. Veya yine bir kaba su doldurup kaşıkla diğer kaba su aktarabilirsiniz gibi örnekler verdi.
Tam gün kreş için henüz erken olsa da yarım gün oyun gruplarına gönderebileceğimizi ve eğer okula adapte olup severek gidiyorsa 2,5 yaşında tam güne çıkarabileceğimizi söyledi. Her şeyden önemlisi televizyonu hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini söyledi, bu çocuklarda konuşma geriliği, sosyalleşememe ve algı eksikliğine yol açıyormuş. Test bitiminde dosyamıza sonucu ekleyip 3 ay sonra tekrar görüşüp gözlemleyelim dedi ve ayrıldık.

Gerçekten bunca zaman boşuna beklemiş ve sinir krizlerine girmişim. Çok şükür Aras’ta ciddi bir sorun yok sadece biraz fazla ilgi bekliyor. Gereken bütün ilgiyi vermeye hazırız. Tüm anne babanın mutlaka gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Huysuz çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiği hakkında çok faydalı bilgiler veriyorlar. Biz artık televizyonu hayatımızdan yemek saatleri dışında çıkardık. Onun yerine bol bol vakit geçiriyoruz ve parka gidiyoruz. Bu aralar parmağıyla bazı nesneleri gösteriyor ve bende en ince ayrıntısına kadar ne olduklarını anlatıyorum. Hastane dönüşünün ertesinde bay bay yapmayı bile öğrendi 🙂

Çocuğum konuşamıyor, geç öğreniyor gibi şeylere takılmayın sevgili anneler, her çocuğun kendine özgü bir kapasitesi ve algılama gücü vardır. Veya ailenizden birinde genetik bir huyda olabilir. Eğer ayına göre belli hareketler yapmıyor, sesler çıkartamıyor ve kelimeler söylemiyorsa o zaman ciddiye alıp bir uzmana danışmakta fayda var.  Azıcık sabır ve bir uzman yardımıyla bunun üstesinden gelmek çok basit.

Sağlıklı ve mutlu günler…

Sevgiler

Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’ün Kaleminden “Kreş’in Çocuk ve Aile için Önemi”

Standard

 

 

Photo© Gareth Davies.07774899744.gareth@gdaviesphoto.com.www.gdaviesphoto.com

Kreşe başlamak hem çocuk için hem de anne baba için önemli bir deneyimdir. Kreş çocuğun ilk okul deneyimi ve evden ilk uzun süreli uzaklaşmasıdır. Anne baba için ise içinde mutluluk, üzüntü, vicdan azabı gibi birçok farklı duyguyu içeren bir olaydır.

Anne babalar ve büyük ebeveynler çocukların doğumu ile birlikte onlarla yakından ilgilenirler. Çocukların beslenme, barınma, yamak yeme, sağlık ihtiyaçlarını karşılarlar, onlara hoş vakit geçirmek için ellerinden geleni yaparlar.

Süreç içerisinde büyüyen çocuk artık sadece temel ihtiyaçlarının karşılanmasından hoşlanmaz. Bu çocuğa yetmez. Akranları ile birlikte olmaya, bir grubun üyesi olmaya, grupla birlikte toplumsal kuralları öğrenmeye ihtiyacı vardır artık çocuğun.

İşte kreş yaşantısı bu noktada önem kazanır. 3 yaşını doldurmuş olan çocukların, onlara evde bakabilecek bir ebeveyn olmasına rağmen kreşe gitmeleri faydalıdır.

Kreşin çocuk gelişimindeki faydalarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Çocuğun sosyalleşmesini sağlar
  • Tüm gelişim alanlarını destekler
  • Akranlarını ve öğretmenlerini model alarak yaşından beklenen davranışları sergilemesini sağlar
  • Grubun bir üyesi olmasını sağlar
  • Grupla birlikte sosyal kurallara uyarak hareket etmesini sağlar
  • Bağımsız olarak yemek yeme, tuvalet vb ihtiyaçlarını karşılamayı sağlar
  • Kendine olan özgüven ve özsaygısının gelişmesini sağlar
  • Akademik olarak edinmesi gereken bilgi ve becerileri öğrenmesini sağlar
  • Paylaşma, yardımlaşma, işbirliği gibi pro-sosyal davranışların gelişmesini sağlar
  • Başkalarının da haklarına saygı duymayı öğrenir

Çocuklar yapı itibariyle yeni olay ve durumlara biz yetişkinlere göre daha kolay alışırlar. Kreşe başlama sürecinde eğer anne baba kaygılıysa çocuk da bu kaygıdan etkilenecek ve gitmek istemeyecektir.

Anne babalar için en önemli nokta şudur ki, çocuğunuzu kreşe göndermek demek onu tanımadığınız bir yere terk etmek demek değildir. Bu vicdan azabı duyulacak bir konu değildir.

Ebette ki her çocuk kreşe başlama sürecinde bir uyum sürecinden geçer. Kimi çocuk kreşe çok rahat başlar ama bir süre sonra “Gitmek istemiyorum” sendromu yaşanır. Kimi çocuk da bu “Gitmek istemiyorum” sendromunu başta yaşar ama bir süre sonra bu aşılır.

Bu süreçte anne babalar sabırlı ve kararlı olursa, çocuklarında olumlu bir okul algısı oluşturursa, kaygılı değil rahat tavırlar sergileyip bu süreci çocuk için normalleştirirse her şey herkes için daha kolay olacaktır.

Herkese sevgiler…

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

 

EMİNE ERGÜN RESİM

Emine Ergün Kimdir?

1979 Mardin doğumluyum. 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünden mezun oldum. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitimci ve eğitim koordinatörlüğü görevlerinde bulundum. Halen çocuk psikolojisi, gelişim ve gebelik danışmanlığı, konuşma terapisi konularında danışmanlık hizmetleri vermekteyim.Uzmanlık alanlarım içinde yer alan konularda farklı kurum ve kuruluşlarda eğitimler de verdim.Ayrıca kreş ve anaokulu danışmanlığı da yapmaktayım.

 

 

 

 

www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Toplandık, Taşındık ve Yerleştik Peki Ya Çocuklar?

Standard

moving2”Taşınmak” kelimesi kulağa ne kadar da korkunç geliyor değil mi? Birde küçük bir afacanınız varsa bu işin üstesinden gelemeyeceksiniz gibi duruyor.

Biz 17 Eylül 2011 tarihinde evlenip  Başakşehir’e taşındık. Her insan ev sahibi olacak diye bir kural yok, kiracıyız. Belli bir süre orada oturacak daha sonra taşınmak durumundaydık ve o zaman geldi çattı. Taşınmaya karar verdik. Peki nasıl olacak? Koca ev nasıl toplanacak? Her şeyden önce Aras’la nasıl ilgileneceğim?

Bu taşınma sürecinde şu mama sandalyelerini icat edenlere bol bol dua ettim 🙂 çünkü o benim en iyi kurtarıcım oldu. Eşya toplayacağım zaman Aras’ı ona oturtup toplayacağım odaya götürdüm. Eline sevdiği yiyecekleri ve oyuncakları vererek oyalamaya çalıştım. Yeri geldi bu durumdan sıkıldı (haklı olarak) yeri geldi bana çok yardımcı oldu.” Küçük aklı ermez” demeyin! Onlar o kadar zeki ki, akılları her şeyi anlamaya yetiyor.

Aras’ı bırakabileceğim yerlerde vardı tabii ama hala emzirdiğim den durmayacağını bildiğim için ne kendimi, nede yakınlarımı bu riske atmak istemedim. Yaklaşık 1 ay çok sıkıntılı zamanlar geçirdik, Aras’la kaliteli zaman geçiremedik fakat şuan bütün işlerimiz bitti artık bol bol birlikteyiz 🙂

Taşınırken ev işlerine kendinizi kaptırmayın ve çocuğunuza da zaman ayırın… Bunun ne kadar zor olduğunu deneyip gördüm. Gerçekten taşınmak hiç kolay değilmiş, birde çocuk olunca hiç hiç kolay değil…

Ne diyelim içinizde bizim gibi ev değişikliği yapacak olanlar varsa şimdiden kolay gelsin 🙂

 

Sevgiler

10, 11, 12 Aylık Bebeklerle Oynanacak Eğitici Oyunlar

Standard

80403049-thinkstock-bebek-1-2-yas-oyun-mkl

Yeni Anne-Babalar bebek konusunda tecrübesiz ve  çekingendir. Hayatı bu zamana kadar iki kişi yürüttünüz ve artık üçüncü bir bireyin ailenize katılmasına karar verdiniz. Nasıl ki ilk dokunuş ve ilk kucaklayış aile için tedirginlik yaratıyorsa onun en iyi şartlarda en iyi şekilde büyümesini isteriz anne-baba olarak…

Aras artık 11 aylık onunla kaliteli zaman geçirmek adına çeşitli oyun türleri araştırırken denk geldim Anne Koçu  Ahu Hanıma. Anne ve Bebek için kaliteli zaman geçireceğiniz harika bir yazı hazırlamış önce Ahu Hanımın kendisi tanıyalım daha sonra yazısısnı hep birlikte okuyup bebeklerimizle zamanı değerlendirelim,değerlendirirken de bebeklerimizi eğitelim…

1O, 11, 12 Aylık Bebeklerle Oynanacak Eğitici Oyunlar

Paketleme Oyunu

3-4 adet küçük oyuncak seçip onları aleminyum folyo ile paketleyin, bebeğinizin önüne koyun ve sorun “Sence içinde ne var?”.

Sonra onu pakedi açmaya teşvik edin, buna bayılacaktır. Açtıktan sonra bile hem folyo, hem de oyuncak ile oynamaya devam etme ihtimali yüksek.

Kurdele Oyunu

Bebeğinizin çok sevdiği bir oyuncağı seçin ve etrafına bir kurdele bağlayın ve kurdelenin bir ucunu uzun bırakın. Bebeğinize kurdeleyi çekerek oyuncağı kendine yaklaştırabileceğini gösterin. Sonra ondan oyuncağı etrafındaki kurdeleyi çekerek size vermesini isteyin. Bir kaç denemeden sonra bunu tek başına yapabilecektir.

Şimdi işin en eğlenceli tarafı. Oyuncağı kurdelesini görünebilecek şekilde dışarıda bırakarak bir yere saklayın. Bebeğinizden kurdeleyi çekerek oyuncağı bulmasını isteyin. Çok hoşuna gidebilir, tekrar tekrar yapmak isteyebilir.

Sokakta / Parkta

Parka giderken yanınıza boş bir kova alın ve parkta bebeğinizle beraber çeşitli taşlar, yapraklar ve çiçekler toplayın. Onları ellemesini ve hissetmesini sağlayın. Sonra isimlerini söyleyerek beraber tek tek kovaya koyun, sonra boşaltın. Bebeğiniz bu doldurma ve boşaltma işini çok sevip, tekrar tekrar yapmak isteyebilir.

Aynı oyunu evde yine bir kap ve oyuncaklar ile, veya deniz kıyısında taşlar ve deniz kabukları ile oynayabilirsiniz.

Su ve Kaşık Oyunu

Bebeğinizin önüne alçak bir plastik kap, plastik bir bardak ve büyük bir yemek kaşığı koyun. Kabı su ile doldurun. Bebeğinize kaptan kaşıkla su alıp, o suyu bardağa dökmeyi gösterin ve kendisinin denemesine teşvik edin. Daha eğlenceli olsun isterseniz, içine buz da ekleyebilirsiniz.

Ölçü Kapları Oyunu

Eğer mutfağınızda iç içe geçen ölçü kapları var ise, bunlar aynı zamanda hem bebeğinizi oyalamak, hem de küçük ve büyük kavramlarını öğrenmesine yardımcı olmak için harika araçlar. Önce iki kap ile başlayın ve nasıl iç içe geçtiklerini gösterin. Sonra aynısını pratik etmesi için kapları ona verin. İki kabı doğru bir şekilde iç içe koymayı başardığında sırayla diğer kapları verebilirsiniz.

Ayna Oyunu

Bebeğinizi bir aynanın karşısına oturtun veya siz ona bir ayna tutun. O aynaya bakarken, başının ve yüzünün çeşitli yerlerine dokunup isimlerini söyleyin. Ardından isimlerini söylediğiniz yerlere onun dokunmasını isteyin. Alışması biraz zaman alabilir.

Bu oyuna alıştıktan sonra aynı şekilde aynada kendi yüzünüz ve başınıza dokunup yine isimlerini söyleyebilir, sonra ardından isimleri söyledikçe bebeğinizden sizin yüzünüze dokunmasını isteyebilirsiniz.

Tünel Oyunu

Ayakta bacaklarınız açık bir şekilde durun. Önce bebeğinizi bacaklarınızın arasından yardımla tren “çuf çuf” sesi çıkararak birkaç kere geçirin. Bakalım bunun ardından kendisi aynı sesi çıkararak emekleyerek veya yürüyerek geçmeye çalışacak mı?

Denedikçe onu alkış ile teşvik edin. Hatta eline tekerlekli bir oyuncak verip tünelden itip geçirmeye de teşvik edebilirsiniz. Ayakta durmak yorucu gelirse, aynı oyunu büyük bir karton kutunun iki yanını kesip açarak da bir tünel yapıp yine oynayabilirsiniz.

Ayrıca oyuncakçılarda da bu tarz tüneller hazır halde satılıyor.

Yapışkan Bant Oyunu

Büyük boy bir seloteyp alıp, bir parça kopartıp, yapışkan tarafı dışta kalacak şekilde yere koyun ve üzerine plastik bir oyuncağı sıkıca yerleştirin. Sonra bebeğinizden oyuncağı çekip çıkarmasını isteyin. Biraz zorlanabilir ama bu hoşuna gidecektir ve kendiyle gurur duyacaktır.

İtme Oyunu

Bebeğinize yürümeyi öğreniyor olduğu bu süreçte ayakta tutarak itebileceği hafif oyuncakların etrafında olmasını sağlayın. Hatta hafif bir çamaşır sepetinin içine yine hafif yumuşak oyuncaklar koyarak bile ona itebileceği bir oyuncak yaratabilirsiniz.

Onu evin içinde güvenli yerlerde bol bol itmeye teşvik edin. Böylece bol bol denge çalışması yapmış olur.

Sevgilerimle

Not: www.KocAhu.com Blogundan Alıntıdır.

Ahu Tükel – Anne Koçu

Parent Coaching Institute ve Coach University’den aldığı yaşam ve ebeveyn koçluğu eğitimlerini, kendi hayat ve annelik tecrübeleriyle birleştirerek, annelerin hem kişisel olarak, hem de eşleri ve çocuklarıyla daha huzurlu ve mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri için çeşitli çalışmalar yapıyor. Ayrıca haftalık olarak www.KocAhu.com bloğunda anneler için kişisel gelişim ve ebeveynlikle ilgili yazılar paylaşıyor. 2005 doğumlu ikiz kızları, eşi, bloğu, kişisel gelişim ve ebeveynlikle ilgili kitaplarıyla geçirdiği zaman günlük hayatındaki en büyük tutkular.

Görsel