Tag Archives: aras demir

Konumuz: Tuvalet Eğitimi!

Standard

 

u_09-06-2015-174452tuvalet-egitimi

4 senelik annelik hayatımda belki de en gözümde büyüttüğüm konudur tuvalet alışkanlığı kazandırmak.  Fakat anladım ki çocuk hazır olmadığı ve istemediği sürece siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyleri alıştıramıyorsunuz. Tabii bu konuda annenin de kararlı ve sabırlı olması ilk kural.

Ben hayatım boyunca hiç kuralcı bir insan olamadım, bu anneliğimde de bu şekilde gidiyor. İyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemiyorum ama ben bu şekilde mutluyum 🙂

Belli bir kalıba sokulmuş “annelik” bende pek işlemiyor. Yani o 18-36 ay arasında mutlaka tuvalet eğitimi vermeliyim gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biraz zamana bırakarak hareket etmeyi tercih ediyorum ve şanslıyım ki bu tarz eğitimler (uyku eğitimi, emzirmeyi bırakma, tuvalet eğitimi) gözümün korktuğunu bana yaşatmıyor.

Aras’tan aldığım sinyaller, onun hazır olması benimde kararlı oluşum nedeni ile 06.08.2016 Cumartesi günü sabahı bezi hayatımızdan tamamen çıkardık.

Öncesinde aldım karşıma olgun bir insan gibi konuştum. Ona “ artık büyüdüğünü, bez bağlama yaşının geçtiğini, baban, ben ve senin yaşında ki arkadaşların gibi çişini tuvalete yapması gerektiğini kararlı ve sakin bir şekilde anlattım. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun bizleri daima anladığına inanan bir anneyim.

Öncesinde zaten hazırlıklıydım. Bol bol alıştırma kilodu ve tuvalet aparatı aldım. Lazımlık kullanmayı tercih etmedim. Alışacaksa direk tuvalete alışması daha doğruydu benim için.

 

İlk gün yarım saatte bir tuvalete götürüp oturtuyor 5-10 dakika bekliyordum. Bu sürede telefondan tuvalet eğitimi hakkında videolar izlettim, sevdiği oyuncakları eline verdim. Hatta peluş oyuncaklarını bile çiş yapıyormuş gibi konuşturdum ki etkisi büyük oldu gerçekten. İlk gün akşama kadar boş boş gidip geldik tuvalete gerçekten çok zor bir süreçmiş dediğim ve hatta bezi yeniden bağlamayı düşündüğüm anlar oldu. Hemen kendimi toplayıp “asla pes etmek yok” dedim. Akşama doğru ilk şırrrrr sesini tuvalette duydum ve o an evde bir bayram havası esti 🙂

potty-training

Kendisi de bu durumu çok sevdi “oleeeey ben çiş yaptım” diyerek evin içinde koşturuyordu 🙂 çok ufak ama sevdiği bir şeyle ödüllendirmeyi ihmal etmedim tabi.

İlk günü bu şekilde devirdik sıra geldi gece ne yapacağım konusuna. Telefonun alarmını 2 saatte bir kur diyenleri dinlemek istemedim. Çünkü ne o nede ben android değiliz! Ben onun artık beni anladığına inandığım için uyumadan önce konuştum. Yeniden artık bez bağlamayacağımı, gece çişin gelince beni çağır ben seni hemen tuvalete götürürüm dedim. “Tamam, anne” dedi ve uyudu. O gece iki kez uyandırdı beni “Annee geel çişim geldi” nidaları ile. Gözümü açar açmaz “aferin sana oğlum yine beni yanıltmadın” dedim. Çişini yapıp geri uyudu. İlk güne göre gece kuru kalması ve sabaha kuru uyunması mükemmel bir şeydi.

İkinci gün sadece iki kere altını ıslattı o zamanda kızmak yerine altına yapmayacağı mesajını verdim ve özür diledi. Çiş kısmını hallettik fakat bugün 4.gün hala kaka yapmadı. Aslında kakasının olduğunu biliyorum ama korktuğu için yapmadığının farkındayım. Çiş konusunda olduğu gibi kaka konusunda da aynı şeyleri söyledim anlattım fakat o kısım biraz zor olacak gibi. Çünkü çocuklar kakayı kendilerinden bir parça hatta bir organ olduğunu düşüyorlarmış. Bu yüzdende yapmak istemeyebiliyorlar.

toilet

Dördüncü gün sonunda artık iyice rahatsız olduğunu hissettiğim için mecburen bez bağlamak zorunda kaldım.  Çocuğum onu bekliyormuş bez takar takmaz yaptı kakasını. Rahatladıktan sonra yeniden konuştum onunla. Karnının ağrımaması için, rahatlaması için kakasını tuvalete yapması gerektiğini anlattım. Ertesi gün kaka sorunu da tuvalette çözülmüş oldu.

 

Biz büyük bir yükü omuzlarımızdan attık. Darısı diğer çocuklar ve annelerin başına 🙂

 

Seval Aksu Demir

Keyifli Okumalar 🙂

Reklamlar

Aras Okullu Oldu!

Standard

IMG-20150722-WA0001

Aras doğduktan sonra onun tüm bakımını kendim üstlenmek istediğim için, en azından biraz kendini bilene kadar iş hayatını hiç düşünmemiştim.

18 Eylül 2014’te gittiğimiz pedagog bize “2,5 yaşına gelince uygun bir kreşe verebilirsiniz” demişti. Ben o günden sonra “Aras 30 aylık olunca işe başlayacağım” diye içimden geçiriyordum. Nitekim de öyle oldu.

30 aylık olmasına rağmen hala cümle kuramayan, konuşamadığı için oldukça sinirli olan bir çocuk Aras. Hem işe başlamak isteğimin olması, hemde daha sonra ilk nedenin Aras’ın daha sosyal bir çocuk olmasını istememiz nedeniyle kreşe vermeye karar verdik. Yaşıtlarıyla birlikte daha iyi vakit geçireceğini, bir şeyler öğreneceğini biliyorduk. Kreşin Aras için yararlı olacağını biliyorduk.

Alışma süresi mi!

Ben iş bulmuştum, ardından içimize sinen bir okul da bulduğumuza göre geriye sadece yeni hayatımıza alışma süreci kalmıştı. Hiç ayrılmamış anne-oğul olarak bunu çok zor olacağının farkındaydım ama her şeyin benim elimde olacağının da bilincindeydim (ama olamadım) ah o annelik duygusu yok mu?

IMG-20150504-WA0002

Ben bazı işlerim yüzünden işe Salı günü başlayacaktım fakat Aras’ın Pazartesi günü okulda ilk günüydü. Sabah hazırlanıp çıktık, okula vardığımızda benden hiç ayrılmak istemedi, 1 saat kadar yanında bekledim, oyun oynarken gözü sürekli üstümdeydi. Kahvaltı zamanı geldiğinde bırakın kahvaltı yapmayı masada bile oturmadı. Tekrar oyuna daldığında ise hemen kaçmıştım 🙂

Gün içinde sık sık arayıp bilgi alıyordum zaman zaman ağladığını, kapıyı gösterdiğini, sürekli camdan baktığını, yemek yemediğini söylüyorlardı. Akşam almaya gittiğimde beni görür görmez bastı feryadı, kucağıma geldi ama hiç yüzüme bakmıyordu, küsmüştü benimle 😦 eve geldikten 2 saat sonra normale döndü ve kucağımda uyudu. O gece boyunca onu bırakacağım korkusuyla benden hiç ayrılmak istemedi hatta gece birlikte uyuduk.

Ertesi sabah hem ilk iş günüm nedeniyle hem de Aras’ın dünkü halinden sonra onu tekrar bırakacağım için inanılmaz bir stres ve sinir içindeydim. Çalışma hayatımda 3 senelik bir boşluk, yeni insanlar, yeni ortam ve tam gün oğlumdan ayrı kalmak kulağa hiç hoş bir durummuş gibi gelmiyordu. Arabaya bindik, ben dokunsalar ağlayacak gibiyim, konuşmak bile geçmiyor içimden. Yol yaklaştıkça daha da artıyordu bu duygularım ve sonunda tutamadım kendimi başladım ağlamaya 😦 Belki de Aras alışmıştı, ağlamayacaktı ama ben işleri yokuşa sürüyordum. Engel olamıyordum bu duyguma. Oğlumu okula bırakmak bana ceza gibi geliyordu. Ağlaya ağlaya vardık okul kapısına. Aras zaten okulun sokağına girince anlayıp basıyordu çığlığı. Bırakırken ki o öpüşleri, kucağıma yatışları içime işliyordu.Bildiğim tek bir şey vardı her şey onun içindi, geleceği için! Gün boyu devam etti hüzünlü halim akşamı iple çekiyordum. Almaya gittiğimizde beni görünce yine ağlamaya başladı kızar gibi.

2.günü de bu şekilde atlatmıştık.

Sıra 3.güne gelmişti. Bırakırken ağlaması devam ediyordu fakat gün içinde öğretmenleriyle görüştüğümde ilk güne göre daha az ağladığını ve yemeğini yediği bilgisini alıyordum. Yemeğini yemesi bile büyük bir şeydi benim için.

IMG-20150611-WA0011

Günler geçtikçe ben işime, Aras okuluna alışmıştı. Artık sabahları daha az ağlıyor, gün içinde uyumsuzluk yapmıyor, yemeklerini düzenli yiyor. Hatta evde peynir ve taze fasulye yemeyen Aras okulda bir güzel beyaz peynir ve taze fasulye yiyor 🙂 (aman maşallah diyelim) 🙂

Kreşin Aras’a faydalarına gelirsek; okulda ki düzene alışmış olacak ki artık mama sandalyesi yerine bizim gibi sandalyeye oturmak istiyor, kendi yemeğini kendi yiyor- yemeye çalışıyor da diyebiliriz. “baba” kelimesini hiç duymamıştık ağzından 1 haftadır çok anlaşılır bir şekilde “baba” diyor ve eşim (murat) inanılmaz mutlu 🙂

Yavaş yavaş kreşin faydalarını görmeye başladık diyebiliriz kısacası.

IMG-20150504-WA0008

İşe başladıktan sonra alışma sürecini ve Aras’tan ayrı kalma sürecini saymazsak kendime geldiğimi ve sosyalleştiği mi hissediyorum. Hem ev hem iş yorulsam da ve ev taşıma nedeniyle henüz bir sisteme ayak uyduramasam da, bu döneminde geçeceğini, her şeyin çok daha güzel olacağını biliyorum.

IMG-20150601-WA0003

Eğer çocuğunuzun yaşı uygunsa ve uygun okulu bulduğunuza inanıyorsanız çocukların erken yaşta okula başlamaları temelden eğitim almaları, ilkokula başlamalarında büyük kolaylık sağlıyor. Kreşe veya anaokuluna gitmemiş bir çocuk ilkokula başladığında hemen adapte olamazken, temelden eğitim alan ve kreş yada anaokulu eğitimi almış çocuğun ilkokula adapte olması çok daha kolay oluyor.

Bu hayatta ne yaparsak yapalım her şey çocuklarımız için…

Mutlu anneler, mutlu çocuklar…

Seval Aksu Demir

Anne Ansiklopedisi

Uyku Eğitimi’nden Sonra

Standard

image

Sizlere daha önce Aras’a verdiğim uyku eğitimi ve memeden kesme sürecimizi paylaşmıştım. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

En çok zorlanacağım konuların başında memeden kesme ve uyku eğitimi geliyordu. Ama uygun zamanı kollayıp kararlılıkla bir yerden başlayınca korkumun çok yersiz olduğunu anladım.

Aras uyku eğitiminden önce gece 00:30 civarı ayakta sallanarak uyuyor, hala meme emdiği için geceleri en az üç kere uyanıyor ve sabahları da (öğlende diyebiliriz) 11:00’da uyanıyordu. Biz bu durumdan oldukça rahatsızdık fakat cesaret edip eğitim vermeyi hep erteliyorduk. Aslında evliliğimiz ve sosyalleşmemiz için bunun çok gerekli olduğunu unutmuşuz.

Uyku eğitiminden sonra artık Aras gece 21.00 en geç 22.00’da uyumuş oluyor. Deliksiz uyuyor ve sabah 08:00’da uyanıyor.

Aras’ın erken uyumasıyla eşimle daha kaliteli zaman geçirebiliyoruz. Film izleyip sohbet etme fırsatımız oluyor. Memeyide bırakınca gönül rahatlığıyla anneannesine bırakıp biz sosyal yaşama ayak uydurabiliyoruz.

Çocuklarımız bizim herşeyimiz bu asla değişmez kural, fakat anne-babaların da özgür ve sosyal olmaya ihtiyaçları var. Hem kendi psikolojimiz için hemde çocuğumuzla daha güzel vakit geçirebilmek için annelerin kendine zaman ayırması gerektiğini düşünüyorum.

Öncesi ve sonrası diye karşılaştırma yaptığımda bunca zaman bu eğitimi vermemiş olduğum için kızıyorum kendime. Şuan oda bende sabahları daha zinde ve mutlu uyanıyoruz, birlikte kahvaltı yapıp hava güzelse dışarı çıkıyoruz, değilse evde çeşitli aktiviteler yapıp çok güzel zamanlar geçiriyoruz. Geceleri erkenden uyuyunca kendime ve eşime ayıracak bolca vaktim oluyor.

Dilerim bu deneyimim birçok anneye ışık olur…

Mutlu anneler mutlu bebekler 🙂

Sevgiler

Emine Ergün’den Gecikmiş Konuşma Problemi

Standard

Merhaba sevgili anneler ve anne adayları.

Bundan böyle Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’ün yazılarına sık sık yer vereceğim. Benimle birlikte bu yolda yürüdüğü için kendisine çok teşekkür ederim. Daha önce kreş ile ilgili yazısına yer verdiğim Emine Ergün’ün bugünkü yazısı ben dahil olmak üzere bir çok anne-babanın kaygılandığı konu olan çocuklarda konuşma gecikmesi olacak. Keyifli okumalar.

images

Gecikmiş Konuşma

Anne ve babalar için çocuk sahibi olmanın en güzel ve özel taraflarından biri de onların konuşmaya başlaması ve ilk kelimelerini söylemesidir. İlk olarak anne mi baba mı diyecek diye iddialara bile girilir.

Konuşması bu kadar sabırsızlıkla beklenen çocuğun bir türlü konuşmamamsı ise anne baba için kaygı verici bir durumdur. Günümüzde oldukça sık rastlar olduğumuz bu durum “Gecikmiş Konuşma” olarak adlandırılmaktadır.

Bazı çocuklar yaşıtlarına kıyasla daha geç konuşmaya başlayabiliyor. Bu, her zaman konuşma bozukluğu sorunu veya ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmiyor. Ancak, onu iyi gözlemlemeli ve ciddi sorun olasılığını düşündüren durum fark edildiğinde de hemen bir uzmana başvurulmalı

Gecikmiş konuşma probleminin bazı sebepleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

  • Çocukta var olan bir gelişim problemi ( otizm, öğrenme güçlüğü vb)
  • Genetik yatkınlık
  • İşitme problemi
  • Görme problemi
  • Uyaran eksikliği
  • İletişim azlığı
  • Fazla televizyon izleme (özellikle klipler ve reklamlar)
  • Epilepsi gibi nörolojik hastalıklar
  • Sık sık havale geçirme

Konuşma gecikmesi olan çocuklarda eğer eşlik eden başka bulgular da varsa o zaman farklı bir gelişimsel problemden söz edilebilir. Bu bulgular şunlar olabilir:

  • Konuşma problemine ek olarak öğrenme problemi de varsa
  • Anlaşılmaz sesler çıkarıyorsa
  • Çevresine karşı isteksiz ve ilgisizse
  • Yeni ortam ve durumlara uyum sağlamakta güçlük çekiyorsa
  • Yalnız kalmayı tercih ediyorsa
  • İsteklerini öfkeli davranışlarla anlatmaya çalışıyorsa
  • Göz kontağı kurmuyorsa
  • İsmi ile seslenildiğinde tepki vermiyorsa bu çocukta sadece gecikmiş konuşma problemi değil, gelişimsel bir sorun da olduğu düşünülebilir

Böyle bir durumda bir uzman desteği alınıp çocuğun gelişimsel taraması yapılmalı, gerek görülürse özel eğitim ya da konuşma terapisi süreci başlatılmalı. Her konuda olduğu gibi bu konuda da erken tanı ve erken müdahale çok önemlidir.

Anne babalara öneriler

  • Çocuğunuza sevgi ve ilgi gösterin, sık sık konuşun onunla.
  • Ona hitap ederken tane tane ve anlaşılır konuşun.
  • Ona sık sık soru sorup konuşması için fırsat yaratın
  • Çocuğunuz bazı sözcükleri akıcı söyleyemediğinde sabırlı davranın, onu zorlamayın
  • Daha ilk hece ve sesleri çıkartmaya başladığında, söylediği sesleri ona tekrarlatın.
  • Onu mümkün olduğunca çok sosyal ortamlara sokun, fazla kendi başına kalmasına izin vermeyin.
  • Mümkün olduğunca yaşıtlarıyla oyun oynamasını sağlayın.
  • Kreş yaşantısı onun için çok faydalı olacaktır.
  • Bir nesneyi eline aldığında, baktığında onunla ilgili ona bir şeyler anlatın.
  • Nasıl olsa konuşur deyip 4-5 yaşına kadar beklemeyin
  • Özellikle 0-3 yaş döneminde mümkün olduğunca televizyon izletmeyin. Eğer bebek ya da çocuk kanalı izliyorsa, gördükleri hakkında açıklama yapın.
  • Görüntü geçişinin çok fazla olduğu klip yayını yapan kanalları izletmeyin
  • Onun işaretle gösterip de istediklerini hemen yerine getirmek yerine konuşarak yönlendirin, anlatmasını sağlayın.
  • Ona kitap okuyun, masal anlatın,şarkı söyleyin.
  • Size bir şey söylediğinde karşılık verin.
  • Onunla yaratıcı oyunlar oynayın.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı
Aile Danışmanı

www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Emine Ergün’ün diğer yazısına ulaşmak için linki tıklamanız yeterli:   

 

Anneler Günümüz Kutlu Olsun

Standard

 

Mothers-Day-Flyer-A5-2012.pdf-Adobe-Reader-1698-x-1131

Anne olmak zor zanaat fakat bir o kadar da keyifli…

Anne olmadan önce ki ben ile, anne olduktan sonra ki ben arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyorum 17 aydır. Anne olmadan önce zamanım şimdiki gibi değerli değildi, ama şuan o kadar değerli ki bunu tahmin edemezsiniz. Oğlumla geçirdiğim tek bir saniye bile bana çok keyif veriyor. Anne olmadan önce neden cennet annelerin ayaklarının altındadır diye düşünüp dururdum, şuan bu cümleye o kadar aşinayım ki… Gerçekten de cennet annelerin ayaklarının altındaymış…

Babasız büyüyen ama annemin varlığını doyasıya yaşayan bir evladım. Annemle anne-kızdan çok iki arkadaş gibiyiz ve bu beni çok mutlu ediyor. Benim bu hayattaki en iyi arkadaşım, sırdaşım, dert ortağım annem. Allah’ım onu benim başımdan ve kardeşimin başından eksik etmesin (Amin)  

Büyüdüm, sevdim ve bende anne oldum. Her kadın doğuştan annedir zaten ben evlenmeden önce kendimi hiç anne olmuş hayal etmedim, yazık etmişim 🙂 

Şimdi benim dünyalar tatlısı bir oğlum var. Hamileliğimi öğrendiğimde hep bir kızım olsun diye dualar etmiştim ne kadar bencillik etmişim. Allah’ım bana sağlıklı, eli ayağı düzgün bir erkek evlat verdi, ne kadar şükür etsem azdır.

Oğlum peşimde anne,anne,anne diye dolanınca kendimi dünyanın en şanslı insanı benmişim gibi görüyorum. Ne kutsal kelimedir ”Anne” . Canından can verirsin, yemez yedirirsin, fedakarlıklar yaparsın çünkü annesin…  Annelik söz konusu olunca o kadar çok şey yazabilirim ki sayfalar yetmez. Şuan oğlum gözümün içine bakıyor sevgiyle ve ben yine şükrediyorum ”Allah’ım iyi ki beni kadın olarak dünyaya getirdin, iyi ki annelik gibi bir mesleği bana kutsal kıldın. İyi ki eşimle tanıştım ve iyi ki onu sevdim ve iyi ki bu aşkın meyvesini oğlumuz yaptın”…

Başta  Annem, Kayınvalidem ve Tüm Annelerin Anneler Günü Kutlu Olsun… İyi ki Anneyiz…

 

Sevgiler