Tag Archives: baby

Öniz’in Gebelik Günlüğü 27. ve 28. Hafta

Standard

OĞLUM ‘A (27.VE 28.HAFTA)

11825140_974565142596405_4913623435450879473_n

Bu satırları sana yazarken salondaki benim için hazırlanmış yatakta ayaklarımın altındaki yastıklar,cama vuran yağmur damlaları,esen serin rüzgar… Bu sıcak havayı dağıttığı gibi benim de içimi ferahlatmak soğutmak için sanki.

Ablanı daha çok mu önemsedim,kendime dikkat etmedim mi,nasılsa bir şey olmaz mı dedim, bunun için mi bana öfken oğlum.

Seni görmedim,kucağıma almadım,kokunu içime çekmedim … Evet bunlar için çok heyecanlıyım ama daha erken gelmen için bebeğim.

Korkuyorum şuan.

Kalbim yerinden çıkacak gibi.

Birine anlatırken konuşurken düşününce bile kelimeler anlamını kaybediyor,gözyaşlarım akıyor nefesim kesiliyor.

O bir hafta önce ki cesur anneden eser yok şimdi.

Sancım başladığında çok anlamadım ve birazda önemsemedim.Baban da izni bitmeden küçük bir kaçamak ailesinin yanına gitmişti. Geceydi. Sabaha bir şey kalmaz yoruldum ondan dedim. Ama saatler ilerledikçe dahada arttı. Sabahı ettim ağrılar içinde. Kardeşinle düştük yollara hastaneye oradan da doktorumuza ama giderken bile o kadar yorulmuştum ki…

Doktorumuzu görür görmez oturdum anlamıştı zaten tansiyonum düşmüş halim kalmamış sancılarım beni sarsar haldeydi. Hemen NST ve serum desteğiyle yattım. Doktor yatış dediğinde anlamıştım bir şeyler kötüydü. Ama yatamazdım hastanede ablan vardı, babanın haberi bile yoktu. Erken doğum riskin var dedi doktorumuz yatacaksın dedi. Tamam dedim ama evde.

İlaçlarımı verdi, yapmam gereken tek şey dinlenmek sadece zorunlu olduğunda kalkmaktı.

Sedyeden kalktığımda ayakta duracak ne gücüm ne de enerjim vardı. Anneannen aldı beni eve getirdi yıkadı giydirdi yedirdi yatırdı. Ne biriyle konuşabiliyor ne hareket edebiliyordum.Kendi sesimi, duyamaz olmuş kafamdan binlerce senaryo geçiyordu. Baban yola çıkmıştı bile.

Ne yapacaktım nasıl yapacaktım…

Eve geldiğimizde biraz daha rahatlamıştım. En başta sakin olmam gerekiyordu hamileliğin başında bu durumu yaşayanlar vardı. Bizim 11 haftamız daha vardı. En önemli olan kilo alacağın ciğerlerinin gelişeceği…

Sen bana kendini hatırlattın bende varım dedim, seni kaybetme korkusunu yaşattın bana.

Düşünceler içindeyken seni nasıl sevdiğimi gösterdin bana ben bilmezken.

Senin için direnme mi savaşma mı söyledin bana.

Anneliğe başla düşün beni dedin.

Bende anladım annecim merak etme.

Şimdi dinleneceğiz beraber, korkulu düşler değil güzel anıları hayal ederek. Seni bekleyerek.

Acele etme ama sen, ben seni bekliyor olacağım…

Annen…

Öniz İşbilen

Reklamlar

Öniz’in Gebelik Günlüğü 20. Hafta

Standard

IMG-20150618-WA0005

Beşinci ayın sonunda ki sürpriz (20.hafta)

Taşındım mı KOCAMAN BİR EVETTT… Yerleştim mi KOCAMAN BİR HAYIR…

Pazartesi sabahı mışıl mışıl uyurken 6.30’da çalan telefonla nakliye kapımızdaydı. Tabi ki büyüklerimiz dememiş boşuna “erken kalkan yol alır” diye. Erken gelmelerinin avantajıyla öğlen olmuştu ki biz eşyaları toplamış yola çıkmıştık bile.

Akşam üstü olduğunda kapı kapanıp nakliye gidince şöyle bir baktığımda etrafın halini ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Eşim “hadi bırak yarın sabah gelip başlarız” demeseydi ben ne yapardım bilmiyorum. Anneme gittiğimde sandalye de uyuyordum. Bel ve bacak ağrımı sormayın bile. Evet, çocuklu ve hamileyseniz taşınmak zor ama İMKANSIZ DEĞİL. Sizin ki neyse de çocuğunuzun bütün uyku ve yemek düzeni bozulacak, sürekli ağlayan ve size yapışan bir çocuk olacak siz yorgunluktan perişan evde neyi nasıl yapacağım düşünceleriyle cebelleşeceksiniz. Beş kere mobilyaları evirip çevirip en uygun modeli düzeni bulmaya çalışacaksınız. Ama kaba yayıntınız gittiğinde yavaş yavaş yerleşmeye başlayacaksınız. Bizde de durum bu her gün biraz biraz yerleştiriyoruz.

Çarşamba günü evi işi bırakıp düştük yine doktor yollarına. Malum kontrol zamanı.

Bendeki şans kimsede yoktur doğru söylüyorum. Danışmaya gidip randevumu alırken görevli bana ne dedi dersiniz “randevunuz yarın” o an durdum “hayır bugün” hayır yarınlı birkaç cümle geçti aramızda en sonunda hanımefendi kimliğimi bir kenara koyup yarın olan randevuma neden bugün o kadar yolu çekip çocukla bugün geleyim sorusuna geldim ve aldım tabi ki randevumu.

Sıra bize gelip içeri girdiğimde rahatladım.

Rutin tansiyon ve kilo ölçümünden sonra ultrasona geldi sıra.

Başladı doktorum anlatmaya derken bak dedi “testisi ve pipisi” eşimde “evet evet gördüm” dedi ben şok şekilde bakıyorum.”Haftalarca beni doktora taşıyan günde üç defa ultrasona girip yine kendini göstermeyen miniğim her şeyini bana inat gösteriyordu. Emindik artık. Başlamalıydık mavilere.

Gayet detaylı bir ultrason muayenesinden sonra başladık sohbete beşinci ayın bitmesiyle mide yanmalarım başlamıştı. Doktorum az ve sık yemem gerektiğini öne doğru çok eğilmemem gerektiğini ve rennie önerdi bana yine. Meyve çok yemem gerektiğini günde 4 porsiyon ve 3 litre su içmem gerektiğini hatırlattı yine. Zaten meyveyle aram gayet iyi fazlasını yediğim söylenebilir. Ve bu ay demir hapına da başlıyorum.

Bir sonra ki kontrolümüz bir ay sonra. Gece 24:00’ dan sonra bir şey yememem gerektiğini ve sabah 8 ile 10 arası gelmem gerektiğini şeker yüklemesi yapılacağını söyledi. Ben bayan pimpirikli olarak hemen yakın zamanda Canan Karatay’ın şeker yüklemesiyle ilgili yorumlarını söyledim ama doktorum yapılacak diyorsa yapılacak.

Bu ay sürekli gördüğüm rüyamı da anlattım. İlki sezaryen olduğu için birden sancım ve suyum geliyor ben panik içinde sedyede çığlık çığlığa bağırarak ben sezaryen yaptım normal doğuramam diye bağırıyorum hastane koridorlarında rüyamda. Bunun olabileceğini bir hastasının başına geldiğini istersem öyle bir durumda normal doğum yapabileceğimi de o çok sık duyduğumuz dikişler patlar laflarının falan hikaye olduğunu anlattı bana uzun uzun. Sonrada bana yaklaşık doğum tarihimin 25 ekim olduğunu ama bu riske karşı 38 hafta bitiminde yani 15 ekimde sezaryenle alacağını anlattı. İnsanın doktoruna güvenmesi gerek en önemlisi bu bence. En saçma şeyleri bile paylaşmanız ve onun sizi dinleyip açıklayıp rahatlatması gerek. Ben bu yönden çok şanslıyım.

Bu haftalık şimdilik bu kadar haftaya görüşmek üzere…

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 19. Hafta

Standard

11391170_940273626025557_3756354155972094014_n

MERHABA ANNE BEN BURADAYIM İLK TEKME HEYECANIM (19.HAFTA)

Pazartesi akşamı surviour’ı izlerken koltuğa yayılmış  İlkimnaz’ın uyku saatini dört gözle beklerken birden bir şey hissettim.İlk an anlayamadım hareketini hissetmiştim miniğimin sanki. Sakince derin bir nefes aldım beklemeye başladım. Ve evet bir kere daha hareket etmişti. Derin bir nefes aldım. Sanki “anne merak etme ben buradayım yoruldun biraz dinlen” der gibiydi. İşte o an kocaman bir gülümseme olmuştu yüzümde bütün yorgunluğum gitmişti bir anda.

Aslında bebeğinizin hareketlerini hissetmeye başladığınızdan sonra hamilelik daha heyecanlı geçer. Merak duygunuz o hareket ettikçe azalır. İyidir hareket ediyordur sizinle etkileşim halindedir. Artık sizde onunla konuşur hareketlerini takip eder uyku saatini takip edersiniz.

İlkimnaz da çok geç hissetmiştim hareketlerini 23 haftayı bulmuştu. Belki de hissetmiştim ama ben anlayamamıştım ilk hamilelik tecrübesizliğiyle. Şimdi ise minigim 19. haftaya girdiği gün hareketini hissetmiştim.

İkinci hamileliğim olduğu için bazen düşünüyorum kızımda ki gibi panik halinde değilim. Bu bazen iyi bazen kötü anlamda. Artık neyin ne olduğunu bildiğim için gereksiz panikler korkular yaşamıyorum ama bazen de vicdanım sızlıyor acaba diyorum günün koşuşturması kızım gün geçip gidiyor ve unutuyorum onu. Hızlı çekimdeyiz bu ara taşınma telaşımız demeyeceğim benim telaşım malum eşimin hep olduğu gibi nöbetleri takviyeleri görevleri yük benim omuzlarımda birazcık daha fazla.Tabi ki oda her zaman olduğu gibi tam destek gece ağır kaldıracak taşınacak işleri yapıyor ben bazen buna soyununca da fırçayı basıyor. Yerleşme sonrası önümüzde daha sonra iki bebeğimin de aynı odada olacakları için oda tasarımı eşyaları düzeni malum daha miniğim için bir zıbın bile almadım. Onunla ilgili her şey yeni evimizde bizleri bekliyor. Tabi bu sayede zamanda geçiyor. Bir bakmışım sayılı günler kalmış. Odasında oturmuş hayaller kuruyorum onunla.

Taşınmadan sonra doktor randevumuz var 4 boyutlu ultrasonu muzda var aynı zamanda bu sayede bebeğimizi net görebileceğiz. Bu sayede bütün organları parmakları kemikleri gibi pek çok ince ve önemli ayrıntıları da öğreneceğiz. Bakalım kime benziyor. Ve tabi ki cinsiyeti de ben hala öğrenmemekte kararlıyım ama bakalım o an neler olacak

İşte böyle bir yazının daha sonuna geldim. Haftaya taşınma hikayesi bitip yerleşme hikayelerine geçeceğim.

Şimdilik hoş çakalın…

Öniz İşbilen

Öniz’in Gebelik Günlüğü 11/12/13. Haftalar

Standard

11.HAFTADAN  MERHABA

Haftalar haftaları kovalarken günler uzarken havalar ısınmışken göbeğim büyümeye devam ediyor. Malumunuz geçen haftayı gayet sulu geçirdikten sonra bu hafta haftalık kontrolümüz için doktorumuzun yolunu tuttuk ailecek. Her zamanki gibi yine rutin olarak kilo ve tansiyon ölçümlerim yapıldı. Bir kilo daha vermişim. Bu hamilelikler bana yarıyor, her seferinde kendi kilomdan veriyorum. Tansiyonda gayet normaldi. Ultrasona geldi sıra bu hafta daha detaylı bir ultrason incelemesi olacaktı. Çünkü miniğimizin artık organları tamamen oluşmuştu. Artık yüzünü de görebilecektim. Hamile yada anne olmayan birine iki eli iki ayağı, bak beyin çizgisi var, cümleleri çoğu zaman komik ve gereksiz gelir ama bizler için bunları duymak derin bir rahatlamaya dönüşür. Miniğimizin ellerini, ayaklarını, başını, burnunu gördük. Hokka burunlum benim 🙂 Veee eşimin her zamanki gibi merakla doktorumuza bakıp, cinsiyet sorusunun cevabını bekleyişi. Tabi ki doktorumuz her zaman ki gibi daha erken olduğunu ancak içine doğanı bizimle paylaştı, tam olarak cinsiyeti öğrenmemiz 17. haftada olacak. 11.ve 14. Haftalar arasında yapılan ikili tarama testimizde yapıldı.Toplumda ense kalınlığı testi olarakta bilinir. Bu testin amacı bazı fetal anormalliklerin örneğim; down sendromu olma riskini hesaplar. Bunun için detaylı bir ultrasonagorafik inceleme ve anneden alınan kan örneği yeterlidir. Bir hafta sonra sonucu alabilirsiniz. Hazır kan verirken doktorumun isteği üzerine kan ve idrar verdik yine. Bu hafta ilacımız da değişti doktorum benim için vitamin ve minerallerden oluşan DECAVİT PRONATAL verdi. Sabahları tok karnına bir adet.Bir sonra ki kontrolümüz bir ay sonra. Tabi ki bu zaman zarfında inşallah kötü herhangi bir şey olmazsa. Haftaya ikili tarama testimin sonucu ve çok merak edilen hamilelerde saç boyamayla ilgili bir yazı sizleri bekliyor olacak.

HAMİLEYSEK PASPAL MI GEZELİM YANİ (12.hafta) 1779_484595581593366_1678279980_n

Aslında ne zordur bir bilseniz şu hamilelerin işi. Karnınız şişmekte sivilceler yüzünüzde şişen ayaklar eller dibi çıkmış saclar… Hamileyken en çok merak edilen sorular arasındadır bakım aslında. Her hamile daha güzel hissetmek ister. Zaten bir bebeği taşıdığınız için yeterince güzelsinizdir, ama yinede o öz güven, o aynaya baktığında görüntüden hoşnutluk var ya o başkadır. En çok sorulanlardan biride saç boyamadır. Ne yazık ki günümüzde öyle çok yok doğal saç renkli. Hamilelikle birlikte dipler çıkmaya başlar aynaya baktıkça rahatsız olursunuz. Peki nedir bu sorunun cevabı. Tabi ki kişide kişiye değişir. Ama değişmeyecek bir şey 12 haftadan önce saç boyanmaz. 65236_509244522461805_941442588_n Peki ya sonra? Ben kızımda yaptığım ve şimdi ki hamileliğimde de uygulayacağım doktorum ve kuaförüm tarafından onaylanmış bir yöntemi size anlatacağım. Benim asıl saç rengim kumral ama genelde saç rengim sarıdır. Doğal olarak dipler çıktıkça hoş bir görüntü olmuyor. Bu yüzden 12 haftadan sonra diplerimi ellemeden, boya sürmeden kalan saçlarımı kendi dip rengine yani kendi saçımın rengine boyatmaya başladım. Tabı ki bu en başta o kötü dip rengini kapattı. Sonrasında diplere boya değmediği için bebeğe de en az zarar verdi. Tabi ki boyanın da bitkisel olması önemli. Böyle bir yöntemle gayet mutlu oldum. Tabi ki bu benim yöntemimdi ve sizlere önerim en doğru karar sizindir. Gelelim miniğimize, artık boyumuz 57 santim ve 7 gram ağırlığındayız. Daha rahat geçiyor günlerim bulantılarım azaldı. Ama şimdi de baş ağrılarım olmaya başladı tabi ki bunlar hamileliğe bağlı ağrılar. Bu hafta artık miniğimiz yutmayı öğrendi arada hıçkırık tutuyor. Ve parmak da emmeye başladı. Bu haftalar bizim için gayet hızlı ve hareketli geçiyor. Kızımızın iki yaş doğum günü hazırlıkları, kuzenimin düğün telaşı… Zaman hızla geçiyor miniğimizin hayaliyle her geçen gün daha da heyecanlanıyoruz. Ve onu sabırsızlıkla bekliyoruz…

BİRAZ NEFES ALMA VAKTİ GELMİŞSE (13.hafta)

Dolu dolu geçen, bol hareketli, mutlu, temizlikle iç içe bir haftayı daha geride bıraktım. Kızımın doğum günü telaşı, evdeki temizlik, kuzenimin yaklaşan düğünü… 11062864_924018477651072_7767999889025360933_n Normalde 22 mayıs olan kızımın doğum gününü 2 mayısa aldık. Hem 3 günlük tatil hem babaannenin ve amcanın şehir dışından gelmesi için dedemizin gemiye gitmeden yanımızda olması için. Amaç başta 2 yaş için fotoğraf çekimiydi ama hazır bu kadar hazırlanmışken evde de küçük aile arasında kutlama yapalım dedik. Demese miydik gibi olmadım değil aslında. Çünkü hazırlıklar, temizlik, yemekler…. Hem bir çocuklu hemde hamile bir anne için zor oluyor. Ama tabi ki ben hamileyim yapamam edemem diyenlerden olmadım. Allah büyük dert hastalık vermedikten sonra her şeyin üstesinden gelinebilir. Tabi ki günün sonunda her şeyi kendinizin başarmasının haklı gururunu yaşamak var. Bir hafta öncesinden başladım listelere neler alınacak yapılacak…. Önce evin parkeden perdeye her yerini temizlemek şart. Misafir gelecek. Hemde kayınvalide öyle olur mu. Hamilesin sen demesine bakmadan eşimin onunda sonsuz yardımlarıyla her gün bir oda planıyla ev temizliği bitti. Sıra geldi doğum günü hazırlıklarına. Elbisemiz vardı altına ayakkabı ve çorap aldık kızım için ona uygun eşimin ve benim .elbise ve gömlek kombinleri oldu. Doğum günü için magnet, hediye çikolatalar, peçete sargısı, kürdanlık gibi küçük ama şık ayrıntılar tasarlandı ve siparişi verildi. Pastamız ve muffınlerimiz için çok sevdiğim işine güvendiğim bir arkadaşım kızım için özel pasta ve muffınler hazırladı. Bunları fotoğraf çekiminde de kullandık. Yanında da babaannemizin yaptığı küçük ikramlar. Doğum günü önce ailecek hep birlikte fotoğraf çekimimizi yaptık sonrasında da evdeki kutlamamız. Her şey çok güzel oldu. Günün sonunda mutfakta eşimle oldu ya çok ta güzel oldu dedik. Demek ki neymiş insan planlı programlı ve isleri doktorumun da hep dediği gibi yavaş yavaş çok sık dinlenerek yaparsak altından kalkamayacağımız şey yok. Günün sonunda övgüleri almakta benim için motive kaynağı oldu. Bekleyin beni sırada miniğim için baby shower var 🙂 Tabi ki temizlikte atlanmaması gereken normalde de çok dikkat etmemiz gereken kurallar var. Kimyasal maddeler bebeğiniz için toksit etkili olabilir. Bunun için havalandırma önemlidir. Temizlik yaparken asla klorak gibi maddeler başka maddelerle karıştırılmamalı ve solunulmamalıdır. Mutlaka temizlik yaptığınız yeri havalandırmalısınız. Sık sık oturup dinlenmelisiniz. Sandalye merdiven gibi düşme riski yüksek yerlere tek çıkmamalısınız ama benim gibi tez canlıysanız kendinizi mutlaka sağlama almalısınız. Kaş yaparken göz çıkmasın sonra. Bu hafta ayrıca birde kuzenimin düğünü var. Eskiden olan hiç bir elbisem şuan göbeğim yüzünden olmuyor. Bu göbişi sığdırma çalışmaları ve ayrıcada şık görünme çabaları içindeyim. Bakalım ne giymişim ne almışım nasıl bir çözüm bulmuşum sizlerle haftaya paylaşırım. Hamilelik nasıl gidiyor derseniz böyle bir haftaya rağmen gayet iyiyiz. Miniğim bu süreçte beni hiç zorlamadı. Zaten 13.hafta itibariyle genelde hamileliğin en güzel zamanı derler. 10923325_924723420913911_8668950133935292360_n Bu haftalarda herkes yediklerime dikkat kesilir oldu. Malum herkeste bir cinsiyet merakı. Tahminler rüyada görmeler başladı. Eşim ve kayınvalidemin tahminleri var. Bende merak ediyorum tabi ki ama benim içime doğan yada gördüğüm bir rüya yok en iyi cevap doktorumun cevabı bunun için 18 mayısı bekliyoruz. Geçen sefer kızım için kuzenlerimle hıdrellezde dilek dilemiştik. Doktor kontrolümüzde totem yapmıştık. Ve sonuç istediğimiz gibi olmuştu. Bakalım bu sefer neler olacak…

Öniz İşbilen

Emine Ergün’den Gecikmiş Konuşma Problemi

Standard

Merhaba sevgili anneler ve anne adayları.

Bundan böyle Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’ün yazılarına sık sık yer vereceğim. Benimle birlikte bu yolda yürüdüğü için kendisine çok teşekkür ederim. Daha önce kreş ile ilgili yazısına yer verdiğim Emine Ergün’ün bugünkü yazısı ben dahil olmak üzere bir çok anne-babanın kaygılandığı konu olan çocuklarda konuşma gecikmesi olacak. Keyifli okumalar.

images

Gecikmiş Konuşma

Anne ve babalar için çocuk sahibi olmanın en güzel ve özel taraflarından biri de onların konuşmaya başlaması ve ilk kelimelerini söylemesidir. İlk olarak anne mi baba mı diyecek diye iddialara bile girilir.

Konuşması bu kadar sabırsızlıkla beklenen çocuğun bir türlü konuşmamamsı ise anne baba için kaygı verici bir durumdur. Günümüzde oldukça sık rastlar olduğumuz bu durum “Gecikmiş Konuşma” olarak adlandırılmaktadır.

Bazı çocuklar yaşıtlarına kıyasla daha geç konuşmaya başlayabiliyor. Bu, her zaman konuşma bozukluğu sorunu veya ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmiyor. Ancak, onu iyi gözlemlemeli ve ciddi sorun olasılığını düşündüren durum fark edildiğinde de hemen bir uzmana başvurulmalı

Gecikmiş konuşma probleminin bazı sebepleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

  • Çocukta var olan bir gelişim problemi ( otizm, öğrenme güçlüğü vb)
  • Genetik yatkınlık
  • İşitme problemi
  • Görme problemi
  • Uyaran eksikliği
  • İletişim azlığı
  • Fazla televizyon izleme (özellikle klipler ve reklamlar)
  • Epilepsi gibi nörolojik hastalıklar
  • Sık sık havale geçirme

Konuşma gecikmesi olan çocuklarda eğer eşlik eden başka bulgular da varsa o zaman farklı bir gelişimsel problemden söz edilebilir. Bu bulgular şunlar olabilir:

  • Konuşma problemine ek olarak öğrenme problemi de varsa
  • Anlaşılmaz sesler çıkarıyorsa
  • Çevresine karşı isteksiz ve ilgisizse
  • Yeni ortam ve durumlara uyum sağlamakta güçlük çekiyorsa
  • Yalnız kalmayı tercih ediyorsa
  • İsteklerini öfkeli davranışlarla anlatmaya çalışıyorsa
  • Göz kontağı kurmuyorsa
  • İsmi ile seslenildiğinde tepki vermiyorsa bu çocukta sadece gecikmiş konuşma problemi değil, gelişimsel bir sorun da olduğu düşünülebilir

Böyle bir durumda bir uzman desteği alınıp çocuğun gelişimsel taraması yapılmalı, gerek görülürse özel eğitim ya da konuşma terapisi süreci başlatılmalı. Her konuda olduğu gibi bu konuda da erken tanı ve erken müdahale çok önemlidir.

Anne babalara öneriler

  • Çocuğunuza sevgi ve ilgi gösterin, sık sık konuşun onunla.
  • Ona hitap ederken tane tane ve anlaşılır konuşun.
  • Ona sık sık soru sorup konuşması için fırsat yaratın
  • Çocuğunuz bazı sözcükleri akıcı söyleyemediğinde sabırlı davranın, onu zorlamayın
  • Daha ilk hece ve sesleri çıkartmaya başladığında, söylediği sesleri ona tekrarlatın.
  • Onu mümkün olduğunca çok sosyal ortamlara sokun, fazla kendi başına kalmasına izin vermeyin.
  • Mümkün olduğunca yaşıtlarıyla oyun oynamasını sağlayın.
  • Kreş yaşantısı onun için çok faydalı olacaktır.
  • Bir nesneyi eline aldığında, baktığında onunla ilgili ona bir şeyler anlatın.
  • Nasıl olsa konuşur deyip 4-5 yaşına kadar beklemeyin
  • Özellikle 0-3 yaş döneminde mümkün olduğunca televizyon izletmeyin. Eğer bebek ya da çocuk kanalı izliyorsa, gördükleri hakkında açıklama yapın.
  • Görüntü geçişinin çok fazla olduğu klip yayını yapan kanalları izletmeyin
  • Onun işaretle gösterip de istediklerini hemen yerine getirmek yerine konuşarak yönlendirin, anlatmasını sağlayın.
  • Ona kitap okuyun, masal anlatın,şarkı söyleyin.
  • Size bir şey söylediğinde karşılık verin.
  • Onunla yaratıcı oyunlar oynayın.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı
Aile Danışmanı

www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Emine Ergün’ün diğer yazısına ulaşmak için linki tıklamanız yeterli:   

 

Özlem’in Doğum Hikayesi

Standard

fb8eb965ef2435a7d0fae2ddab0834a8

Sevgili dostum Seval doğum hikayemi yazmam konusunda beni teşvik ettiğin için çok teşekkür ederim.

Merhaba yeryüzünün kanatsız melekleri anneler bizim kavuşma hikayemiz şöyle;

Çocukluğumdan bu yana etrafımda ki insanlar tarafından çocuklara olan aşırı ilgim ve sevgimle bilinirim.
Ve her genç kız gibi benimde hayallerimi süsleyen bir beyaz atlı prens modelim vardı. Fakat ben durumu biraz abartmış olabilirim. Uzun boylu olsun, esmer olsun, sesi güzel olsun bana şarkılar söylesin, biraz da mizacı sert olsun ki benim gibi şımarık’la başa çıkabilsin gibi. Ben bu hayallere dalmışken kader bir tesadüf sonucu karşıma eşimi çıkardı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim bu özelliklerin hepsine sahip ve biraz fazlasına, bence Allah’ın şanslı kullarındanım.

6 aylık bir flört ve 6 aylık bir nişanlılık döneminden sonra hayatlarımızı birleştirdik. Evlendikten sonra da çocuk için 3 yıl bekleyelim yok birbirimizi daha iyi tanıyalım kaygılarımız olmadı. Çünkü birbirimizi yeterince tanıyor ve güveniyorduk. Evliliğimizin ilk yılında hamile kaldım, ama çok büyük bir yanılgıya düşmüştüm. Hiç bir hamileliğimin sonunu göremiyor ve bebeğimizi kucağımıza alamıyorduk. Bunu unutmuşum hatırlamam uzun sürmedi 2.5 ay sonra ilk bebeğimi kaybetmiştim. İçimde kocaman yeri hiç bir şey ile doldurulamayacak bir boşluk ve alev alev yanan içim tarifsiz bir hüzün mutsuzluk. Bunun üzerinden 8 ay geçmişti ki tekrar hamile olduğumu öğrendim. Ama ne bitmez bir sekiz aydı. Her ay heyecanlı bir bekleyiş sonra hüsran hayal kırıklığı, gözyaşı, depresyon eşiğine gelmeler neyse ki sona ermişti ve tekrar hamileydim. Mutluluktan ağlamanın ne olduğunu yaşadığım ilk an. Hemen doktora tabi her şey güzel, bebek keseye tutunmuş düşük riski yok ama benim kulaklarım duymuyor doktoru çünkü, yaşanmış bir kaybım ve hala taze yaralarım var.

İlk 3 ay öylesine zordu ki; onu kaybetme korkusu, aş erme, her şey pis kokuyor, sürekli yorgunum ve uykum var üstelik hamile gibi de görünmüyorum. Hayalimdeki gebelik hiç böyle değildi. Fakat o 3 ayın sonunda birden mucize gibi kötü olan ne varsa bitti hamile gibi de görünüyordum daha ne isterdim ki. Doğuma yakın kontroller sıklaşmıştı ve kızım halâ doğum pozisyonu almamıştı üstelik suyu da azalıyordu ama benim içimde korku yoktu bugüne kadar gelmiştik ya.

Tam 38 haftalık olmuştu ve akşam üzeri kontrole gitmiştik muayene esnasında doktorumuzun yüzünde bir tedirginlik belirdi bende ilk defa o an korku hissettim yüreğimde. Suyunun ciddi anlamda azaldığını ve en geç yarın öğlen bebeği alması gerektiğini söyledi. Hayatımda ilk defa endişe, korku, heyecan, merak, mutluluk, sabırsızlık hepsini bir anda hissettim.Tahmininiz üzere o gece geçmek bilmedi sabaha uykusuz ama nasıl olduysa dinç uyandım. Aynı gezmeye gidiyor gibi çantamızı arabaya yerleştirdik ve hastaneye doğru yola çıktık. Hayalimdeki doğuma gidiş senaryosu bu değildi ben sancılar içinde bağırarak ağlayarak gideceğimi sanıyordum ama açık söylemek gerekirse buda fena değildi. Odamıza çıktık, ameliyathane hazırlanıyordu ve ben odadaydım. Çok yakın iki dostum geldi ben yatakta ameliyat önlüğü ile yatıyorum onlar doğumu kaçırdıklarını düşünmüşler, toplamda 8 kg almıştım evet haklılardı. Oradan bakınca doğum yapmış gibi görünüyordum.

Ameliyathaneye giderken çok karmaşık hisler yaşıyor insan bebeğine kavuşacak olmanın heyecanı ve mutluluğu ama aynı zaman da asansör kapısında bıraktıklarınızı bir daha görememek endişesi düşüyor insanın yüreğine. Eşim annelerim dostlarım halam birde yanımda olamayan ama kalplerinin benim için attığını hissettiğim babalarım ve görümcem. Bu arada doğumum epidural sezeryan ile gerçekleşti. Doğumun her anında bilinçliydim fakat hafif bir sersemlik vardı doktorumuzla sohbet halindeydim ve sonunda avuçlarının içinde işte kızınız dedi bir an çok korktum çünkü kolları bacakları kafası bir aradaydı susuz kaldığı için öyle toplanmış bir tür kendini koruma mekanizması gerçekleştirmiş. Korkma gayet sağlıklı sözünü duyduğum da benden mutlusu yoktu. Yine ameliyathanenin içinde muayenesi yapıldı, pudralandı ve yeşil bir örtüyle bana geldi. Öpüştük koklaştık dokunduk birbirimize mutluluktan ağlarken ebemize “bu benim mi” diye sorduğumu hatırlıyorum  “evet bu küçük kız senin” dedi. “Şimdi onu odanıza götürüyorum seni orada bekleyecek” dedi. “Hayır gitmesin yanımda kalsın” dedim inatla doktorumuz “ama burada üşür hem babası da onu bekliyor o da görsün” dedi gönülsüz de olsam mecbur kabul ettim.

Odaya çıktığımda eşimin gözlerinden sonra ilk gördüğüm şey beşikte yatan küçük yüzlü minik burunlu iri gözlü güzel bir bebekti hem de benimdi. Tebrikler ilk emzirme merasimi derken oda da onunla yalnız kaldığımda kucağımda o savunmasız haline bakarken anneme dönüp “sen beni nasıl sokağa çıkardın? nasıl okula gönderdin? ve beni nasıl evlendirdin?” diye sorduğumda canım benim sadece gülümsedi. Biliyorum zamanı geldiğinde bunların hepsini bende yapacağım ama onu kucağınıza aldığınız ilk an mümkün değil gibi görünüyor.

Şimdi kızımız Zeynep 20 aylık ve iki ay sonra o bir küçük abla olacak. Oğlum Hamza’nın da doğum hikayesini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Ve bir teşekkür hayatımın anlamı İbrahim’e;
Bu güne kadar bana gösterdiğin sevgi, saygı, ilgi, hoşgörü, merhamet ve desteğinden dolayı sana minnettarım. Eşin olarak ben ve evlatların sana sahip olduğumuz için çok şanslıyız iyi ki varsın sevgilim.

Özlem Ergenç

Erkek Annesi Olmak

Standard

11750733_1624355927832392_1259104393420357536_n

Evlat sahibi olmak hayatta başınıza gelebilecek en güzel şey… Oğlum olmadan önce çocuk sesine tahammül edemeyeceğimi düşünürken oğlumun yeri gelip üstüme çiiş yaptığına, yüzüme kustuğuna, elime kaka yaptığına çok kez şahid oldum 🙂
Bunları çekinmeden yazıyorum çünkü sizde annesiniz ve eminim bunların bir çoğu başınıza gelmiştir.
Tabii bir de ‘oğlunuz’ varsa isterse tüm gün üstünüze çişini yapsın 🙂 Kız anneleri alınmasın lütfen evlat ayrımcılığı yapmak değil asla ama erkek anneleri her yönden çok şanslı neden mi? Buyurun bu yüzden 🙂

– Hayatınızda babanızdan ve eşinizden sonra ki kahramanınız dır.
– Kız evlat büyüyüp yuvadan uçar ama erkek evlat hep yanınızdadır.
– Kız çocukları gibi sevgilerini pek gösteremeseler de erkek evlat daima annelerine aşıktır.
– Erkek annesi olmak içindeki erkeği keşfetmektir.
– Erkek annesiyseniz erkek oyunları oynamanız kaçınılmazdır.
– Daha 1 yaşında olmasına rağmen kıskanmaktır herkesten.
– Eşinize aşıkken bir gün onun sevgisinin önüne geçen tek varlıktır erkek evlat.
– Erkek annesiyseniz eğer bir gün ayakta işemeniz kaçınılmaz bir gerçektir 🙂
– Ve en acısı da şu ki; siz sevip öpmeye kıyamazken birgün biri çıkar gelir ve oğlunuzu alıp gider. O zaman oğlunuz artık bir başkasına ait olur ve artık sizin o top oynadığınız, birlikte araba yarışı yaptığınız oğlunuz artık başkasına ait olur her istediğinizde öpüp koklayamazsınız.
Yinede erkek annesi olmak ayrıcalıktır.

Oğullarımızın hayatına pek çok prenses girse de, her zaman kraliçe biz olarak kalacağız 😉

Erkek annesi olmak gelecekte ki kaynanalığın ispatıdır… :))

Luli’nin Dünyası

Standard

1424552_177409825783864_80613817_n2000′ li yılların gelmesiyle düğünler,bebek mevlitleri daha da bir ön plana geçti…

Artık pek çok insan en mutlu günlerini bir organizasyon haline getiriyor. Örneğin; Bebeğine hamile bir anne adayı için doğumuna yakın hem anneye motivasyon amaçlı, hem de bebek için hoş geldin partisi yani, Baby Shower yapılıyor. Bunun için ise misafirlere küçük fakat anlamlı ve kalıcı hatıralar bırakmak adına değişik şık anne-bebek temalı magnetler,şeker kavonozlari gibi armağanlar dağıtılıyor.

İşte size harika bir örnek; Bu genç yaşına rağmen hobi olsun diye insanları renkli hayal gücü sayesinde mutlu etmeye adamış bir bayan ve şirinmi şirin sayfanın sahibi Tuğçe Hanım ve annesi Hülya Hanım. Anne-Kız omuz omuza verip harika işler çıkarıyorlar.

Çok uzun zaman olmadı kendisiyle tanışalı fakat sanki yıllardır tanışıyor gibi hayranım kendisine. Sayfasına ilk baktığımda ” vay bee helal olsun ” demekten kendimi alıkoyamadım. Bebek mevlid şekerinden tutun nikah şekerine,loğusa taçlarından tutun şeker kavanozuna kadar kişiye özel tasarımlar çok makul fiyatlarla bu sayfada.

Size bir kaç öneri;

150482_112366995621481_2093589804_n 599005_112366502288197_1672138717_n

1000328_177332089124971_2014108622_n

1525144_186704044854442_2012480870_n

 

 

Aklınızdakini siz anlatın luli ‘nin dünyası gerçekleştirsin.

Ulaşabileceğiniz irtibatlar;

E-mail: lulinindunyasi@hotmail.com

Telefon Numarası: 0534 815 86 05

Instagram: LULİNİNDUNYASİ

Facebook: https://www.facebook.com/pages/Lulinin-D%C3%BCnyas%C4%B1/110687719122742?fref=ts

İnternet Sitesi: http://Www.lulinindunyasi.com

Adres: Aydınlıkevler mahallesi, 2015 sokak Mersin, Mersin