Tag Archives: bebek sağlığı

Öniz’in Gebelik Günlüğü 27. ve 28. Hafta

Standard

OĞLUM ‘A (27.VE 28.HAFTA)

11825140_974565142596405_4913623435450879473_n

Bu satırları sana yazarken salondaki benim için hazırlanmış yatakta ayaklarımın altındaki yastıklar,cama vuran yağmur damlaları,esen serin rüzgar… Bu sıcak havayı dağıttığı gibi benim de içimi ferahlatmak soğutmak için sanki.

Ablanı daha çok mu önemsedim,kendime dikkat etmedim mi,nasılsa bir şey olmaz mı dedim, bunun için mi bana öfken oğlum.

Seni görmedim,kucağıma almadım,kokunu içime çekmedim … Evet bunlar için çok heyecanlıyım ama daha erken gelmen için bebeğim.

Korkuyorum şuan.

Kalbim yerinden çıkacak gibi.

Birine anlatırken konuşurken düşününce bile kelimeler anlamını kaybediyor,gözyaşlarım akıyor nefesim kesiliyor.

O bir hafta önce ki cesur anneden eser yok şimdi.

Sancım başladığında çok anlamadım ve birazda önemsemedim.Baban da izni bitmeden küçük bir kaçamak ailesinin yanına gitmişti. Geceydi. Sabaha bir şey kalmaz yoruldum ondan dedim. Ama saatler ilerledikçe dahada arttı. Sabahı ettim ağrılar içinde. Kardeşinle düştük yollara hastaneye oradan da doktorumuza ama giderken bile o kadar yorulmuştum ki…

Doktorumuzu görür görmez oturdum anlamıştı zaten tansiyonum düşmüş halim kalmamış sancılarım beni sarsar haldeydi. Hemen NST ve serum desteğiyle yattım. Doktor yatış dediğinde anlamıştım bir şeyler kötüydü. Ama yatamazdım hastanede ablan vardı, babanın haberi bile yoktu. Erken doğum riskin var dedi doktorumuz yatacaksın dedi. Tamam dedim ama evde.

İlaçlarımı verdi, yapmam gereken tek şey dinlenmek sadece zorunlu olduğunda kalkmaktı.

Sedyeden kalktığımda ayakta duracak ne gücüm ne de enerjim vardı. Anneannen aldı beni eve getirdi yıkadı giydirdi yedirdi yatırdı. Ne biriyle konuşabiliyor ne hareket edebiliyordum.Kendi sesimi, duyamaz olmuş kafamdan binlerce senaryo geçiyordu. Baban yola çıkmıştı bile.

Ne yapacaktım nasıl yapacaktım…

Eve geldiğimizde biraz daha rahatlamıştım. En başta sakin olmam gerekiyordu hamileliğin başında bu durumu yaşayanlar vardı. Bizim 11 haftamız daha vardı. En önemli olan kilo alacağın ciğerlerinin gelişeceği…

Sen bana kendini hatırlattın bende varım dedim, seni kaybetme korkusunu yaşattın bana.

Düşünceler içindeyken seni nasıl sevdiğimi gösterdin bana ben bilmezken.

Senin için direnme mi savaşma mı söyledin bana.

Anneliğe başla düşün beni dedin.

Bende anladım annecim merak etme.

Şimdi dinleneceğiz beraber, korkulu düşler değil güzel anıları hayal ederek. Seni bekleyerek.

Acele etme ama sen, ben seni bekliyor olacağım…

Annen…

Öniz İşbilen

Reklamlar

BEBEKLERDE KORDON KANI NEDEN ÖNEMLİ

Standard

kordon-kanı

Bebek, ana rahminde, göbek kordonu aracılığı ile anne kanından beslenir. Bu beslenme direk olarak anne damarlarına bağlanarak değil, plasenta aracılığı ile olur. Plasenta, bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen alışverişini sağlayan bir yapıdır.

Plasenta, doğumdan hemen sonra, görevini tamamlayarak bebekle beraber rahim dışına atılır. Yani doğumdan sonra ne anne ne de bebek için artık gerekmeyen bir dokudur ve çöpe atılır. Kordon kanı, bebeğin doğumundan sonra plasentanın içinde kalan kandır.

Bu kan kök hücre açısından son derece zengindir. Direk olarak anne veya bebekten kan alınmadığı için herhangi bir acı hissi veya komplikasyon riski yoktur.

 
Kök hücreler, birçok dokuda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir.

Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi ve/veya radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için kullanılıyor. Embriyodan, kordon kanından veya kemik iliğinden elde edilebilen kök hücreler vücudun “kaynak” hücreleridir.

Anne babalar kordon kanını saklamak istiyorlarsa beklenen doğum tarihinden en az 2 hafta önce Kordon Kanı Bankası ve doğumu yaptıracak olan kadın doğum uzmanına durum bildirilmeli ve gerekli hazırlıkların yapılması sağlanmalıdır. Bu sayede gerekli ekipman ve belgeler doğum anında hazır bulundurulabilir.

Kordon kanı, doğumu yaptıran hekim tarafından alınır. Doğumun normal ya da sezaryen olması, kordon kanı alma işleminin değişmesi üzerinde etkili değildir.

Bebek doğduktan hemen sonra göbek kordonunun bebeğe yakın tarafına 2 adet mandal takılır ve göbek kordonu 2 mandal arasından kesilir. Bebek yeni doğan doktoruna verilir. Geride kalan plasenta (eş) içindeki kan, kan bankası tarafından verilen özel torbaya alınır. Plasenta rahimden atılmadan kan alınmasının daha başarılı olduğu gösterilmiştir. Kanın yer çekimiyle kolayca alınması için torbanın plasentaya göre daha aşağıda tutulması faydalı olacaktır.

Kordon kanının alınması anneye veya bebeğe acı vermez, doğum sürecini etkilemez. Fazla zaman almayan, ortalama 2-3 dakika süren kolay bir işlemdir. Ne kadar fazla kan toplanabilirse o kadar fazla kök hücre alınmış demektir. Toplanan kan en geç 24-36 saat içinde Kordon Kanı Bankası’na ulaştırılmalıdır.

Kordon kanı alınan bebeğin kendisi için kullanılabildiği gibi doku grubu uyduğu takdirde anne, baba ve diğer kardeşler için de kullanılabilir. Bilindiği gibi, doku grubu uyma ihtimali birinci derece akrabalar arasında en yüksektir. Bu oran en yüksek kardeşlerdedir. Daha sonrasında anne, baba yer almaktadır.

kordon-kani-300x224

Kordon kanı birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır:

  • Kanser hastalıkları
  • Kan hastalıkları
  • Kemik iliği hastalıkları
  • Kalıtsal hastalıklar
  • Metabolik hastalıklar
  • Bağışıklık yetersizliğine bağlı hastalıklar

Emine Ergün
Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

https://twitter.com/annebabadanisma

18. Aya Dikkat!

Standard

Happy-Baby-PhotoBebeğinizin gelişim özelliklerini ay ay bilip takip ediyor musunuz?
Uzmanlar bu takiplerde en önemli ayın 18.ay olduğu konusunda birleşiyor. Zira 18 aylık olan bir bebeğiniz hala birkaç kelime konuşamıyor, göz teması kuramıyor ve seslenildiği zaman bakmıyorsa otizmden şüphelenmek gerekiyor.
Her 150 kişiden birinin otistik olduğu ülkemizde genellikle anne babalar ‘’Ben de geç konuşmuşum’’ veya ‘’Annesi de küçükken böyleymiş’’ gibi bahanelerin ardına sığınarak bu sorunu öteleme eğilimine giriyorlar. Oysa gelişimsel yetersizlik ve nörolojik bir bozukluk olan otizmin, ilk iki yıl içinde belirtileri ortaya çıkıyor. Diğer çocuklara göre daha az gülen, göz teması kuramayan, dil gelişiminde problem yaşayan çocuklar bu tehlike ile karşı karşıya olabilir. Eğer çocuğunuz iki yaşına ulaşmış ve hala 10 kelime söyleyemeyip, 50’ye yakın kelimeyi anlayamıyorsa da bebeğinizi bir uzman doktora götürüp otizm açısından testlere tabii tutmanız gerekiyor.
Araştırmalar otizmin erkek çocuklarda kızlara oranla 3-4 kat daha sık görüldüğü sonucunu ortaya koyuyor. Otizmin kesin bir tedavisi yok elbette ama erken teşhis sayesinde otizm ile birlikte görülebilen dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, takıntılı davranışlar gibi problemlerin tedavisi mümkün olabiliyor.

Çocuğunuzda anormal gördüğünüz bazı davranışlar gözlemliyorsanız doktorunuza danışmaktan kaçınmayın.

 

Sevgiler