Tag Archives: anneler ve oğulları

Öniz’in Gebelik Günlüğü 26. Hafta

Standard

ANNESİNİZ VE HAMİLESİNİZ PEKİ HAYAT NASIL?(26.HAFTA)

11796260_970730996313153_1831708834558549963_n

Bazen aileler çocuklarından daha çok korkar.Bizim tuvalet eğitiminde olduğu gibi.Başta amacımız sadece denemeydi açıkçası İlkimnaz’ın bu kadar alışacağını düşünmemiştim.Hep korkmuştum ya yanlış zaman ya geri teperse diye.Tabi daha 26 aylık onunda çekincesi vardı.Ama kızım beklenenden fazlasını yaptı ve biz tuvalet eğitimini bir haftada tamamladık.

Bu işin tabi güzel kısmı.Hamileyim,kocaman karnımla her an al kucağına kaldır iki dakikada bir başında beklerken ağrısın belin, otur yere bu sefer kalkarken zorlan,sıcaklar desen oturduğum yerde terliyorum saniyede duştayım yada denizde…

Kimse işin bu tarafını görmüyor tabi.Tamam hamilesin eyvallah ama bir evin bir eşin birde kızın var hayat devam ediyor ve sen sırf hamilesin diye bunları ihmal edemezsin. İlkimnaz’ı kucağımda sokakta yürürken çok taşıyamıyorum ama her bana gelip al dediğinde alıyorum. Bu örneklerden sadece biri. İki gündür hava berbat sıcak İlkimnaz’ında düzeni kaydı ne uyku ne yemek ne mutluluk her şeye isyan eden bir bebe oldu çıktı tabi benimde sinirlerim gergin zaten sıcak.Hakkını yemem asla eşim her konuda destek bana isyan geldiği an İlkimnaz’ı alıp götürür o kucaklar tuvalete taşır yıkar boş ver bugünde tost yapalım der….En büyük destekçim.Bu sıcak günlerde yıllık izinde olması da süper akşamüstü pır denize koşuyoruz ailecek.Serinlemek herkese iyi geliyor.

Bu arada ülke karışık her gün şehit haberleri,ekonominin belirsiz gidişatı,kurulamayan koalisyon…Babamızı da izinden çağırdılar ben bütün gün ağladım durdum.Bin tane senaryo kurdum kafamda ki bunların hepsi ne yazık ki yaşanan olaylar.Asker eşi olarak her an korkuyla burun burunasın ve annesin çocukların için endişelisin. Bugünde birşey olmadı deyip ekranda gördüğün aileler için üzülüyorsun.Keyfimiz pek yok ne yazık ki bekliyoruz belirsizlikler içinde ülkede….

11745344_970220843030835_6359170934784672187_n

Normalde 37 olan ayaklarım o kadar şişti ki ne yazık ki 39-40 arası terlik giyiyorum. Bileklerimle beraber ayaklarım boğum boğum.Test sonuçlarında bir anormallik yok çok ayakta durmaktan ve ayaklarımı otururken yada yatarken yükseğe koymamaktan sebep.

Midem mi onun yanması zaten artık rutin olan bir şey az ve sık yemek ekşili asitli acılı yememeye çalışmak çok fazla öne eğilmemek ve rennie çözümü onunda.

Yanı sonuç olarak her şeyin nedeni ve çaresi var siz yeter ki yapmak için zaman yaratın.

Öniz İşbilen

Reklamlar

Öniz’in Gebelik Günlüğü 17. Hafta

Standard

BİR TATİL, BİR EV BİR DE CİNSİYET MUAMMASI (17.HAFTA)

1610941_932998100086443_639154152831620528_n

Uzanmışım şezlonga şemsiyenin altındayım önümde kızım ve eşim kumdan kaleler yapıyorlar. Denizden esen hafif esinti kulağımda en sevdiğim müzik. Sıcak basınca hafif serin denize dalıp cafeye gidip meyve suyumu yudumluyorum. Sonra kızım ve eşim denize giriyorlar. Kızımın kahkahaları geliyor kulağıma, yüzümde kocaman bir tebessüm beliriyor. İşte ana hatlarıyla böyle bir tatildi bizimkisi. Havalar çok sıcak olmadığı için çok bunalmadım. Deniz hafif serindi. Kumsal tıklım tıklım değildi. Güzeldi tatilimiz yanmadım eski günlerime göre kavrulmadım sıcakta, bronz değil tenim alkollü içeceğim serinletmedi beni ama yinede bir hamile için geçirilebilecek iyi bir tatildi.

10440979_933926113326975_4961632616315838387_n

Sevmiştik biz burayı. Annemler zaten ev almıştı bahçeli kocaman bir ev. Denize yakın doğal ortamdı. İlkimnaz sevmişti en önemlisi. Tavukları kuzuları inekleri yakından gördü sevdi. Yumurtasını kendi gidip aldı.Büyük şehirdeki parklardaki gibi kumu mumla aramadık çöpten gözükmeyen yerler yoktu. Pazarı tazecik ti köylü teyzeler ablalar satıyordu. Tezgaha yaklaşmadan alıyordun kokusunu. Organik ürünler buradaydı işte. İlkimnaz kardeşi olacağı için okul kreş fikrini ertelemiştik zaten. Miniğimizde gelince zamanımızın çoğu evde geçecekti. Şimdi ki evimizde ilkimnaz’a hamileyken taşınmıştım onun için. Bu evimizde miniğimiz için olacaktı. Bizim için neyse idi ama babamızın her gün işe gitme zorunluluğu kafamızı karıştırıyordu ama burada kaldıkça sevdik burayı. Çarsıda gezerken bir ev çarptı gözümüze tam çarşının ortasında sıfır bina, ikinci kat, balkonlu güzel dedik hadi bir bakalım. İçeri girer girmez kocaman salonu göz doldurdu. Şimdi ki evimizde iki kişi  yürüyemezdi. Evi gezdik beğendik. Bir süre sonra baktık ki ev bizimdi. İşte miniğimiz kısmetiyle gelmişti. Şimdi önümüzde hiç yoktan bir taşınma telaşı olacak 1 aylık zamanımız var. Çok ağırlaşmadan taşınacağız. Miniğimizin odası burada hazırlanacak.

Tatil bitmişti sonunda doktor günüm gelip çatmıştı. Bu sefer terk gidecektim doktora. Hem üçlü tarama testi sonucum hem de cinsiyetini artık öğrenecektim sonunda. Sonucumu alıp gittim doktoruma şükürler olsun ki ikili tarama testim gibi bu da gayet iyi çıkmıştı. Sıra gelmişti ultrasona o da bende heyecanlıydık. Ama tabi ki unuttuğumuz en önemli konu miniğimiz hazır mıydı? Tabii ki koca bir hayır olduğunu ben üç saat içinde anlayacaktım. Doktorum baktı ama “Öniz bu pozisyon uygun değil dedi. Benim miniğim ayağını poposunun altına almış göstermem de göstermem diyordu. Doktorum “tamam sen git bir şeyler ye dolaş yarım saat sonra tekrar bakarız” dedi. Ben çıktım tabi biraz bozulmuştum. Gittim karşıdaki cafeye oturdum. Bir şeyler yedim içtim. Tekrar doktoruma gittim yine sonuç aynıydı pozisyonu değişmemişti. Bu seferde çikolata ye dedi. Ben sıkılmıştım. Niye böyle olmuştu ki. Kızım 15 haftada gayet kötü bir ultrasonda göstermişti oysa ki şimdi 18 haftada hala göremiyorduk. Tamam dedim şimdi göreceğim tekrar üçüncü kere baktığımızda aynı pozisyonda uyuyordu. Sanki bana uğraşma hiç göstermeyeceğim der gibiydi.

Doktoruma bakıyordum o da bende meraktaydık biraz daha uğraştı ve ben erkek artık kız olursa şansımıza dedi ve gülümsedi. Neden peki bu kez bu kadar uğraşmıştık ve net olarak bir sonuç bulamadık. En önemli olan şey pozisyondu bebeğim küçük olduğu için ve ayağı olduğu için net olarak ayırt etmemizi zorlaştırdı.O gördüğümüz ya pipiydi ya da ayak parmağı böyle işte.

Bende artık kararımı vermiştim öğrenmeyecektim. Hep özenmişimdir, doğum anında öğrenen çiftlere. Tabii ki eşim pek sıcak bakmadı bu fikre onlar öbür ay 4 boyutlu ultrasonda öğrenecekler ama ben öğrenmekten vazgeçtim. Erkek olarak kalsın artık bende ne diyelim.

Şimdi önümde taşınma toplanma telaşı var. Bir hamile ve anne nasıl taşınır? nasıl toplanır?  4 boyutlu ultrasonda bebeğimin tipi yüzü, sonrasında iki bebekli bir oda hazırlama telaşı olacak şimdilik görüşmek üzere…

10690122_933524963367090_6978113566589852056_n

Öniz İşbilen

ÇOCUKLAR İÇİN KURAL-SINIR VE ÖDÜL-CEZA YÖNTEMLERİ

Standard

ceza3

Her anne babanın hedefi kurallara uyan, toplum içinde uygun davranışlar sergileyen çocuk yetiştirmektir. Bu nedenle çocuğa uyması için birçok kural konur; ama bu kuralların neden konduğu, kurallara ne şekilde uyulacağı, uyulmazsa karşılaşacağı yaptırımlar çoğunlukla açıkça belirtilmez. Buna rağmen kurala uymayan çocuk cezalandırılır. Çocuk neden dolayı ceza aldığını anlamazsa, ya da bu durum ona açıklanmazsa da cezaya karşı gelir ve davranış problemleri sergilemeye başlar.
İşte tüm bu yanlış anlamaları ortadan kaldırmak adına, çocuğa kural koyarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır.
Uygulanacak kural aile bireyleri tarafından ortak belirlenmelidir.

Anne, baba ve diğer aile bireyleri kural koyma ve uygulama konusunda tutarlı olmalıdır.
Belirlenen kurala öncelikle kuralı koyan kişi uymalıdır. Örneğin çocuğa yatmadan önce dişlerini fırçalamasını söyleyen bir anne, bunu kendisi yapmıyorsa, çocuğun bu davranışı sergilemesi beklenemez. Çünkü çocuklar çoğunlukla model alarak öğrenirler.

Kurallara uyma düzenine göre verilecek ödüller titizlikle belirlenmelidir. Yapılan her olumlu davranıştan sonra ödül vermek, verilen ödülün değerini azaltır. Alkışlama, aferin deme, saçını okşama gibi sosyal ödüllerin sıkça verilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak; yemeğe götürme, oyuncak alma gibi maddi ödüller sık sık verilmemeli, çocuğun bu ödülleri alması için zaman konulmalıdır. Örneğin bir hafta boyunca akşam yemeğinde sofraya oturup yemek yiyen bir çocuğu, hafta sonu yemeğe götürerek ödüllendirmek doğrudur; ama her akşam yemekten sonra ona çikolata vermek doğru değildir.

ceza

Ödül gibi cezalar da çok önemlidir. Uygun bir ödüllendirme modeli geliştirmiş bir aile, aslında cezaya pek ihtiyaç duymaz. Zaten mümkün olduğunca ceza kullanılmamalıdır. Yanlış yöntemlerle kullanılan cezanın olumsuz etkileri çocuktan uzun süre silinmez.

İlla ceza kullanılacaksa, cezanın sınırları iyi belirlenmelidir. Bir yasaklar tablosu oluşturulmalı, bu yasaklara uyulmadığı taktirde verilecek cezalar açıkça belirtilmeli ve uygulanmalıdır. Anne kendi verdiği cezayı affetmemeli, ya da annenin verdiği ceza baba tarafında kaldırılmamalıdır.

Çocuğa verilen cezalarda adaletli olmak da çok önemlidir. Çocuk yaptığı hatalı davranışın çok çok üstünde bir ceza ile karşılaşırsa hem adalet duygusu sarsılır hem de anne babasına karşı öfkesi artar.

Çocuğun davranışlarını sebepsizce sınırlamak da doğru değildir. Bu, özellikle küçük çocuklarda gözlenen bir durumdur. 1-3 yaş arasındaki çocuklar çevreyi keşfetme çabası içinde oldukları için, her şeye bakmak, her yere gitmek isterler. Genelde anne babalarda onların her yaptıklarına hayır yapma, alma, gitme gibi tepkiler verip, onları durdurmaya çalışırlar. Ama çoğu zaman bu çabaları işe yaramaz.

Hem anne baba hem de çocuk için yıpratıcı olan bu süreci yaşamak yerine, yaşı ne olursa olsun çocuğa yapmaması gereken davranışın nedenleri ve sonuçları açıklanmalıdır. Örneğin; ısrarla ocakta kaynayan tencereye bakmak isteyen çocuğu nedensiz olarak ocaktan uzaklaştırmak yerine, anne çocuğu kucağına alıp pişen yemeği göstermeli, böylece merakını gidermelidir. Ayrıca bunu kendi başına yapmaması gerektiğini özellikle vurgulamalı, her merak ettiğinde kendisinin ona yardımcı olacağını söyleyerek ona güven vermelidir.

Anne babalar çocuklarına özellikle sosyal davranışlar ile ilgili kural koyarlar. Birinden bir şey aldıklarında teşekkür etmeleri, yemekten sonra eline sağlık demeleri sıkı sıkı tembihlenir. Ama bazen anne babalar sıkıca tembihledikleri bu kurallara kendileri uymazlar. Çocuklar çok iyi gözlemcidir. Kendisine konulan kurala anne babasının uymadığını gören çocuk, hem bu kurala hem de bundan sonra konulacak diğer kurallara uymayacaktır. Kurallar sadece çocuklar için değil, anne babalar için de geçerli olmalıdır.

Kuralların sayısı ve içeriği de doğru belirlenmelidir. Kurallı aile olmak adına çocuk çok sıkılmamalıdır. Kuralsızlık kadar fazla kural koymak da doğru değildir.

Çocuğa konulan kurallar konusunda diğer aile bireyleri de bilgilendirilmelidir. Bu konuda özellikle büyük anne ve büyük babalar ile çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmaları en aza indirmek adına aile büyüklerine kurallar, ödül ve cezalar ile ilgili bilgi verilmeli; anne babalar ile tutarlı davranmaları konusunda uyarılmalıdır. Aksi halde çocuklar her bireye göre faklı davranış geliştirecek, onların tutum ve davranışlarını kendi lehlerine kullanacaklardır.

Bu durum ilerde çocuğun okul yaşantısını da olumsuz etkileyebilir. Evde farklı, okulda farklı davranışlar sergileyebilir, okul kurallarına uymakta zorlandığı için uyum ve davranış problemleri oluşabilir.

Şunun altını önemle çizmek gerekir. Kurallar sadece çocuklar için geçerli değildir. Aile içinde kural belirlemek ve uygulamak demokratik bir süreç olmalı, herkes için eşit ölçülerde uygulanmalıdır.
Sınırları doğru belirlendiği taktirde, çocukların da kural koymasına ve koyduğu kuralları denetlemesine fırsat verilmelidir. Bu, çocuğun sosyal gelişimi, kişilik ve öz güven gelişimi için oldukça önemlidir.

Emine Ergün

Çocuk Gelişimi Uzmanı

http://www.emineergun.com.tr

https://www.facebook.com/CGEUzmaniEmineErgun?fref=ts

Özlem’in Doğum Hikayesi

Standard

fb8eb965ef2435a7d0fae2ddab0834a8

Sevgili dostum Seval doğum hikayemi yazmam konusunda beni teşvik ettiğin için çok teşekkür ederim.

Merhaba yeryüzünün kanatsız melekleri anneler bizim kavuşma hikayemiz şöyle;

Çocukluğumdan bu yana etrafımda ki insanlar tarafından çocuklara olan aşırı ilgim ve sevgimle bilinirim.
Ve her genç kız gibi benimde hayallerimi süsleyen bir beyaz atlı prens modelim vardı. Fakat ben durumu biraz abartmış olabilirim. Uzun boylu olsun, esmer olsun, sesi güzel olsun bana şarkılar söylesin, biraz da mizacı sert olsun ki benim gibi şımarık’la başa çıkabilsin gibi. Ben bu hayallere dalmışken kader bir tesadüf sonucu karşıma eşimi çıkardı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim bu özelliklerin hepsine sahip ve biraz fazlasına, bence Allah’ın şanslı kullarındanım.

6 aylık bir flört ve 6 aylık bir nişanlılık döneminden sonra hayatlarımızı birleştirdik. Evlendikten sonra da çocuk için 3 yıl bekleyelim yok birbirimizi daha iyi tanıyalım kaygılarımız olmadı. Çünkü birbirimizi yeterince tanıyor ve güveniyorduk. Evliliğimizin ilk yılında hamile kaldım, ama çok büyük bir yanılgıya düşmüştüm. Hiç bir hamileliğimin sonunu göremiyor ve bebeğimizi kucağımıza alamıyorduk. Bunu unutmuşum hatırlamam uzun sürmedi 2.5 ay sonra ilk bebeğimi kaybetmiştim. İçimde kocaman yeri hiç bir şey ile doldurulamayacak bir boşluk ve alev alev yanan içim tarifsiz bir hüzün mutsuzluk. Bunun üzerinden 8 ay geçmişti ki tekrar hamile olduğumu öğrendim. Ama ne bitmez bir sekiz aydı. Her ay heyecanlı bir bekleyiş sonra hüsran hayal kırıklığı, gözyaşı, depresyon eşiğine gelmeler neyse ki sona ermişti ve tekrar hamileydim. Mutluluktan ağlamanın ne olduğunu yaşadığım ilk an. Hemen doktora tabi her şey güzel, bebek keseye tutunmuş düşük riski yok ama benim kulaklarım duymuyor doktoru çünkü, yaşanmış bir kaybım ve hala taze yaralarım var.

İlk 3 ay öylesine zordu ki; onu kaybetme korkusu, aş erme, her şey pis kokuyor, sürekli yorgunum ve uykum var üstelik hamile gibi de görünmüyorum. Hayalimdeki gebelik hiç böyle değildi. Fakat o 3 ayın sonunda birden mucize gibi kötü olan ne varsa bitti hamile gibi de görünüyordum daha ne isterdim ki. Doğuma yakın kontroller sıklaşmıştı ve kızım halâ doğum pozisyonu almamıştı üstelik suyu da azalıyordu ama benim içimde korku yoktu bugüne kadar gelmiştik ya.

Tam 38 haftalık olmuştu ve akşam üzeri kontrole gitmiştik muayene esnasında doktorumuzun yüzünde bir tedirginlik belirdi bende ilk defa o an korku hissettim yüreğimde. Suyunun ciddi anlamda azaldığını ve en geç yarın öğlen bebeği alması gerektiğini söyledi. Hayatımda ilk defa endişe, korku, heyecan, merak, mutluluk, sabırsızlık hepsini bir anda hissettim.Tahmininiz üzere o gece geçmek bilmedi sabaha uykusuz ama nasıl olduysa dinç uyandım. Aynı gezmeye gidiyor gibi çantamızı arabaya yerleştirdik ve hastaneye doğru yola çıktık. Hayalimdeki doğuma gidiş senaryosu bu değildi ben sancılar içinde bağırarak ağlayarak gideceğimi sanıyordum ama açık söylemek gerekirse buda fena değildi. Odamıza çıktık, ameliyathane hazırlanıyordu ve ben odadaydım. Çok yakın iki dostum geldi ben yatakta ameliyat önlüğü ile yatıyorum onlar doğumu kaçırdıklarını düşünmüşler, toplamda 8 kg almıştım evet haklılardı. Oradan bakınca doğum yapmış gibi görünüyordum.

Ameliyathaneye giderken çok karmaşık hisler yaşıyor insan bebeğine kavuşacak olmanın heyecanı ve mutluluğu ama aynı zaman da asansör kapısında bıraktıklarınızı bir daha görememek endişesi düşüyor insanın yüreğine. Eşim annelerim dostlarım halam birde yanımda olamayan ama kalplerinin benim için attığını hissettiğim babalarım ve görümcem. Bu arada doğumum epidural sezeryan ile gerçekleşti. Doğumun her anında bilinçliydim fakat hafif bir sersemlik vardı doktorumuzla sohbet halindeydim ve sonunda avuçlarının içinde işte kızınız dedi bir an çok korktum çünkü kolları bacakları kafası bir aradaydı susuz kaldığı için öyle toplanmış bir tür kendini koruma mekanizması gerçekleştirmiş. Korkma gayet sağlıklı sözünü duyduğum da benden mutlusu yoktu. Yine ameliyathanenin içinde muayenesi yapıldı, pudralandı ve yeşil bir örtüyle bana geldi. Öpüştük koklaştık dokunduk birbirimize mutluluktan ağlarken ebemize “bu benim mi” diye sorduğumu hatırlıyorum  “evet bu küçük kız senin” dedi. “Şimdi onu odanıza götürüyorum seni orada bekleyecek” dedi. “Hayır gitmesin yanımda kalsın” dedim inatla doktorumuz “ama burada üşür hem babası da onu bekliyor o da görsün” dedi gönülsüz de olsam mecbur kabul ettim.

Odaya çıktığımda eşimin gözlerinden sonra ilk gördüğüm şey beşikte yatan küçük yüzlü minik burunlu iri gözlü güzel bir bebekti hem de benimdi. Tebrikler ilk emzirme merasimi derken oda da onunla yalnız kaldığımda kucağımda o savunmasız haline bakarken anneme dönüp “sen beni nasıl sokağa çıkardın? nasıl okula gönderdin? ve beni nasıl evlendirdin?” diye sorduğumda canım benim sadece gülümsedi. Biliyorum zamanı geldiğinde bunların hepsini bende yapacağım ama onu kucağınıza aldığınız ilk an mümkün değil gibi görünüyor.

Şimdi kızımız Zeynep 20 aylık ve iki ay sonra o bir küçük abla olacak. Oğlum Hamza’nın da doğum hikayesini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Ve bir teşekkür hayatımın anlamı İbrahim’e;
Bu güne kadar bana gösterdiğin sevgi, saygı, ilgi, hoşgörü, merhamet ve desteğinden dolayı sana minnettarım. Eşin olarak ben ve evlatların sana sahip olduğumuz için çok şanslıyız iyi ki varsın sevgilim.

Özlem Ergenç

Anneler Günümüz Kutlu Olsun

Standard

 

Mothers-Day-Flyer-A5-2012.pdf-Adobe-Reader-1698-x-1131

Anne olmak zor zanaat fakat bir o kadar da keyifli…

Anne olmadan önce ki ben ile, anne olduktan sonra ki ben arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyorum 17 aydır. Anne olmadan önce zamanım şimdiki gibi değerli değildi, ama şuan o kadar değerli ki bunu tahmin edemezsiniz. Oğlumla geçirdiğim tek bir saniye bile bana çok keyif veriyor. Anne olmadan önce neden cennet annelerin ayaklarının altındadır diye düşünüp dururdum, şuan bu cümleye o kadar aşinayım ki… Gerçekten de cennet annelerin ayaklarının altındaymış…

Babasız büyüyen ama annemin varlığını doyasıya yaşayan bir evladım. Annemle anne-kızdan çok iki arkadaş gibiyiz ve bu beni çok mutlu ediyor. Benim bu hayattaki en iyi arkadaşım, sırdaşım, dert ortağım annem. Allah’ım onu benim başımdan ve kardeşimin başından eksik etmesin (Amin)  

Büyüdüm, sevdim ve bende anne oldum. Her kadın doğuştan annedir zaten ben evlenmeden önce kendimi hiç anne olmuş hayal etmedim, yazık etmişim 🙂 

Şimdi benim dünyalar tatlısı bir oğlum var. Hamileliğimi öğrendiğimde hep bir kızım olsun diye dualar etmiştim ne kadar bencillik etmişim. Allah’ım bana sağlıklı, eli ayağı düzgün bir erkek evlat verdi, ne kadar şükür etsem azdır.

Oğlum peşimde anne,anne,anne diye dolanınca kendimi dünyanın en şanslı insanı benmişim gibi görüyorum. Ne kutsal kelimedir ”Anne” . Canından can verirsin, yemez yedirirsin, fedakarlıklar yaparsın çünkü annesin…  Annelik söz konusu olunca o kadar çok şey yazabilirim ki sayfalar yetmez. Şuan oğlum gözümün içine bakıyor sevgiyle ve ben yine şükrediyorum ”Allah’ım iyi ki beni kadın olarak dünyaya getirdin, iyi ki annelik gibi bir mesleği bana kutsal kıldın. İyi ki eşimle tanıştım ve iyi ki onu sevdim ve iyi ki bu aşkın meyvesini oğlumuz yaptın”…

Başta  Annem, Kayınvalidem ve Tüm Annelerin Anneler Günü Kutlu Olsun… İyi ki Anneyiz…

 

Sevgiler