Category Archives: Çocuk Sağlığı ve Gelişimi

Emine Ergün İle Disleksi (Öğrenme Bozukluğu) Hakkında

Standard

image

1-Disleksi (Öğrenme Bozukluğu) nedir?

Disleksi öğrenme bozuklukları içinde okuma ve yazma bozukluğu olarak ifade edilen bir türdür. Disleksi olan çocuklarda ya da yetişkinlerde zeka geriliği yoktur ama okuma, yazma, matematik alanlarında sorun yaşayabilirler.

2-Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Disleksinin okul öncesindeki belirtileri şöyledir:
•Kelimeleri yanlış söyleme ,
•Kafiye bulmakta güçlük (masa-kasa vs)
•Oyunları sürdürememek, çabuk sıkılmak,
•Çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada güçlük,
•Ayakkabılarını ters giyme,
•Daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama
•Taşırmadan boyama yapamama,
•Bisiklete binememe,
•Kendi ilgi alanı dışındaki aktivitelere karşı isteksizlik,
•Benzerlikleri fark edememe,
•Sağını solunu karıştırma,
•Sıraya koyma güçlüğü,
•Renkleri öğrenememe, karıştırma…

Disleksinin ilkokul dönemindeki belirtileri ise şunlardır:
•Okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması,
•Bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)
•Yavaş okuma,
•Bazı harfleri yazarken ve ya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,2-5)
•Tersten yazma (ismini Ahmet yerine temhA)
•Kelimenin sonlarını uydurarak okuma,
•Okumaya karşı isteksizlik,
•Yazma ödevlerinden kaçınma,
•Yavaş yazma,
•Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma,
•Ödev yapmak istememe,
•Sık dört işlem hatası yapma,
•Çarpım tablosunu öğrenememe,
•Kendine göre yollar üretme,
•Eldeleri unutma,
•Alfabeyi sırasıyla sayamama,
•Beden eğitiminde başarısız olma (koşma,top tutma)
•Yanlış yapmaktan korkma,
•Sağını solunu karıştırma,
•Yıl, ay, gün gibi kavramları karıştırma (hangi mevsimdeyiz denince Mayıs diye yanıt verir).

image

3-Bir İnsanın Disletik Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Disleksi okul öncesi dönemde pek fark edilemez. Genellikle ilkokul döneminde fark edilir. İlk belirtileri okuma yazma öğrenme süreçlerindeki sıkıntı ile kendini gösterir. Çocuk arkadaşlarından daha yavaş öğreniyor ve geride kalıyordur. Temelde öğrenmeme sorunu yoktur, öğrenir ama öğrenme hızı yavaştır ve genelleme yeteneği daha azdır.

4-Disleksinin Türleri Var mıdır? Varsa Nelerdir?

Disleksinin 3 temel türü vardır.
1.Disleksi: Okuma bozukluğu olarak tanımlanır
2.Disgrafi: Yazılı anlatım bozukluğudur.
3.Diskalkuli: Matematik becerilerini öğrenme ile ilgili bozukluktur.

5-Disleksi İçin Hastalık Diyebilir miyiz?

Disleksi bir hastalık değildir, ilaç tedavisi de gerektirmez. Disleksi olan bazı çocukların ilaç kullandığı gözlenebilir, ancak bu ilaçlar disleksiyi tdavi etmek amacıyla verilemez. Bazen disleksi tablosu ile birlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite de görülşebilir. Dolayısıyla bu ialçla DEHB tedavisi için verilen ilaçlardır. Disleksi için en geçerli ve etkili yöntem birebir eğitimdir.

6-Disleksi İçin Neden “Dahilerin Hastalığı” Denir?

Disleksi olan çocukların ortak özelliklerine baktığınız zaman aslında birçok alanda başarılı olduklarını görürsünüz. Hatta bazı noktalarda disleksi belirtileri ile üstün yetenekli çocukların gösterdiği belirtiler benzerlik gösterebilir. Disleksi olan kişiler genellikle okuma, yama ve matematik alanlarında sorun yaşarlar. Onun dışındaki birçok alanda başarılıdırlar. Disleksi olan ünlülere baktığımızda da zaten benzer tabloyu  görebiliyoruz. Albert Einstein, Tomas Edison, Leonardo Da Vinci, Walt Disney disleksi olan ünlülere örnektir.

image

image

image

image

7-Disleksiye Sebep Olan Etkenler Nelerdir?

Disleksi bireyin içsel özelliği olup, merkezi sinir sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı varsayılmakta ve yaşam boyu sürebilmektedir.
Ancak bireyin öğrenmesini etkileyen bir takım etmenler belirlenmiştir. Bunlar:
•Beynin hatalı işleyişi,
•Biyo-kimyasal bozukluklar,
•Kalıtım ve çevresel etmenler (Duygusal bozukluk, motivasyon eksikliği, yetersiz öğretim etmenlerinden de söz edilebilir.).

Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkmasının nedenleri;
•Doğum öncesi (yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanma…),
•Doğum sırasında (uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anomalileri…),
•Doğum sonrası (doğumdan sonra nefes alana kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta ateşli hastalık, başa hızlı darbe…)
•Kalıtsal (ailelerde öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin de olması) etmenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir.

8-Disleksi Tanısı Konulan Çocuğa Ebeveynler Nasıl Davranmalıdır?

Anne babalar öncelikle durumu kabul etmelidir, yoksa çocuyklarına faydalı olamazlar.
Aile öğretmen işbirliği çok önemlidir, öğretmenlerini durumdan heberdar etmelidirler.
Çocukları için gerekli özel eğitim sürecini zaman kaybetmeden başlatmalıdırlar.
Çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamamalıdırlar.
Çocuklarını iyi tanımalı, onlardan kapasitelerinin üstünde beklenti içinde olmamalıdırlar.
“İstesen yaparsın da senin canın istemiyor” gibi ifadeler yerine “Sana güveniyorum, sen yaparsın” gibi motive edici ifadeler kullanmalıdırlar.
Sabırlı, tutarlı ve kararlı davranmalıdırlar.
Eğer çocukta dikkat eksikliği ve hiperktivite bozukluğu tanısı da varsa ve ilaç verildiyse ilacı verilen dozda ve şekilde düzenli olarak kullanmalıdırlar.

9-Disleksi Testi Nasıl Yapılır?

Disleksi testi çocukla birebir uygulanarak yapılır. Test içinde çocuğun yapmak istemediği ya da reddettiği sorular varsa bunlar aileye de sorulabilir. Okul öncesi, ilkokul ve yetişkinlere yönelik farklı test materyalleri vardır.

10-Disleksi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir?

•Disleksi bir hastalık değildir
•Disleksi için ilaç tedavisi verilmez.
•Disleksi bir zeka geriliği değil, bir öğrenme güçlüğüdür.
•Disleksi olan çocuklar üstün yetenekli değildir. Sadece bazı özellikler açısından bu tarz çocuklarla benzerlik gösterebilirler.

Çocuklar ve Oyun

Standard

image

“Oyun hayattır!” Çocuklar oyun yoluyla, hem dünyayı ve kendilerini ifade etme yolunu keşfederler hem de hayatları boyunca ihtiyaç duyacakları yeteneklerini ve becerilerini geliştirirler. Oyun bir çocuğa hareket koordinasyonundan duyu gelişimine, iletişimden eğlenceye kadar pek çok fayda sağlar.

Doğruyu söylemek gerekirse Aras’la birlikte çeşitli aktivite yapmıyoruz fakat birlikte oyunlar oynuyoruz. Örneğin, birgün oynadığı tüm oyuncakları kaldırıyoruz ve 1 saat sadece lego ve piramitle oynuyoruz. Hem renkleri öğreniyor, hemde birşeyler üretiyor. Yaptığı şekillere oda seviniyor ve kendini alkışlayıp bizede alkışlatıyor. Yaptığı her şekile mutlaka isim takıp, onun muhteşem birşey olduğunu anlatıyoruz. Çocuğu yaptıklarıyla yüreklendirmek onları özgüven sahibi ve mutlu bir birey yapar. Çocuklar için “oyun hayattır!” dedik. Onları başınızdan kovmak yerine, birlikte resimler yapıp o resme hikaye yazabilirsiniz. Oyun çocukların sosyalleşmesine de katkı sağlar. İleride iletişimi güçlü, hareket koordinasyonu yüksek bir birey olabilmesi için onların hayatında oyunun ve doğru oyuncak seçiminin büyük katkısı vardır.

 

Çocuk-Gelişimi-Ve-Oyun

 

Oyun ne kazandırır?
• Oyun çocuğun olumlu kişilik geliştirmesini sağlar.
• Oyun yoluyla çocuk hayal ve gerçek arasında ayrım yapmayı öğrenir.
• Oyun çocuğa topluluk karşısında sıkılmadan konuşma becerisi kazandırır.
• Düzgün ve etkileyici konuşma becerisini geliştirir. Kelime dağarcığını geliştirir.
• Oyun çocuğunuzun vücudunda denge unsurunu geliştirir.
• Oynanan oyunlar çocuğun problem çözme becerisini arttırır, tahmin edebilme becerisini ve yaratıcılığını geliştirir.

Sevgiler
Anne Ansiklopedisi

Çocuklarda Kusma

Standard
Çocuklarda Kusma

Çocuğu 9 ay kusmuş bir annenin en zor dönemlerini okuyacaksınız şimdi…

Henüz daha 40’ı çıkmamıştı Aras kusmaya başladığında. İlk kez anne olduğum için etrafımda ki tecrübeli annelerin ve büyüklerin teşhis koymaları gecikmedi…

“Reflü bu çocuk,göğsünü üşütüyorsun soğuk alıyor”… vs hayır efendim öyle değil… Bir anne ne kadar tecrübesiz olursa olsun, çocuğunu en iyi tanıyan ve bilen odur. Lütfen büyükler taze annelere bu kadar karışıp müdahale etmeyin. Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz? Kaldı ki, internet elimizin altında ve bir dünya hastane ve doktorlar var.

Defalarca farklı doktorlara götürdük. Hiç bir hastalığı çıkmadı. Tek sebep sütümün çok yağlı olması ve Aras’ın onu hazmedememesi! Aras günlük alması gereken anne sütü miktarını fazlasıyla geçtiği için,doyduğu kadarını sindirip fazlasını kusuyordu.

Sağlıkla ilgili kısmı hallettik fakat bir de madalyonun diğer yüzü var. Oda bir annenin çaresizliği! Kustuğu için temiz ve yeni kıyafetler giydiremiyordum. Dışarı çıkmak istemiyor, misafirliğe gitmek istemiyordum.
Kendim özenip giyinip onuda giydirip bir yere gidecek olurduk yarım saati geçmezdi, temiz kalmak.

Size bir de anımızı anlatmak isterim, kış günü 4.ay kontrolü için aile hekimine gidecektik. Hazırlandık. Aras’ı kucağıma aldım ve asansöre bindik. Oluk gibi kustu! Geri çıkmak yerine öyle kusmuklu bir şekilde gitmek zorunda kaldım.

Hergün çamaşır yıkanır, günde en az 3 kere kıyafet değiştirirdim. Bu böyle 9 ay sürdü ve 9.ayın başlarında kendiliğinden kesildi. Eski kıyafetlere bakınca hala lekeleri duruyor anı olsun artık 🙂

Kusan çocuklar için tavsiyelerim şunlar; kesinlikle yastık kullanın,yan yatırın ve mutlaka gazını çıkartın. Eğer bir rahatsızlığı yoksa bu tavsiyelerim sorunu kökten çözmüyor ama en aza indiriyor.

Sevgiler

Aras’ın Pedagog Kontrolü

Standard

IMG-20140918-WA0012

Uzun zamandır evimizde Aras’ın huysuzluğu baş roldeydi. Artık hem ben hemde o işin içinden çıkamaz olmuştuk. Bende tahammül kalmamıştı ve bir gün ailemizle toplandığımız gün sinir krizi geçirmemle artık bir uzmana görünmekte fayda olabileceğine karar verip hemen bir psikiyatr araştırmasıyla çocuk ve ergen psikoloğu Esra Bulanık’a randevu alıp gittik.

Detaylı bir şekilde sohbetimizi size anlatmak istiyorum;

Doktorun önünde iki sayfalık bir kağıt vardı. Öncelikle  Aras’ın adını, yaşını, doğum şeklini sordu. Daha sonra benim ve eşimin yaşlarımızı, öğrenim durumumuzu, mesleğimizi sorup ailemizde ve Aras’ta herhangi bir hastalık olup olmadığını sordu. Notları alınca şikayetimizin ne olduğunu sordu ve anlattık. Açıkçası ilk gittiğimde kafamdaki soru işaretleri yanıtlarını bulmadı, yani pek bir sonuç alamadık. Esra hanım bizi perşembe günü (18 Eylül 2014) pedagog gözetiminde “Denver Testi” denilen diğer adı gelişim testine yönlendirdi. Ve şunu söyleyebilirim ki, bu Denver Testini her anne babanın çocuklarına mutlaka yaptırması gerekiyor.

denver

İki gün bekledikten sonra Çocuk Gelişimi Uzmanı Buket Akın’a doğru yola koyulduk. Araştırdığımız kadarıyla nasıl bir test ile karşı karşıya kalacağımızı biliyorduk. Yine sorularla başladık konuşmaya. “Şikayetiniz nedir?” diye sordu ve huysuzluğunu anlattım doktora, oda “Aras’ın kaç aylık olduğunu” sordu ve “normal” dedi.

Kısaca bana sorduğu sorular şu yönde oldu;

Kullandığı kelimeleri, Ce ee oyununu biliyor mu?, Siz ev işi yaptığınızda sizi taklit ediyor mu?, Seslendiğinizde bakıyor mu? Vs. gibi. Daha sonra küçük bir çanta çıkartıp Aras’a “sandalyeye yanıma oturur musun?” dedi ve Aras’ta oturdu. Kare şeklinde ve değişik renklerde küpler çıkardı ve Aras’tan üst üste dizmesini istedi düzgün bir şekilde üst üste koydu ve babasıyla hayretle izledik çünkü, biz bu tarz sorular sorduğumuzda canı istemedikçe yapmıyor. Daha sonra çantadan bardak çıkardı ve küpleri içine atmasını söyledi onuda eksiksiz yaptı. Ufak bir şişe ve bir adet siyah kuru üzümü şişenin içine atıp Aras’tan üzümü çıkarmasını istedi onuda yaptı. Ufak bir et bebek çıkartıp Aras’tan bebeğin burnunu ve gözünü göstermesini istedi ve Aras orada tıkandı yapamadı. Tenis topuyla oynadılar. Zıpladılar ve kovalamaca oynadılar. Tek sorunumuz bebekteki duyu organlarını gösterememesi oldu. Çığlık atmasının sebebi konuşup derdini anlatamadığı için o şekilde ifade ediyor kendini dedi ve onunla sürekli oyun oynamamız gerektiğini söyledi.

IMG-20140918-WA0023

IMG-20140918-WA0022

Birkaç tavsiyede bulundu; yere örtü serip ufak kaplar ve kaşıkla bulgur,nohut gibi şeyleri bir kaptan bir kaba aktarma oyunu oynayabileceğimizi söyledi. Veya yine bir kaba su doldurup kaşıkla diğer kaba su aktarabilirsiniz gibi örnekler verdi.
Tam gün kreş için henüz erken olsa da yarım gün oyun gruplarına gönderebileceğimizi ve eğer okula adapte olup severek gidiyorsa 2,5 yaşında tam güne çıkarabileceğimizi söyledi. Her şeyden önemlisi televizyonu hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini söyledi, bu çocuklarda konuşma geriliği, sosyalleşememe ve algı eksikliğine yol açıyormuş. Test bitiminde dosyamıza sonucu ekleyip 3 ay sonra tekrar görüşüp gözlemleyelim dedi ve ayrıldık.

Gerçekten bunca zaman boşuna beklemiş ve sinir krizlerine girmişim. Çok şükür Aras’ta ciddi bir sorun yok sadece biraz fazla ilgi bekliyor. Gereken bütün ilgiyi vermeye hazırız. Tüm anne babanın mutlaka gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Huysuz çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiği hakkında çok faydalı bilgiler veriyorlar. Biz artık televizyonu hayatımızdan yemek saatleri dışında çıkardık. Onun yerine bol bol vakit geçiriyoruz ve parka gidiyoruz. Bu aralar parmağıyla bazı nesneleri gösteriyor ve bende en ince ayrıntısına kadar ne olduklarını anlatıyorum. Hastane dönüşünün ertesinde bay bay yapmayı bile öğrendi 🙂

Çocuğum konuşamıyor, geç öğreniyor gibi şeylere takılmayın sevgili anneler, her çocuğun kendine özgü bir kapasitesi ve algılama gücü vardır. Veya ailenizden birinde genetik bir huyda olabilir. Eğer ayına göre belli hareketler yapmıyor, sesler çıkartamıyor ve kelimeler söylemiyorsa o zaman ciddiye alıp bir uzmana danışmakta fayda var.  Azıcık sabır ve bir uzman yardımıyla bunun üstesinden gelmek çok basit.

Sağlıklı ve mutlu günler…

Sevgiler

18. Aya Dikkat!

Standard

Happy-Baby-PhotoBebeğinizin gelişim özelliklerini ay ay bilip takip ediyor musunuz?
Uzmanlar bu takiplerde en önemli ayın 18.ay olduğu konusunda birleşiyor. Zira 18 aylık olan bir bebeğiniz hala birkaç kelime konuşamıyor, göz teması kuramıyor ve seslenildiği zaman bakmıyorsa otizmden şüphelenmek gerekiyor.
Her 150 kişiden birinin otistik olduğu ülkemizde genellikle anne babalar ‘’Ben de geç konuşmuşum’’ veya ‘’Annesi de küçükken böyleymiş’’ gibi bahanelerin ardına sığınarak bu sorunu öteleme eğilimine giriyorlar. Oysa gelişimsel yetersizlik ve nörolojik bir bozukluk olan otizmin, ilk iki yıl içinde belirtileri ortaya çıkıyor. Diğer çocuklara göre daha az gülen, göz teması kuramayan, dil gelişiminde problem yaşayan çocuklar bu tehlike ile karşı karşıya olabilir. Eğer çocuğunuz iki yaşına ulaşmış ve hala 10 kelime söyleyemeyip, 50’ye yakın kelimeyi anlayamıyorsa da bebeğinizi bir uzman doktora götürüp otizm açısından testlere tabii tutmanız gerekiyor.
Araştırmalar otizmin erkek çocuklarda kızlara oranla 3-4 kat daha sık görüldüğü sonucunu ortaya koyuyor. Otizmin kesin bir tedavisi yok elbette ama erken teşhis sayesinde otizm ile birlikte görülebilen dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, takıntılı davranışlar gibi problemlerin tedavisi mümkün olabiliyor.

Çocuğunuzda anormal gördüğünüz bazı davranışlar gözlemliyorsanız doktorunuza danışmaktan kaçınmayın.

 

Sevgiler

Anne Sütü ve Arttırma Yolları

Standard

emzirenanneSağlıklı bir bebek için en iyi besin ilk 6 ay yalnızca anne sütüdür…

Doktorlar bebeklerin gelişimi için ilk 6 ay yalnızca anne sütünü öneriyor. Peki ya süt bebeğe yetersizse?

Her anne bebeğini emzirmeyi ister. Doktorum Aras’ ı doğar doğmaz daha göbek kordonunu kesmeden göğsüme yatırdı kokumu tanısın diye. O an neden böyle bir şey

yaptığını idrak edememiştim fakat şimdi çok iyi anlıyorum.

Hamilelik dönemi boyunca annenin göğüsleri doğacak bebeği için gerekli sütü üretecek bir fabrika haline gelir. Meme hacim olarak büyür ve daha çok kanlanır. Bir annenin bebeğine doğumundan sonra ki en büyük mucize anne sütü. Emzirmek hem anne için hemde bebek için oldukça sağlıklı. Bebeği ishal, solunum yolu enfeksiyonu ve çeşitli hastalıklardan korur. Annenin ise göğüs ve rahim kanseri olma riskini azaltır.

Gelelim süt yapıcı besinlere;
Doğumumdan sonra çevremdekiler bana sürekli süt yapıcı yiyecek ve içecekler yapıyordu. Gerçekten de çok faydasını gördüklerimde oldu. Örneğin size şunları önerebilirim;
~ Dereotu
~ Taze soğan
~ Kıvırcık
~ Bulgur Pilavı
~ Yeşil Mercimek
~ Nohut
~ Hurma
~ Tahin Helvası
~ Ayva Kompostosu
~ İncir Kompostosu
~ Yoğurt
~ Süt
1379253825_sebze-meyve-3Bunlar benim deneyip kesinlikle faydasını gördüklerim. Bunun yanında günde en az 3 litre su tüketimi de sütü arttırıcı bir diğer unsur. Ve tabii ki ilk aylarda sık sık emzirmekte anne sütünü arttırır. Yukarıda bahsettiğim ayva kompostosu fazla tüketildiğinde kabızlığa yol açıyor, bunu dengelemek için kuru ıslatılmış kayısı tüketebilirsiniz zira kayısının da süt arttırıcı özelliği bulunmakta.
Hamileyken araştırma yaparken nar ve maydanozun süt kesme özelliğinin olduğunu öğrendim ve aşırı tüketmekten kaçındım. Sütü arttıran besinler olduğu gibi azaltanlar da var tabii.

Aras şuan 14 aylık ve hala anne sütü alıyor. 6. aydan sonra ek gıdaya geçiş yapsakta oğlum yemek yemekten daha çok anne sütünü seviyor (maşallah demeyi ihmal etmeyin) 🙂 Anne-Sütü

Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütü ile, 6 aydan sonra 2 yaşına kadar da ek gıdalarla birlikte anne sütü verin.

Unutmayın ki; anne sütü anne-bebek arasındaki bağları da güçlendirir.

Bütün Annelere bol bol süt, bebeklere de bol bol iştah dilerim 🙂

 

Sevgiler

 

Doğumsal Kalça Çıkığı ve Tedavisi

Standard

12-newborn-baby-photography-torontoBebekler için önemli bir diğer konu ise şüphesiz ki kalça çıkıklığı… Önlem alınmaz ise ileri ki yaşların da çok daha kötü sonuçlar doğurabilir.

Aras doğduktan sonra doktorumuz 1 ay sonrası yani Aras 1 aylık olunca bizden kalça ultrasonu istemişti. Aras 1 aylık oldu ve ultrasonu çektirmek için hastaneye gittik. Ultrason çekildi ve sonucu bizi çok üzmüştü. Doktor kemiklerinin tam gelişmediğini çift bez tedavisi uygulayacağımızı, bacaklarını sürekli omuz hizasında açık tutacağımızı ve 1 ay sonrasına tekrar USG çekeceklerini söyledi. Hastaneden çıkınca çok üzgün ve çaresizdik. Eve gelir gelmez çift bez tedavisini uygulamaya başladık. Yattığı her an bacaklarını omuz hizasında açıp arasına minder koyuyordum. Yakınlarımız doktorların yanılabileceğini kesinlikle kalça çıkığının olmadığını söylese de, ben ve eşim çok üzülüyorduk. Aras kış çocuğuydu ama düşünün altı çift bez bağlı ve 2 kat kıyafet içinde. Beli, poposu kısaca belden altı pişik içindeydi kuzumun. Altını değiştirmeye içim el vermiyordu ve 1 ay dayanamadan bıraktım çift bez tedavisini. Öyle böyle derken 1 ay geçti ve ikinci ultrason günü geldi çattı. Dualar ederek. korku ve endişeyle düştük hastane yollarına. Ultrason çekildi ve kalça çıkıklığının olmadığını, 1 aylık bebeklerde bu durumun çok net anlaşılamayacığını söylediler.Kesinlikle bebeklerinize kundak yapmayın ve banyodan sonra bacaklarından tutup baş aşağıya sallamayın. Bırakın eski insanlar eskiden ne yapmışsa yapsınlar. O sizin bebeğiniz ve onun için en iyisini siz bilirsiniz. Unutmayın! genetik olmadığı sürece kalça çıkıklığının bir diğer etkeni ise kundak ve bebeği ayaklarından sallamak. Sevgili Anne ve Babalar lütfen bunu ciddiye alıp bebeklerinize bu ultrasonu ihmal etmeden çektirin. Üstelik devlet hastaneleri de bu ultrasonu çekiyor.

Doğumsal kalça çıkığı nedir, nasıl anlaşılır,tedavisi nedir Medical Park Hastanesinin derlemiş olduğu bu yazıyla inceleyelim;

Doğumsal Kalça Çıkığı Nedir?

Bebeklerin bir kısmının kalça ekleminde çıkığına yol açan sorunlar olabilir. Diğer bir deyişle uyluk kemiğinin üst ucu kalça ekleminin kapsülünden dışarı çıkabilir. Bebeğinizde böyle bir sorun olması durumunda bunun erken tespiti ve tedavisi son derece önemlidir.

Doğumsal kalça çıkığı 800 yeni doğan bebekten birinde görülür. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik, hormonal, mekanik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Bebeklerin yüzde 40’ında çift taraflı çıkık mevcuttur. Kızlarda erkeklere oranla altı kat daha sık görülür.

Kundaklama, bebeği ayaklarından tutarak baş aşağı sallama gibi uygulamalar eğilimi olan bebeklerde kalça çıkığına yol açabilir. Bu nedenle böyle geleneksel uygulamalardan kesinlikle kaçınmak gereklidir.

Doğumsal Kalça Çıkığı Açısından Riskli Bebekler Kimlerdir?

  • Ailede veya yakın akrabalarında kalça çıkığı mevcut olanlar. Bu durum mutlaka doktora bildirilmelidir.
  • Makat gelişi ile doğan bebekler veya anne karnında gebeliğin sonuna kadar başı yukarıda olacak şekilde kalan bebekler.
  • Boynunda bir yana doğru doğumsal eğrilik ”Tortikolis” olanlar.
  • Ayaklarında doğumsal ortopedik şekil bozuklukları olanlar.

Doğumsal Kalça Çıkığı Nasıl Tespit Edilir?

Kalçada mevcut olan bir sorunu bakar bakmaz görmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle doktorunuz kontrol muayeneleri sırasında her defasında bebeğinizin kalçalarını da muayene edecektir.

Doktorunuz bebeğinizin kalçalarını muayene ederken uyluk kemiklerini nazikçe çekerek ve iterek kalça ekleminde gevşeklik olup olmadığını tespit eder. Daha büyük bebeklerde bebeğin bacaklarının kolayca açılıp açılmadığını kontrol eder.

Eğer bebeğiniz yeni doğan ise ve sorun çok ciddi değil ise iki hafta sonra tekrar kontrol muayenesi yapılacaktır. Ancak sorun daha ciddi ise veya kontrol muayenesinde de bir sorun tespit edilirse doktorunuz sizi ortopediste yönlendirecektir.

Bazen bebeğinizin kalçası ultrason ile görüntülenebilir. Dört aylıktan daha büyük bebekler için ise kalça ekleminin görüntülenmesi için röntgen filmi çekilebilir.

Doğumsal Kalça Çıkığı Nasıl Tedavi Edilir?

Kalçadaki sorunların büyük bir kısmı ”Pavlik Bandajı” ile tedavi edilebilir. Bu bandaj bebeğinizin dizlerini birbirinden ayırarak karnına doğru çekilmesini sağlar. Bu bandaj ile tedavi edilen bebeğiniz her hafta doktorunuz tarafından kontrol edilecek ve uyluk kemiğinin kalça eklemi içerisine yerleşip yerleşmediği gözlenecektir ve eğer yerleşmişse bu bandaj gece gündüz 2-3 ay kadar kullanılacaktır.

Kalça çıkığı olan her yirmi bebekten birinde tedavi için bandaj yeterli olmaz. Böyle bir durumda bebeğinize alçı uygulaması ve bacakların askıya alınması gerekli olabilir. Bazen de kalça çıkığının tedavisi için ameliyat gerekebilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

  • Bebeğiniz kalça çıkığı açısından riskli grupta ise ve ultrasonografi kontrolü yapılmadıysa.
  • Bebeğinizin bacaklarının boyu birbirine eşit değilse.
  • Yürümeye başlayan bebeğinizde topallama fark ediyorsanız doktorunuza başvurmalısınız.

Kaynak: http://www.medicalpark.com.tr/web/163-17600-1-1/medical_park_-_tr/medical_park/saglik_bilgisi/dogumsal_kalca_cikigi_nedir_

10, 11, 12 Aylık Bebeklerle Oynanacak Eğitici Oyunlar

Standard

80403049-thinkstock-bebek-1-2-yas-oyun-mkl

Yeni Anne-Babalar bebek konusunda tecrübesiz ve  çekingendir. Hayatı bu zamana kadar iki kişi yürüttünüz ve artık üçüncü bir bireyin ailenize katılmasına karar verdiniz. Nasıl ki ilk dokunuş ve ilk kucaklayış aile için tedirginlik yaratıyorsa onun en iyi şartlarda en iyi şekilde büyümesini isteriz anne-baba olarak…

Aras artık 11 aylık onunla kaliteli zaman geçirmek adına çeşitli oyun türleri araştırırken denk geldim Anne Koçu  Ahu Hanıma. Anne ve Bebek için kaliteli zaman geçireceğiniz harika bir yazı hazırlamış önce Ahu Hanımın kendisi tanıyalım daha sonra yazısısnı hep birlikte okuyup bebeklerimizle zamanı değerlendirelim,değerlendirirken de bebeklerimizi eğitelim…

1O, 11, 12 Aylık Bebeklerle Oynanacak Eğitici Oyunlar

Paketleme Oyunu

3-4 adet küçük oyuncak seçip onları aleminyum folyo ile paketleyin, bebeğinizin önüne koyun ve sorun “Sence içinde ne var?”.

Sonra onu pakedi açmaya teşvik edin, buna bayılacaktır. Açtıktan sonra bile hem folyo, hem de oyuncak ile oynamaya devam etme ihtimali yüksek.

Kurdele Oyunu

Bebeğinizin çok sevdiği bir oyuncağı seçin ve etrafına bir kurdele bağlayın ve kurdelenin bir ucunu uzun bırakın. Bebeğinize kurdeleyi çekerek oyuncağı kendine yaklaştırabileceğini gösterin. Sonra ondan oyuncağı etrafındaki kurdeleyi çekerek size vermesini isteyin. Bir kaç denemeden sonra bunu tek başına yapabilecektir.

Şimdi işin en eğlenceli tarafı. Oyuncağı kurdelesini görünebilecek şekilde dışarıda bırakarak bir yere saklayın. Bebeğinizden kurdeleyi çekerek oyuncağı bulmasını isteyin. Çok hoşuna gidebilir, tekrar tekrar yapmak isteyebilir.

Sokakta / Parkta

Parka giderken yanınıza boş bir kova alın ve parkta bebeğinizle beraber çeşitli taşlar, yapraklar ve çiçekler toplayın. Onları ellemesini ve hissetmesini sağlayın. Sonra isimlerini söyleyerek beraber tek tek kovaya koyun, sonra boşaltın. Bebeğiniz bu doldurma ve boşaltma işini çok sevip, tekrar tekrar yapmak isteyebilir.

Aynı oyunu evde yine bir kap ve oyuncaklar ile, veya deniz kıyısında taşlar ve deniz kabukları ile oynayabilirsiniz.

Su ve Kaşık Oyunu

Bebeğinizin önüne alçak bir plastik kap, plastik bir bardak ve büyük bir yemek kaşığı koyun. Kabı su ile doldurun. Bebeğinize kaptan kaşıkla su alıp, o suyu bardağa dökmeyi gösterin ve kendisinin denemesine teşvik edin. Daha eğlenceli olsun isterseniz, içine buz da ekleyebilirsiniz.

Ölçü Kapları Oyunu

Eğer mutfağınızda iç içe geçen ölçü kapları var ise, bunlar aynı zamanda hem bebeğinizi oyalamak, hem de küçük ve büyük kavramlarını öğrenmesine yardımcı olmak için harika araçlar. Önce iki kap ile başlayın ve nasıl iç içe geçtiklerini gösterin. Sonra aynısını pratik etmesi için kapları ona verin. İki kabı doğru bir şekilde iç içe koymayı başardığında sırayla diğer kapları verebilirsiniz.

Ayna Oyunu

Bebeğinizi bir aynanın karşısına oturtun veya siz ona bir ayna tutun. O aynaya bakarken, başının ve yüzünün çeşitli yerlerine dokunup isimlerini söyleyin. Ardından isimlerini söylediğiniz yerlere onun dokunmasını isteyin. Alışması biraz zaman alabilir.

Bu oyuna alıştıktan sonra aynı şekilde aynada kendi yüzünüz ve başınıza dokunup yine isimlerini söyleyebilir, sonra ardından isimleri söyledikçe bebeğinizden sizin yüzünüze dokunmasını isteyebilirsiniz.

Tünel Oyunu

Ayakta bacaklarınız açık bir şekilde durun. Önce bebeğinizi bacaklarınızın arasından yardımla tren “çuf çuf” sesi çıkararak birkaç kere geçirin. Bakalım bunun ardından kendisi aynı sesi çıkararak emekleyerek veya yürüyerek geçmeye çalışacak mı?

Denedikçe onu alkış ile teşvik edin. Hatta eline tekerlekli bir oyuncak verip tünelden itip geçirmeye de teşvik edebilirsiniz. Ayakta durmak yorucu gelirse, aynı oyunu büyük bir karton kutunun iki yanını kesip açarak da bir tünel yapıp yine oynayabilirsiniz.

Ayrıca oyuncakçılarda da bu tarz tüneller hazır halde satılıyor.

Yapışkan Bant Oyunu

Büyük boy bir seloteyp alıp, bir parça kopartıp, yapışkan tarafı dışta kalacak şekilde yere koyun ve üzerine plastik bir oyuncağı sıkıca yerleştirin. Sonra bebeğinizden oyuncağı çekip çıkarmasını isteyin. Biraz zorlanabilir ama bu hoşuna gidecektir ve kendiyle gurur duyacaktır.

İtme Oyunu

Bebeğinize yürümeyi öğreniyor olduğu bu süreçte ayakta tutarak itebileceği hafif oyuncakların etrafında olmasını sağlayın. Hatta hafif bir çamaşır sepetinin içine yine hafif yumuşak oyuncaklar koyarak bile ona itebileceği bir oyuncak yaratabilirsiniz.

Onu evin içinde güvenli yerlerde bol bol itmeye teşvik edin. Böylece bol bol denge çalışması yapmış olur.

Sevgilerimle

Not: www.KocAhu.com Blogundan Alıntıdır.

Ahu Tükel – Anne Koçu

Parent Coaching Institute ve Coach University’den aldığı yaşam ve ebeveyn koçluğu eğitimlerini, kendi hayat ve annelik tecrübeleriyle birleştirerek, annelerin hem kişisel olarak, hem de eşleri ve çocuklarıyla daha huzurlu ve mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri için çeşitli çalışmalar yapıyor. Ayrıca haftalık olarak www.KocAhu.com bloğunda anneler için kişisel gelişim ve ebeveynlikle ilgili yazılar paylaşıyor. 2005 doğumlu ikiz kızları, eşi, bloğu, kişisel gelişim ve ebeveynlikle ilgili kitaplarıyla geçirdiği zaman günlük hayatındaki en büyük tutkular.

Görsel

Bebekler’de Pişik

Standard

Aras’a hamileyken en korktuklarım arasında yer alıyordu pişik. Aras doğdu ve  1 haftalıkken pişik oldu,altını değiştirirken içim eziliyordu. Tazecik cildi kızarık içindeydi bu süre içinde  denemediğim yol,kullanmadığım ürün kalmadı hatta zeytinyağı bile 🙂 sağolsun oğlumun pişiğinin çaresi halasında gizliymiş Almanya’dan minik yeğenini görmeye gelirken  ”Penaten’in ürünlerini getirmiş. Önce kullandığımız bezi değiştirdik çünkü bazen her bez her bebeğin cildine uygun olmayabiliyor, daha sonra da halamızın getirdiği aşağıda da resmini görebileceğiniz “Penaten Pişik Kremi” ni oğluşumun poposuna sürmeye başladım ve sonuç mükemmeldi.

966245_1

Artık pişiğimiz kalmamıştı. Her bebeğin cildine her bez uygun olmayacağı gibi her bakım ürünüde her bebeğin cildinde olumlu etkiler bırakmıyor. Zaten tecrübe de öyle kolay kazanılmıyor. Deneye deneye, araştıra araştıra öğreniyoruz anneliği… Pişikli popolara bu kremi deneme amaçlı öneririm.  Kullanmak isteyen anneler için bir not; bu kremi Türkiye’de bulmak oldukça zor, biz internetin faydalarından yararlanarak bir alış veriş sitesinden sipariş verdik. Şansımız varmış ki ertesi gün elimizdeydi 🙂

Pişiksiz Popolar ve Mutlu Annelere Sevgilerle…..