Gülsüm Anne’nin Doğum Hikayesi(konyanneleri)

Standard

BİR ANNENİN DOĞUŞU
   

image

Doğum inanılmaz bir mucize. Normal ya da sezaryen, hangi şekilde olursa olsun her haliyle ve anıyla çok kutsal bir olay. 40 hafta boyunca elini, yüzünü, kime benzediğini, nasıl gözleri olduğunu düşündüğünüz o minicik kalp ile buluşma zamanı. 288 günün sanki hiç bitmeyecek gibi geldiği, oysa hızlıca geçen 9 aylık serüvenin son demi.  O müthiş günümü hatırladıkça istemsiz bir tebessüm konuyor dudak kenarlarıma.
  
Hamile olduğunu öğrenince insan, bir ikilem yaşıyor çoğu kez. Sevinç ve endişe hat safhada oluyor. Ya da ben de öyleydi bilemiyorum.  Kan testi sonuçlarını almayı eşime devretmiştim. Gebesin deseler nasıl sevinecektim, ya da aksi ise nasıl üzülecektim. İçimi de kemiren korkular vardı. Evladıma tam anlamıyla yetecek miydim?  Bu gelgitlerle boğuşurken sonucu eşimden öğrendim. “ Artık ağır kaldırmak, hop oturup hoop kalkmak yok, kendine bizim için iyi bakmalısın “ diye bana nasihat veren baba adayının ne dediğini anlamak birkaç saniyemi aldı sanırım. Kısaca hamilesin Gülsüm. Bu haber beni dünyanın en mutlu insanı yapıverdi, o ikilemler ve yetmeme korkusu aldı başını gitti. 

image

Bulantılar, halsizlik, koltukta uyuyup kalmalar, enerji patlamaları ve heyecanlar derken 39.haftayı bitirdim. Artık aklı başında bir gebe sayılabilirdim, zira bütün hazırlıklarım tamamdı, doğumum için olan donanımı sağlamış, düzenli spor yapmış, her gün 90 dakika yürümüştüm. Her önüme gelen “ aa sen doğuramadın mı daha ?” diyen bütün dostlara gülümseyerek cevap veriyordum, “ e daha vaaar “…

Velhasıl o büyük gün gelmiş çatmıştı, benim haberim yok. Son vakitlerim olduğu için, evimden uzaklarda yürüyüş yapmayıp, site içerisindeki parkta akşamüstü yürüyüşümü de yapıp eve gelmiştim. Telefonum çaldı, arayan eşimdi ve işinden ötürü biraz geç geleceğini söyledi. Her doğum hikâyesinde böyle bir durum vardır sanırım. Telefonu kapattıktan belki 15 dakika sonra nişan bozulması denilen olayın gerçekleştiğini fark ettim. Evvela eşimi daha sonra doktorum Narin hanımı aradım. Eşimin sesi titriyordu “ doktoru ara, sakın bir şey yapmakla uğraşma, seni bilirim sen şimdi evi derler düzenlersin. Bırak her şeyi ve beni bekle .” Oysa bende hiçbir şey yoktu ve ona gülüyordum henüz bir şeyin olmadığını daha doğuma çok olduğunu anlatmaya çalıştım. Elbet nafile. Acele şekilde eve gelen eşim, benden telaşlı ve heyecanlıydı, sürekli kontrol ediyor şunu aldık bunu almadık diyordu. Hastaneye gittiğimizde kontrolde henüz 2 cm açılma gördü ebe. Eve gidip sancıları evde takip etmemizi önerdi. Eşimi de ikna ettik ve doğum çantamızı arabada bırakarak eve geldik. Saat akşam 10 civarlarındaydı. Sancılar hafif şiddetli, bazen uzun bazen çok kısa şeklindeydi. Gece yarısı 12 olana kadar evde durduk. Sancıların bazen artması sebebiyle eşim hastaneye gitmemizin ve orada kontrollü bir şekilde olmasının daha iyi olacağı fikrindeydi. Biz yeniden hastaneye gittik. Sancılarımın henüz sık olmadığı bu vakitte, bir odaya yatışım yapıldı. Kayınvalidemi de aldık odada beklemeye başladık. Gece boyunca ebe kontrole geldi, sancılarımın çok çok olduğunu söylemem. Çünkü doğumun son evresindeki sancılara nazaran bu ağrılar daha az şiddetteydi. Gece boyunca, bilmem heyecandan, bilmem sancılardan dolayı hiç uyumadım. Bir dahaki aklım olsa uyurum. Çünkü doğum enerji isteyen bir eylem. Daha enerjik olabilirdim. Sabah 8-9 civarında odaya kendi akrabalarımdan bazıları geldi. İşin açığı ben doğuma, özellikle ağrıların şiddetlendiği ana herkesin dahil olmasından yana değilim. Eşiniz ve annelerden biri yeterli olacaktır. O anda çok fazla hassaslaşabiliyorsunuz, gereksiz odaya girip çıkmalar, zaten ağrı çekmekte olan sizi oldukça rahatsız edebiliyor.
   
Sabah saat 10.00’dan sonra saate bakabildim mi hatırlamıyorum. Öğlen ezanı okunana kadar ağrı çektim, bir hatırladığım o 3 saatin bana hiç geçmeyişi. Ne zaman bitecek bu sancılar anne dediğimde kayınvalidem öğle ezanı okunsun bak o vakte kurtulursun sabret diyordu. Ebeler gelip kontrol ediyor, doktorum gelip moral veriyordu. Ve doktorumun ve ekibinin mükemmelliğini anlatmam imkânsız.  Karnıma sürülen portakal yağı, kasılmalardaki şiddeti az da olsa dindiriyordu. Doktorum eşimin eline bir yağ tutuşturup belime masaj yapmasını söyledi. Odamda da doktorumun getirdiği mis gibi koku… Bir yardımcı abla ile sıcak su ile yaptığım duş… Bunların faydası oluyordu elbet, lakin sancı bu işte. Hele ki ilk doğum olunca, ne zaman bitecek bilmediğiniz için ağrılarla birlikte bir de kafanızda saatlerce doğuramayacağınız fikri ışık yakıyor.
   
Başından beri doğumumun en doğal yolla olması için doktorumun tabir-i caiz ise başının etini yedim. Suni sancı ve sezaryen asla istemiyorum diye. Ebeler bir iğne yapıyordu ki anında gözümü açıp” suni sancıysa sakın vermeyin sakın” diye herkesi kendime güldürdüm. Rahim açıcı iğne olduğunu söylediklerinde rahatladım. 7 cm açılma olduğunda ise doğum odasına hala almıyorlar dayanamıyorum bana başka yol deneyelim diyerek epidural istedim. Ama nihayet kızım artık gelmeye karar vermiş ki beni doğum odasına götürdüler. Bir yandan da eşime oda süslerini getirip kardeşlerimle süslemeleri gerektiğini hatırlatıyor, fotoğrafçımızı soruyordum. Doğum odasına girdiğimde saat 12.54’ti. Ve 5 dakika içinde kızımı karnıma koydu doktorum. Ezan okunmaya başladı, saat 13.00 ‘ı gösteriyordu. Karnımdaki minik dışarıdaydı şimdi, karnımın üstündeydi boncuk boncuk bana bakıyordu. O an ağzımdan neler döküldü neler, anneliği giyiniverdim aniden üstüme. “Meleğim, canım kızım, güneşim hoş geldin” .Ve yağmur başladı, gök kubbe yerleri kızım geldi diye yıkıyordu resmen.
   
8 Nisan 2014 tarihinden sonra kızım doğumuyla ben de yeniden doğdum. Hem de müthiş bir göreve terfi ederek. Anneliğe…
 
Gülsüm ERİK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s